Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Şubat 2025 › 2023/4011 E., 2025/1080 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/4011 E., 2025/1080 K. (13.02.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/4011
Karar No
2025/1080
Karar Tarihi
13.02.2025
Konu
Tapu

8. Hukuk Dairesi 2023/4011 E. , 2025/1080 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/649 E., 2023/553 K. KARAR : Davalı Vekilinin İstinaf Başvurusunun HMK 353/1-b-1 Maddesi Uyarınca Esastan Reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Denizli 5. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/514 E., 2023/60 K. Taraflar arasındaki kesinleşmiş orman tahdidine dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının, davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacı ... İdaresi vekili dava dilekçesinde; Denizli ili Honaz ilçesi ... Mahallesi ... mevkii 334 Ada 20 parselin olduğu bölgede evvelce sınırlaması yapılmış yerlerde aplikasyon ve sınırlandırma sırasında orman olduğu halde orman sınırları dışında kalan ormanların kadastrosu ile 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 3302 sayılı Kanun'la değişik 2/B madde uygulaması yapıldığını, çalışmanın 26.09.2014 tarihinde askı suretiyle ilan edildiğini ve itiraz olmadığından kesinleştiğini, OS. 1 630, OS. 1 629/7, OS.1 629/6, OS.1 629/5, 3340069, OS.1 630/1 ve OS.1 630 noktaları ile koordinatlandırılmış kısımlarının kesinleşmiş orman sınırının içerisinde kaldığını ileri sürerek, orman tahdit sınırları içinde kalan kısımların tüm şerhlerden arındırılarak tapusunun iptali ile orman vasfı ile Hazine adına kayıt ve tesciline kararı verilmesini istemiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; taşınmazın Cumhuriyetin ilk yıllarında verilen tapulardan beri, uzun yıllardır müvekkilin ailesinin elinde ve tarım arazisi olarak kullanıldığını, arazinin doğal koşullarından da anlaşılacağı gibi iptali istenen alanın hiç orman vasfında olmadığını, pafta ve zemin uyumsuzluğunun olduğunu, açılan davanın Anayasanın 169/4 maddesine aykırı olduğunu, yapılan orman kadastrosu ile belirlenen sınırların zemin yapısına uygun olmadığını ileri sürerek, davanın reddini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... bilirkişi heyet raporu ve tüm dosya içeriğine göre, 766. sayılı Kanunu'nun 46/2 ve 3402 sayılı Kanun'un 22/1 nci maddeleri gereğince 2. kadastronun yolsuz olduğu, dava konusu edilen taşınmazın davaya konu edilen kısımlarının kesinleşmiş orman sınırları içinde kaldığı ve Orman sayılan yerlerden olduğu ..." gerekçesiyle verilen, davanın kabulüne ve Denizli ili Honaz ilçesi ... Mahallesi ... mevkii 334 ada 20 parselde yer alan davalı adına kayıtlı taşınmazın dosyada mübrez ifraz, ekli kroki, orman ve tapulama tespit ve tahdit tutanaklarına göre yeşil renk (B) harfi ile gösterilen orman sayılan kısmın toplamda 1.081,91 m2'lik tapusunun iptali ile orman vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline ve davacı ... İdaresinin dava konusu parsele ait tapu kayıtları üzerinde bulunan haciz ve ipotekler hakkında herhangi bir hüküm kurulmadığı gerekçesiyle tavzih talebinde bulunması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu' nun (6100 sayılı Kanun) 305/A maddesi gereğince (1) nolu hüküm fıkrasının "Denizli ili Honaz ilçesi ... Mahallesi, ... mevkii 334 ada 20 parselde yer alan davalı adına kayıtlı taşınmazın dosyada mübrez ifraz, ekli kroki, orman ve tapulama tespit ve tahdit tutanaklarına göre yeşil renk (B) harfi ile gösterilen orman sayılan kısmın toplamda 1.081,91 m2'lik tapusunun iptaline, iptal edilen kısmın orman vasfı ile tapudaki her türlü takyidat, beyanlar ve şerhlerden (her türlü kısıtlayıcı hak, ipotek, haciz vs.) ari olarak Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline" şeklinde tavzihine ilişkin önceki karar, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; "... davaya konu Denizli ili Honaz ilçesi ... Mahallesi, 334 ada 20 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydında Ziraat Bankası lehine ipotek şerhi bulunduğu ve davacı tarafından şerhin terkinin istendiği, ilgili kurumun davaya katılımının sağlanıp davaya cevaplarının ve delillerinin toplanması, ondan sonra oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken taraf teşkili sağlanmadan karar verilmesinin doğru olmadığı ..." gerekçesiyle kaldırılmış ve dava dosyası yeniden yargılama yapılmak üzere İlk Derece Mahkemesine gönderilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin iade kararır sonrası İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... 766 sayılı Kanunu’nun 46/2 ve 3402 sayılı Kanunu’nun 22/1 inci maddeleri gereğince 2 nci kadastronun yolsuz olduğu, zaman aşımı sürelerinin işlemediği, dava konusu edilen taşınmazın davaya konu edilen kısımlarının kesinleşmiş orman sınırları içinde kaldığı ve orman sayılan yerlerden olduğu, güncel tapu kayıtlarına göre ipotek alacağının kalmadığı ve 18.01.2023 tarihinde 570 yevmiye nolu tapu işlemi ile fek edildiği ..." gerekçesiyle Denizli ili Honaz ilçesi ... Mahallesi, ... mevkii 334 ada 20 parselde yer alan davalı adına kayıtlı taşınmazın dosyada mübrez ifraz, ekli kroki, orman ve tapulama tespit ve tahdit tutanaklarına göre yeşil renk (B) harfi ile gösterilen orman sayılan kısmın toplamda 1.081,91 m2'lik tapusunun iptaline, iptal edilen kısmın orman vasfı ile tapudaki her türlü takyidat, beyanlar ve şerhlerden (her türlü kısıtlayıcı hak, ipotek, haciz vs.) ari olarak Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hükme karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; "... fen, ziraat ve orman bilirkişisi raporuna dava konusu olan parselin 1.081,91 m2’lik kısmının orman olduğu ve tahdit sınırları içerisinde kaldığı, orman kadastro çalışmalarına açılmış bir itiraz davası da olmadığı, orman olan yerin özel mülke konu olamayacağı bu konuda zamanaşımı da işlemeyeceği, İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir usulsüzlük bulunmadığı ...." gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353/(1)-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın uzun yıllardır müvekkili olan davacı ve ailesinin elinde olduğunu, hep tarım arazisi olarak kullanıldığını, yerin doğal şekli ve sınırlarının da orman vasfında olmadığına ama ormana sınır olduğuna işaret ettiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu ve rapora itirazlılarının değerlendirilmediğini, 1953 tarihli hava fotoğrafında dava konusu alanın yeşil ağaçlıklı alan olmadığını, diğer tarım alanları gibi sarı renkte olduğunu, buna rağmen bilirkişilerce hatalı değerlendirme yapıldığını, açılan davanın anayasaya ve mevzuata aykırı olduğunu, orman kadastrosu ile belirlenen sınırların zemin yapısına uygun olmadığını ileri sürerek, hükmün bozulmasını talep etmiştir. Dava, kesinleşmiş orman tahdidine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede 1967-1970 yıllarında yapılan orman kadastro çalışmaları, 1985 yılında tapılıp 1987 yılında ilan edilen 766 sayılı Tapulama Kanunu'na (766 sayılı Kanun) göre yapılan arazi kadastro çalışması, 2013 yılında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'na (3402 sayılı Kanun) göre yapılan 22/A çalışması ve 20.09.2014 tarihinde askıya çıkarılan aplikasyon, sınırlandırılması yapılmamış ormanların kadastrosu ve 2/B çalışması bulunmakta olup, 1985 yılında 766 sayılı Kanuna göre yapılan arazi kadastro çalışmasında dava konusu 340 parsel sayılı taşınmazın 5500.00 m2 yüzölçümü ile tarla niteliğinde tapu kaydına dayalı olarak 06.08.1985 tarihinde ... İl adına tespit edildiği, bu tespite gerçek kişi tarafından itiraz edilmesi üzerine Kadastro Komisyonu tarafından 08.12.1987 tarihli kararla itirazın reddine karar verildiği ve komisyon kararına karşı dava açılmadığından tespitin kesinleştiği ve 3402 sayılı Kanun' un 22/A maddesi çalışmasında dava konusu 340 parsel sayılı taşınmazın 334 ada 20 parsel numarasıyla 6045.50 m2 yüzölçümlü olarak tescil edildiği ve dava konusu taşınmazın satış yoluyla davalıya intikal ettiği anlaşılmaktadır. Somut olayda; dava konusu taşınmazın olduğu yerde ilk orman kadastrosu 1967 - 1970 yıllarında yapıldıktan sonra, aplikasyon, sınırlandırılması yapılmamış ormanların kadastrosu ve 6831 sayılı Kanun' un 2/B maddesi çalışmasına 2012 yılında başlanarak 2014 yılında ilan edilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, yazılı şekilde karar verilmiş ise de, 1967 - 1970 yıllarında yapılan ilk orman kadastrosuna ilişkin çalışma tutanakları, orman kadastro haritası ve işe başlama, işi bitirme ve askı ilanları dosya içerisine alınmak sureti ile bilirkişi raporları denetlenmediğinden ve taşınmazın ilk orman kadastro çalışmasında orman sınırı içinde kalıp kalmadığı, aplikasyon çalışması ile orman sınırları içine alınıp alınmadığı, aplikasyon çalışması ile orman tahdit hattının uyumlu olup olmadığı değerlendirilmediğinden, yapılan araştırma ve incelemenin hüküm vermek için yeterli olduğundan söz edilemez. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır. Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince, öncelikle 1967 - 1970 yıllarında yapılmış ilk orman tahdidi ile 2014 yılında ilan edilen aplikasyon, sınırlandırılması yapılmamış ormanların kadastrosu ve 2/B çalışmasına ilişkin orijinal renkli tahdit haritası örnekleri, çalışma tutanakları, kadastro haritaları ve işe başlama, işi bitirme ve askı ilanları dosya içerisine alınmak suretiyle dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi bilirkişisi, bir harita mühendisi bilirkişisi ve bir fen bilirkişisinini katılımıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Yapılacak bu keşifte, orman sınır noktaları tutanak ve haritalarda yazılı mevki, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu ve aplikasyon tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6 - 7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, ilk orman kadastrosu ile 2014 yılında iken edilen aplikasyon, sınırlandırılması yapılmamış ormanların kadastrosu ve 6831 sayılı Kanun' un 2/B maddesi çalışmasının sınır noktaları aynı ölçeğe çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastro haritasına ve aplikasyon, sınırlandırılması yapılmamış ormanların kadastrosu ve 6831 sayılı Kanun' un 2/B maddesi çalışmasına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde ve aynı ya da yakın orman sınır hatlarında dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde orman ve aplikasyon sınırının her biri ayrı renklerle aynı harita üzerinde gösterilmeli, tutanaklardaki anlatımlar değerlendirilmeli; tutanaklarla tahdit haritası arasında çelişki bulunup bulunmadığı tespit edilerek, çelişki bulunmakta ise çekişmeli parsel yönünden tahdit tutanakları ile haritalar arasındaki çelişki, tahdit tutanaklarına değer verilmek suretiyle giderilmeli; aplikasyon ile kesinleşmiş orman alanlarının değiştirilemeyeceği gözetilerek bilirkişilerden müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak, açıklamalı, krokili rapor alınmalı ve toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır. İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan, istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 675ff2cd73024871 ed926c730cbbcfcf

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Şubat 2025 kararlarının tamamı