Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Şubat 2025 › 2023/2988 E., 2025/1385 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/2988 E., 2025/1385 K. (20.02.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/2988
Karar No
2025/1385
Karar Tarihi
20.02.2025
Konu
Tapu

8. Hukuk Dairesi 2023/2988 E. , 2025/1385 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Van Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1382 E., 2022/1327 K. KARAR : İstinaf başvurusunun kısmen esastan reddine, kısmen kabulü ile davanın kısmen kabulüne İLK DERECE MAHKEMESİ : Şemdinli Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/240 E., 2021/458 K. Taraflar arasındaki tapu iptal ve tescil talepli açılan davada yapılan yargılama sonunda, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Verilen kararın davacı vekili ve davalı ... İdaresi vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacı vekili, müvekkilinin dava konusu olan Hakkari ili Şemdinli ilçesi ... Mahallesinde bulunan 149 ada, 3 parsel sayılı taşınmazın 40 yıldan uzun zamandır maliki olduğunu, dava konusu taşınmazın 02.07.2009 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında orman vasfı ile sınırlandırılmasına karar verildiğini, bu kararın kesinleştiğini, dava konusu taşınmazın orman veya mera olmadığını, Hazine ile bir ilgisinin bulunmadığını, müvekkili tarafından taşınmazın bir kısmının tarım arazisi, bir kısmının da ailesiyle yaşadığı ev, diğer bir kısımın ise hayvancılıkla uğraşması nedeniyle ahır olarak kullandığını, müvekkilinin başka arazi ve evinin bulunmadığını beyan ederek dava konusu mezkur taşınmazın tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İlk Derece Mahkemesince; dava konusu taşınmazda yer alan ve fen bilirkişi raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 11.167,94 m² alanın orman vasfı taşımaması, mahalli bilirkişi beyanları, keşif ve tanık ifadeleri ile davacının kullanımında olduğunun ispatlandığı gerekçesiyle bilirkişi raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 11.167,94 m² alan yönünden davanın kabulüne; fen bilirkişi raporuna ekli krokide (B) harfi ile gösterilen 7.600,21 m² alanın ise orman vasfı taşıması, bilirkişi raporları, mahalli bilirkişilerin beyanları, keşif ve hava fotoğrafları birlikte değerlendirilerek davacının bu alan yönünden ispat külfetini yerine getirmediği, Medeni Kanun'un 713 üncü maddesindeki şartların oluşmadığı gerekçesiyle bu alan yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Verilen karar davacı vekili ve davalı ... İdaresi vekili tarafından istinaf edilmiş. Bölge Adliye Mahkemesince; "Alınan bilirkişi raporlarının dosya mündericatı ile uyumlu olduğu, uyuşmazlığı aydınlatıcı ve denetime elverişli olduğu anlaşılmakla, yerel mahkemece mezkur raporlara itibar edilerek hüküm tesisinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Dosya mündericatından, davacının dava konusu taşınmazın bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen kısmında ev, ahır ve müştemilatın bulunduğu, 1991 yılında TEK İşletme Müdürlüğüne evin müştemilatına ait proje ve kroki ekli olarak abonelik müracaatında bulunduğu, aynı yıl elektrik abone sözleşmesinin yapıldığı, keza dava konusu edilen taşınmazın bilirkişi raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 11.167,94 m² alanın tarım arazisi vasfında olduğu, orman sayılan yerlerden olmadığı, davacının kullanımında olduğu, fen bilirkişi raporuna ekli krokide (B) harfi ile gösterilen 7.600,21 m² alanın ise tarım arazisi vasfında olmadığı, orman sayılan yerlerden olduğu anlaşılmıştır. Bu itibarla yerel mahkemenin esasa yönelik kabul ve takdirinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Bu nedenlerle, davacı vekilinin ve davalı ... vekilinin esasa yönelik istinaf yerinde görülmemiştir. Ancak dosyada iki davalı yer almasına rağmen yerel mahkemece vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin "davalıdan alınarak" şeklinde hüküm kurulmuştur. Hükmün bu haliyle infazında tereddütler hasıl olacağı anlaşılmakla bu yönden yerel mahkeme kararının hatalı olduğu kabul edilmekle, davalı ... vekilinin vekalet ücreti ve yargılama giderlerine yönelik istinaf itirazları yerinde görülmüştür. Ayrıca 2004 sayılı İcra Kanunun 28. maddesi "Taşınmaz davalarında hükümlerin tapu sicil dairesine tebliği" başlıklı 28. maddesi "Taşınmaz davalarında davacının lehine hüküm verildiği takdirde mahkeme davacının talebine hacet kalmaksızın hükmün tefhimi ile beraber hulasasını tapu sicili dairesine bildirir." hükmünü amirdir. Maddede bu şerhin Türk Medeni Kanununun 1010 uncu maddesinin ikinci fıkrası hükmüne tabi olduğu belirtilmiş, 2. fıkrası ise "Taşınmaz davası üzerine verilen karar ileride davacının aleyhine kesinleşirse mahkeme, derhal bu hükmün hulasasını da tapu sicili dairesine bildirir" hükmünü amirdir. Yerel mahkemece, İİK 28. maddesinin 1. fıkrasının ilk cümlesinin mezkur amir hükmü gereğince ve muhtemel hak kayıplarının önüne geçmek için hüküm hülasasının tapu müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmesi ve tefhimle tapu müdürlüğüne hüküm hülasasının gönderilmesi gerekirken bu hususta hüküm kurulmamıştır. Yerel mahkemenin hükmü bu yönüyle eksik, usul ve yasaya aykırı olmuştur. Bu nedenlerle, davalı ... vekilinin vekalet ücreti ve yargılama giderlerine yönelik istinaf itirazları yerinde görülmekle ve kamu düzeni yönünden re'sen yapılan inceleme sonucunda; yukarıda mezkur eksiklik ve hata tespit edilmiş, ancak dosyanın tekamül etmiş olması sebebiple bu hususlar kaldırma, gönderme ve yeniden yargılama sebebi görülmeyerek" ilk derece mahkemesi kararının kaldırılıp, düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm tesisi ile davanın kısmen kabul ve kısmen reddine, dava konusu ve kabul red sebepleri gözetilerek, kabul edilen kısım yönünden davalıların yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılardan müştereken tahsiline şeklinde karar verilerek yeniden hüküm kurulmuştur. Davacı vekili tarafından; İlk Derece Mahkemesince reddine karar verilen (B) harfli alanın, kabulüne karar verilen kısım ile aynı karakteristik özelliğe sahip olduğu halde reddedilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğu, davalı ... İdaresi vekili tarafından ise davanın reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabul kararının usul ve kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin ve davalı ... İdaresi vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ:Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, 7139 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Şubat 2025 kararlarının tamamı