Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Mart 2025 › 2023/168 E., 2025/2165 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/168 E., 2025/2165 K. (17.03.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/168
Karar No
2025/2165
Karar Tarihi
17.03.2025
Konu
Tapu

8. Hukuk Dairesi 2023/168 E. , 2025/2165 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2016/22 E., 2022/29 K. KARAR : Davanın kabulü Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen kadastro tespitine itiraz davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili ve davalı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacı, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak 480 ada 1 parsel içinde kalan bir kısım yerlerin kendisine ait olduğu iddiası ile Asliye Hukuk Mahkemesine dava açmış, Asliye Hukuk Mahkemesince Kadastro Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesi ile görevsizlik kararı verilerek, dava dosyası görevli kadastro mahkemesine aktarılmıştır. Kadastro Mahkemesince, davanın kabulüne, ... mahallesi 480 ada 1 parsel sayılı taşınmazın kadastro tesbitinin iptali ile (A) harfi ile gösterilen yerin davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, (B) harfi ile gösterilen yerin orman vasfı ile Hazine adına tapuya tesbit gibi tesciline karar verilmiş, hüküm, davalılardan Hazine ve Orman İdaresi vekilleri tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 06.05.2015 tarihli ve 2015/4381 Esas, 2015/3710 Karar sayılı ilamı ile "Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir. Şöyle ki; hükme esas alınan orman bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın eski tarahli resmî belgelerdeki konumu araştırılmamış, en eski tarihli hava fotoğrafları ile bu fotoğraflardan elde edilmiş memleket haritaları ile kadastro paftası örneği getirtilerek uygulanıp taşınmazın niteliği ile konumu saptanmamıştır. Eksik araştırma ve incelemeye, yetersiz bilirkişi raporlarına dayanılarak hüküm kurulamaz. Bu nedenle; İlk Derece Mahkemesince, öncelikle çekişmeli taşınmazın eldeki dava dışında kadastro mahkemesinin 2010/108 Esas sayılı dosyasında da itirazlı olup, davaların derdest olduğu, dosyalar arasında hukukî ve fiilî yönden irtibat bulunduğu, biri hakkında verilecek kararın diğerlerini de etkileyeceği dikkate alınarak 6100 sayılı HMK’nın 166. maddesi gereğince dosyalar birleştirilmeli, daha sonra eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Orman ve Su İşleri Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi ve bir fen elemanı yardımıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmazın konumu tam olarak belirlenmeli, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kanun'un 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 tarihli ve 1988/31 Esas, 1988/13 Karar; 14.03.1989 tarihli ve 1989/35 Esas, 1989/13 Karar ile 13.06.1989 tarihli ve 1989/7 Esas, 1989/25 Karar sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kanun'un 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalıdır." gereğine değinilerek bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; "davaya konu edilen 480 ada 1 parsel sayılı taşınmazın içerisindeki (A) harfli yer bakımından mahallinde taşınmazın en evvelinde memleket haritası, hava fotoğrafı ve meşcere haritasında ne şekilde nitelendirildiği, orman yasaları karşısında durumu, bitki örtüsü, toprak yapısı, kültür arazisi olup olmadığı yönünden detaylıca orman ve ziraat bilirkişisinden usulüne uygun bir şekilde teknik bilirkişi raporları alınarak mahkememizce hukuken işbu raporlara itibar edilmiş olup 480 ada 1 numaralı parsel içerisinde (A) rumuzu ile gösterilen taşınmazın üzerindeki topraklarda orman yetişmesine imkân verecek düzeyde humus tabakası ve organik madde bulunmadığı, alanın üzerinde (batısında) dere geçtiği ve eski su kuyusu bulunduğu, uzun süredir işlenen bir alan olduğunu belirlediği, dava konusu (A) ile gösterilen alanın; topraklarında orman gelişmesi için yeterli organik madde bulunmadığı, çevresi ile birlikte değerlendirildiği zaman, orman yapısında olmayan tarım alanları ile bütünlük oluşturduğu, en eski (1958) memleket haritaları üzerinde yapılan incelemelerde üzerinde orman ağacı sembolü bulunmayan orman sayılmayan arazilerden olduğu, en eski (1955) hava fotoğrafları üzerinde yapılan incelemelerde üzerinin açıklık olduğu, orman alanları ile renk yoğunluğu (ağaç varlığından kaynaklı) bakımından ayrıldığı, tarım alanları ile benzer olduğu ve belirgin sınırları olduğu, amenajman planlarındaki meşcere haritalarında Kya3-1 rumuzu ile gösterilen orman alanlarında görülse de evveliyatı ve arazi yapısı bakımından farklı olduğu, tarım alanları ile benzer olduğu, orman içerisi açıklık vasfında olmadığı, doğusunda şahıs parseli kuzeyinde de ulaşım yolu olduğu için bu niteliği alamayacağı (orman içi açıklık), 1937 yılında yürürlüğe giren 3116 sayılı kanuna göre orman niteliğinde olmayan yerlerden olduğu, 4785 ve 5658 sayılı kanunlar ile ilişkisinin bulunmadığı, halen yürürlükte bulunan 6831 sayılı kanuna göre orman sayılmayan yerlerden olduğu, ziraat bilirkişi raporunda da dava konusu alanın toprak yapısı bakımında toprak işlemeli tarıma uygun orta derin, alkalilik tuzluluk, erozyon problemi bulunmayan, taşlılık-çakıllılık, drenaj ve geçirgenlik sorunu olmayan, orta bünyeli, bitki yetiştiriciliği açısından en uygun toprak özelliklerine sahip tarımsal açıdan 1. sınıf sulu tarım arazisi olduğu, sınırlarının anlaşılır olduğu, söz konusu alanın sınırlarının genişletilemiyeceği, söz konusu alanın ihyası yönünde yoğun emek verildiği, kenarlarındaki taş duvarlar ve havuzun geçmişine bakıldığında imar ve ihyasının en az 50-60 yıl öncesine dayandığı, uzun zamandır tarımsal faaliyetlerde kullanıldığı, söz konusu parselin geçmişte sebze ve meyve bahçesi olarak kullanıldığı, kullanım süresinin içindeki meyve ağaçları göz önüne alındığında en az 70-80 yıldır belkide haha uzun süre olduğu, tarımsal vasıfta arazi (bahçe) olduğu ve ayrıca mahallinde dinlenen mahalli ve tutanak bilirkişi beyanlarında anlaşılacağı üzere taşınmazlar üzerinde patates ve fasulye gibi tarımsal ürün ekmek sureti ile zilyetlik tesis edildiği, zilyetliğin kesintisiz ve nizasız olarak devam ettiği ve bu kullanımın yaklaşık 50 yıl öncesine dayandığı beyanları, taşınmazların vasıfları ve zilyetliği bakımından davacı lehine gerçekleştiği" gerekçesiyle davanın kabulüne, ... ili ... ilçesi ... mahallesinde kain 480 ada 1 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile teknik bilirkişi İ. Ç.'nin 01.07.2022 havale tarihli raporunda (A) harfi ile gösterilen 6.829,42 m² yerin işbu parselden ifrazı ile aynı adanın son parsel numarası verilmek suretiyle davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline, geriye kalan raporda (B) harfi ile gösterilen 2.062.424,81 m² yerin aynı ada ve parsel numarası ile orman vasfında Hazine adına tapuya tespit gibi tesciline karar verilmiş, hüküm, davalı Hazine vekili ve davalı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup, davalı Hazine vekili ve davalı ... İdaresi vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ : Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, 7139 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 17.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! bfac0ae747e2fda7 9a242aa5fa731098

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Mart 2025 kararlarının tamamı