Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Eylül 2025 › 2023/1122 E., 2025/6049 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/1122 E., 2025/6049 K. (30.09.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/1122
Karar No
2025/6049
Karar Tarihi
30.09.2025
Konu
Tapu

8. Hukuk Dairesi 2023/1122 E. , 2025/6049 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2013/28 E., 2022/19 K. Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı ... ve müşterekleri vekili, davacı ... vekili, davacılar ..., ... ve ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R ... ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan dava konusu 1 61... , 2 ve 3, 1 62... , 2, 3, 1 52... , 1 55... , 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 45, 65... ada 2 parsel sayılı muhtelif yüzölçümündeki taşınmazlar, 1966 tarihli Hazine tapularına dayalı olarak tarla nitelikleri ile Hazine adına, 1 55... ve 1 21... parsel sayılı taşınmazlar ise mera olarak tespit edilmiştir. Asıl davada, davacılar ... oğlu ..., ... oğlu ..., ... ve ... 18.2.1992 tarihli dilekçeleri ile; dava konusu taşınmazların Hazine adına tespit edildiğini, ancak taşınmazlara 60 yıldan uzun süredir zilyet olduklarını belirterek, taşınmazların veraset ilamlarına göre adlarına tesciline karar verilmesini istemişlerdir. Birleşen davada davacılar ..., ..., ... ve ... ile asli müdahiller ...,... ve ...; dava konusu 1 62... ve 1 55... parsel sayılı taşınmazlara, asli müdahil ..., 1 62... parsel sayılı taşınmaza, asli müdahil ... ise, 1 55... parsel sayılı taşınmaza ilişkin müdahale talebinde bulunmuşlardır. İlk Derece Mahkemesince, (birleşen dosyada 1 55... parsel sayılı taşınmaz için verilen hükmün bozulması sonrasında) yapılan yargılama neticesinde; icra edilen keşifte dinlenilen mahalli bilirkişilerin tüm taşınmazlara yönelik beyanlarında; taşınmazların 1950'li yıllarda köylünün hayvanlarını otlattığı boş araziler olduğu ve 1970'li yıllardan sonra davacılar tarafından kullanılmaya başlandığını belirttikleri, keşif sonrası dosyaya ibraz edilen 20.12.2021 havale tarihli fen bilirkişi raporunda da dosyada mevcut 19 58... tarihli hava fotoğraflarının incelenmesi neticesinde, 1958 tarihinde tüm taşınmazların boş vaziyette olduğu, 1987 tarihinde ise taşınmazların tümünün tarım arazisi olarak kullanıldığının belirtildiği, mahalli bilirkişi beyanlarının bilimsel veri niteliğinde olan fen bilirkişi raporu ile desteklendiği, bu durumda tespitlere dayanak tapu kayıt tarihleri itibariyle davacılar yararına 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14. maddesindeki 20 yıllık zilyetlik süresinin dolmadığının anlaşıldığı, mera olarak tespit gören 1 55... parsel ile 1 21... parselle ilişkin olarak ise, komşu köy mahalli bilirkişilerinin keşifte: "... 42 parsel sayılı taşınmaz ise kendimizi bildiğimizden beridir meradır." şeklinde beyanda bulundukları, karara esas alınan bilirkişi raporundan da anlaşılacağı üzere 1958 tarihinde arazilerin tümünün boş vaziyette olduğu ve daha sonra davacılar tarafından meradan açıldığının görüldüğü, meralar üzerinde sürdürülen zilyetliğin hukuken değer taşımayacağı, bu nedenle, davacıların bu iki parsele yönelik davasının reddedilmesi gerektiği, yine, ... Toprak Komisyonu çalışmaları esnasında bir kısım taşınmazların "..." olarak tespit gördüğü ve davacıların komisyon tutanaklarında şagil olarak belirtildiği, davacılar tarafından dosyaya ibraz edilen vergi kayıt hudutlarının; mera, dağ, ağıl, hali gibi genel belirteçler okuduğu ve vergi kayıt miktarları ile zeminde kullanılan alanların miktarlarının birbirini tutmaması sebebiyle vergi kayıtlarının tümünün keşif esnasında mahalline uygulanamadığı, kaldı ki bilindiği üzere vergi kayıtlarının birer mülkiyet belgesi olmayıp aksine zilyetlik belgesi niteliğinde olduğu ve fiili zilyetlik ile birleşmedikçe hukuken değer taşımadıkları, fen bilirkişi raporunda 1958 tarihinde çekişme konusu taşınmazların boş vaziyette olduğunun belirtildiği, fiili zilyetlik koşulunun davacılar lehine oluşmadığı, son olarak, davanın devamı esnasında dağıtıma tabi tutulan çekişme konusu 152/17, 155/65, 161/1, 162/3, 155/39, 155/40, 155/ 41... /35 parsel sayılı taşınmazlara yönelik idari işlemin iptali davasının kesinleşmesi ile bu parsellere yönelik yargılamanın konusuz kaldığından ilgili parseller için karar verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi gerekirken, hüküm kısmında 152/17, 155/ 65... /1 parsellere yönelik sehven yanlış hüküm kurulduğu belirtilerek, asıl dosya, birleşen dosya ve asli müdahillerin ... ili ... ilçesi ... köyü 1 62... , 1 55... ,1 55... , 41... parsel sayılı taşınmazlara ilişkin davalarında karar verilmesine yer olmadığına, dava konusu diğer parsellere ilişkin davaların ayrı ayrı reddine, dava konusu ... ili ... ilçesi ... köyü 1 62... , ve 2, 1 61... , 2, 3, 1 55... , 36, 38, 37, 33, 34, 1 52... ve 1 21... parsel sayılı taşınmazların kadastro tespiti gibi tescillerine, dava konusu ... ili ... ilçesi ... köyü 1 21... ve 1 55... parsel sayılı taşınmazların mera olarak sınırlandırılarak özel siciline yazılmasına, dava konusu ... ili ... ilçesi ... köyü 1 55... parsel sayılı taşınmazın tevhid durumu gözetilerek aynen tesciline karar verilmiş, hüküm, davacı ... ve müşterekleri vekili, davacı ... vekili, davacılar ..., ... ve ... tarafından temyiz edilmiştir. 1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup, tarafların dava konusu 1 21... , 2, 1 55... , 34, 36, 37, 38, 42, 45, 1 61... , 3, 1 62... ve 2 parsel sayılı taşınmazlar yönünden temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. 2. Tarafların 1 52... , 1 61... , 1 62... ,1 55... , 40, 41, 65... parsel sayılı taşınmazlara ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince; İlk Derece Mahkemesince, bahsi geçen taşınmazlar hakkında; davanın devamı esnasında dağıtıma tabi tutuldukları, taşınmazlara yönelik idari işlemin iptali davasının kesinleşmesi ile bu parsellere yönelik yargılamanın konusuz kaldığı gerekçeleri ile ilgili parseller için karar verilmesine yer olmadığı kararı verilmiş ise de, bu görüşe katılma olanağı bulunmamaktadır. Şöyle ki, bahse konu taşınmazlar hakkında verilen tahsis kararları ile Hazine tarafından taşınmazlar 3. kişilere devredildiğinden, öncelikli olarak bu kişiler davaya dahil edilmeden yargılamaya devam edilmesi doğru görülmemiştir. Yine, 3402 sayılı Kanun'un 1. maddesi uyarınca kadastro hakiminin doğru, infazı kabil ve infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak şekilde karar vermek zorunda olduğu hususu ve 3402 sayılı Kanun'un 30. maddesi hükümleri de göz önüne alınarak, tahsise tabi taşınmazlar hakkında doğru sicil oluşturulması gerektiği düşünülmeden, bahse konu taşınmazlar hakkında karar verilmesine yer olmadığı kararı verilmesinin hatalı olması nedeni ile de hükmün bozulması gerekmiştir. Kabule göre de; gerekçede, tahsise tabi olan 1 52... , 1 55... ve 1 61... parsel sayılı taşınmazlar hakkında karar verilmesine yer olmadığına kararı verilmesi gerektiği belirtildikten sonra, hüküm kısmında, bu taşınmazlar hakkında ayrıca hüküm kurulması da, kararın gerekçesi ile hüküm arasında çelişki oluşmasına neden olmuştur. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, tarafların, dava konusu 1 21... , 2, 1 55... , 34, 36, 37, 38, 42, 45, 1 61... , 3, 1 62... ve 2 parsel sayılı taşınmazlar yönünden tüm temyiz itirazlarının reddi ile bu parseller yönünden hükmün ONANMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, dava konusu 1 52... , 1 61... , 1 62... , 1 55... , 40, 41, 65... parsel sayılı taşınmazlara yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile, 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 30.09.2025 tarihinde karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Eylül 2025 kararlarının tamamı