8. Hukuk Dairesi 2023/895 E. , 2025/6041 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2015/8 E., 2021/17 K. KARAR : Davanın reddine Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Kadastro sırasında, ... ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 564 parsel sayılı 24500 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, tapu kaydı, irsen intikal ve hibe nedeniyle ...ve müşterekleri adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine, yasal süresi içinde tapu kaydına dayanarak dava açmıştır. İlk Derece Mahkemesinin verdiği karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, uyulan bozma ilamında özetle; " Davacı Hazine tapu komisyonu kararı ile oluşan 300 hektar yüzölçümlü 26.9.19 42... sıra numaralı tapu kaydına, davalı taraf ise Nisan 3 23... sıra numaralı tapu kaydından gelen 13 dönüm yüzölçümlü Şubat 19 30... sıra numaralı tapu kaydına dayandığı, Mahkemece, davalı dayanağı tapu kaydı tesisinden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte getirtilmediği, kaydın sınırlarındaki değişikliğin doğru temele dayanıp dayanmadığı araştırılmadığı, kapsamının yöntemince belirlenmediği açıklanarak, doğru sonuca varılabilmesi için öncelikle davalı dayanağı tapu kaydının tesisinden itibaren tüm tedavülleri getirtilmesi, davalı dayanağı tapu kaydının sınırlarındaki değişikliğin doğru temele dayanıp dayanmadığı ... Arşiv Daire Başkanlığı ile mahalli Tapu Sicil Müdürlüğünden ayrı ayrı sorulmak suretiyle araştırılması, bundan sonra, mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları huzuru ile keşif icra edilmesi; keşif sırasında davalı dayanağı tapu kaydı ihdasından itibaren tüm tedavülleriyle birlikte okunup hudutlar mahalli bilirkişilere zeminde tek tek göstertilmesi, bilirkişilerin gösteremediği hudutların tesbiti için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanması, teknik bilirkişiye yerel bilirkişi ve tanıkların gösterdiği hudutlar haritasında işaret ettirilmesi, bu şekilde yapılan inceleme ve araştırma sonunda, çekişmeli taşınmazın davacı Hazine dayanağı tapu kaydının kapsamında olduğu hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı gözetilmek suretiyle, eski tarihli davalı dayanağı tapu kaydının taşınmazı kapsadığı ve değişebilir sınırlı olduğu sonucuna varıldığı takdirde tapu kayıt miktarca taşınmazın davalı taraf adına ve tapu kayıt miktar fazlasının davacı Hazine adına tesciline, davalı dayanağı tapu kaydının sabit hudutlu olduğu sabit sınırlarla çekişmeli taşınmazın tamamını kapsadığı sonucuna varılması halinde ise taşınmazın tamamının davalı taraf adına tesciline karar verilmesi gerektiğinin düşünülmesi" gereğine değinilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "Davacı Hazinenin dayanmış olduğu 1942 tarihli ve davalı parsele tapulama çalışmaları sırasında uygulanan 1930 tarihli tapu kayıtlarının hudutları itibariyle davalı parselin (A) harfi ile gösterilen kısmını kapsadığı, bu kısım açısından Mahkememizce eski tarihli tapu kaydına itibar edilerek davalı parselin davalılar adına yapılan tespitinin doğru olduğu kanaatine varıldığı, parselin (B) harfi ile gösterilen kısmı açısından ise bu kısmın davacı Hazinenin dayanmış olduğu tapu kaydının kapsamında kalıp davalı parsele tapulama çalışmaları sırasında uygulanan tapu kaydının miktar fazlası olduğu, davacı Hazinenin tapu kaydının oluşum tarihi olan 1942 yılına kadar davalıların parsel üzerinde zilyetliklerinin araştırılması sonucu mahalli bilirkişi beyanları ve tapu kaydının geldiği kayıtların tarihi göz önünde bulundurularak davalıların 20 yıllık süreyi doldurdukları, 09.08.2021 tarihli müzekkere cevabı ile davalılar adına davalı parselin bulunduğu yerde senetsizden tespit gören taşınmaz miktarının kanunda düzenlenen sınırı aşmadığı, 3402 sayılı Kanun uyarınca taşınmazı senetsizden edinim koşullarının davalılar lehine oluştuğu" gerekçesiyle davanın reddine, dava konu 564 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, davacı Hazinenin dayandığı tapu kaydının kapsamında kalıp dava konusu parsele tapulama çalışmaları sırasında uygulanan tapu kaydının miktar fazlası olduğu, davacı Hazinenin tapu kaydının oluşum tarihi olan 1942 yılına kadar parsel üzerinde davalılar lehine zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçesi ile yazılı şekilde karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamı ile yasal düzenlemelere uygun bulunmamaktadır. Hükmüne uyulmasına karar verilen bozma ilamında, "... çekişmeli taşınmazın davacı Hazine dayanağı tapu kaydının kapsamında olduğu hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı gözetilmek suretiyle, eski tarihli davalı dayanağı tapu kaydının taşınmazı kapsadığı ve değişebilir sınırlı olduğu sonucuna varıldığı takdirde tapu kayıt miktarca taşınmazın davalı taraf adına ve tapu kayıt miktar fazlasının davacı Hazine adına tesciline, davalı dayanağı tapu kaydının sabit hudutlu olduğu sabit sınırlarla çekişmeli taşınmazın tamamını kapsadığı sonucuna varılması halinde ise taşınmazın tamamının davalı taraf adına tesciline karar verilmesi gerektiği düşünülmelidir..." gereğine değinilmiştir. Bozmaya uyulmakla taraflar yararına usuli müktesep hak oluşur. Bu hakkın zedelenmemesi için bozmada işaret edilen hususların eksiksiz olarak yerine getirilmesi gerekir. Bozma ilamı ile, davalı taraf lehine zilyetlikle edinim koşullarının gerçekleşmediği kabul edildiği halde, Mahkemenin bu kabule ve dolayısıyla davacı Hazine lehine oluşan usulü kazanılmış hakka aykırı karar verilmesi doğru olmamıştır. O halde, davalıların dayanak Nisan 323 tarihli ve 48 sıra numaralı tapu kaydından gelen 13 dönüm yüzölçümü Şubat 1930 tarih ve 13 sıra numaralı tapu kaydı, Mahkemenin de kabulünde olduğu gibi dava konusu taşınmazı kapsadığı; ancak hududunda okunan "çay" sınırı nedeni ile gayri sabit sınırlı olup miktarı ile geçerli olduğu anlaşıldığına göre İlk Derece Mahkemesince, davalıların tapu kayıt miktarınca (919*13 dönüm=11.947 metrekare) taşınmazın davalı taraf adına ve tapu kayıt miktar fazlasının davacı Hazine adına tesciline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde bulunduğundan hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. S O N U Ç : Yukarıda açıklanan nedenlerle; Temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, Taraflarca 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 30.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! cdfb489c3259bd44 03b421c9ae9647be
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/895 E., 2025/6041 K. (30.09.2025) – Tapu
- Mahkeme
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/895
- Karar No
- 2025/6041
- Karar Tarihi
- 30.09.2025
- Konu
- Tapu
Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.
SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.
Emsal karar ara