Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Şubat 2025 › 2022/6950 E., 2025/901 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/6950 E., 2025/901 K. (10.02.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/6950
Karar No
2025/901
Karar Tarihi
10.02.2025
Konu
Tapu

8. Hukuk Dairesi 2022/6950 E. , 2025/901 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2015/10 E., 2022/7 K. KARAR : Davanın kısmen kabulüne Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince kararın bozulmasına karar verilmiştir. Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Yörede yapılan kadastro çalışmalarında Tunceli ili Pülümür ilçesi ... köyü 110 ada 2 sayılı parsel 69.366,54 m² yüzölçümü ile tarla niteliğiyle senetsizden ... adına 10.02.2012 tarihinde tespit edilmiştir. Bu tespit 16.05.2012-14.06.2012 tarihleri arasında ilan edilmiştir. Dava 30 günlük ilan süresi içinde açılmıştır. Davacı Hazine dava dilekçesinde özetle, taşınmazın uzun yıllardır ekilip biçilmediğini, taşınmazın kadimden beri sahipsiz olduğunu ileri sürerek, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği koşulları oluşmadığından davalı adına yapılan tespitin iptali ile Hazine adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili ise sunmuş olduğu cevap dilekçesi ile davalının 50 yıldır zilyetliğinde olduğundan dolayı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece taşınmazın evveliyatının orman olduğu, orman olan tapusuz taşınmazların zilyetlik hükümleri uyarınca iktisap edilemeyeceğinden davalı adına yapılan tespitin iptaline, taşınmazın orman niteliğiyle Hazine adına tespit ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesi Başkanlığı 18.02.2015 tarihli ve 2015/59 Esas, 2015/702 Karar sayılı ilamıyla; "Mahkemece çekişmeli taşınmazın evveliyatının orman sayılan yerlerden olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan inceleme ve araştırma hükme yeterli değildir. Şöyle ki; hükme dayanak yapılan orman bilirkişi raporunda, çekişmeli taşınmazın en eski tarihli memleket haritasında ve 1973 yılında çekilen hava fotoğrafında memleket haritası ile uyumlu şekilde orman sayılan yerlerden olduğu bildirilmiş, memleket haritasının tarihi ve 1973 yılı çekimli hava fotoğrafının hangi tarihli meleket haritasından elde edildiği belirtilmemiş, memleket haritası ile kadastro paftası ölçekleri eşitlenerek yakın komşu parselleri de göstercek şekilde birbiri üzerine aplike edilmeden, komşu parsellere ait tutanaklar ve dayanakları getirtilerek bu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmadan, taşınmazın sadece memleket haritasında gösterilmesi ile yetinilmiştir. Dairenin iade kararı ile taşınmazın içinde bulunduğu geniş çevresini gösteren orjinal pafta örneği getirtildikten sonra uygulanan hava fotoğrafı, memleket haritası ile kadastro paftası ölçekleri çevrilerek her iki haritada komşu ve yakın komşu parselleri de gösterecek şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmazın konumunu gösterir ek rapor istenmişse de alınan ek raporda da hava fotoğrafı uygulanmamış, haritalar birbiri üzerine aplike edilmeden taşınmazın memleket haritasında gösterilmesi ile yetinilmiş, taşınmaz memleket haritasında denetime elvermeyecek şekilde işaretlenmiştir. Bu haliyle orman bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişli değildir." gerekçeleriyle hükmün bozulmasına karar vermiştir. Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, "Haritacı Teknik Bilirkişinin 08/11/2021 havale tarihli raporuna ekli krokide (B) ve (D) harfleri ile gösterilen alanlara ilişkin davanın davalı tarafından kabul edilmiş olduğu nazara alınarak bu kısımlar açısından davanın kabulüne karar verilmiştir. Haritacı teknik bilirkişinin raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen kısmın ise üç serbest orman mühendislerinden oluşan bilirkişi kurulunun raporu doğrultusunda orman sayılan yerlerden olduğu anlaşılmakla zilyetlikle iktisabı mümkün olmadığı kanaatine varılarak bu kısım açısından davanın kabulüne karar verilmiştir. Jeodezi mühendisi bilirkişinin raporuna ekli krokide (C1) ve (C2) harfleri ile gösterilen kısımların ise orman bilirkişi raporundan anlaşıldığı üzere orman sayılan yerlerden olduğu, ziraat mühendisinin raporundan anlaşıldığı üzere özel mülkiyete konu olabilecek tarım toprağı vasfında olduğu, hava fotoğraflarından anlaşıldığı üzere imar ve ihyaya konu edildiği, toprağın işlendiğine ve kullanıldığına dair izlere rastlanıldığı, bu kısımlar açısından dinlenen mahalli bilirkişiler tespit bilirkişileri ve taraf tanıklarının beyanlarına göre bu kısımların davalının malik sıfatıyla zilyetliğinde olduğu kanaatine varılarak bu kısımlar açısından davanın reddine karar verilmiştir. Her ne kadar dinlenen mahalli bilirkişiler tespit bilirkişileri ve taraf tanıklarının beyanları ile jeodezi mühendisinin raporları kısmen çelişmekte ise de çelişen kısımlar açısından soyut beyanlar yerine bilimsel verilerden hareketle hazırlanmış hukuki denetime uygun bilirkişi raporlarına itibar edilerek" gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne, Tunceli ili Pülümür ilçesi Derindere köyü 110 ada 2 no.lu parsel sayılı taşınmazın davalı ... adına yapılan tespitinin iptaline, haritacı teknik bilirkişi ... 'nın 08.11.2021 havale tarihli raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 11.344,93 m²'lik, (B) harfi ile gösterilen 12.244,75 m²'lik ve (D) harfi ile gösterilen 16.254,47 m²'lik alanların orman vasfıyla Hazine adına tespit ve tesciline, jeodezi mühendisi bilirkişi ... ... Güneş'in 23.02.2022 havale tarihli raporuna ekli krokide (C1) ile gösterilen 5.529,18 m²'lik ve (C2) ile gösterilen 7.212,61 m²'lik alan ile (E1) ile gösterilen 3.224.87 m²'lik alanın davalı ... adına tarla vasfı ile tespit ve tesciline, bakiye kalan kısmın tarla vasfı ile Hazine adına tespit ve tesciline karar verilmiştir. Davacı Hazine temsilcisi reddedilen kısımların da Hazine adına tescili gerektiğinden bahisle kararın bozulmasını talep etmiştir. 1.Jeodezi mühendisi bilirkişinin 23.02.2022 havale tarihli raporuna ekli krokide (C1) ile gösterilen 5.529,18 m²'lik ve (C2) ile gösterilen 7.212,61 m²'lik alana yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; ziraat bilirkişi raporunda (C) harfi ile gösterilen kısmın imar ve ihyasının 40 yıl önce tamamlandığının bildirildiği, orman mühendisi bilirkişi raporunda ise eski tarihli hava fotoğrafları, memleket haritası ve amenajman planına göre orman sayılmayan alanlardan olduğunun bildirildiği, eylemli olarak üzerinde orman bitki örtüsünün bulunmadığı da dikkate alındığında, davalının bu kısımları zilyetlikle kazanma olasılığının bulunduğu anlaşılmıştır. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14 ve 17 nci maddelerinde yer alan zilyetlikle kazanma şartları sağlayıp sağlamadığı hususu Mahkemece araştırılmış olup, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazinenin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. 2.Jeodezi mühendisi bilirkişinin 23.02.2022 havale tarihli raporuna ekli krokide (E) harfiyle gösterilen alana yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise; hükme esas alınan jeodezi bilirkişi raporunda (E) harfiyle gösterilen taşınmazın bölümünün dört yönünün orman vasfındaki 110 ada 1 parsel sayılı taşınmazla ve teknik bilirkişi raporunda (D) harfiyle gösterilen ve Mahkemece orman olarak tespit ve tesciline karar verilen kısımla çevrili olduğu anlaşılmış olup, bu nedenle dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 17/2 nci maddesinde açıklanan orman içi açıklık niteliğinde olduğu sonucuna varılmıştır. 6831 sayılı Kanun'un 17/2 nci maddesindeki düzenlemeyle kanun koyucu, orman içi açıklıklarda tarım ve inşaat ile özel mülke dönüşme yolunu kapamıştır. Orman kadastrosu ve 2/B Uygulama Yönetmeliğinin 14/s maddesinde; "orman içinde kültür arazileri dışında, insan müdahalesi olmaksızın kendiliğinden oluşan, doğal olarak ağaç ve ağaççık içermeyen, genel olarak otsu bitki ve bazı durumlarda yer yer odunsu bitkiler içeren alanların" orman içi açıklık olduğu ve aynı Yönetmeliğin 16/i maddesinde ise orman içi açıklıkların devlet ormanı olarak sınırlandırılacağı öngörülmüştür. Bu tür taşınmazların öncesinin orman olma zorunluluğu bulunmamakta olup, etrafı ormanla çevrili olan taşınmazlar özel mülke dönüşüp, tarım ve inşaata açıldığında orman bütünlüğünün bozulacağı tartışmasızdır. Kanun gereği orman sayılan orman içi açıklık ve boşlukların zilyetlik yolu ile kazanılması da hukuken mümkün değildir. Hal böyle olunca; Mahkemece, yukarıdaki açıklamalar ışığında çekişmeli (E) harfli taşınmazın 6831 sayılı Kanun'un 17/2 nci maddesi uyarınca orman içi açıklık vasfında olduğu gözetilerek davanın kısmen kabulüyle orman vasfıyla Hazine adına tespit ve tesciline karar verilmesi gerekirken, dava konusu taşınmazın özel mülke dönüşmesini sağlayacak biçimde davanın kısmen reddi ile davalı adına tarla vasfıyla tespit ve tesciline karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olduğundan hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: 1. Yukarıda (1) no.lu bentte açıklanan nedenlerle davacı Hazine temsilcisinin İlk Derece Mahkemesi kararının 110 ada 2 parselin jeodezi mühendisi bilirkişinin 23.02.2022 havale tarihli raporuna ekli krokide (C1) ve (C2) ile gösterilen kısımlara yönelik olarak temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Yukarıda (2) no.lu bentte açıklanan nedenlerle, davacı Hazine temsilcisinin 110 ada 2 parselin jeodezi mühendisi bilirkişinin 23.02.2022 havale tarihli raporuna ekli krokide (E) harfi ile gösterilen kısmına yönelen temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının bu kısım yönünden 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 10.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 67dfd60d6441739e 229cb1b6ccf4916d

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Şubat 2025 kararlarının tamamı