Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Mart 2025 › 2022/3471 E., 2025/1664 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/3471 E., 2025/1664 K. (03.03.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/3471
Karar No
2025/1664
Karar Tarihi
03.03.2025
Konu
Tapu, Miras

8. Hukuk Dairesi 2022/3471 E. , 2025/1664 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2021/9 E., 2022/4 K. KARAR : Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Kadastro sırasında, Sinop ili ... ilçesi ... (...) köyü çalışma alanında bulunan 115 ada 164 parsel sayılı 101.394,09 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, ham toprak niteliği ile Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı ... İdaresi dava dilekçesinde; Sinop ili ... ilçesi ... (...) köyü 115 ada 164 parsel sayılı taşınmazın orman niteliğinde olduğunu ileri sürerek, taşınmazın orman vasfıyla hazine adına tescilini talep etmiştir. Davacı gerçek kişiler dava dilekçelerinde; Sinop ili ... ilçesi ... (...) köyü 115 ada 164 parsel sayılı taşınmazın kendi zilyetliklerinde olduğunu ileri sürerek, taşınmazın adlarına tescilini talep etmişlerdir. ... Kadastro Mahkemesince, 03.06.2002 tarihli ve 2002/2 Esas, 2002/3 Karar sayılı kararla verilen Orman İdaresinin davasının kısmen kabulüne ve dava konusu 115 ada 164 sayılı parselin 10.258,36 metrekarelik bölümünün orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline, davacı gerçek kişilerin davasının tefrikine ve ayrı esasa kaydedilmesine ilişkin ilk hüküm, davalı Hazinenin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 03.05.2007 tarihli ve 2007/3363 Esas, 2007/5698 Karar sayılı ilamıyla bozulmuştur. Davacı gerçek kişiler tarafından açılan ve tefrikine karar verilen dava ... Kadastro Mahkemesinin 2002/4 Esas numarasına kaydedilen ve yargılama sırasında Orman İdaresinin 07.03.2005 havale tarihli dilekçesiyle müdahil olduğu davanın yapılan yargılaması sonucunda ... Kadastro Mahkemesinin 30.09.2005 tarihli ve 2002/4 Esas, 2005/1 Karar sayılı kararı ile verilen, dava konusu 115 ada 164 sayılı parselin bilirkişi raporunda (C) harfi ile gösterilen 2.661,17 metrekarelik kısmının 115 ada 164 parselden ayrılarak yeni bir parsel numarası verilmek suretiyle davacı gerçek kişiler adına payları oranında elbirliği halinde mülkiyet şeklinde kayıt ve tesciline, (B) harfi ile gösterilen 88.574,36 metrekarelik kısmın ise aynı ada ve parsel numarası ile Hazine adına ham toprak vasfı ile tesciline, müdahil davacı ... İdaresinin taşınmazın orman vasfı ile Hazine adına tapuya tescili talebine dair davasının reddine ilişkin kararın davalı Hazinenin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 20.10.2008 tarihli ve 2008/9063 Esas, 2007/13323 Karar sayılı ilamıyla onandıktan sonra, asli müdahil Orman İdaresinin karar düzeltme talebinde bulunması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 05.04.2011 tarihli ve 2011/2278 Esas, 2011/3843 Karar sayılı ilamıyla; "... ... Kadastro Mahkemesinin 2002/2 Esas, 2002/3 Karar sayılı kararın bozulduğu ve bozma sonrası 2007/148 Esas ile yargılamaya devam olunduğu, bu davanın halen derdest olması sebebi ile her iki davanın sonuçlarının birbirini etkileyeceği ve bu sebeple de davaların birleştirilerek yargılamanın yapılması gerektiği ..." gerekçesiyle onama kararının kaldırılması suretiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Bozma sonrası ... Kadastro Mahkemesinin 2011/69 Esas numarasına kaydedilen dosya mahkemenin 2007/148 Esas sayılı dosyası ile birleştirildikten sonra ... Kadastro Mahkemesinin kapatılması nedeniyle Sinop Kadastro Mahkemesine aktarılarak bu mahkemenin 2013/45 Esas sırasına kaydedilmiştir. İlk Derece (Sinop Kadastro) Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda verilen, davacıların davasının kısmen kabulü ile bilirkişi raporunda (B4) harfi ile gösterilen 2.561,17 metrekarelik kısmın 115 ada 164 parselden ayrılarak yeni bir parsel numarası verilmek suretiyle davacı gerçek kişiler adına payları oranında elbirliği halinde mülkiyet şeklinde kayıt ve tesciline, bilirkişi raporunda A1, A2, A3, A4, A5, A6 ile B1, B2, B3, B5, B6 harfleri ile gösterilen 98.832,92 metrekarelik kısmın aynı ada ve parsel numarası ile orman vasfı ile Hazine adına tesciline ilişkin önceki karar, müdahil davacı ... İdaresi ve davalı Hazine vekilinin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 04.12.2019 tarihli ve 2016/13923 Esas, 2019/7139 Karar sayılı ilamıyla; "... müdahil Orman İdaresinin temyiz itirazlarının B4 rumuzuyla işareti bölümün orman sayılmayan yerlerden olduğunun saptanmış olması nedeniyle reddinin gerektiği, davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yönünden, B4 rumuzuyla işareti bölümün orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirlenmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı ancak imar, ihya ve zilyetlik konusunda eksik inceleme yapıldığı, yeniden yapılacak araştırma ile ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulması gerektiği, asli müdahil Orman İdaresi yönünden ... Kadastro Mahkemesinin 2002/2 Esas sayılı dosyasında verilen hükmün temyiz edilmemesi sebebi ile kesinleşmiş olduğu ve gerçek kişiler adına tescil karar verilen bölümler dışındaki bölümlerin orman olarak tesciline karar verilmesinin doğru görülmediği ..." gerekçesiyle bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; "... 20.12.2021 hakim havale tarihli harita bilirkişisi ... ile orman bilirkişisi ... tarafından müşterek olarak hazırlanan krokili rapor uyarınca A1+A2+B1 olarak gösterilen toplam 10.258,56 metrekarelik kısım ile A3+A4+A5+B2+B3+B5+B6 olarak gösterilen toplam 88.574,36 metrekarelik kısım yönünden temyize başvuran taraf yararına aleyhe hüküm verme yasağı olarak kazanılmış usuli hakkın doğduğu, somut olayda usuli kazanılmış hakkın istisnası sayılan hâller bulunmadığı ve kamu düzenine aykırı bir yön de olmadığı takdirde bir hükmün kararı temyiz eden aleyhine ve fakat hükmü temyiz etmeyen lehine bozulmasının mümkün olmadığı, bilirkişi raporunda B4 olarak gösterilen 2.561,17 metrekarelik kısmın dört tarafının tarım arazileri ile çevrili olduğu, içerisinde parsele ulaşmak için kullanılan patika bir yolun bulunduğu, tarım arazileri ile yerleşim yerlerine yakın olduğu, orman ve orman içi açıklık olmadığı, evvelinde orman sayılan yerlerden olmadığı, muris ... tarafından vefatına kadar aralıksız olarak kullanıldığı, ...'ya da kendi babasından intikal ettiği, ...'nın vefatından sonra da mirasçıları tarafından kullanıldığı, taksime konu olmadığı, ...'nın mirasçılarının zilyetliği malik sıfatıyla kazandığı, senetsizden kazanılan taşınmaz miktarının sınırı aşmadığı, davacıların davalarını ispatladıkları ..." gerekçesi ile asıl dosyada davacı ... İdaresinin davalı Hazineye yönelik açmış olduğu davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, birleşen 2011/69 Esas sayılı dosyasında (bozma öncesi 2002/4 Esas sayılı dosya) davacıların davalı Hazineye yönelik açmış olduğu davasının kabulüne, birleşen 2011/69 Esas sayılı dosyasında (bozma öncesi 2002/4 Esas sayılı dosya) asli müdahil Orman İdaresinin davacı gerçek kişilere karşı açmış olduğu davasının reddine, çekişmeli 115 ada 164 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile; a) ekli 20.12.2021 hakim havale tarihli harita bilirkişisi ... ile orman bilirkişisi ... tarafından müşterek olarak hazırlanan krokili rapor uyarınca A1+A2+B1 olarak gösterilen toplam 10.258,56 metrekarelik kısım yönünden ... (Kapatılan) Kadastro Mahkemesinin 03.06.2002 tarihli ve 2002/2 Esas, 2002/3 Karar sayılı ilamıyla orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verildiği ve bu kısım yönünden kurulan hükmün davacı ... İdaresi tarafından temyiz edilmeksizin kesinleşmiş olduğu anlaşıldığından yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, A3+A4+A5+B2+B3+B5+B6 olarak gösterilen toplam 88.574,36 metrekarelik kısım yönünden ... (Kapatılan) Kadastro Mahkemesinin 30.09.2005 tarihli ve 2002/4 Esas ve 2005/1 Karar sayılı ilamıyla aynı ada ve parsel numarası ile ham toprak vasfıyla Hazine adına tespit gibi tapuya tesciline karar verildiği ve bu kısım yönünden kurulan hükmün davacı ... İdaresi tarafından temyiz edilmeksizin kesinleşmiş olduğu anlaşıldığından yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, B4 olarak gösterilen toplam 2.561,17 metrekarelik kısım yönünden ise aynı adada en son parsel numarası verilerek tarla niteliği ile davacı geçek kişiler adına hisseleri oranında tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Ancak; 16.11.2021 tarihli keşifte, B4 rumuzlu 2.561,17 metrekarelik kısmın çok eğimli olduğu, tahmini olarak en az yüzde elliden fazla eğiminin bulunduğu, üzerinin hali hazırda ekili ve sürülü olmadığı gibi birden fazla dağınık halde yetişmiş çam ağacı ve çalı öbeklerinin yer aldığının gözlemlendiği; dinlenen mahalli bilirkişilerin, taşınmazın ... tarafından vefatına kadar kullanıldığı, ...'nın vefatından taşınmazı davacıların kullanıp kullanmadığını bilmediklerini beyan ettikleri; 11.01.2022 tarihli ziraat bilirkişi raporunda da, en az 30-40 yıldır üzerindeki çalı öbekleri, çam ağaçları kalıntıları, yerleşik çok yıllık çayır bitkileri ile kaplı bitki örtüsü ve yüksek eğimi nedeniyle makineli tarıma elverişli olmadığı gibi hususlar göz önüne alındığında herhangi bir işlemeli tarıma konu olmadığının ve kullanılmadığının belirtildiği; bozma öncesi 15.04.2002 tarihli keşifte dinlenen mahalli bilirkişilerin, taşınmazın önceleri ...'e ait olduğunu ve muris ...'ya kaldığını, ...'nın taşınmazı ölene kadar kullandığını ve 8 - 10 sene önce öldüğünü, ...'nın ölümünden sonra taşınmazın ekilip biçilmediğini beyan ettikleri; yine bozma öncesi alınan 26.05.2014 tarihli ziraat bilirkişi raporunda, taşınmazda 35 - 40 yıldır tarım yapılmadığı, üzerinde kendiliğinden yetişen orman emvalinin mevcut olduğu, çok seyrek çam ağaçlarının bulunduğunun belirtildiği anlaşılmakta olup, bu durum karşısında İlk Derece Mahkemesince, çekişmeli taşınmaz bölümünde davacı gerçek kişiler yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla iktisap koşullarının oluşmadığı kabul edilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi; kabule göre de, 3402 sayılı Kanun'un 1 inci maddesi uyarınca Kadastro Hakimi, doğru, infazı kabil, infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak şekilde ve çekişmeli taşınmazın tamamı hakkında sicil oluşturmaya elverişli bir karar vermek zorunda olduğu halde İlk Derece Mahkemesince, 115 ada 164 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile daha öncesinden temyiz edilmediğinden kesinleştiğinden taşınmazın B4 kısmı dışında kalan bölümlerine ilişkin olarak karar verilmesine yer olmadığına, B4 kısmı açısından ise aynı adada en son parsel numarası verilerek tarla niteliği ile davacı gerçek kişiler adına hisseleri oranında tapuya kayıt ve tesciline karar verilmek suretiyle taşınmazın bir bölümü (B4 kısmı dışında kalan bölümler) hakkında sicil oluşturulmamış olması da usul ve kanuna uygun bulunmadığından hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı Hazine vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE; Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının, kamu düzeni gözetilerek, yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 03.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Mart 2025 kararlarının tamamı