7. Hukuk Dairesi 2025/977 E. , 2025/4807 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahk İLK DERECE MAHKEMESİ : Osmaniye 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/397 E., 2021/845 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davalı karşı davada davacı vekili tarafından duruşma istemli, asıl davada davacı-karşı davada davalı vekili tarafından duruşmasız temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 18.11.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde duruşma talep eden asıl davada davalı-karşı davada davacı vekili Av. ... geldi. Karşı taraf adına gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Gelenin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA 1. Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı tarafından 17.03.2007 tarihinde davalıdan Osmaniye ili, .... Köyü, 113, 1 16... parsellerde kayıtlı taşınmazların 275.000,00 TL'ye satın alındığını, satış bedelinin ödendiğini, yine taşınmazların zilyetliğinin aynı tarihte teslim alındığını, 13 yıldan beri taşınmazların nizasız ve fasılasız olarak kullanıldığını ileri sürerek dava konusu taşınmazların davacı adına tesciline, aksi kanaatte ise dava konusu taşınmazların dava tarihindeki rayiç değerinin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davacı vekili 05.11.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile; terditli tazminat talebini fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.606.286,00 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP 1. Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı ile davacının babası olan ... arasında yoğun ticari ilişkilerin bulunduğunu, davacı tarafından dosyaya sunulan belgelerin sözleşme olmadığını, farklı zamanlarda farklı ticari alışverişlerden kaynaklı çalışanlara yapılan ödemelerin bir araya getirilerek fotokopisi çekilmek suretiyle oluşturulduğunu, ödemelerin taşınmaza ilişkin olduğuna dair bir ibarenin olmadığını, dava konusu taşınmazların davacı tarafından alınmak istenildiğini fakat bedelde anlaşılamadığını, bu nedenle satışın gerçekleşmediğini, bu parsellere ilişkin ödemelerin ise 26 parselin satış bedeline mahsup edildiğini, ayrıca zamanaşımı definde bulunulduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. 2. Davalı vekilince süresi içerisinde harcı yatırılmak suretiyle açılan karşı davasında; taşınmazın 13 yıldır davacı tarafından işgal edildiğini, taşınmazın haksız bir şekilde davacı tarafından kullanıldığını ileri sürerek taşınmazların tahliyesine, 5 yıllık ecrimisil bedelinin şimdilik 1.000,00 TL'sinin taraflarına ödenmesine karar verilmesini istemiş, 08.11.2021 tarihli ıslah dilekçesinde; 54.892,17 TL ecrimisil bedelinin faiziyle birlikte davalıdan alınmasını talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin karar başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; asıl davada, davaya konu taşınmazların tapuya kayıtlı olduğu, taraflar arasında yapılan 17.03.2007 tarihli sözleşmenin biçim koşuluna uyulmadığından geçersiz olduğu, bu nedenle davacı tarafından tapu iptali ve tescil talebinde bulunulamayacağı, asıl davada davacı tarafça belge aslının sunulduğu, sözleşmenin tek parçadan oluştuğu ve ıslak imzalı olduğunun görüldüğü, sözleşmede dava konusu taşınmazların ada parsel numaralarının açıkça belirtildiği ve ödemelerin arsa bedeline mahsuben yapıldığının yazılı olduğu, davaya konu taşınmaz satış sözleşmesinin geçersiz olması nedeniyle taşınmazın rayiç bedelinin değil ancak ödenen bedelin dava tarihi itibariyle denkleştirici adalet ilkesi gereğince ulaştığı değerinin geri istenebileceği, alınan bilirkişi raporuna göre asıl davada davacı tarafından ödenen bedelin dava tarihindeki güncellenmiş karşılığının 1.606.286,65 TL olduğu; karşı dava yönünden; harici satış sözleşmesi geçersiz olduğundan karşı davacının mülkiyet hakkına üstünlük tanınması gerektiği, davalının kötü niyetli olarak kabul edilemeyeceği, harici satış bedeli iade edilinceye kadar karşı davada davalı tarafın taşınmazı kullanımından dolayı ecrimisilden sorumlu tutulamayacağı gerekçeleriyle asıl davada; tapu iptali ve tescil isteminin reddine, terditli tazminat isteminin kabulü ile; 1.606.286,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karşı davada; müdahalenin meni davasının kabulü ile; dava konusu Osmaniye ili, .... ilçesi, .... Köyü .... Mevkii 2 42... parsel, aynı yer 2 42... parsel ve aynı yer 2 42... parsel sayılı taşınmazlara karşı davalının yapmış olduğunu müdahalenin menine, ecrimisil davasının reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin karar başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; asıl davada davacı karşı davada davalı tarafından asıl dosyadaki talebi yönünden hem istinaf başvuru harcı ve maktu karar harcınının yatırıldığı, karşı davadaki müdahalenin men'i talebine yönelik istinaf yönünden ise; ihtar üzerine nispi harcın yatırılmadığı, hâl böyle olunca asıl karara karşı istinaf başvurusunun kabulüne, karşı dava yönünden istinaf başvurusundan vazgeçmiş sayılmasına yönelik karar verilmesi gerektiği hâlde İlk Derece Mahkemesince yanılgılı değerlendirme ile verilen 07.02.2024 tarihli istinaf başvurusunun değerlendirme kararının kaldırılmasına karar verilerek dosyanın esasının incelemesine geçildiği, asıl dava yönünden adi yazılı sözleşmeden kaynaklı tapu iptal ve tescil talebinin reddinin yerinde olduğu, terditli tazminat talebi yönünden ise; denkleştirici adalet ilkesi gereği hükmedilen tazminat hesabına yönelik raporun hükme esas alınarak verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu, vekâlet ücreti yönünden terditli talebin kabulüne karar verildiğinden asıl davada davalı lehine vekâlet ücreti takdir edilmemesi yerinde olduğunu, dosyada yer alan tanık beyanlarına göre taşınmazlardaki zilyetliğin asıl davada davacı karşı davada davalı tarafa teslim edildiği ve taşınmazın kiraya vermek suretiyle zilyetliğin sürdürüldüğünün sabit olduğu, bu hâlde zamanaşımı def'inin yerinde olmadığı gerekçeleriyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Asıl davada davacı-karşı davada davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece tapu iptali ve tescil kararının verilmesi gerektiğini, harici satım sözleşmesi ile zilyetliğin devredildiğini, ayrıca el atmanın önlenmesi yönünden de ret kararı verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir. 2. Asıl davada davalı-karşı davada davacı vekili duruşma talepli temyiz dilekçesinde; davacı lehine hükmedilen tazminatın hatalı olduğunu, dayanak belgenin sözleşme olmadığını, alınan bilirkişi raporunda hatalı hesaplama yapıldığını, 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, vekâlet ücretinin davalı üzerinde bırakılması gerektiğini, ecrimisil yönünden, dava konusu taşınmazların paylı mülkiyete tâbi olduğunu, rızanın bulunmadığının davalıya iletildiğini, taşınmazda zilyetlik devrinin olmadığını, zira paydaşlar arasında bir paylaşımın bulunmadığını, raporun usule aykırı olduğunu, keşif sırasında bir tepeden taşınmaz üzerine gelinmeden tanık beyanlarının alındığını, tanıkların karşı davada davalının kardeşleri olduğunu, beyanlarına itibar edilemeyeceğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, asıl davada harici satım sözleşmesinden kaynaklı tapu iptali ve tescil, terditli tazminat; karşı davada el atmanın önlenmesi ve ecrimisil istemlerine ilişkindir. Asıl davada davacı-karşı davada davalı vekilinin temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede; asıl davada davacı-karşı davada davalı vekilince hem asıl dava hem de karşı davaya karşı temyiz talebinde bulunulduğu, ancak yalnızca asıl dava yönünden temyiz başvuru harcının yatırıldığı, Dairemizin geri çevirme kararı uyarınca çıkarılan usulüne uygun muhtıraya rağmen karşı dava yönünden temyiz başvuru harcının tamamlanmadığı, bu yönde Bölge Adliye Mahkemesince 28.11.2024 tarihinde verilen ek karar ile asıl davada davacı-karşı davada davalı vekilinin temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verildiği, ilgili ek kararın temyize konu edilmediği görülmekle asıl davada davacı karşı davada davalı vekilinin sadece asıl davaya ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup; taraf vekillerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, Yargıtay duruşma vekâlet ücreti olan 40.000,00 TL'nin asıl davada davacı-karşı davada davalı ...'dan alınarak asıl davada davalı-karşı davada davacı ...'a verilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.11.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.