7. Hukuk Dairesi 2025/770 E. , 2025/4808 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Van Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1950 E., 2024/1243 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Van 5. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/523 E., 2022/158 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 18.11.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde duruşmalı temyiz eden davacı ... ile karşı taraftan davalı vekili Avukat .... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davaya konu taşınmazın, dava dışı....İnşaat Petrol Kömür Giyim Taş. San. ve Tic. Ltd. Şti.' den 27.02.2006 tarihli harici satım sözleşmesiyle satın alındığını, Van 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan dava ile taşınmazın davacı adına tescil edildiğini, ilgili kararın 01.03.2019 tarihinde kesinleştiğini, tapu kaydında davalı ... lehine haczin olduğunu, davacının davalı Kuruma bir borcunun bulunmadığını, haczin kaldırılması gerektiğini ileri sürerek davalı tarafa borçlu olmadığının tespiti ile tapu kaydına konulan haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava dışı .... İnşaat Petrol Kömür Giyim Taş. San. Tic. Ltd. Şti.'nin davalı Kuruma borcundan dolayı 05.07.2012 tarihli haciz bildirisi ile haciz işleminin yapıldığını, tapu iptali ve tescil davasının haciz şerhinden sonra açıldığını, haciz şerhinin tedbir kararından önce olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince 23.02.2022 tarihli, 2021/523 Esas, 2022/158 Karar sayılı kararı ile; dava dışı yüklenici firma tarafından sözleşme gereği yükümlülüğünün yerine getirilmediği, somut olayda ayni bir hakkın varlığından söz edilemeyeceği, davalının 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1023. maddesinden yararlanamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 23.02.2022 tarihli kararına kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 22.11.2022 tarihli, 2022/1145 Karar sayılı kararı ile; davalının alacak hakkına dayalı haciz işleminin ayni hak niteliğinde olmadığı, davacının taşınmaz tesciline konu ayni hakkının önceye dayalı olduğundan İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu, ancak davacı tarafından yatırılan harç ve tamamlama harçları ile önceki kaldırma kararı için yatırılan istinaf harcının iadesine hükmedilmediği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına yeniden esas hakkında davanın kabulüne dair hüküm tesis edilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 22.11.2022 tarihli kararının süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 18.09.2024 tarihli ve 2023/5110 Esas, 2024/3925 Karar sayılı ilâmında; davacı adına tescil hükmü kurulmadan önce 06.07.20 12... .07.2012 tarihlerinde davalı SGK Başkanlığı lehine tapu kaydı üzerine dava dışı yüklenicinin borçları nedeniyle haciz şerhinin işlendiği, haciz şerhi işlendiği tarihte tapu kayıt malikinin dava dışı borçlu yüklenici olup dava konusu taşınmazın davacıya satışına dair tapu kaydında herhangi bir şerhin bulunmadığı, davacı tarafından davalı Kurumun şerhin konulduğu tarihte satışı bilebilecek durumda olduğunun başka bir deyişle davalı Kurumun kötüniyetli olduğunun da kanıtlanmadığı, Bölge Adliye Mahkemesince haciz şerhlerinin terkinine dayalı hüküm kurulmasının doğru görülmediği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin karar başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; haciz şerhi işlendiği tarihte tapu kayıt malikinin dava dışı borçlu yüklenici olduğu, dava konusu taşınmazın davacıya satışına dair tapu kaydında herhangi bir şerhin bulunmadığı, davacı tarafından davalı Kurumun şerhin konulduğu tarihte satışı bilebilecek durumda olduğu başka bir deyişle davalı Kurumun kötüniyetli olduğunun da kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili duruşma talepli temyiz dilekçesinde; 2006 yılında haricî satım sözleşmesi ile satın alınan taşınmazın, haciz şerhinden çok önce davacı tarafından kullanılmaya başlandığını, buna ilişkin faturaların dosyada olduğunu, bu hususun gerekçeli kararda tartışılmadığını, davalı Kurumun kötüniyetli olduğunu, haciz kaydında 0 TL yazdığını, hukuken korunan bir yararın da bulunmadığını, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu süreleri geçmesine rağmen satışın hâlâ istenmediğini, bu nedenle haciz şerhinin düşmüş olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, mülkiyet hakkının ihlal edildiğini, somut olayda hâkimin hukuk yaratma yoluna giderek hakkaniyete uygun bir karar vermesi gerektiğini, haczin ayni bir hak olmadığını, nispi vekâlet ücretine hükmedilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu, tashih kararının hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, tapu kaydındaki haciz şerhinin kaldırılması istemine ilişkindir. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Davacı vekilinin vekâlet ücretine ilişkin temyiz itirazlarına gelince; Somut olayda talep, tapu kaydındaki haciz şerhinin terkinine ilişkin olup uyuşmazlığın haciz şerhine konu borcun varlığına ilişkin olmadığı, başka bir ifadeyle Mahkemece bedele yönelik uyuşmazlık nedeniyle yargılama yapılmadığı, davacı tarafın borç ilişkisinin tarafı da olmadığı anlaşılmakla bu davaların maktu harca tâbi olduğu gözetilmeksizin davalı lehine nispi vekâlet ücretine hükmedilmiş olması bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/2 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VII. KARAR 1. Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. Davacı vekilinin vekâlet ücretine yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile, Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (4) numaralı bendinde yer alan "Davalı ... dava ve duruşmada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 79.000,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine" cümlesinin çıkarılarak yerine "Davalı ... dava ve duruşmada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 30.000,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine" cümlesinin eklenmek suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 3. Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, 4. Yargıtay duruşma vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.11.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 9a8c3f5c0ced7550 4c9b28996a1c7807