Yargıtay Kararları › Yargıtay 7. Hukuk Dairesi › Eylül 2025 › 2025/2836 E., 2025/3660 K.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/2836 E., 2025/3660 K. (16.09.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/2836
Karar No
2025/3660
Karar Tarihi
16.09.2025
Konu
Tapu, Miras

7. Hukuk Dairesi 2025/2836 E. , 2025/3660 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/348 E., 2025/50 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar; dâhili davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davaya konu taşınmazlarını ölünceye kadar bakma akdiyle davalıya devrettiğini; ancak davalının bakım borcunu ifa etmediğini ve kendisine hakaret ettiğini ileri sürerek sözleşmesinin feshini ve temlik ettiği taşınmazların tapusunun iptali ile adına tescilini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; borcunu ifa ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 04.05.2016 tarihli kararı ile davalının bakım borcunu yerine getirmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin 04.05.2016 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 19.11.2019 tarihli ve 2016/11564 Esas, 2019/5906 Karar sayılı kararıyla, yargılama sırasında ölen davacı ...'in tüm mirasçılarının davada yer almasının zorunlu olmasına karşın bir kısım mirasçılarının davaya muvafakat etmemeleri nedeniyle terekeye atanacak temsilci aracılığıyla yargılamanın sürdürülmesi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 10.05.2023 tarihli kararıyla, bakım borçlusunun borcunu ifa etmemesi nedeniyle davanın kabulüne, ölünceye kadar bakma sözleşmesinin feshine ve devredilen taşınmazların tapusunun iptali ile miras payları oranında ... mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmiştir. C. İkinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin 10.05.2023 tarihli kararına karşı süresi içinde dâhili davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizin 23.05.2024 tarihli ve 2023/4425 Esas, 2024/2885 Karar sayılı ilâmında belirtilen “...üzerinde işlem yapılmasının mümkün olmadığı hususu göz ardı edilmek suretiyle 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22/A maddesine tâbi tutularak 24.11.2022 tarihinde sicil kaydı kapatılan taşınmazlara ilişkin iptal ve tescil hükmü kurulması doğru görülmemiş ve Mahkemece güncel tapu kayıtları üzerinden hüküm kurulması gerektiğinden hükmün bozulması gerekmiştir...” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. D. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle; bakım borçlusunun borcunu ifa etmemesi nedeniyle davanın kabulüne, ölünceye kadar bakma sözleşmesinin feshine ve devredilen taşınmazların tapusunun iptali ile miras payları oranında ... mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Dâhili davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, bozma kararından sonra vekil edenlerine usulünce duruşma günü tebliğ edilmeden sonuca gidildiğini, taraf teşkilinin sağlanmadığını, bozma ilâmına karşı diyecekleri sorulmadığı gibi bozma ilâmına uyulup uyulmayacağı yönünde herhangi bir ara karar tesis edilmediğini, kararın infazının mümkün olmadığını, bakım alacaklısının ölümü ile sözleşmenin kendiliğinden sona erdiğini, fesih talep hakkının şahsa sıkı sıkıya bağlı olması nedeniyle bakım alacaklısının mirasçılarının davada taraf ehliyetinin olmadığını, borca aykırılık nedeniyle feshin talep edilebilmesinin sözleşmenin devamının çekilmez hâle gelmesi şartına bağlı olduğunu ancak bu şartların ispatlanamadığını, tanık deliline güvenilemeyeceğini ve açıklamalarına dayanılamayacağını beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, ölünceye kadar bakma sözleşmesi kapsamında akde aykırılık nedeniyle ölünceye kadar bakma sözleşmesinin feshi ile temlik edilen tapu kaydının iptali ile tescil istemine ilişkindir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 27. maddesi yargılamaya hâkim ilkelerden "...Hukuki dinlenilme hakkı..."nı düzenlemektedir. Davanın tarafları, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup bu hak yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini, ayrıca kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içerir. Hukuki Dinlenilme hakkı, iddia ve savunmanın bir parçasıdır ve kaynağını Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen “...hak arama özgürlüğü...”nden alır. Anayasanın bu hükmüne göre herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunma hakkına sahiptir. Hukuki dinlenilme hakkının gereği olarak her iki taraf da davaya ilişkin açıklama ve ispat hakkına sahip olduğu gibi, bu hak mahkeme kararlarının gerekçeli olmasını ve tarafların yargılamada her aşama ile ilgili bilgi sahibi olabilme hakkını da kapsar. Madde içeriğinde de yer verilen ve hukuki dinlenilme hakkının temel unsurlarından olan "...bilgilenme hakkı..." kapsamında öncelikle tarafların gerek yargı organlarınca gerekse karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmesi zorunludur. Kişinin kendisinden habersiz yargılama yapılarak karar verilmesi, kural olarak mümkün değildir. Hak sahibinin kendisi ile ilgili yargılama ve yargılamanın içeriği hakkında tam bir şekilde bilgi sahibi olması sağlanmalıdır. (Y. HGK., 2013/2164 E., 2015/873 K., ve 25.02.2015 T. sayılı kararı). Yargılamanın sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunma ile ilgili delillerin eksiksiz toplanıp tartışılabilmesi, itirazların yapılabilmesi, davanın süratle sonuçlandırılabilmesi; bozma sonrası yargılamanın devamı, bozma ilâmına uyup uymama yönünde kararın verilebilmesi taraflara yapılacak usulüne uygun tebligat ile mümkündür. Bu yolla kişi, hangi yargı merciinde duruşması bulunduğuna, hakkındaki iddia ve isnatların nelerden ibaret olduğuna, yargılamanın safahatına, bozma ilâmının içeriğine, bozma sonrası duruşmanın hangi tarihte yapılacağına, verilen kararın ne olduğuna, vakıf olabilecektir. 6100 Kanun’un “Yargıtay kararlarının tebliği" başlıklı 372. maddesine göre; “Yargıtayın bozma kararları ile onama kararları mahkeme yazı işleri müdürü tarafından derhâl taraflara tebliğ edilir. Tebliğ giderleri, temyiz dilekçesiyle birlikte, temyiz isteminde bulunandan peşin olarak alınır. Bu giderlerin ödenmemesi hâlinde 344 üncü maddesi hükmü uygulanır. “ 6100 Kanun’un “Yargıtay kararlarının tebliği" başlıklı 373. maddesine göre; “Yargıtay ilgili dairesinin tamamen veya kısmen bozma kararı, başvurunun bölge adliye mahkemesi tarafından esastan reddi kararına ilişkin ise bölge adliye mahkemesi kararı kaldırılarak dosya, kararı veren ilk derece mahkemesine veya uygun görülecek diğer bir ilk derece mahkemesine, kararın bir örneği de bölge adliye mahkemesine gönderilir. Bölge Adliye Mahkemesinin düzelterek yeniden veya yeniden esas hakkında verdiği karar Yargıtayca tamamen veya kısmen bozulduğu takdirde dosya, kararı veren bölge adliye mahkemesi veya uygun görülen diğer bir bölge adliye mahkemesine gönderilir. Bölge adliye mahkemesi, 344. maddesi uyarınca peşin alınmış olan gideri kullanmak suretiyle, kendiliğinden tarafları duruşmaya çağırıp dinledikten sonra Yargıtayın bozma kararına uyulup uyulmayacağına karar verir....” Somut olayda, dâhili davalılara duruşma günü tebliğ edilmeden ve bozma ilâmına karşı beyanları alınmadan davanın kabulüne karar verilmiştir. Yukarıda yer verilen 6100 sayılı Kanun’un 373/3 hükmü uyarınca, taraflar dinlendikten sonra bozma ilâmına uyulup uyulmayacağı konusunda karar verilmesi gerekmektedir. Hâl böyle olunca, 6100 sayılı Kanun’un 373/3 hükmü gereğince taraflara duruşma günü tebliğ edilip bozma ilâmına karşı beyanları alındıktan sonra bir karar verilmesi gerekirken anılan yasal düzenleme dikkate alınmadan dâhili davalı tarafın hukuki dinlenilme hakkı ihlal edilerek, bir başka ifade ile savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle sonuca gidilmiş olması doğru değildir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan kararın BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 16.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! fef197d17e5406d3 73c452248258718e This XML file does not appear to have any style information associated with it. The document tree is shown below. 7. Hukuk Dairesi 2025/2836 E. , 2025/3660 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/348 E., 2025/50 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar; dâhili davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davaya konu taşınmazlarını ölünceye kadar bakma akdiyle davalıya devrettiğini; ancak davalının bakım borcunu ifa etmediğini ve kendisine hakaret ettiğini ileri sürerek sözleşmesinin feshini ve temlik ettiği taşınmazların tapusunun iptali ile adına tescilini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; borcunu ifa ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 04.05.2016 tarihli kararı ile davalının bakım borcunu yerine getirmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin 04.05.2016 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 19.11.2019 tarihli ve 2016/11564 Esas, 2019/5906 Karar sayılı kararıyla, yargılama sırasında ölen davacı ...'in tüm mirasçılarının davada yer almasının zorunlu olmasına karşın bir kısım mirasçılarının davaya muvafakat etmemeleri nedeniyle terekeye atanacak temsilci aracılığıyla yargılamanın sürdürülmesi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 10.05.2023 tarihli kararıyla, bakım borçlusunun borcunu ifa etmemesi nedeniyle davanın kabulüne, ölünceye kadar bakma sözleşmesinin feshine ve devredilen taşınmazların tapusunun iptali ile miras payları oranında ... mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmiştir. C. İkinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin 10.05.2023 tarihli kararına karşı süresi içinde dâhili davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizin 23.05.2024 tarihli ve 2023/4425 Esas, 2024/2885 Karar sayılı ilâmında belirtilen “...üzerinde işlem yapılmasının mümkün olmadığı hususu göz ardı edilmek suretiyle 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22/A maddesine tâbi tutularak 24.11.2022 tarihinde sicil kaydı kapatılan taşınmazlara ilişkin iptal ve tescil hükmü kurulması doğru görülmemiş ve Mahkemece güncel tapu kayıtları üzerinden hüküm kurulması gerektiğinden hükmün bozulması gerekmiştir...” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. D. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle; bakım borçlusunun borcunu ifa etmemesi nedeniyle davanın kabulüne, ölünceye kadar bakma sözleşmesinin feshine ve devredilen taşınmazların tapusunun iptali ile miras payları oranında ... mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Dâhili davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, bozma kararından sonra vekil edenlerine usulünce duruşma günü tebliğ edilmeden sonuca gidildiğini, taraf teşkilinin sağlanmadığını, bozma ilâmına karşı diyecekleri sorulmadığı gibi bozma ilâmına uyulup uyulmayacağı yönünde herhangi bir ara karar tesis edilmediğini, kararın infazının mümkün olmadığını, bakım alacaklısının ölümü ile sözleşmenin kendiliğinden sona erdiğini, fesih talep hakkının şahsa sıkı sıkıya bağlı olması nedeniyle bakım alacaklısının mirasçılarının davada taraf ehliyetinin olmadığını, borca aykırılık nedeniyle feshin talep edilebilmesinin sözleşmenin devamının çekilmez hâle gelmesi şartına bağlı olduğunu ancak bu şartların ispatlanamadığını, tanık deliline güvenilemeyeceğini ve açıklamalarına dayanılamayacağını beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, ölünceye kadar bakma sözleşmesi kapsamında akde aykırılık nedeniyle ölünceye kadar bakma sözleşmesinin feshi ile temlik edilen tapu kaydının iptali ile tescil istemine ilişkindir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 27. maddesi yargılamaya hâkim ilkelerden "...Hukuki dinlenilme hakkı..."nı düzenlemektedir. Davanın tarafları, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup bu hak yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini, ayrıca kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içerir. Hukuki Dinlenilme hakkı, iddia ve savunmanın bir parçasıdır ve kaynağını Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen “...hak arama özgürlüğü...”nden alır. Anayasanın bu hükmüne göre herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunma hakkına sahiptir. Hukuki dinlenilme hakkının gereği olarak her iki taraf da davaya ilişkin açıklama ve ispat hakkına sahip olduğu gibi, bu hak mahkeme kararlarının gerekçeli olmasını ve tarafların yargılamada her aşama ile ilgili bilgi sahibi olabilme hakkını da kapsar. Madde içeriğinde de yer verilen ve hukuki dinlenilme hakkının temel unsurlarından olan "...bilgilenme hakkı..." kapsamında öncelikle tarafların gerek yargı organlarınca gerekse karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmesi zorunludur. Kişinin kendisinden habersiz yargılama yapılarak karar verilmesi, kural olarak mümkün değildir. Hak sahibinin kendisi ile ilgili yargılama ve yargılamanın içeriği hakkında tam bir şekilde bilgi sahibi olması sağlanmalıdır. (Y. HGK., 2013/2164 E., 2015/873 K., ve 25.02.2015 T. sayılı kararı). Yargılamanın sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunma ile ilgili delillerin eksiksiz toplanıp tartışılabilmesi, itirazların yapılabilmesi, davanın süratle sonuçlandırılabilmesi; bozma sonrası yargılamanın devamı, bozma ilâmına uyup uymama yönünde kararın verilebilmesi taraflara yapılacak usulüne uygun tebligat ile mümkündür. Bu yolla kişi, hangi yargı merciinde duruşması bulunduğuna, hakkındaki iddia ve isnatların nelerden ibaret olduğuna, yargılamanın safahatına, bozma ilâmının içeriğine, bozma sonrası duruşmanın hangi tarihte yapılacağına, verilen kararın ne olduğuna, vakıf olabilecektir. 6100 Kanun’un “Yargıtay kararlarının tebliği" başlıklı 372. maddesine göre; “Yargıtayın bozma kararları ile onama kararları mahkeme yazı işleri müdürü tarafından derhâl taraflara tebliğ edilir. Tebliğ giderleri, temyiz dilekçesiyle birlikte, temyiz isteminde bulunandan peşin olarak alınır. Bu giderlerin ödenmemesi hâlinde 344 üncü maddesi hükmü uygulanır. “ 6100 Kanun’un “Yargıtay kararlarının tebliği" başlıklı 373. maddesine göre; “Yargıtay ilgili dairesinin tamamen veya kısmen bozma kararı, başvurunun bölge adliye mahkemesi tarafından esastan reddi kararına ilişkin ise bölge adliye mahkemesi kararı kaldırılarak dosya, kararı veren ilk derece mahkemesine veya uygun görülecek diğer bir ilk derece mahkemesine, kararın bir örneği de bölge adliye mahkemesine gönderilir. Bölge Adliye Mahkemesinin düzelterek yeniden veya yeniden esas hakkında verdiği karar Yargıtayca tamamen veya kısmen bozulduğu takdirde dosya, kararı veren bölge adliye mahkemesi veya uygun görülen diğer bir bölge adliye mahkemesine gönderilir. Bölge adliye mahkemesi, 344. maddesi uyarınca peşin alınmış olan gideri kullanmak suretiyle, kendiliğinden tarafları duruşmaya çağırıp dinledikten sonra Yargıtayın bozma kararına uyulup uyulmayacağına karar verir....” Somut olayda, dâhili davalılara duruşma günü tebliğ edilmeden ve bozma ilâmına karşı beyanları alınmadan davanın kabulüne karar verilmiştir. Yukarıda yer verilen 6100 sayılı Kanun’un 373/3 hükmü uyarınca, taraflar dinlendikten sonra bozma ilâmına uyulup uyulmayacağı konusunda karar verilmesi gerekmektedir. Hâl böyle olunca, 6100 sayılı Kanun’un 373/3 hükmü gereğince taraflara duruşma günü tebliğ edilip bozma ilâmına karşı beyanları alındıktan sonra bir karar verilmesi gerekirken anılan yasal düzenleme dikkate alınmadan dâhili davalı tarafın hukuki dinlenilme hakkı ihlal edilerek, bir başka ifade ile savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle sonuca gidilmiş olması doğru değildir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan kararın BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 16.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! fef197d17e5406d3 73c452248258718e ... ...

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi – Eylül 2025 kararlarının tamamı