7. Hukuk Dairesi 2025/250 E. , 2025/3622 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1700 E., 2024/2287 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ereğli (Konya) 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/263 E., 2024/358 K. Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalıların murisi babaları ... 'nın ölmeden önce müvekkillerine ait bulunan ve müvekkillerinin murisi ... 'tan adlarına intikal eden 626 ada 26 parsel, 626 ada 25 parsel ve 626 ada 27 parsel sayılı taşınmazlara davalıların murisi ... 'nın ev, ahır ve müştemilatlar yaparak haksız işgalde bulunduğunu, davalıların murisinin takriben 25 yıl önce bu yapıları haksız şekilde yaptığını, dava konusu taşınmazda hâlen davalılardan ...'nın ikamet ettiğini belirterek davalılar tarafından müvekkilinin taşınmazına yapılan müdahalenin men'ine, dava konusu yapıların kâl'ine, 5 yıllık ecrimisil bedeli olarak 1.000,00 TL ecrimisilin davalılardan müştereken tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP Davalılar ... ve ... vekili ile davalılar ... ve ... ayrı ayrı sundukları cevap dilekçelerinde; dava konusu 626 ada 26 parsel ve 626 ada 27 parsel sayılı taşınmazların 15.01.1980 tarihinde ifrazen taksim yapılmak suretiyle tapuya kaydedildiğini, ifraz taksimi yapılırken murislerinin ve diğer hissedarların ... isimli şahsa vekâletname verdiklerini, bu kişinin murislerinin haberi olmaksızın vekâlet görevini kötüye kullanarak dava konusu taşınmazları davacıların murisine devir ettiğini, vekilin de alıcının da kötüniyetli olduğunu, dava açılana kadar bu yerlerde böyle bir devrin varlığından haberlerinin olmadığını, tapu kayıtlarından da anlaşılacağı üzere bu yerlerin tek tapu olduğu ve sonradan ayrıldıkları, yapıları kendilerinin ve murislerinin yaptığını ileri sürerek açılan davanın reddini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ‘’dava konusu 25 ve 26 parsel sayılı taşınmazların tam hisse ile davacıların elbirliği mülkiyetinde bulunduğu, 27 parsel sayılı taşınmazda davacı ... ve davalıların paylı malik olduğu, keşif mahallinde dinlenen tanıkların beyanları ile sabit olduğu üzere bir kısmı 25 parsel sayılı taşınmazın üzerinde bulunan iki katlı evin davalıların dedesi ... tarafından inşa edildiği, ...'nin vefatından sonra davalıların babası ve ...'nin oğlu ... tarafından kullanıldığı, ...'in ölümünden sonra boş bırakıldığı, bir kısmı 26 parselin üzerinde bulunan tek katlı evin muris ... tarafından yapıldığı ve halihazırda ... tarafından kullanıldığı, 25 parsel üzerinde bulunan ahır ve açık ahırın davalı ... tarafından yapıldığı ve aynı davalı tarafından kullanıldığı, diğer davalıların 25 ve 26 parsel sayılı taşınmazlara yönelik kullanım ve müdahalelerinin bulunmadığı, 27 parsel sayılı taşınmazın ise dava dışı paydaşlar tarafından kullanılmakta olduğu ve davalıların bu taşınmaz yönünden davacı ...'nın payına yönelik bir müdahalelerinin bulunmadığı; bu sebeple 25 ve 26 parsel sayılı taşınmazlar yönünden herhangi bir hakka dayalı olmaksızın el atan davalı ... yönünden el atmanın önlenmesi, ecrimisil ve kal istemlerinin kabul edildiği, bir kısmı 26 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan iki katlı ev davalıların dedesi tarafından inşa edilmiş olmakla kal yönünden davalıların tamamının sorumlu tutulduğu, diğer davalılar yönünden el atmanın önlenmesi, ecrimisil ve ahır ile açık ahıra yönelik kal isteminin reddedildiği, 27 parsel sayılı taşınmaz yönünden ise tüm davalılar yönünden davanın reddedildiği’’ gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı ...'nın 25 ve 26 parsel sayılı taşınmazlara vaki müdahalesinin men'ine, taşınmazlar üzerinde bulunan ve fen bilirkişisi ... tarafından düzenlenen 03.07.2023 tarihli rapora ekli krokide A,B,C ve D harfleri ile gösterilen iki katlı ev, tek katlı ev, ahır ve açık ahırın kâl'ine, 12.619,66 TL ecrimisil tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacılara eşit oranda ödenmesine, fazlaya ilişkin istemlerin reddine, karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Bir kısmı 25 parsel sayılı taşınmazın üzerinde bulunan iki katlı evin davalıların dedesi kök muris ... tarafından inşa edildiği, ...'nin vefatından sonra davalıların babası ve kök muris ...'nin oğlu muris ... tarafından kullanıldığı, ...'in ölümünden sonra taşınmazın boş bırakıldığı, 25 parsel üzerinde bulunan ahır ve açık ahırın davalı ... tarafından yapılıp halen kullanıldığı, bir kısmı 26 parselin üzerinde bulunan tek katlı evin muris ... tarafından yapıldığı ve halihazırda davalılardan ... tarafından kullanıldığı, diğer davalıların 25 ve 26 parsel sayılı taşınmazlara yönelik fiili kullanımlarının bulunmadığı, 27 parsel sayılı taşınmaz dava dışı paydaşlar tarafından kullanılmakta olup davalıların bu taşınmaz yönünden müteveffa davacı ...'nın payına yönelik bir müdahaleleri bulunmadığı gibi davacıların paylarına karşılık taşınmazda kullanabilecekleri boş kısım bulunduğu, 25 ve 26 parsel sayılı taşınmazlarda fiili işgali bulunan ... yönünden dava tarihinden geriye doğru 5 yıllık dönem için ecrimisil bedelinin hesaplandığı, arsa niteliğindeki 25 ve 26 parselin ilk dönem için belirlenen ecrimisil bedeline endeks uygulanmak suretiyle belirlenen miktarın yerinde olduğu, mahkemenin kısa kararı ile gerekçeli kararı arasında çelişki olmadığı, mevcut delillerle davanın aydınlandığı" gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; 1.Eksik inceleme ve araştırma sonucu karar verildiğini, delillerin toplanmadığını, 2.Bilirkişinin ecrimisili düşük ve hatalı hesapladığını, Mahkemece bu rapor dikkate alınarak karar verildiğini beyan etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, men'i müdahale, kâl ve ecrimisil istemlerine ilişkindir. 1.Bilindiği üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddesi gereğince hâkim, taleplerden her biri hakkında olumlu ya da olumsuz bir hüküm kurmak zorundadır. Hükmün hangi hususları kapsayacağı 6100 sayılı Kanun'un 297. maddesinde belirtilmiştir. Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Davacı tarafından 626 ada 27 parsel sayılı taşınmaz yönünden paya vaki el atmanın önlenmesi, kâl ve ecrimisil talep edilmiş olmasına rağmen Mahkemece dava konusu taşınmaz yönünden olumlu olumsuz bir karar verilmemesinin doğru görülmemiştir. 2.Öte yandan, yıkım istekli davalarda husumetin, yıkıma konu yapının tüm maliklerine yöneltilmesi zorunludur. Mahkemece 626 ada 25 ve 26 parsel sayılı taşınmazlar üzerinde bulunan 03.07.2023 tarihli fen bilirkişi raporunun krokisinde A, B, C ve D harfi ile gösterilen yapıların kâl’ine karar verildiği ancak A ve D ile gösterilen yapıların bir bölümünün yola terk edilen kısım içerisinde kaldığı, yola terk edilen alanın mülkiyeti ve kullanımı kamuya ait olduğundan husumetin ilgili kamu kurumuna (belediye, il özel idaresi, karayolları, Hazine vb.) yöneltilmesi gerekirken, taraf teşkili sağlanmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, açıklanan sebeplerle kararın bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.09.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy çokluğuyla karar verildi. K A R Ş I O Y Bir davanın görülebilmesi için usul hukuku açısından taraf olma ve dava ehliyetinin yanında, davacı ve davalı olabilme niteliklerinin de bulunması gerekir. Yararı kamuya ait mallar, devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Bu yerlere geçerli bir neden olmaksızın elatılması halinde Hazinenin elatmanın önlenmesi davasını açma sıfat ve yetkisi vardır. Belediye sınırları içerisinde kalan yollara elatılması halinde belediyenin de dava açma yetisi vardır. Yararlanma hakkı sahibininde kullandığı kamuya ait yola elatılması durumunda, yararlanma hakkına dayalı olarak elatmanın önlenmesi davası açma hakkı vardır. Dava, kural olarak dava dilekçesinde taraf olarak gösterilen kişilerle yürütülür ve hüküm de davanın tarafları lehine ve aleyhine verilir. Kanunda açıkça belirtilmedikçe, hiç kimse kendi lehine olan davayı açmaya veya hakkını talep etmeye zorlanamaz ( HMK m 24 ). Somut olayda; davalının bina yapmak suretiyle elattığı yola Hazinenin dava açmak suretiyle müdahale etme yetkisi var ise de bunu sağlamak amacıyla dava açmaya zorlanamaz. Taraflardan biri davayı kaybettiği takdirde, üçüncü kişiye veya üçüncü kişinin kendisine rücu edeceğini düşünüyorsa, tahkikat sonuçlanıncaya kadar davayı üçüncü kişiye ihbar edebilir ( HMK m 61 ). Bu davada verilecek herhangi bir karar, kamu mallarından sorumlu Hazinenin aleyhine bir sonuç doğurmayacaktır. Yola isabet eden yerde davalının inşa ettiği yapının kamuya ait yerde olması nedeniyle ekonomik bir değerinin olduğu ve kamunun istifade edebileceği bir niteliğinin olduğu düşünülemeyeceğinden yapının yola taşan kısmının bırakılmasında Hazinenin yararı bulunmamaktadır. .Bu sebeple davanın Hazineye ihbar edilmesine de gerek bulunmamaktadır. Yukarıda yaptığım açıklamalar ışığında davada Hazinenin taraf kılınması gerekmediğinden buna yönelik çoğunluğun bozma kararına iştirak edemiyorum.