Yargıtay Kararları › Yargıtay 7. Hukuk Dairesi › Eylül 2025 › 2025/295 E., 2025/3627 K.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/295 E., 2025/3627 K. (15.09.2025) – El Atmanın Önlenmesi

Mahkeme
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/295
Karar No
2025/3627
Karar Tarihi
15.09.2025
Konu
El Atmanın Önlenmesi, Çek

7. Hukuk Dairesi 2025/295 E. , 2025/3627 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/136 E., 2024/275 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ceyhan 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/223 E., 2022/24 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 112 ada 3 parsel sayılı taşınmazda paydaş olduğunu, davalının taşınmazda hissesi olmamasına rağmen yaklaşık olarak 35 dönüm yer kullandığını, bu sebeple müvekkilinin davalıyı Ceyhan Cumhuriyet Başsavcılığına hakkı olmayan yere tecavüz ettiği için şikayet ettiğini, davalı taşınmazda yer kullandığını kabul etmesine rağmen kullandığı yeri müvekkiline teslim etmediğini ileri sürerek 112 ada 3 parsel sayılı taşınmazdaki müdahalesinin önlenmesine, davalının kullanımında olan kısmın taraflarına teslimini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin dava konusu taşınmazda paydaş olduğunu, müşterek mülkiyette paydaşın paydaşa karşı men'i müdahale davası açmasının mümkün olmadığını, ancak şartları varsa hisseye vaki müdahalenin men'i davası açabileceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "dava konusu taşınmazda tüm paydaşları kapsar biçimde harici veya fiili taksim bulunmadığı, davacının ikrarı dikkate alındığında, dava konusu taşınmazda kullandığı bir kısım yerin bulunduğu, davalının tüm hisseye el atmadığı, davacı tarafın söz konusu uyuşmazlıkla ilgili talebini el atmanın önlenilmesi davası ile değil; kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekeceği" gerekçesiyle davanın reddine karar verilerek yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmış ve davalı lehine vekâlet ücreti takdir edilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "yerel mahkemece el atmanın önlenmesi yönünden kurulan hükmün isabetli olduğu davacının bu yöndeki istinaf taleplerinin yerinde olmadığı; davacı vekilinin vekâlet ücreti ve yargılama giderlerine ilişkin istinaf talebine yönelik yapılan incelemede; mahkemece el atmanın önlenmesi yönünden davalı lehine karar verilmiş ve yargılama giderlerini davacı üzerinde bırakarak, davalı lehine vekâlet ücreti takdir edilmiş ise de; davalının davanın açıldığı 03.07.2019 tarihi itibariyle dava konusu 112 ada 3 parsel sayılı taşınmazda hissenin olmadığı, hissesini bağış yoluyla 23.09.2019 tarihinde edindiği, davanın niteliğinin yargılama esnasında değiştiği, davalının başında fuzuli işgalci olarak davanın açılmasına sebebiyet verdiğinin anlaşıldığı, vekâlet ücreti ve yargılama giderleri yönünden kararın kaldırılarak yeniden hüküm tesisi gerektiği" gerekçesiyle davacı vekilinin vekâlet ücreti ve yargılama giderlerine yönelik istinaf talebinin kabulü ile; İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına davanın reddine karar verilerek yargılama giderleri davalı üzerinde bırakılmış, davacı lehine vekâlet ücreti takdir edilmiştir.

V. TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1.Bölge Adliye Mahkemesi kararının vekâlet ücreti ve yargılama giderleri açısından hatalı olduğunu, 2.Dava esastan reddedildiğinden, yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılarak müvekkili lehine vekâlet ücreti takdir edilmesi gerektiğini beyan etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, paydaşlar arası müdahalenin men'i istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 4c86c7e57cf6cb4b 97902b21eab3e045

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi – Eylül 2025 kararlarının tamamı