7. Hukuk Dairesi 2025/2090 E. , 2025/2698 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2789 E., 2024/2167 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kırşehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/165 E., 2024/374 K. Bölge Adliye Mahkemesinin ek kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının Kırşehir ili, ... ilçesi, ... Köyü sınırları içerisinde bulunan ve tek tarla olarak kullanılan 243, 244, 245, 246, 261, 262, 263, parsel nolu taşınmazlar ile Kırşehir ili, ... ilçesi, ... Köyü sınırları içerisinde bulunan ve tek tarla olarak kullanılan 1407, 1456 ve 1406 (1/2 hissesi) parsel nolu taşınmazların maliki olduğunu, Çiftçi Kayıt Sistemine göre fiilen tarımsal faaliyette bulunulduğunu, 247, 248, 249, 250, parselde kayıtlı tarımsal araziler ile 1407, 1456 ve 1406 (1/2 hissesi) parsel nolu tarımsal arazilerin, dava dışı ... Kurt mirasçıları tarafından davalıya satıldığını, taşınmazlarda sınırdaş tarım arazisi maliki olmasından kaynaklı ön alım hakkına dayalı olarak tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili, davacının satıştan haberdar olduğunu, taşınmazın ilk önce davacıya teklif edildiğini, ancak satın almadığını, kötüniyetli olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazların satış işleminin noter yoluyla komşu arazi maliklerine bildirilmediği, 26.10.2020 tarihinde açılan davanın süresinde olduğu, hem dava konusu taşınmazların, hem de davacının maliki olduğu taşınmazların tarla vasfında olduğu, taşınmazların birbirine bitişik ve komşu olduğu, dava konusu taşınmazların 25.03.2022 tarihli ek bilirkişi raporunda belirtildiği üzere yüzölçümünün de 5403 sayılı Kanun'da belirtilen asgari tarımsal arazi büyüklüğünün altında kaldığı, ön alım bedelinin Mahkemece verilen süre içerisinde depo edildiği, davalının bedele yönelik muvazaa iddiasının dinlenemeyeceği, satış bildiriminin mutlaka noter aracılığı ile yapılması gerektiğinden davacının satıştan haberdar olduğu ve kötüniyetli olduğu iddiasının dinlenemeyeceği açıklanarak komşu arazi malikinin ön alım hakkını kullanmasına ilişkin şartların taşınmaz dışında gerçekleştiği, 120 ada 122 parsel sayılı taşınmazda davacı ve davalının paydaş durumda olduğu, 5403 sayılı Kanun'un değil 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 723. maddesinin uygulanması gerektiği, 138 ada 50 parsel yönünden ise sınır komşuluğu bulunmaması nedeniyle talebin reddi gerektiği gerekçeleriyle davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine, davacı vekilinin istinaf isteminin vekalet ücretine yönelik olması nedeniyle kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabul, kısmen reddine kesin olmak üzere karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davalı vekili; davaya konu olan 120 ada 122 No.lu parselin, dava içinde başka yasa maddesi ile değerlendirilerek davalı aleyhine karar verilmesinin yasaya aykırı olduğunu, diğer parseller yönünden de tarımsal ekonomik bütünlük yönünden alınan raporun elverişli olmadığını, 5403 sayılı Kanun'un 8/1. maddesinin 2. fıkrasının yürürlükten kaldırıldığını, tarımsal arazilerin satılması halinde sınırdaş tarımsal arazı maliklerinin önalım hakkının ortadan kalktığını, müvekkiline karşı bu dava yasanın kalkmasından 2 gün önce açıldığını, her ne kadar yasa geriye doğru geçerlik kazanmasa da bu durum hak ve nesafete aykırı olduğunu, dava devam ederken davanın yasal dayanağının ortadan kalktığını, davacının kötüniyetli olduğunu, zira müvekkilden önce kendisi davaya konu olan taşınmazları almak istemişse de almadığını, bu kez müvekkiline alması yönünden tavsiyede bulunduğunu, müvekkilinin böyle bir yasanın varlığını bilseydi tasarruf işlemi olmayacağını, ayrıca taşınmazların tapu satış değeri üzerinde karar verilmesinin doğru olmadığını, tapu değerlerinin ilgili kurumca belirtilen değerin altında olmamak koşuluyla yapılmasının da hayatın bir gerçeği olduğunu, Mahkemenin hüküm kısmında 15.228.00 TL nin davacıya iadesi gerekirken sehven davalıya verilmesi şeklinde hüküm kurulduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Bölge Adliye Mahkemesinin 25.03.2025 tarihli ek kararı ile davalı vekilinin temyiz başvurusunun kesin karara yönelik olması nedeniyle reddine karar verilmiştir. 3. Davalı vekili ek kararına karşı temyiz dilekçesinde özetle; kesin nitelikte karar olmadığını, sınırdaş tarım arazisi maliklerine tanınan ön alım hakkının yürürlükten kalktığını, derdest davalara da bu kanunun uygulanması gerektiğini belirterek ek kararın kaldırılmasını, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Gerekçe ve Değerlendirme Uyuşmazlık, önalım hakkına dayalı tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir. 1. Ek karara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Bölge Adliye Mahkemesince, dava değerinin 2024 yılı kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL'nin altında kaldığı açıklanarak kararın kesin olduğu belirtilmiş, davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine dair ek karar verilmiştir. Dava değerinin belirlenmesinde inisiyatif davacı tarafta olsa da, Kanun'un 26. maddesinde düzenlenen “taleple bağlılık” ilkesi sadece davacının değil, davalının da taleplerinin nazara alınmasını emrettiğinden, kanun yoluna başvurulması halinde davacının talepleri yanında, davalının taleplerinin de Mahkemece değerlendirmeye alınması gerekir. Aksi halde, davacının belirlediği değeri aşan talepleri bakımından kararın davalı tarafça kanun yoluna götürülmesi ve denetlenmesi engellenmiş olacaktır. Bu durum, davalının davada kendisini savunmasına ve adil yargılanmasına engel olacak nitelikte bulunduğundan, temyiz hakkının dava değerine veya hüküm altına alınan değerine göre belirlenmesi sırasında Kanun'un 341. maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkra hükümleri ile 362. maddenin ikinci fıkrası uyarınca istinaf ve temyiz sınırı belirlenirken davalı tarafın ileri sürdüğü taleplerin de nazara alınması kanuna, hukuka ve hakkaniyete uygun bir değerlendirme olacaktır. Somut olayda; davacı tarafça, dava konusu taşınmazların satış bedeli ve masrafları toplamından ibaret olan 84.040,00 TL üzerinden ön alım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil talep edilmiş, davalı yan ise taşınmazın gerçek bedelinin yüksek olduğunu ileri sürmüş, temyiz dilekçesinde de dava konusu taşınmaz değerinin bilirkişi raporunda belirlenmiş olan 634.755,00 TL olduğunu iddia etmiştir. Savunma yoluyla ileri sürülen değer, karar tarihi itibariyle geçerli olan temyiz kesinlik sınırının üzerinde olduğundan 25.03.2025 tarihli Bölge Adliye Mahkemesi ek kararı ile kesinleşme şerhinin kaldırılması gerekmiştir. 2. Ek kararın ve kesinleşme şerhinin kaldırılması üzerine işin esası yönünden yapılan incelemede; Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkün olacağı değerlendirilmekle; temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Bölge Adliye Mahkemesince verilen 25.03.2025 tarihli EK KARARIN ve 28.11.2024 TARİHLİ KESİNLEŞME ŞERHİNİN KALDIRILMASINA, Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesinin 31.10.2024 tarihli asıl kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Onama harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.05.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiylekarar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! d5fa62cefaa11802 24e31ff184e7191a