Yargıtay Kararları › Yargıtay 7. Hukuk Dairesi › Mayıs 2025 › 2025/1838 E., 2025/2822 K.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/1838 E., 2025/2822 K. (26.05.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1838
Karar No
2025/2822
Karar Tarihi
26.05.2025
Konu
Tapu

7. Hukuk Dairesi 2025/1838 E. , 2025/2822 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/584 E., 2025/80 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalının 2011 yılından 2017 yılı Ağustos ayına kadar sosyal arkadaşlıkları (birliktelikleri) olduğunu, müvekkilinin 2013 yılında işleri bozulduğunda haciz ve icra tehditinden kurtulmak için adına kayıtlı 1678 ada 23 parselde bulunan 1 numaralı bağımsız bölüm ile 6649 ada 13 parselde bulunan 64 numaralı bağımsız bölümü yeğeni dava dışı ...'a 2013 tarihinde anlaşmalı olarak devrettiğini, daha sonra dava dışı ...'ın da işlerinin bozulması nedeniyle haciz tehdidi ile karşılaştığından müvekkilinin taşınmazları başkasının üzerine aktarma çabasına girdiğini, davalı taşınmazları emaneten alabileceğini belirterek taşınmaz alım yetkisine haiz vekaletnamesi ile davacıyı vekil tayin ettiğini, davalı tarafından davacıya güven verilmek maksadıyla taşınmaz satım yetkisi de verildiğini, bunun üzerine dava konusu taşınmazların davalı adına dava dışı ...'tan temlik alındığını, davacının daha önce satın aldığı ancak tapularını devralmadığı 6649 ada 13 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan 104, 105, 106, 107, 108, 110 ve 111 numaralı bağımsız bölümlerin ise davalı tarafından davacıya verilen taşınmaz alım yetkisi vekaletnamesi ile davalı adına temlik aldığını, bu taşınmazlarda başından beri davacının oturduğunu, taşınmazların vergi, elektrik ve su gibi ödemelerinin de davacı tarafından karşılandığını, bir süre sonra davalının evleneceğini belirterek taşınmazları müvekkiline devretmek istediğini, müvekkilinin tam olarak ekonomik özgürlüğe kavuşmadığı için davalının devir talebini ağırdan aldığını, davalının eşinin müvekkilini arayarak davacının emaneten verdiği taşınmazları kendisine geri vereceklerini söylediğini, sonraki süreçte ise davalının eşinin önceki beyanlarından vazgeçerek ve davalıyı baskılayarak davalının emaneten almış olduğu tapuları müvekkiline devretmesine engel olduğunu belirterek davanın kabulü ile dava konusu taşınmazların davalı adına olan tapu kayıtlarının iptali ile müvekkili adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP Davalı cevap dilekçesinde özetle; davacının iddia ettiği gibi güven telkin etmesine ihtiyacının bulunmadığını, 1678 ada 23 parselde bulunan 1 numaralı bağımsız bölüm ile 6649 ada 13 parselde bulunan 64 numaralı bağımsız bölümü emanet olarak kabul ettiğini, dava konusu 6649 ada 13 parsel üzerinde bulunan 104, 105, 106, 107, 108, 110 ve 111 numaralı bağımsız bölümleri ise birikimlerini yatırıma dönüştürmek amacıyla davacı tarafından kendi adına satın alındığını, davacıya olan güveninden dolayı taşınmazların alım satımına ilişkin detay bilgisine sahip olmadığını, davacının iddia ettiği gibi eşinin hiçbir baskısının bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemenin 02.06.2021 tarihli ve 2020/220 Esas, 2021/139 Karar sayılı kararıyla davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesi kararına karşı süresi içerisinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 04.10.2022 tarihli kararı ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizin 30.09.2024 tarihli ve 2023/5251 Esas 2024/4176 Karar sayılı ilâmında; “1. Davalı tarafın dava konusu 1678 ada 23 parselde bulunan 1 numaralı bağımsız bölüm ile 6649 ada 23 parselde bulunan 64 numaralı bağımsız bölüm için yargılama giderleri ve vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Davalı cevap dilekçesinde 1678 ada 23 parselde bulunan 1 numaralı bağımsız bölüm ile 6649 ada 23 parselde bulunan 64 numaralı bağımsız bölümleri emaneten aldığını, davacı ile aralarında söz konusu bu taşınmazlar için inanç ilişkisi bulunduğunu kabul etmektedir. Davalı tarafın inanç ilişkisini kabul etmesi ve bu konuda uyuşmazlık çıkarmaması nedeniyle bu taşınmazların değeri çıkarıldıktan sonra bulunan dava değeri üzerinden yargılama sırasında kendisini vekille temsil ettiren davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken mahkemece dava konusu taşınmazların tamamının değeri esas alınarak vekalet ücreti takdiri, Harçlar Kanunu’nun 22 nci maddesi gereğince davalının kabulü dikkate alınmadan harcın tamamına hükmedilmesi doğru görülmemiştir. 2. Davalı tarafın dava konusu 6649 ada 23 numaralı parselde bulunan 104, 105, 106, 107, 108, 110 ve 111 numaralı bağımsız bölümlere ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde;1678 ada 23 parselde bulunan 1 numaralı bağımsız bölüm ile 6649 ada 23 parselde bulunan 64 numaralı bağımsız bölüm için davacı taraf ile inanç ilişkisinin kurulduğu davalının kabulünde ise de; 6649 ada 23 numaralı parselde bulunan 104, 105, 106, 107, 108, 110 ve 111 numaralı bağımsız bölümler ile ilgili inanç ilişkisinin varolduğuna ilişkin ispat yükü HMK’nın 190 ıncı maddesi gereğince iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran davacı tarafın üzerindedir. Dosya kapsamından dava konusu taşınmazların inanç ilişkisi nedeniyle tapu kayıtlarının davalı üzerine tescil edildiği, taşınmazların davacıya ait olduğuna dair yukarıda anlatılan ilkeler doğrultusunda yazılı delil ya da delil başlangıcı sayılabilecek bir belge bulunmamaktadır. Davacı ve davalının whatsapp yazışmalarına ilişkin kayıt ise davalı tarafından inkar edilmemiş olsa da mesaj içeriklerinden 6649 ada 23 numaralı parselde bulunan 104, 105, 106, 107, 108, 110 ve 111 bağımsız bölümlerin davacıya ait olduğuna dair açık bir ikrar bulunmamaktadır. Mahkemece dava konusu taşınmazların satış bedellerinin davalı tarafından ödendiğinin kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi ispat yükünün tersine çevrilmesi olup, davacının dava açarken dava konusu taşınmazların kendi parasıyla alındığının ancak davalı tarafla arasındaki inanç ilişkisi gereği davalı adına tescil edildiğini yukarıda anlatılan ilkeler doğrultusunda yazılı delil ya da delil başlangıcı sayılabilecek bir belge ile kanıtlanması gerekmektedir. Dava konusu 6649 ada 23 numaralı parselde bulunan 104, 105, 106, 107, 108, 110 ve 111 bağımsız bölümlerin inanç ilişkisi nedeni ile davacıya ait olduğu halde davalı adına tapuya tescil edildiği davacı tarafından ispatlanamadığından mahkemece yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir." gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi Kararının ortadan kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemece, yukarıda karar başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararında "...Her ne kadar somut olayımızda davacı ile davalı arasında geçen whatsapp yazışmalarına delil olarak dayanılmış ise de, bu yazışma içeriklerinde yalnızva ''...üzerimdeki emlak işini devretmek istiyorum... bide şu tapu işin var.... Kimlik fotonu atmazsan önüme gelen ilk kişinin üzerine yapar geçerim...bir an evvel gayrimenkulleri al...üzerimdeki emlaklarının vekalet noter işlemlerini yaptırıp göndermek istiyorum...'' şeklinde yazışmaların yer aldığı, bahse konu yazışma içeriklerinde taşınmazların davalıya tescil sebebine dair bir konuşma yer almadığı gibi, hangi taşınmazlara ilişkin bu yazışmaların yapıldığının da yazışma içeriklerinden anlaşılamadığı, davalının zaten cevap dilekçesi ve ön inceleme duruşmasında 1678 ada 23 parselde bulunan 1 numaralı bağımsız bölüm ile 6649 ada 23 parselde bulunan 24 numaralı bağımsız bölüm sayılı taşınmazlara ilişkin kabul beyanının mevcut olduğu, bu yazışmaların da bu tapulara ilişkin olduğunun davalı tarafından beyan ve kabul edildiği, diğer taşınmazlara ilişkin bir ibarenin yazışmalarda mevcut olmadığı, whatsapp yazışmalarının delil başlangıcı olarak kabul edilebilmesi için devir sebebinin, emaneten verildiğinin de yazışma içeriklerinde belirtilmesi gerektiği, somut olayımızda sunulan davacı ile davalı arasında geçen yazışmaların bu anlatılanlar çerçevesinde delil başlangıcı olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı, davacı ile davalının eşi arasındaki ve davalı ile davacının muhasebecisi arasındaki yazışmalar içeriğinde inançlı işleme dair ibareler mevcut olsa da bu konuşmalara dair dökümlerin de taraflar arasında gerçekleşen yazışma olmaması sebebiyle yazılı delil başlangıcı mahiyetinde kabul edilmesinin mümkün olmadığı, bu yazışma içeriklerinin taraflar arasında geçmemesi sebebiyle içerikleri itibarı ile hükme esas alınmaması gerektiği, inançlı işleme dayalı iddianın ancak yazılı delil başlangıcı mahiyetinde delil olması halinde tanıkla ispat edilebileceği, inançlı işlemin ispatının katı kurallara bağlandığı, taraflar arasında akrabalık olması halinde dahi tanıkla ispat imkanının bu dosyalarda bulunmamasının da bunun bir sonucu olduğu, bu dosyalarda delil başlangıcının mevcudiyetinin de bu kapsamda titizlikle incelenmesinin zorunlu olduğu, Yargıtay 7. H.D'nin 2023/5251 E. 2024/4176 Kr. Sayılı bozma ilamında da yazışma içeriklerinin delil başlangıcı mahiyetinde olmadığının açıkça belirtildiği, Mahkememizce de 27.02.2025 tarihinde bozma kararına uyulmasına karar verildiği, anılan gerekçeler ve bozma ilamı doğrultusunda 6649 ada 23 numaralı parselde bulunan 104,105,106,107,108,110 ve 111 numaralı bağımsız bölümler için yazılı delil başlangıcı mahiyetinde belgenin bulunmadığı, inançlı işlem iddiasının yazılı delille ispatının zorunlu olduğu, tanık beyanlarının hükme esas alınmaması gerektiği , davacı tarafın açıkça yemin deliline de dayanmaması sebebiyle davanın kesin delillerle ispat edilemediği..." gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Mahkeme kararını davacı vekili temyiz etmiştir. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazların davacı ve ailesi tarafından halen kullanıldığını, taşınmazların aboneliklerine ilişkin ödemelerin davacının kredi kartından yapıldığını, davacı ile davalı arasında reddedilen parseller yönünden mesajlaşmalar olduğunu, ayrıca davacının devir işlemleri için çalışanı ...'ı görevlendirdiğini, ... ile davalı arasındaki yazışmaların delil olarak değerlendirilmesi gerektiğini, davacı ve davalının eşi arasındaki konuşmaların da delil olarak değerlendirilmesi gerektiğini, çünkü davalının da eşini bu iş için vekil tayin ettiğini, Dairece mail yazışmaları ve telefon görüşme çözümünün gözden kaçırılarak değerlendirilmediğini, davalının taşınmazları yatırım amacıyla aldığını iddia etmesine rağmen taşınmazların yerini, içerisinde kiracı olup olmadığını bilmediğini, vergilerini ödemediğini, dava açılınca ancak ihtar çektiğini bunun hayatın olağan akışına aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, inançlı işleme dayalı tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir. Temyiz olunun nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Temyiz karar harcı peşin alındığından harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 26.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! b9c0b0a7684165e0 733414dd7ec5e6fa This XML file does not appear to have any style information associated with it. The document tree is shown below. 7. Hukuk Dairesi 2025/1838 E. , 2025/2822 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/584 E., 2025/80 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalının 2011 yılından 2017 yılı Ağustos ayına kadar sosyal arkadaşlıkları (birliktelikleri) olduğunu, müvekkilinin 2013 yılında işleri bozulduğunda haciz ve icra tehditinden kurtulmak için adına kayıtlı 1678 ada 23 parselde bulunan 1 numaralı bağımsız bölüm ile 6649 ada 13 parselde bulunan 64 numaralı bağımsız bölümü yeğeni dava dışı ...'a 2013 tarihinde anlaşmalı olarak devrettiğini, daha sonra dava dışı ...'ın da işlerinin bozulması nedeniyle haciz tehdidi ile karşılaştığından müvekkilinin taşınmazları başkasının üzerine aktarma çabasına girdiğini, davalı taşınmazları emaneten alabileceğini belirterek taşınmaz alım yetkisine haiz vekaletnamesi ile davacıyı vekil tayin ettiğini, davalı tarafından davacıya güven verilmek maksadıyla taşınmaz satım yetkisi de verildiğini, bunun üzerine dava konusu taşınmazların davalı adına dava dışı ...'tan temlik alındığını, davacının daha önce satın aldığı ancak tapularını devralmadığı 6649 ada 13 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan 104, 105, 106, 107, 108, 110 ve 111 numaralı bağımsız bölümlerin ise davalı tarafından davacıya verilen taşınmaz alım yetkisi vekaletnamesi ile davalı adına temlik aldığını, bu taşınmazlarda başından beri davacının oturduğunu, taşınmazların vergi, elektrik ve su gibi ödemelerinin de davacı tarafından karşılandığını, bir süre sonra davalının evleneceğini belirterek taşınmazları müvekkiline devretmek istediğini, müvekkilinin tam olarak ekonomik özgürlüğe kavuşmadığı için davalının devir talebini ağırdan aldığını, davalının eşinin müvekkilini arayarak davacının emaneten verdiği taşınmazları kendisine geri vereceklerini söylediğini, sonraki süreçte ise davalının eşinin önceki beyanlarından vazgeçerek ve davalıyı baskılayarak davalının emaneten almış olduğu tapuları müvekkiline devretmesine engel olduğunu belirterek davanın kabulü ile dava konusu taşınmazların davalı adına olan tapu kayıtlarının iptali ile müvekkili adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP Davalı cevap dilekçesinde özetle; davacının iddia ettiği gibi güven telkin etmesine ihtiyacının bulunmadığını, 1678 ada 23 parselde bulunan 1 numaralı bağımsız bölüm ile 6649 ada 13 parselde bulunan 64 numaralı bağımsız bölümü emanet olarak kabul ettiğini, dava konusu 6649 ada 13 parsel üzerinde bulunan 104, 105, 106, 107, 108, 110 ve 111 numaralı bağımsız bölümleri ise birikimlerini yatırıma dönüştürmek amacıyla davacı tarafından kendi adına satın alındığını, davacıya olan güveninden dolayı taşınmazların alım satımına ilişkin detay bilgisine sahip olmadığını, davacının iddia ettiği gibi eşinin hiçbir baskısının bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemenin 02.06.2021 tarihli ve 2020/220 Esas, 2021/139 Karar sayılı kararıyla davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesi kararına karşı süresi içerisinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 04.10.2022 tarihli kararı ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizin 30.09.2024 tarihli ve 2023/5251 Esas 2024/4176 Karar sayılı ilâmında; “1. Davalı tarafın dava konusu 1678 ada 23 parselde bulunan 1 numaralı bağımsız bölüm ile 6649 ada 23 parselde bulunan 64 numaralı bağımsız bölüm için yargılama giderleri ve vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Davalı cevap dilekçesinde 1678 ada 23 parselde bulunan 1 numaralı bağımsız bölüm ile 6649 ada 23 parselde bulunan 64 numaralı bağımsız bölümleri emaneten aldığını, davacı ile aralarında söz konusu bu taşınmazlar için inanç ilişkisi bulunduğunu kabul etmektedir. Davalı tarafın inanç ilişkisini kabul etmesi ve bu konuda uyuşmazlık çıkarmaması nedeniyle bu taşınmazların değeri çıkarıldıktan sonra bulunan dava değeri üzerinden yargılama sırasında kendisini vekille temsil ettiren davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken mahkemece dava konusu taşınmazların tamamının değeri esas alınarak vekalet ücreti takdiri, Harçlar Kanunu’nun 22 nci maddesi gereğince davalının kabulü dikkate alınmadan harcın tamamına hükmedilmesi doğru görülmemiştir. 2. Davalı tarafın dava konusu 6649 ada 23 numaralı parselde bulunan 104, 105, 106, 107, 108, 110 ve 111 numaralı bağımsız bölümlere ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde;1678 ada 23 parselde bulunan 1 numaralı bağımsız bölüm ile 6649 ada 23 parselde bulunan 64 numaralı bağımsız bölüm için davacı taraf ile inanç ilişkisinin kurulduğu davalının kabulünde ise de; 6649 ada 23 numaralı parselde bulunan 104, 105, 106, 107, 108, 110 ve 111 numaralı bağımsız bölümler ile ilgili inanç ilişkisinin varolduğuna ilişkin ispat yükü HMK’nın 190 ıncı maddesi gereğince iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran davacı tarafın üzerindedir. Dosya kapsamından dava konusu taşınmazların inanç ilişkisi nedeniyle tapu kayıtlarının davalı üzerine tescil edildiği, taşınmazların davacıya ait olduğuna dair yukarıda anlatılan ilkeler doğrultusunda yazılı delil ya da delil başlangıcı sayılabilecek bir belge bulunmamaktadır. Davacı ve davalının whatsapp yazışmalarına ilişkin kayıt ise davalı tarafından inkar edilmemiş olsa da mesaj içeriklerinden 6649 ada 23 numaralı parselde bulunan 104, 105, 106, 107, 108, 110 ve 111 bağımsız bölümlerin davacıya ait olduğuna dair açık bir ikrar bulunmamaktadır. Mahkemece dava konusu taşınmazların satış bedellerinin davalı tarafından ödendiğinin kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi ispat yükünün tersine çevrilmesi olup, davacının dava açarken dava konusu taşınmazların kendi parasıyla alındığının ancak davalı tarafla arasındaki inanç ilişkisi gereği davalı adına tescil edildiğini yukarıda anlatılan ilkeler doğrultusunda yazılı delil ya da delil başlangıcı sayılabilecek bir belge ile kanıtlanması gerekmektedir. Dava konusu 6649 ada 23 numaralı parselde bulunan 104, 105, 106, 107, 108, 110 ve 111 bağımsız bölümlerin inanç ilişkisi nedeni ile davacıya ait olduğu halde davalı adına tapuya tescil edildiği davacı tarafından ispatlanamadığından mahkemece yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir." gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi Kararının ortadan kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemece, yukarıda karar başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararında "...Her ne kadar somut olayımızda davacı ile davalı arasında geçen whatsapp yazışmalarına delil olarak dayanılmış ise de, bu yazışma içeriklerinde yalnızva ''...üzerimdeki emlak işini devretmek istiyorum... bide şu tapu işin var.... Kimlik fotonu atmazsan önüme gelen ilk kişinin üzerine yapar geçerim...bir an evvel gayrimenkulleri al...üzerimdeki emlaklarının vekalet noter işlemlerini yaptırıp göndermek istiyorum...'' şeklinde yazışmaların yer aldığı, bahse konu yazışma içeriklerinde taşınmazların davalıya tescil sebebine dair bir konuşma yer almadığı gibi, hangi taşınmazlara ilişkin bu yazışmaların yapıldığının da yazışma içeriklerinden anlaşılamadığı, davalının zaten cevap dilekçesi ve ön inceleme duruşmasında 1678 ada 23 parselde bulunan 1 numaralı bağımsız bölüm ile 6649 ada 23 parselde bulunan 24 numaralı bağımsız bölüm sayılı taşınmazlara ilişkin kabul beyanının mevcut olduğu, bu yazışmaların da bu tapulara ilişkin olduğunun davalı tarafından beyan ve kabul edildiği, diğer taşınmazlara ilişkin bir ibarenin yazışmalarda mevcut olmadığı, whatsapp yazışmalarının delil başlangıcı olarak kabul edilebilmesi için devir sebebinin, emaneten verildiğinin de yazışma içeriklerinde belirtilmesi gerektiği, somut olayımızda sunulan davacı ile davalı arasında geçen yazışmaların bu anlatılanlar çerçevesinde delil başlangıcı olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı, davacı ile davalının eşi arasındaki ve davalı ile davacının muhasebecisi arasındaki yazışmalar içeriğinde inançlı işleme dair ibareler mevcut olsa da bu konuşmalara dair dökümlerin de taraflar arasında gerçekleşen yazışma olmaması sebebiyle yazılı delil başlangıcı mahiyetinde kabul edilmesinin mümkün olmadığı, bu yazışma içeriklerinin taraflar arasında geçmemesi sebebiyle içerikleri itibarı ile hükme esas alınmaması gerektiği, inançlı işleme dayalı iddianın ancak yazılı delil başlangıcı mahiyetinde delil olması halinde tanıkla ispat edilebileceği, inançlı işlemin ispatının katı kurallara bağlandığı, taraflar arasında akrabalık olması halinde dahi tanıkla ispat imkanının bu dosyalarda bulunmamasının da bunun bir sonucu olduğu, bu dosyalarda delil başlangıcının mevcudiyetinin de bu kapsamda titizlikle incelenmesinin zorunlu olduğu, Yargıtay 7. H.D'nin 2023/5251 E. 2024/4176 Kr. Sayılı bozma ilamında da yazışma içeriklerinin delil başlangıcı mahiyetinde olmadığının açıkça belirtildiği, Mahkememizce de 27.02.2025 tarihinde bozma kararına uyulmasına karar verildiği, anılan gerekçeler ve bozma ilamı doğrultusunda 6649 ada 23 numaralı parselde bulunan 104,105,106,107,108,110 ve 111 numaralı bağımsız bölümler için yazılı delil başlangıcı mahiyetinde belgenin bulunmadığı, inançlı işlem iddiasının yazılı delille ispatının zorunlu olduğu, tanık beyanlarının hükme esas alınmaması gerektiği , davacı tarafın açıkça yemin deliline de dayanmaması sebebiyle davanın kesin delillerle ispat edilemediği..." gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Mahkeme kararını davacı vekili temyiz etmiştir. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazların davacı ve ailesi tarafından halen kullanıldığını, taşınmazların aboneliklerine ilişkin ödemelerin davacının kredi kartından yapıldığını, davacı ile davalı arasında reddedilen parseller yönünden mesajlaşmalar olduğunu, ayrıca davacının devir işlemleri için çalışanı ...'ı görevlendirdiğini, ... ile davalı arasındaki yazışmaların delil olarak değerlendirilmesi gerektiğini, davacı ve davalının eşi arasındaki konuşmaların da delil olarak değerlendirilmesi gerektiğini, çünkü davalının da eşini bu iş için vekil tayin ettiğini, Dairece mail yazışmaları ve telefon görüşme çözümünün gözden kaçırılarak değerlendirilmediğini, davalının taşınmazları yatırım amacıyla aldığını iddia etmesine rağmen taşınmazların yerini, içerisinde kiracı olup olmadığını bilmediğini, vergilerini ödemediğini, dava açılınca ancak ihtar çektiğini bunun hayatın olağan akışına aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, inançlı işleme dayalı tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir. Temyiz olunun nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Temyiz karar harcı peşin alındığından harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 26.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! b9c0b0a7684165e0 733414dd7ec5e6fa ... ...

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi – Mayıs 2025 kararlarının tamamı