7. Hukuk Dairesi 2025/153 E. , 2025/3972 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1239 E., 2023/1490 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Büyükçekmece 6. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/307 E., 2022/14 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin kendisine ait olan ve İstanbul ili, ... ilçesi, 2195 ada 17 parselde kayıtlı taşınmazını 05.05.2015 tarihinde 170.000,00 TL bedelle sattığını, bu satıştan yaklaşık 3, 4 gün sonra hesabında bulunan satış parasının tamamını çekerek davalı oğluna ... Mahallesi, 1038 ada 8 parselde kayıtlı bulunan 15 numaralı daireyi satın aldığını, davalının çalışmıyor olmasından ve eşi ile sıkıntılar yaşıyor olmasından endişe eden müvekkilinin, davalı oğlunun taşınmazı adına tescil etmesi yönündeki isteğini; kendisine bakacakları ve ileride satıldığı takdirde tüm mirasçılara haklarını teslim edeceği inancıyla kabul ettiğini, müvekkili ve eşinin, davalı ve eşi ile beraber dava konusu taşınmazda birlikte ikamet etmeye başladıklarını, zamanla davalının müvekkili ve eşi üzerinde baskı yapmak suretiyle kendilerini evden ayrılmaya zorladığını, bu zorlamaların giderek darp etmeye varan eylemlere dönüşmeye başladığını, bu nedenle müvekkili ve eşinin 16.09.2020 tarihinde davalıdan şikayetçi olduklarını, davalının diğer kardeşlerinin araya girmesi ile dava konusu taşınmazdan fiilen ayrılmak zorunda kaldığını, taraflar arasında bir bağışlama sözleşmesi olduğunu, müvekkilinin bağışta kandırıldığını ve hataya düşürüldüğünü, davalının taşınmazın satın alındığı tarihte satış bedelini ödeyecek ekonomik gücü bulunmadığını ileri sürerek davalı adına kayıtlı 15 numaralı bağımsız bölümün tapusunun iptali ve müvekkili adına tescilini, talebinin yerinde görülmemesi halinde bağışlananın istem tarihindeki zenginleşmesi ölçüsünde bedelin müvekkiline faizi ile birlikte iadesini talep etmiştir.
II. CEVAP Dava dilekçesinin davalıya 11.03.2021 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, davalının süresinde cevap dilekçesi sunmadığı; ancak 20.09.2021 havale tarihli beyan dilekçesinde; yaklaşık 13 yıl boyunca ...'teki evde annesi ve babası ile birlikte yaşadıklarını, davacı babasının ...'teki evini 170.000,00 TL'ye sattığını, dava konusu ev alınırken babasının 170.000,00 TL, kendisinin 60.000,00 TL, kayınpederinin 19.000,00 TL verdiğini, bu evin üzerine alınmasının nedeninin hem ...'teki dairede 30.000,00 TL tadilat masrafı yapmış olması, hem de yeni alınan evde katkısının bulunması olduğunu, anne ve babasının kendilerini evden ayrılmaya zorladıklarını, bu nedenle ...'ya taşındıklarını, davacının bağışlamayı geri almak için yasada belirtilen süreyi kaçırdığını belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tanık ...'in beyanından taraflar arasında bakım anlaşmasının olmadığı ve davalıya davacı tarafından bakılır durumda olduğu, taşınmazın da ailenin kalabalıklaşması üzerine bedelinin davacı tarafından ödenerek alındığı ve bundan sonra diğer kardeşlerin babalarına kendi haklarının davalı kardeşe verilmesi yönünde serzenişte bulunmalarından kaynaklı anlaşmazlık çıktığı, ceza soruşturmasında da ileri sürülen yaralama hususunun ağırlığının bağışlamanın geri alınması noktasında yeterli olduğunun eldeki davada ispatlanamadığı gibi, soruşturma dosyasında bu hususta takipsizlik kararı verildiği, hal böyle olunca bağışlama işlemi geçerli olmakla, geri alınması şartlarının 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 295/1 hükmü gereğince oluşmadığı kanaatine varıldığı gerekçesi ile davanın asli ve terditli talepler yönünden ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tüm delillerin toplandığı, verilen kararda usul ve yasaya, kamu düzenine aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmakla davacı ve davalı yönünden ayrı ayrı istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; tanık ...'ün beyanlarına itibar edilmemesinin hatalı olduğunu, ceza soruşturmasından verilen takipsizlik kararının hukuk mahkemesinde yapılan yargılamada bağlayıcı olmadığını, davalının eylemlerinin 6098 sayılı Kanun'un 295-(II) hükmü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, dinlenen tanıkların beyanlarından davalının davacıya olan kötü muamelesi nedeniyle evi terk etmek zorunda kaldığının açıkça anlaşıldığını, yargılama esnasında dinlenen tanıklardan ve müvekkilime ait banka hesabından dava konusu taşınmazın edinileceği tarihte taşınmazın değerine yakın bir meblağda para çıkışının olması nedeniyle dava konusu taşınmazın bedelinin müvekkil tarafından davalıya bağışlandığının anlaşıldığını, tanık ...'un beyanından hareket edilerek taraflar arasında bakım anlaşması bulunmadığına yönelik tespitin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, bağışlamadan rücu nedeniyle tapu iptali ve tescil, ikinci kademede tazminat istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.10.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.