Yargıtay Kararları › Yargıtay 7. Hukuk Dairesi › Kasım 2025 › 2025/1343 E., 2025/4963 K.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/1343 E., 2025/4963 K. (24.11.2025)

Mahkeme
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1343
Karar No
2025/4963
Karar Tarihi
24.11.2025

7. Hukuk Dairesi 2025/1343 E. , 2025/4963 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/3379 E., 2025/147 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Çarşamba 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/491 E., 2024/157 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu 1 21... parsel sayılı taşınmaz üzerinde yer alan fındık ağaçlarının 1990 yılından önce ve sonra müvekkili tarafından dikildiğini, yine davacının taşınmaz üzerine 1984 yılında ev yaptırmaya başladığını, evin 1990 yılında oturulacak hâle getirildiğini sonraki yıllarda eve eklemeler yapıldığını, davacının sürekli olarak bu evde yaşadığını, davalı ...’in ise sürekli olarak şehir dışında yaşadığını beyanla Samsun ili, Çarşamba ilçesi, 1 21... parselde kayıtlı taşınmaz üzerindeki ev ve dikili fındık ağaçlarının müvekkiline ait olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalılardan ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili ...’un taşınmazın 1/2 hisse maliki olduğunu, dava konusu taşınmazdaki kadastro çalışmalarının 1990 yılında yapılarak taşınmazın 2 katlı kargir ev ve fındık bahçesi olarak tescil edildiğini, davacının kadastro tespiti öncesi sebeplere dayandığını fakat zamanaşımı süresinden sonra davanın açıldığını, davacı beyanlarının gerçeğe aykırı olduğunu bu nedenle kabul etmediklerini beyanla davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; dava konusu evin ve fındık ağacı niteliğindeki muhdesatların kadastro tespitinden sonra yapıldığına dair davacı tarafın iddiasını destekler nitelikte delil olmadığı, bu haliyle muhdesatların tanık beyanlarında belirtildiği üzere kadastro öncesi tarihte yapıldığının sabit olduğu, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3 hükmü ve aynı Kanun'un 19. maddesine göre, kadastro öncesi sebeplere dayalı olarak kadastro tutanağının kesinleşmesinden itibaren 10 yıl geçtikten sonra dava açılamayacağı, dava konusu muhdesata ait kadastro tutanağının 06.03.2000 tarihinde kesinleştiği ve tescil edildiği, davanın 23.09.2022 tarihinde açıldığı ve davanın açıldığı tarih itibariyle 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın usülden reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Dava konusu ev ve fındık ağaçlarının davacı tarafından meydana getirildiği hususunun tanık beyanları ile sabit olduğunu, 2. Kadastro tespitinden sonraki dönemde ev niteliğindeki taşınmaza davacı tarafından ilaveler yapıldığı ve taşınmaza bir kısım fındık ağaçları dikildiği hususunun dosya kapsamı ile sabit olduğunu, bu nedenle Mahkemece yeniden keşif yapılarak hangi kısımların kadastro öncesi hangi kısımların kadastro sonrası olduğunun tam olarak tespit edilmesi gerektiğini, 3. Mahkemece eksik araştırma sonucu hatalı hüküm kurulduğunu, bilirkişi raporuna yaptıkları itirazların dikkate alınmadığını beyanla hükmün bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; muhdesatın tespiti istemine ilişkindir. Davacı vekili 23.09.2022 tarihli dilekçesi ile dava konusu 1 21... parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan evin bir kısmı ile fındık ağaçlarının bir kısmının davacı tarafından meydana getirildiğini belirterek, muhdesatın davacı tarafından meydana getirildiğinin tespitini talep etmiş, Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın hak düşürücü nedeniyle usulden reddine karar verilmiş, ilgili karar davacı vekili tarafından yukarıda değinilen sebeplerle temyiz edilmiştir. Dosya kapsamındaki delillerden; dava konusu taşınmaza ilişkin kadastro tespitinin 28.11.1990 tarihinde yapıldığı, kadastro tespitine itiraz sonrasında taşınmazın 2 katlı kargir ev ve fındık bahçesi vasfı ile davacı ve davalılar adına 1 21... sayılı parsel olarak (yeni 1 21... parsel) 16.08.1996 tarihinde hükmen tescil edildiği, taşınmazda herhangi bir muhdesat şerhinin bulunmadığı anlaşılmıştır. 3402 sayılı Kanun'un 12/3 hükmünde kadastro tutanaklarının kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra bu tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere karşı kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak dava açılamayacağı belirtilmiştir. Bu sürenin hak düşürücü nitelikte olduğu ve taraflarca öne sürülmese bile Mahkemece kendiliğinden değerlendirileceği kuşkusuzdur. Somut olayda; muhdesatın kim tarafından hangi tarihte yapıldığının tespiti amacıyla yapılan keşif ve dinlenen tanık beyanları arasında çelişki bulunmaktadır. Keşifte dinlenen bir kısım tanıkların dava konusu evin yapımına 1990 yılında başlandığı, 2 katlı evin bir kısmının sonraki yıllarda yapıldığı, yine fındık ağaçlarının bir kısmının 1990 yılından sonra davacı tarafça dikildiğini beyan ettikleri, bir kısım tanıkların ise evin yapımı ve fındık ağaçlarının dikim tarihi ile ilgili farklı beyanlarda bulundukları, 26.07.2023 tarihli bilirkişi raporunda da fındık ağaçlarının farklı yaşlarda olduğu belirtilmiştir. Bu çelişkinin giderilmesi amacıyla, kadastro tespitinden önce yapılan muhdesatlar ile kadastro tespitinden sonra yapılan muhdesatların hangileri olduğu, hangi tarihte, kim tarafından, ne şekilde meydana getirildiği duraksamasız olarak belirlenmeli, kadastrodan önce yapılan muhdesatlarla ilgili şimdiki gibi hak düşürücü süreden davanın reddine karar verilmeli, kadastro tespitinden sonra yapılan muhdesatların ise hak düşürücü süreden değil esastan yapılacak bir inceleme ile belirlenmesi gerekirken, taleplerin tümü hakkında hak düşürücü süreden ret kararı verilmesi doğru görülmemiş hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın ilk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,24.11.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi – Kasım 2025 kararlarının tamamı