7. Hukuk Dairesi 2025/1004 E. , 2025/2294 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/34 E., 2023/42 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 713/2. maddesindeki tapu malikinin ölü olması nedenine dayalı olarak dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptalini ve taşınmazın müvekkillerinin veraset ilamındaki paylarına göre adlarına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalılar, davaya cevap vermemişlerdir.
III. MAHKEME KARARI Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; “kadastro tutanağının 28.08.1970 tarihinde kesinleştiği, davanın 14.10.2010 tarihinde açıldığı, davacı vekilinin iddiasının 03.12.1960 tarihli harici satış sözleşmesine, yani kadastro öncesi nedene dayandığı ve 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği, hak düşürücü sürelerin kamu düzeninden olduğu ve mahkemelerce ileri sürülmese dahi re'sen dikkate alınması gerektiği” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde Sabri Korkmaz terekesi temsilcisi davacı ... vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur. 2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesince; “davacı tarafın dava dilekçesindeki maddi olayları anlatımından ve iddianın ileri sürülme biçiminden tapu maliki ve davalıların murisi ......’in dosya kapsamından 15.01.1979 tarihinde öldüğü, mirasçı olan davalıların ise tapuda adlarına intikal yaptırmadıkları, kayıt malikinin ölüm tarihinden itibaren 20 yıl geçtiği ve davacı tarafın TMK’nın 713/2. maddesindeki tapu malikinin ölmüş olması nedenine dayalı olarak da tapu iptali ve tescil talebine dayandığına göre mahkemece tespit sonrası bu talep hakkında da iddia ve savunma çerçevesinde toplanan delillere göre TMK’nın 713/1 ve 2. fıkraları gözetilerek olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi gerektiğine” değinilerek karar bozulmuştur. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; “Anayasa Mahkemesince iptal edilen kanun maddesinin hiç bir surette uygulama imkanı kalmadığı, ölmüş kişi adına kayıtlı taşınmazın üçüncü kişiler tarafından zilyetlikle iktisabına ilişkin kanun hükmünün dava tarihi itibariyle artık yürürlükte olmadığına göre yollamalara dayanılarak canlandırmak ve zorlama yorumlarla uygulamaya çalışmanın mümkün olmadığı, Yargıtay istikrarlı kararları ile hiçbir bedel ödemeden işgal-zilyet edene mülkiyet hakkının verilmesi; mirasçılar arasında kazandırıcı zamanaşımı kabul edilmediği halde kötü niyetli olsa dahi malik sıfatıyla zilyet olanı mülkiyet sahibi kılmak ve bunu da Anayasaya aykırılığı nedeniyle iptal edildiği ortada iken harici senede dayalı zilyetlik iddiasına dayanarak ölmüş kişi adına kayıtlı taşınmazın tapusunun iptaline karar verilmesinin mülkiyet hakkının açıkça ihlali olacağı, davacının davasının sübut bulmadığı” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; delillerin takdirinde hata yapıldığını, bozma ilamının gereklerinin yapılmadığını, kararın hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun'un 713/2. maddesinde belirtilen "ölüm" nedenine dayalı tapu iptali ve tescil talebine ilişkindir. 4721 sayılı Kanun'un 713. maddesinin 1. fıkrası; "Tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazı davasız ve aralıksız olarak yirmi yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişi, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir" düzenlemesini; aynı maddenin 5. fıkrası ise; "Mülkiyet, birinci fıkrada öngörülen koşulların gerçekleştiği anda kazanılmış olur" düzenlemesini ihtiva etmektedir. Mahkemece bozma ilamına uyulmasına rağmen bozma ilamı doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılmaksızın hüküm tesis edildiği anlaşılmaktadır. 09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında usuli kazanılmış hak kuralına değinilmiştir. Anılan içtihadı birleştirme kararında tarif edildiği üzere mahkemenin, bozma kararına uymasıyla meydana gelen bozma gereğince işlem yapma ve hüküm verme durumu, taraflardan birisi lehine ve diğeri aleyhine hüküm verme neticesini doğuracak bir durumdur. Buna da usul hukukunda "usuli müktesep hak" denilmektedir. Mahkeme uyduğu bozma kararına uygun olarak karar vermek zorunda olduğu gibi ilgili Yargıtay Dairesi de kural olarak bozma kararı ile benimsemiş olduğu ilke ile bağlıdır. Bozma ilamında açıkça malikin ölümünden itibaren 20 yıl geçtiği ve davacı tarafça "ölüm" nedenine dayanıldığı, kadastro tespiti sonrası bu talep hakkında işin esasına girilerek araştırma ve inceleme yapılması gerektiğine değinilmesine karşın Mahkemece bozma sonrasında yapılan yargılama sonucunda herhangi bir araştırma ve inceleme yapılmaksızın, yazılı gerekçeyle hüküm tesis edilmiş olması doğru görülmemiş bu sebeple hüküm bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, Peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, Karara karşı karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 28.04.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. (Karşı Oy) (Karşı Oy) K A R Ş I O Y Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre, Mahkeme kararı ve dayandığı gerekçeler usul ve yasaya uygun bulunduğundan ve Mahkeme kararının onanması görüşünde olduğumuzdan sayın çoğunluğun bozma kararına katılamıyoruz. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 53199721f9d4dedf 9d7a44b02351b043