7. Hukuk Dairesi 2024/5148 E. , 2025/3650 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2797 E., 2021/2657 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 8. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/186 E., 2021/176 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri ve dahili davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; doğusu 113 ada 125 parsel sayılı taşınmaz, batısı 113 ada 99 parsel sayılı taşınmaz, kuzeyi 113 ada 122 parsel sayılı taşınmaz, güneyi ... Yolu ile çevrili yaklaşık 820 m² alanlı, zeminde bahçeli ev vasfında taşınmazı arsa olarak 12.08.2008 tarihli köy senedi ile ...' tan satın aldığını, üzerine 2010 yılında köy muhtarlığının izni ile 2 katlı ev yaptığını, eklemeli olarak taşınmazı 20 yıla aşkın zamandan beri zilyetliğinde bulundurduğunu ve tasarruf ettiğini, 1994 yılında yapılan kadastro sırasında taşınmaz arsa iken tescil harici bırakıldığını, köy içinde bulunan taşınmazın zilyetlikle iktisabı mümkün olan yerlerden olduğunu ileri sürerek taşınmazın adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP 1. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerden olup zilyetlik ile iktisaba elverişli olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; kadastro tespitinin 31.03.1996 tarihinde kesinleştiğini, davanın öncelikle zamanaşımı yönünden reddi gerektiğini, dava konusu yerin imar planında yolda ve konut alanında kaldığını savunarak davanın reddine ve taşınmazın Belediye adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. 3. Dâhili davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı ve hak düşürücü süreler hususunda inceleme yapılması gerektiğini, davalının husumetinin olmadığını, taşınmazın orman vasfında olup olmadığının araştırılması gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...dava konusu yerin kadastro harici bırakılan yer olduğu,öncesinde taşınmazın ...'a miras yoluyla intikal ettiği ve bu yerin nizasız fasılasız eklemeli zilyetlikle 60-70 yıldan beri kullanıldığı, taşınmazın öncesinde tarım arazisi olarak kullandığı, taşınmazın ... tarafından köy senedi ile 12.08.2008 tarihinde davacıya satıldığı ve orman, mera ve kamu yararına tahsis edilmiş yerlerden olmadığı, davacı tarafça taşınmaza ev yapılmak suretiyle ev ve bahçesi olarak kullanılmaya devam olunduğu, taşınmazın zilyetlikle kazanılmaya engel hâlinin bulunmadığı, davacınında zilyetlikle taşınmaz edinmesine engelinin olmadığı, taşınmazın haricen satın alındığı tarihten itibaren davacı tarafça ailesi ile birlikte kullanıldığı, davacının zilyetliğinde bulunduğu, davacının eklemeli zilyetyliğinin 20 yılı aşkın süredir devam ettiği..." gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri ve dâhili davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Dava, kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayalı 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713/1, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddelerine dayalı tescil isteğine ilişkindir. Davacı, dava konusu taşınmazın eklemeli zilyetlikle 20 seneyi aşkın zilyetliklerinde bulunduğunu bildirmiştir. Dava konusu taşınmazın eklemeli yirmi yılı aşkın süredir ev, bahçe vasfıyla davacının tasarrufunda bulunduğu hususu mahallinde dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar tarafından bildirildiğine, tarım arazisi, bahçe vasfında olduğu ziraatçi teknik bilirkişi raporunda açıklandığına, taşınmazın niteliğine ve zilyetliğe ilişkin kazanım koşullarının dava tarihi itibariyle gerçekleştiği toplanan deliller ve dosya kapsamından anlaşıldığına, yerel mahkemece Dairemizin kaldırma ilâmı gereğince inceleme ve araştırma yapıldığına göre yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olmasında isabetsizlik bulunmamıştır." gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; yapılan araştırma ve alınan bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya yeterli olmadığını, taşınmaza ilişkin kadastro tespitinin 31.03.1996 tarihinde kesinleşmiş olduğundan açılan davanın hak düşürücü süre ve zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, keşif mahallinde komşu taşınmazların tapu kayıtları ve tutanaklarının uygulanmadığını, tanık anlatımlarının soyut içerikli olup yerleşik Yargıtay uygulamalara göre araştırma ve incelemelerin yapılmadığını, taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup zilyetlikle kazanılmasının mümkün olmadığını belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın öncelikle zamanaşımı yönünden reddi gerektiğini, eksik inceleme ve araştırma ile karar verildiğini, dava konusu taşınmazın 24.10.2013 tarihli ve 1116 sayı ile onaylı 1/1000 ölçekli ... Köyü (...) Uygulama İmar Planında kaldığını, taşınmazın isabet ettiği düzenleme sahasında 2016 tarihli encümen kararı doğrultusunda 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18. maddesi uygulaması işlemi yapıldığını, şuyulandırma işleminin yapıldığı tarihlerde söz konusu alanın kadastro yolu olduğundan tescil harici alan olarak işleme alındığını, bu hususlar gözetilmeden davacı adına tescilin hatalı olduğunu, ilgili yerin müvekkili idare adına tescili gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. 3. Dâhili davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın özel mülkiyete konu olacak yerlerden olmayıp dolayısıyla olağanüstü zamanaşımı yoluyla mülkiyetinin kazanılmasının hukuken mümkün olmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekilleri ve dahili davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Harçlar Kanunu'nun 13/j maddesi gereğince Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.09.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 2977db744b13468f e3317f1f083bdf5c