Yargıtay Kararları › Yargıtay 7. Hukuk Dairesi › Mart 2025 › 2024/4970 E., 2025/1586 K.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2024/4970 E., 2025/1586 K. (20.03.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/4970
Karar No
2025/1586
Karar Tarihi
20.03.2025
Konu
Tapu, Miras

7. Hukuk Dairesi 2024/4970 E. , 2025/1586 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/46 E., 2023/447 K. DAVALILAR : 1. ... vd. vekili Avukat ... 2. ... vekili Avukat ... 3. ... vd. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar; davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalıların kendi aralarında 1977 yılında fiili/rızai taksim sözleşmesi yaptıklarını, dava konusu 198, 1942, 2260, 2394, 2680 ve 4098 parsel sayılı taşınmazların yapılan bu rızai taksime göre müvekkiline ait olduğunu ve o tarihten sonra da taşınmazları davacının ekip biçtiğini, aynı şekilde diğer tarafların da kendilerine kalan yerleri ekip biçtiğini belirterek dava konusu 198, 1942, 2260, 2394, 2680 ve 4098 parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP 1. Davalılardan ..., ..., ... ve ... duruşmadaki beyanlarında; kardeşler arasında fiili paylaşım anlamında sözlü olarak taksim yapıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur. 2. Davalılardan ... vekili ise; davanın reddini savunmuştur.

III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 01.10.2014 tarihli ve 2013/239 Esas, 2014/391 Karar sayılı kararıyla; dava konusu taşınmazların tapuda davacı ve davalılar adına kayıtlı olduğu, tarafların miras bırakan ...’ın ölümünden sonra davalıların dava konusu taşınmazlardaki miras paylarına düşen kısımların (fiilen 6 parça taşınmazın) davacıya devri konusunda sözlü olarak anlaştıkları ve fiili taksim yapıldığı, ancak daha sonra tapuda devir yapılmadığı hususunun sabit bulunduğu, mirasçılar arasında miras payının devri konusundaki sözleşmelerde yazılı şekil geçerlilik koşulu olduğundan ve Yargıtaya göre yazılı belgenin bulunmaması durumunda davalıların maddi olguyu doğrulaması sonuca etkili olmadığından davanın reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Mahkemenin 01.10.2014 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 28.06.2018 tarihli ve 2018/10794 Esas, 2018/14614 Karar sayılı kararı ile; Mahkemece dava konusu taşınmazlarda kayıt maliklerinden olan Münevver Doğan'ın bütün mirasçılarının davada yer almadığı görüldüğünden, mirasçılarının kesin bir biçimde saptanabilmesi için hasımlı veraset belgesinin alınıp dosyaya konulması için taraflara süre ve imkân tanınması, mirasçılık belgesine göre belirlenecek tüm mirasçılarının davada yer almasının sağlanması, pasif husumet ehliyeti tamamlandıktan sonra tarafların sunmaları hâlinde iddia ve savunmalarına ilişkin tüm deliller toplanıp değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bu husus gözetilmeksizin davanın esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; her ne kadar davacı vekilince sunulan veraset ilâmı hasımlı olmasa da taraf teşkilinin mevcut mirasçıların tümünün davaya dâhili ile sağlandığı, dava konusu taşınmazların tapuda davacı ve davalılar adına kayıtlı olduğu, tarafların miras bırakan ...’ın ölümünden sonra davalıların dava konusu taşınmazlardaki miras paylarına düşen kısımların (fiilen 6 parça taşınmazın) davacıya devri konusunda sözlü olarak anlaştıkları ve fiili taksim yapıldığı, ancak daha sonra tapuda devir yapılmadığı hususunun sabit bulunduğu, mirasçılar arasında miras payının devri konusundaki sözleşmelerde yazılı şekil geçerlilik koşulu olduğundan ve Yargıtaya göre yazılı belgenin bulunmaması durumunda davalıların maddi olguyu doğrulaması sonuca etkili olmadığından davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde: 1. Davanın konusunu, tarafların ortak murisi ...'dan kendilerine intikal eden... ... Köyündeki bir miktar taşınmazın 1976 yılında mirasçılar arasında fiilen taksim edilmiş olması ve 1976 yılından bu yana, bahse konu fiili taksime tüm hissedarların uygun davranması nedeniyle hisse iptali tescil talebinin oluşturduğunu, dört kardeşin 1976 yılında babalarının vefatından sonra babalarından kendilerine kalan taşınmazlar hakkında rızai taksim sözleşmesi yaptığını, bu rizai taksim sözleşmesi yapıldıktan sonra herkesin kendisine isabet eden taşınmazı fiilen kullanmaya başladığını, hâlen de kullanımın devam ettiğini, dava konusu taşınmazların da bu taksim sonucu davacıya isabet ettiğini, 2.Rızai taksim sözleşmesinin geçerliliği açısından yazılılık şartının, 01.01.2002 tarihinde yürürlüğe giren 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 677. maddesinde düzenlendiğini, hâlbuki somut olayda rızai taksim sözleşmesinin 1976 yılında yapılmış olup bu hususun da tüm tarafların kabulü dâhilinde olduğunu, Yargıtay bozma kararı öncesi 12.09.2012 tarihli celsede tüm tarafların fiili taksim sözleşmesi yaptıklarını açıkça kabul ettiklerini, bozma sonrası yeniden yapılan yargılama sırasında 08.10.2019 tarihli celsede de davalılardan ... ve ...’ın bizzat duruşmaya katıldığını ve rizai taksim sözleşmesi yaptıklarını beyan ederek ...’ın 1976 yılındaki taksim sonucu kendisine isabet eden yerleri ekip biçtiğini açıkça beyan ettiğini, 3.Bozma sonrası keşif yapılmadığından kullanım durumunun ortaya konulamadığını, ayrıca harcın tamamlanmadığını, 4.Dava konusu olan rızai taksim sözleşmesinin yapıldığı 1976 yılında yürürlükte olan 743 sayılı Medeni Kanuna göre rızai taksim sözleşmesinin geçerliliği bakımından yazılılık şartı aranmadığını, kaldı ki mahkeme huzurunda yapılan kabulün sözleşmenin geçerliliğinin ispatı bakımından yazılı yapılmasından daha önemli olduğunu, 5.Davalılardan ... yargılama sırasında öldüğü hâlde mirasçılarının davaya dâhil edilmediğini belirterek hükmün bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, rızai/fiili miras taksim sözleşmesi uyarınca tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. 1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun geçici 3/2. hükmünün yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun uygulanacağı davalar yönünden 1086 sayılı Kanunun 428. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, sonucu itibariyle doğru bulunduğundan davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Ancak hükmün gerekçesinin doğru olduğunu söylemek mümkün değildir. Dava dilekçesi ve yargılama süreci dikkate alındığında dava sebebinin miras payının devri sözleşmesi olmayıp mirasçılar arasında rızai/fiili miras taksim sözleşmesi nedeniyle tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Mahkeme gerekçesinde de belirtildiği gibi bir kısım davalı mirasçılar aralarında fiili taksim yapıldığını kabul etmesine rağmen tüm mirasçıların miras taksimine yönelik kabul beyanında bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda taksim olgusu ispatlanamamıştır. Davanın bu gerekçe ile reddi gerekirken yazılı olduğu üzere miras payının devri nedeniyle tapu iptali ve tescil olarak nitelenmesi suretiyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Ne var ki; anılan husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden sonucu itibarıyla doğru bulunan Mahkeme kararının gerekçesinin değiştirilerek ve düzeltilerek onanması gerekmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Mahkeme kararının, gerekçesinin yukarıdaki (V.B.2.) numaralı bentte belirtilen şekilde DEĞİŞTİRİLEREK DÜZELTİLMİŞ bu gerekçe ile ONANMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 20.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! a8fb7e4ccc2e9eb7 95a6e3e3cb61c523 This XML file does not appear to have any style information associated with it. The document tree is shown below. 7. Hukuk Dairesi 2024/4970 E. , 2025/1586 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/46 E., 2023/447 K. DAVALILAR : 1. ... vd. vekili Avukat ... 2. ... vekili Avukat ... 3. ... vd. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar; davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalıların kendi aralarında 1977 yılında fiili/rızai taksim sözleşmesi yaptıklarını, dava konusu 198, 1942, 2260, 2394, 2680 ve 4098 parsel sayılı taşınmazların yapılan bu rızai taksime göre müvekkiline ait olduğunu ve o tarihten sonra da taşınmazları davacının ekip biçtiğini, aynı şekilde diğer tarafların da kendilerine kalan yerleri ekip biçtiğini belirterek dava konusu 198, 1942, 2260, 2394, 2680 ve 4098 parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP 1. Davalılardan ..., ..., ... ve ... duruşmadaki beyanlarında; kardeşler arasında fiili paylaşım anlamında sözlü olarak taksim yapıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur. 2. Davalılardan ... vekili ise; davanın reddini savunmuştur.

III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 01.10.2014 tarihli ve 2013/239 Esas, 2014/391 Karar sayılı kararıyla; dava konusu taşınmazların tapuda davacı ve davalılar adına kayıtlı olduğu, tarafların miras bırakan ...’ın ölümünden sonra davalıların dava konusu taşınmazlardaki miras paylarına düşen kısımların (fiilen 6 parça taşınmazın) davacıya devri konusunda sözlü olarak anlaştıkları ve fiili taksim yapıldığı, ancak daha sonra tapuda devir yapılmadığı hususunun sabit bulunduğu, mirasçılar arasında miras payının devri konusundaki sözleşmelerde yazılı şekil geçerlilik koşulu olduğundan ve Yargıtaya göre yazılı belgenin bulunmaması durumunda davalıların maddi olguyu doğrulaması sonuca etkili olmadığından davanın reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Mahkemenin 01.10.2014 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 28.06.2018 tarihli ve 2018/10794 Esas, 2018/14614 Karar sayılı kararı ile; Mahkemece dava konusu taşınmazlarda kayıt maliklerinden olan Münevver Doğan'ın bütün mirasçılarının davada yer almadığı görüldüğünden, mirasçılarının kesin bir biçimde saptanabilmesi için hasımlı veraset belgesinin alınıp dosyaya konulması için taraflara süre ve imkân tanınması, mirasçılık belgesine göre belirlenecek tüm mirasçılarının davada yer almasının sağlanması, pasif husumet ehliyeti tamamlandıktan sonra tarafların sunmaları hâlinde iddia ve savunmalarına ilişkin tüm deliller toplanıp değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bu husus gözetilmeksizin davanın esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; her ne kadar davacı vekilince sunulan veraset ilâmı hasımlı olmasa da taraf teşkilinin mevcut mirasçıların tümünün davaya dâhili ile sağlandığı, dava konusu taşınmazların tapuda davacı ve davalılar adına kayıtlı olduğu, tarafların miras bırakan ...’ın ölümünden sonra davalıların dava konusu taşınmazlardaki miras paylarına düşen kısımların (fiilen 6 parça taşınmazın) davacıya devri konusunda sözlü olarak anlaştıkları ve fiili taksim yapıldığı, ancak daha sonra tapuda devir yapılmadığı hususunun sabit bulunduğu, mirasçılar arasında miras payının devri konusundaki sözleşmelerde yazılı şekil geçerlilik koşulu olduğundan ve Yargıtaya göre yazılı belgenin bulunmaması durumunda davalıların maddi olguyu doğrulaması sonuca etkili olmadığından davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde: 1. Davanın konusunu, tarafların ortak murisi ...'dan kendilerine intikal eden... ... Köyündeki bir miktar taşınmazın 1976 yılında mirasçılar arasında fiilen taksim edilmiş olması ve 1976 yılından bu yana, bahse konu fiili taksime tüm hissedarların uygun davranması nedeniyle hisse iptali tescil talebinin oluşturduğunu, dört kardeşin 1976 yılında babalarının vefatından sonra babalarından kendilerine kalan taşınmazlar hakkında rızai taksim sözleşmesi yaptığını, bu rizai taksim sözleşmesi yapıldıktan sonra herkesin kendisine isabet eden taşınmazı fiilen kullanmaya başladığını, hâlen de kullanımın devam ettiğini, dava konusu taşınmazların da bu taksim sonucu davacıya isabet ettiğini, 2.Rızai taksim sözleşmesinin geçerliliği açısından yazılılık şartının, 01.01.2002 tarihinde yürürlüğe giren 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 677. maddesinde düzenlendiğini, hâlbuki somut olayda rızai taksim sözleşmesinin 1976 yılında yapılmış olup bu hususun da tüm tarafların kabulü dâhilinde olduğunu, Yargıtay bozma kararı öncesi 12.09.2012 tarihli celsede tüm tarafların fiili taksim sözleşmesi yaptıklarını açıkça kabul ettiklerini, bozma sonrası yeniden yapılan yargılama sırasında 08.10.2019 tarihli celsede de davalılardan ... ve ...’ın bizzat duruşmaya katıldığını ve rizai taksim sözleşmesi yaptıklarını beyan ederek ...’ın 1976 yılındaki taksim sonucu kendisine isabet eden yerleri ekip biçtiğini açıkça beyan ettiğini, 3.Bozma sonrası keşif yapılmadığından kullanım durumunun ortaya konulamadığını, ayrıca harcın tamamlanmadığını, 4.Dava konusu olan rızai taksim sözleşmesinin yapıldığı 1976 yılında yürürlükte olan 743 sayılı Medeni Kanuna göre rızai taksim sözleşmesinin geçerliliği bakımından yazılılık şartı aranmadığını, kaldı ki mahkeme huzurunda yapılan kabulün sözleşmenin geçerliliğinin ispatı bakımından yazılı yapılmasından daha önemli olduğunu, 5.Davalılardan ... yargılama sırasında öldüğü hâlde mirasçılarının davaya dâhil edilmediğini belirterek hükmün bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, rızai/fiili miras taksim sözleşmesi uyarınca tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. 1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun geçici 3/2. hükmünün yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun uygulanacağı davalar yönünden 1086 sayılı Kanunun 428. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, sonucu itibariyle doğru bulunduğundan davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Ancak hükmün gerekçesinin doğru olduğunu söylemek mümkün değildir. Dava dilekçesi ve yargılama süreci dikkate alındığında dava sebebinin miras payının devri sözleşmesi olmayıp mirasçılar arasında rızai/fiili miras taksim sözleşmesi nedeniyle tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Mahkeme gerekçesinde de belirtildiği gibi bir kısım davalı mirasçılar aralarında fiili taksim yapıldığını kabul etmesine rağmen tüm mirasçıların miras taksimine yönelik kabul beyanında bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda taksim olgusu ispatlanamamıştır. Davanın bu gerekçe ile reddi gerekirken yazılı olduğu üzere miras payının devri nedeniyle tapu iptali ve tescil olarak nitelenmesi suretiyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Ne var ki; anılan husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden sonucu itibarıyla doğru bulunan Mahkeme kararının gerekçesinin değiştirilerek ve düzeltilerek onanması gerekmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Mahkeme kararının, gerekçesinin yukarıdaki (V.B.2.) numaralı bentte belirtilen şekilde DEĞİŞTİRİLEREK DÜZELTİLMİŞ bu gerekçe ile ONANMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 20.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! a8fb7e4ccc2e9eb7 95a6e3e3cb61c523 ... ...

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi – Mart 2025 kararlarının tamamı