Yargıtay Kararları › Yargıtay 7. Hukuk Dairesi › Mayıs 2025 › 2024/4284 E., 2025/2708 K.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2024/4284 E., 2025/2708 K. (20.05.2025) – Miras

Mahkeme
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/4284
Karar No
2025/2708
Karar Tarihi
20.05.2025
Konu
Miras

7. Hukuk Dairesi 2024/4284 E. , 2025/2708 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1131 E., 2024/1679 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 6. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/76 E., 2024/85 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA 1.Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının muris ...'ın torunu olduğunu, ...'ın 14.12.2020 tarihli ve ... yevmiye No.lu düzenlenme şeklinde vasiyetname düzenlediğini, vasiyetname ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun ilgili maddeleri uyarınca miras bırakana veya miras bırakanın yakınlarından birine karşı ağır bir suç işleyen aile hukukundan doğan yükümlülüklerini önemli ölçüde yerine getirmemesi nedeniyle davacının mirastan hiçbir hak almaması amacıyla mirastan mahrum bırakılmış olduğunu öğrendiğini, murisin vefat ettiğinde 71 yaşında olduğunu, 2020 tarihinde tek hekim raporu alınarak işlem yapıldığını, vasiyetin yapıldığı tarih ile murisin ölüm tarihi arasında da pek kısa bir zaman dilimi olduğunu, vasiyetnamenin hukuka aykırı olduğunu ve iptalinin gerektiğini, davacının babası tarafından gerçekleştirilen bir eylem nedeniyle davacının mirastan mahrum bırakılmasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek ... 3. Noterliği'nin 25/11/2020 tarihli ve ... yevmiye No.lu vasiyetnamenin iptaline, olmadığı takdirde tenkise karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davacı vekili, tenkis talebine ilişkin talebini 08.02.2024 tarihli duruşmada geri almış, davalılar vekili geri almayı kabul etmiştir.

II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının babasının yirmi sene evvel murisin eşi ve kızını öldürdüğünü, davacının mirastan ıskat edilmesinin babasının işlediği suç sebebiyle değil vasiyetnamede belirtildiği gibi mirasbırakana karşı aile hukukundan kaynaklı yükümlülüklerini önemli ölçüde yerine getirmemesinden kaynaklı olduğunu, davacı ve kardeşi öldürülen anneleri olmasına ve aynı acıyı paylaşmalarına rağmen murise ve davalılara karşı hasmane bir tutum içerisinde olduklarını, davacının yirmi sene boyunca muris dedesi ile görüşmediğini, hastalığında ziyaret etmediğini ve cenazesine de katılmadığını, dayı ve teyzeleri olan davalılara başsağlığı dilemediğini, vasiyetnamenin iptali sebeplerinin mevcut olmadığını belirterek asıl ve terditli davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...miras bırakanın kızının davacının babası tarafından öldürüldüğü, ardından davacının küçük yaştan miras bırakan ile herhangi bir şekilde görüşmediği, onu ziyarete gelmediği, herhangi bir şekilde dede torun ilişkisi kurulmadığının anlaşıldığı, miras bırakan ... davacı ve dava dışı davacının kardeşi ve babasını mirastan bu nedenlerle ıskat ettiği, TMK'nın 510/1-2. maddesinde mirasçı miras bırakana veya miras bırakanın ailesi üyelerine karşı aile hukukundan doğan yükümlülüklerine önemli ölçüde yerine getirmemişse murisin mirastan çıkarma hakkı olduğundan bahsedildiği davacının mirasbırakanı annesinin ölümünden sonra herhangi bir şekilde ziyaret etmediği, onunla herhangi bir ilişki kurmadığı, önemli ölçüde aile hukukundan doğan görevlerini yerine getirmemiş sayıldığının mahkemece kabul edildiği, ayrıca mirasbırakanın TMK'nın 512. maddesinde bahsi geçen bu hususu mirasçılıktan çıkarma belgesinde söylediği, bu şekilde çıkarma sebebinin belirtildiği, bunun aksinin herhangi bir şekilde davacı tarafça ispatlanamadığı, bahsedilen sebeplerle mirastan çıkarma hususunda herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden bu yöndeki murisin düzenlediği vasiyetnamenin iptali talebinin reddi gerektiği, tenkis ile ilgili talebin davacı tarafından geri alındığı ve davalı tarafça da kabul edildiğinden tenkis ile ilgili karar verilmediği..." gerekçesiyle davanın vasiyetnamenin iptali talebi yönünden reddine, tenkis talebi yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Davacının çocukluk döneminde muris dedesi ile görüşme durumu olmasa da yetişkinlik döneminde de davacı, muris dedesi ile hiç bir şekilde görüşmediği, murisin hastalığı döneminde dahi aramadığı, bayram ve özel günlerde de aramadığı, bu suretle davacının Türk Medeni Kanunu'nun 510/2. maddesinde belirtilen "mirasçının, mirasbırakana veya mirasbırakanın ailesi üyelerine karşı aile hukukundan doğan yükümlülüklerini önemli ölçüde yerine getirmemesi" eyleminin gerçekleştiği anlaşıldığından, davanın reddine ilişkin kararın yerinde olduğu..." gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz başvuru dilekçesinde özetle; davacının annesi öldüğü sırada davacının 7 yaşında olduğunu, davalıların ve murisin davacı ile ilgilenmediğini, davalıların davacının yükümlülüklerini yerine getirmediğini ispat edemediklerini, ispat yükünün davalılarda olduğunu, murisin hastalandığı ve öldüğü dönemde Covid hastalığının olduğunu, bu nedenle davacının murisi ziyaret edemediğini ve cenazesine gidemediğini, davacıya daima katilin oğlu gözüyle bakıldığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, vasiyetnamenin iptali olmadığı takdirde tenkis istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! d50e497b7c9ec617 1c8d8f8732e29359

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi – Mayıs 2025 kararlarının tamamı