Yargıtay Kararları › Yargıtay 7. Hukuk Dairesi › Haziran 2025 › 2024/4241 E., 2025/3089 K.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2024/4241 E., 2025/3089 K. (18.06.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/4241
Karar No
2025/3089
Karar Tarihi
18.06.2025
Konu
Tapu, Miras

7. Hukuk Dairesi 2024/4241 E. , 2025/3089 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2956 E., 2023/3039 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Edirne 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/72 E., 2020/259 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; ... ada ... parsel sayılı taşınmazın davacıların murisi ... ve onun ölümünden sonra da davacılar tarafından kadastro tespitinin yapıldığı 1954 yılından bu yana malik sıfatıyla kullanıldığını, tapu kayıt maliki görünen ... oğlu ...'in 1913 yılında ve ... oğlu ...'in 1908 yılında öldüğünü, mirasçılarının herhangi bir intikal işlemi yaptırmadığını, tespit tarihinden itibaren yirmi yıllık kazanım süresinin dolduğunu ileri sürerek; tapu kaydının iptali ile davacılar adına miras payları oranında tesciline karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP Davalılar vekilleri, davanın reddini savunmuşlardır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin yapıldığı 27/03/1964 tarihinden bu yana davacıların murisi, onun ölümüyle de davacılar tarafından nizasız ve fasılasız, ekonomik amaca uygun olarak, sahiplenme arzusuyla 20 yıldan fazla süre ile tasarruf edildiğinin belirlendiği, dava konusu taşınmazda tapu kayıt maliki mirasçılarının dava tarihi itibariyle dahi intikal işlemlerini yaptırmadıkları, taşınmazın tapu kaydının malik hanesinin 1984 yılında hukuki değerini yitireceği, 1964 yılından bu yana dava konusu taşınmazın davacı tarafça nizasız ve fasılasız, ekonomik amaca uygun olarak, sahiplenme arzusuyla 20 yıldan fazla süre ile tasarruf edildiği” gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “dava konusu, ... parsel sayılı, 350,92 metrekare yüzölçümlü taşınmazın ‘arsa’ vasfıyla, 12/08/1965 tarihli tesis kadastrosu ile ½ hissesinin ... oğlu ..., ½ hissesinin ise ... oğlu ... adına kayıtlı olduğu, beyanlar hanesinde ise ‘üzerindeki kerpiç ev ve ahır ... oğlu ...’e aittir’ belirtmesinin bulunduğu, . ...’in 22/07/1996 tarihinde vefatı ile geride mirasçı olarak davacıların kaldığı, tapu maliki ... oğlu 1859 doğumlu ...’in 1908 yılında bekar ve çocuksuz olarak ölümü ile (diğer tapu maliki olan ... oğlu ... kardeşi olup kendisi de 16/12/1913 tarihinde vefat etmiştir) geride mirasçı olarak davalıların kaldığı, mahallinde yapılan keşifte dinlenen mahalli bilirkişilerin nizalı taşınmaza davacılar ve murisleri tarafından 1965’li yıllardan beri zilyet olunduğunu, zilyetliğin aralıksız ve halen sürdürüldüğünü ifade ettikleri, kayıt maliklerinin ölüm tarihi olan (1908-1913) tarihinden ve tespit tarihinden, Anayasa Mahkemesinin TMK’nin 713/2. maddesindeki ölüm sebebini iptal tarihine kadar yirmi yıl süre geçtiği, şeklen ve süre yönünden davada dayanak hukuki sebebin gerçekleştiği, TMK’nın 713/2. maddesinde yer alan ölüm nedenine dayalı açılan tapu iptali ve tescil davasında kayıt maliklerinin ölüm ve tespit tarihinden ilgili maddenin Anayasa Mahkemesince yürürlüğünün durdurulduğu tarihe kadar zilyetlikle edinim ve süre koşullarının oluştuğu” gerekçesiyle bir kısım davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, zilyedlikle kazanım koşullarının oluşmadığını, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 713/2. hükmünde belirtilen “ölüm” nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. 4721 sayılı Kanun'un 713. maddesi; “Tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazı davasız ve aralıksız olarak yirmi yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişi, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir. Aynı koşullar altında, maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan veya yirmi yıl önce (…) hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir. Tescil davası, Hazineye ve ilgili kamu tüzel kişilerine veya varsa tapuda malik gözüken kişinin mirasçılarına karşı açılır. Davanın konusu, mahkemece gazeteyle bir defa ve ayrıca taşınmazın bulunduğu yerde uygun araç ve aralıklarla en az üç defa ilân olunur. Son ilândan başlayarak üç ay içinde yukarıdaki koşulların gerçekleşmediğini ileri sürerek itiraz eden bulunmaz ya da itiraz yerinde görülmez ve davacının iddiası ispatlanmış olursa, hâkim tescile karar verir. Mülkiyet, birinci fıkrada öngörülen koşulların gerçekleştiği anda kazanılmış olur. Davalılar ve itiraz edenler, aynı davada kendi adlarına tescile karar verilmesini isteyebilirler. Kararda, tescili istenilen taşınmazın niteliği, yeri, sınırları ve yüzölçümü belirtilir ve karara, uzmanlarca düzenlenen teknik bilgileri içeren krokisi de eklenir. Özel kanun hükümleri saklıdır.” hükmünü ihtiva etmektedir. TMK'nın 713/2. hükmündeki “ölüm” sebebine dayalı tapu iptali ve tescil davalarında taşınmazın 20 yıllık zilyetlikle kazanılabilmesi için diğer koşulların yanında taşınmazın kayıt malikinin dava tarihinden en az 20 yıl önce ölmüş olması gereklidir. Taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında ölmüş kişinin adı belirtilerek tespit edildiği ve tapunun bu şekilde oluştuğu hâllerde kayıt maliki ölü olan şahıs değil mirasçılarıdır, tespit ve kayıt maliki olarak mirasçılarının kastedildiği anlaşılmalıdır. Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında; dava konusu ... parsel sayılı taşınmazın tapu tespitinin ... ve ... adına yapılmış olduğu, tespitin yapıldığı tarihte dosya kapsamına göre ... ve ...’in ölü olduğu, o hâlde her ne kadar ... ve ... adına yapılmışsa da, tespitin o tarihte ölü olduklarından mirasçıları adına olduğu, mirasçıların ölümüne dayanılmadığına göre kazandırıcı zamanaşımı koşulları oluşmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.06.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 74070d8fa4511498 7d5b87b718fae9f0 This XML file does not appear to have any style information associated with it. The document tree is shown below. 7. Hukuk Dairesi 2024/4241 E. , 2025/3089 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2956 E., 2023/3039 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Edirne 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/72 E., 2020/259 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; ... ada ... parsel sayılı taşınmazın davacıların murisi ... ve onun ölümünden sonra da davacılar tarafından kadastro tespitinin yapıldığı 1954 yılından bu yana malik sıfatıyla kullanıldığını, tapu kayıt maliki görünen ... oğlu ...'in 1913 yılında ve ... oğlu ...'in 1908 yılında öldüğünü, mirasçılarının herhangi bir intikal işlemi yaptırmadığını, tespit tarihinden itibaren yirmi yıllık kazanım süresinin dolduğunu ileri sürerek; tapu kaydının iptali ile davacılar adına miras payları oranında tesciline karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP Davalılar vekilleri, davanın reddini savunmuşlardır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin yapıldığı 27/03/1964 tarihinden bu yana davacıların murisi, onun ölümüyle de davacılar tarafından nizasız ve fasılasız, ekonomik amaca uygun olarak, sahiplenme arzusuyla 20 yıldan fazla süre ile tasarruf edildiğinin belirlendiği, dava konusu taşınmazda tapu kayıt maliki mirasçılarının dava tarihi itibariyle dahi intikal işlemlerini yaptırmadıkları, taşınmazın tapu kaydının malik hanesinin 1984 yılında hukuki değerini yitireceği, 1964 yılından bu yana dava konusu taşınmazın davacı tarafça nizasız ve fasılasız, ekonomik amaca uygun olarak, sahiplenme arzusuyla 20 yıldan fazla süre ile tasarruf edildiği” gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “dava konusu, ... parsel sayılı, 350,92 metrekare yüzölçümlü taşınmazın ‘arsa’ vasfıyla, 12/08/1965 tarihli tesis kadastrosu ile ½ hissesinin ... oğlu ..., ½ hissesinin ise ... oğlu ... adına kayıtlı olduğu, beyanlar hanesinde ise ‘üzerindeki kerpiç ev ve ahır ... oğlu ...’e aittir’ belirtmesinin bulunduğu, . ...’in 22/07/1996 tarihinde vefatı ile geride mirasçı olarak davacıların kaldığı, tapu maliki ... oğlu 1859 doğumlu ...’in 1908 yılında bekar ve çocuksuz olarak ölümü ile (diğer tapu maliki olan ... oğlu ... kardeşi olup kendisi de 16/12/1913 tarihinde vefat etmiştir) geride mirasçı olarak davalıların kaldığı, mahallinde yapılan keşifte dinlenen mahalli bilirkişilerin nizalı taşınmaza davacılar ve murisleri tarafından 1965’li yıllardan beri zilyet olunduğunu, zilyetliğin aralıksız ve halen sürdürüldüğünü ifade ettikleri, kayıt maliklerinin ölüm tarihi olan (1908-1913) tarihinden ve tespit tarihinden, Anayasa Mahkemesinin TMK’nin 713/2. maddesindeki ölüm sebebini iptal tarihine kadar yirmi yıl süre geçtiği, şeklen ve süre yönünden davada dayanak hukuki sebebin gerçekleştiği, TMK’nın 713/2. maddesinde yer alan ölüm nedenine dayalı açılan tapu iptali ve tescil davasında kayıt maliklerinin ölüm ve tespit tarihinden ilgili maddenin Anayasa Mahkemesince yürürlüğünün durdurulduğu tarihe kadar zilyetlikle edinim ve süre koşullarının oluştuğu” gerekçesiyle bir kısım davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, zilyedlikle kazanım koşullarının oluşmadığını, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 713/2. hükmünde belirtilen “ölüm” nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. 4721 sayılı Kanun'un 713. maddesi; “Tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazı davasız ve aralıksız olarak yirmi yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişi, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir. Aynı koşullar altında, maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan veya yirmi yıl önce (…) hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir. Tescil davası, Hazineye ve ilgili kamu tüzel kişilerine veya varsa tapuda malik gözüken kişinin mirasçılarına karşı açılır. Davanın konusu, mahkemece gazeteyle bir defa ve ayrıca taşınmazın bulunduğu yerde uygun araç ve aralıklarla en az üç defa ilân olunur. Son ilândan başlayarak üç ay içinde yukarıdaki koşulların gerçekleşmediğini ileri sürerek itiraz eden bulunmaz ya da itiraz yerinde görülmez ve davacının iddiası ispatlanmış olursa, hâkim tescile karar verir. Mülkiyet, birinci fıkrada öngörülen koşulların gerçekleştiği anda kazanılmış olur. Davalılar ve itiraz edenler, aynı davada kendi adlarına tescile karar verilmesini isteyebilirler. Kararda, tescili istenilen taşınmazın niteliği, yeri, sınırları ve yüzölçümü belirtilir ve karara, uzmanlarca düzenlenen teknik bilgileri içeren krokisi de eklenir. Özel kanun hükümleri saklıdır.” hükmünü ihtiva etmektedir. TMK'nın 713/2. hükmündeki “ölüm” sebebine dayalı tapu iptali ve tescil davalarında taşınmazın 20 yıllık zilyetlikle kazanılabilmesi için diğer koşulların yanında taşınmazın kayıt malikinin dava tarihinden en az 20 yıl önce ölmüş olması gereklidir. Taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında ölmüş kişinin adı belirtilerek tespit edildiği ve tapunun bu şekilde oluştuğu hâllerde kayıt maliki ölü olan şahıs değil mirasçılarıdır, tespit ve kayıt maliki olarak mirasçılarının kastedildiği anlaşılmalıdır. Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında; dava konusu ... parsel sayılı taşınmazın tapu tespitinin ... ve ... adına yapılmış olduğu, tespitin yapıldığı tarihte dosya kapsamına göre ... ve ...’in ölü olduğu, o hâlde her ne kadar ... ve ... adına yapılmışsa da, tespitin o tarihte ölü olduklarından mirasçıları adına olduğu, mirasçıların ölümüne dayanılmadığına göre kazandırıcı zamanaşımı koşulları oluşmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.06.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 74070d8fa4511498 7d5b87b718fae9f0 ... ...

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi – Haziran 2025 kararlarının tamamı