Yargıtay Kararları › Yargıtay 7. Hukuk Dairesi › Nisan 2025 › 2024/4069 E., 2025/2034 K.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2024/4069 E., 2025/2034 K. (16.04.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/4069
Karar No
2025/2034
Karar Tarihi
16.04.2025
Konu
Tapu, Miras

7. Hukuk Dairesi 2024/4069 E. , 2025/2034 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2790 E., 2024/1099 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/177 E., 2021/149 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı mirasçıları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazın 384 ada 9 parsel sayılı taşınmazda kain 2 numaralı bağımsız bölüm olduğunu ve davacının eşi olan davalı ... adına kayıtlı olduğunu, diğer davalı ... Finansbankın keşide ettiği ihtarname ile eşinin dava dışı torunları ... lehine dava konusu daireyi ipotek vermek suretiyle kefaleten borçlandığını öğrendiğini, davacı eşin açık rızası alınmadan davalı ... Finansbank A.Ş. lehine dava konusu taşınmaz üzerine 12.09.2014 tarihinde 120.000,00 TL bedelli ve 07.06.2018 tarihinde 750.000,00 TL bedelli ipotekler tesis edildiğini, davalı Bankanın özen yükümlülüğünü yerine getirmeden hareket ettiğini, yapılan kefalet sözleşmesi ve tesis edilen ipoteklerin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 584. maddesi uyarınca davacı eşten yazılı rıza alınmadığı için geçersiz olduğunu, ipotek sözleşmesinin iptali ile ipoteklerin fekkini talep ettiklerini, ipotek sözleşmelerinin düzenlenmesi sırasında okuma - yazma bilmeyen davalı ...'nın hulus ve saffetinden faydalanıldığını, düzenlenmiş kefalet sözleşmelerinde davalıya tanık olmadan sadece parmak bastırıldığını, yasalara aykırı olarak geçersiz sözleşmeler düzenlendiğini ve bu geçersiz kefalet sözleşmesine dayanarak kurulmuş ipoteğin şekil şartlarına uyularak yapılmadığından geçersiz olduğunu belirterek 2 numaralı bağımsız bölüm üzerindeki ipoteklerin kaldırılmasını talep etmiştir.

II. CEVAP Davalılardan QNB Finansbank A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; davacının torunu olan ...'nın müvekkili Bankadan kullanmış olduğu krediler ve akdedilen kredi sözleşmeleri kapsamında davaya konu taşınmaz üzerine davalı Banka lehine toplam 870.000,00 TL'lik ipotek tesis edildiğini, ipotekler konulmadan davacıdan yazılı muvafakat alındığını, muvakatnamedeki imzanın davacının eli ürünü olduğunu, dava dışı ...'nın Bankaya olan borç ve risklerinin devam ettiğini, bu nedenle ipoteğin kaldırılmasının mümkün olmadığını, davacının işlemin tarafı olmadığından ipoteğin geçersiz olduğunu ileri sürmekte hukuki menfaati olmadığını, davacı yanca söz konusu taşınmazın ipotek tarihinde ikametgahları olduğuna ilişkin herhangi bir belge sunulmadığı gibi söz konusu ipotek verilmesi işlemine davacının açık muvafakatinin bulunduğunu, davacının tahsilat işlemlerinden kaçınmak amacıyla kötü niyetli olarak davayı açtığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; TBK'nın kefalet sözleşmesini düzenleyen 584. maddesi kapsamında kefalet sözleşmesinin yapıldığı sırada diğer eşin açık rızasının bulunması gerektiği, davacının mevcut sağlık durumu ve davalı tarafından sunulan muvafakatname dikkate alınarak düzenlenmiş olan kefalet sözleşmesinin yasal şekil şartına uyulmadığından geçersiz olduğu, geçersiz olarak düzenlenen kefalet sözleşmesine dayanılarak tapu kayıtlarına konulun ipotek şerhinin de yasal dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne ve 2 numaralı bağımsız bölümün tapu kaydında bulunan ipoteklerin kaldırılmasına karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Banka vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu ipoteğin aynî bir güvence olduğu, TBK'nın 603. maddesinin mevcut uyuşmazlıkta uygulanma imkânı olmadığı gibi bu maddenin aile konutunun korunmasına ilişkin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 194. maddesini aile konutu olmayan taşınmazlara yönelik genişletmesine de imkân vermediği, davalı ...'nın kefaleten sorumluluğuna ilişkin bir düzenleme bulunmadığı, davacı taraf TBK'nın 584. maddesine dayanmış ise de söz konusu hükmün şahsi güvence verilmesine ilişkin düzenleme olduğu, TMK'nın 881 ve devamı maddelerinde düzenlenen ipotek akdinin kurulmasında eş rızasının gerektiğine ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmadığı belirtilerek, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunduğundan davalı Banka vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, gerekçe ve hüküm düzeltilmek suretiyle davacının davasının reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı mirasçıları ..., ..., ..., ..., ... vekili temyiz dilekçesinde: 1. Davalı Bankanın sunduğu muvafakatnamenin davacının yüzde/90 - yüzde/100 görme engelli olması ve okuma yazma bilmemesi nedeniyle kefalete muvafakat olarak kabul edilemeyeceğini, 2. Davacı eşin açık rızası alınmadan ipotek kurulduğunu, davalının basiretli hareket yükümlülüğüne aykırı davrandığını, 3. İpotek veren şahıs ile ipotek borçlusunun farklı kişiler olması durumunda taşınmazını ipotek veren kişinin kişisel olarak başkasının borcuna güvence verdiğinin açık olduğunu, bu durumda da eşin rızasının alınması gerektiğini, TBK'nın 584 uyarınca kefalet ilişkisi olmadığı değerlendirmesinin Kanuna aykırı olduğunu, 4. İpotek sözleşmelerinin düzenlenmesi sırasında okuma - yazma bilmeyen diğer davalı ...'nın hulus ve saffetinden faydalanıldığını, 5. Düzenlenmiş kefalet sözleşmelerinde davalıya tanık olmadan sadece parmak bastırıldığını, yasalara aykırı olarak geçersiz sözleşmeler düzenlendiğini belirterek hükmün bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, ipoteğin kaldırılması istemine ilişkindir. Somut olayda; davacı ... tarafından davalı Banka ve davacının kocası ... hakkında ipoteğin kaldırılmasına ilişkin açılan davada, yargılama devam ederken davacı 04.12.2023 tarihinde ölmüş olup mirasçıları davaya devam etmiştir. Davacının mirasçılarından olan ..., aynı zamanda kısıtlı davalı ...’nın da vasisi olduğundan davacılardan Seher ile kısıtlı davalı ... arasında meydana gelen menfaat çatışması nedeniyle davalı ...’in temyize konu davada vasiden farklı bir temsil kayyımı ile temsil ettirilmesi gerektiği hâlde bu husus gözetilmeden yargılamaya devam edilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.04.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi – Nisan 2025 kararlarının tamamı