7. Hukuk Dairesi 2024/3661 E. , 2025/2945 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2962 E., 2023/610 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 19. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/46 E., 2019/432 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili; evvelinde Maltepe Belediye Başkanlığı adına tapuda kayıtlı 6450 ada, 1 parsel sayılı taşınmazın, 22.03.1994 tarihinde Maltepe Belediye Başkanlığınca "... oğlu ..."ya satıldığını, malik ... mirasçıları olan davacılar tarafından kadastro müdürlüğünden alınan 07.01.2008 tarihli plan örneğine göre taşınmaz üzerinde herhangi bir takyidat görünmediği hâlde 15.01.2015 tarihinde aldıkları plan örneğinde 6450 ada 1 parsel ile 1335 ada 8 parselin mükerrer olarak aynı parsel üzerinde bulunduklarının görüldüğünü; bu mükerrerlik nedeniyle İstanbul Anadolu 12. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/79 Esas sayılı dosyasından Maltepe Belediyesine ve Hazine'ye karşı mülkiyetin tespiti istemli açtıkları davada yapılan yargılama sonunda 1335 ada 8 parsel sayılı taşınmazın 2,54 m2'lik kısmının yolda kaldığına, 70,46 m2'lik kısmının ise 6450 ada 1 parsel sayılı taşınmaz ile mükerrer olduğuna karar verildiğini, evvelinde Hazine adına kayıtlı 1335 ada 8 parsel sayılı taşınmazın 73 m2 alanlı olarak önce yola terk edilip daha sonra yoldan ihdas suretiyle tapuya mükerrer kaydedildiğinin anlaşıldığını ileri sürerek, müvekkillerinin maliki olduğu 6450 ada 1 parsel sayılı taşınmazla mükerrerliği olan Hazine adına kayıtlı 1335 ada 8 parsel sayılı mükerrer kaydın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı Hazine vekili; yapılan ikinci tapulamanın hükümsüz olduğunu, mükerrer olduğu iddia edilen 1335 ada 8 parsel sayılı taşınmazın, 1335 ada 4 parsel sayılı taşınmazın yola terk edilen 73,00 m2 lik kısmının daha sonra tekrar yoldan ihdas edilerek 8 parsel sayılı olarak "arsa" vasfıyla Hazine adına tescil edilmesiyle oluştuğunu, 6450 ada 1 parsel sayılı taşınmazın Hazine ile bir ilgisinin bulunmayıp yüzölçümlerinin farklı olduğunu, zira 1335 ada 8 parselin 73,00 m2 ve 6450 ada 1 parselin ise 259,08 m2 alana sahip olup kayıtlarda mükerrerlik bulunmadığını belirterek; davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Tüm dosya kapsamı ve alınan bilirkişi raporuna göre; eldeki davada 1335 ada, 8 parsel sayılı taşınmazın 6450 ada 1 parsel sayılı taşınmazla mükerrer olması sebebiyle iptalinin talep edildiği, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere iptali istenen 1335 ada 8 parselin 1335 ada 4 parselden 73 m2'sinin önce 05/12/1980 tarih 5672 yevmiye sayılı işlemle yola terk, sonra 20/11/1986 tarih 8796 yevmiye sayılı işlemle yoldan ihdas edilmek suretiyle oluştuğu, davacılar adına kayıtlı 6450 ada, 1 parsel sayılı taşınmazın ise 20/09/1993 tarih 910 sayılı Encümen Kararı ile 1333 ada, 9,10...16, 21...36 parseller 1334 ada 1,2,3,4,5 parseller ve 1335 ada 3,4,5,6,7 parsellerde 2981/3290 sayılı İmar Affı Kanununun 10/b-c maddelerine göre yapılan imar uygulaması neticesinde oluştuğu, her iki parsel arasındaki birbirine bindirmeli şekildeki mükerrerliğin imar uygulaması sırasında 1335 ada 8 parselin fark edilmemesi sonucunda meydana gelmiş olduğunu, bu hâlde mükerrer olan kaydın sonraki tarihte oluşan davacılar adına kayıtlı 6450 ada 1 parsele ilişkin kayıt olduğu..." gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "... Somut olayda, dava konusu 1335 ada 8 parsel sayılı taşınmazın 3194 sayılı İmar Kanununun 18. maddesi uygulaması sonucu oluştuğu ve idari işlemin halen ayakta olup hukuken geçerliliğini koruduğu, imar işlemi iptal edilmeden imar sonucu oluşan 5730 ada 1 parsel sayılı taşınmazın bir kısmının ifraz edilmesi suretiyle yeni tapu kaydı oluşturulmasının mümkün olmadığı, kaldı ki davacıların mükerrer olduğunu iddia ettikleri kaydın öncesinde var olan kayıt olup imar ile oluşturulan mükerrer kaydın kendilerine satışı yapılan yer olduğunun tespit edildiği, ilk derece mahkemesince yapılan incelemede bir yanılgıya rastlanmadığı..." gerekçesiyle, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili; her iki bilirkişi raporu arasındaki çelişkinin giderilebilmesi için dosyanın ehil bilirkişiye verilerek yeniden rapor alınması gerektiği mahkemeye bildirildiği halde bu taleplerinin mahkemece karşılanmadığını, ek raporu veren bilirkişilerin ise önceki görüşlerinde direndiklerini, imar uygulaması (şuyulandırma) sırasında görevlerini yaparlarken unutmalarından kaynaklanan hatanın müvekkillerinin üzerine yıkılmasının açıkça hukuka aykırılık olduğunu, 1335 ada 8 parsel sayılı taşınmaz imar uygulamasına dahil edilmiş olsa idi 775 sayılı Gecekondu Kanunu'nun 3. maddesi uyarınca yine Maltepe Belediyesi adına uygulama görecek olup 8 parsel sayılı taşınmazın kapatılacağını, zira Hazine adına olan taşınmazda kalan kısmın Hazine tarafından satılması gerekirken imar uygulaması sonrasında Belediyece satıldığını, eğer 1335 ada 8 parsel sayılı taşınmaz şuyulandırma sırasında unutulmamış olsa da kapatılmış olsa idi zaten 1992 yılında Kartal Belediyesi adına hükmen tescil ve 1993 yılında Maltepe Belediyesi adına tahsisinin yapılacak ve mükerrerliğin söz konusu olmayacağını, bilirkişi raporunda 1335 ada 8 parsel sayılı taşınmazın mükerrer olup netice olarak ister Hazine isterse Belediye adına tescil edilsin belediyece müvekkillerin mirasçılarına satılacağının açıkça belirtilmekte olduğunu, eldeki davadaki sorunun ise mükerrerliğin nasıl giderileceği noktasında toplandığını, her iki bilirkişi raporunun da incelenmesinden anlaşılmış olduğu üzere muris ... tarafından parası ödenen yere bilirkişilerce Hazine'nin de ortak edilmek istendiğini, imar uygulaması sonrasında 6450 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 03.12.1993 tarihinde Maltepe Belediyesi adına tescil edildiğini, Belediye Başkanlığının ise 22.03.1994 tarihinde taşınmazı "... oğlu ..."ya yeri sattığını, ...'nın ise 01.06.1998 tarihinde bu yeri çocukları olan ..., ..., ..., ..., ... ve ...'ye sattığını ve son maliklerin murisin çocukları/davacılar olduklarını, tapudaki sicile iyiniyetle dayanarak ayni hak kazananın bu kazanımının hukuk tarafından korunması gerektiğini, 1335 ada 8 parselin ise 20.11.1986 tarih ve 8796 yevmiye sayılı işlemle Hazine adına tescil edilmiş olup halen de Hazine adına tescilli olduğunu, ilk tesis kadastrosu sonrası idari yönden yapılan yola terk, yoldan ihdas ve imar uygulamaları sırasında yapılan hatalı işlemlerin sonucunda kayıtlarda mükerrerlik oluştuğunda hiç bir şüphe olmadığını, bu yönüyle de mükerrer olan tapunun iptal edilmesi gerektiğini belirterek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; imar uygulaması sonucunda oluşan mükerrer tapu kaydının iptali istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 29.05.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.