7. Hukuk Dairesi 2024/3349 E. , 2025/4311 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1760 E., 2024/468 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Vakfıkebir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/402 E., 2023/801 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 14.10.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde temyiz eden davalı vekili Avukat ... geldi, karşı taraftan gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Gelenin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İşin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 1 05... numaralı taşınmazın müvekkilinin kız kardeşi ile evli ... adına iken davacı ... ile aralarında adi yazılı olan inanç sözleşmesi gereği teminat olarak davalı ...’ya satış gösterilmek suretiyle devir yapıldığını, devir tarihinden sonra borçların ödemesine rağmen davalı ... tarafından ...'e devredildiğini belirterek, davalı ... adına kaydedilen taşınmazın tapusunun iptali ile müvekkili adına kaydedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davada zamanaşımının söz konusu olduğunu, dava konusu taşınmazın 08.05.2008 tarihli var olduğu iddia edilen sözleşmenin içeriğinde de belirtildiği üzere tüm borçların 01.10.2008 tarihine kadar ödenmesi hâlinde taşınmaz malikine geri verileceğinden söz edildiğini, lakin bu tarihe kadar borçların ödenmediği için taşınmaz malikinin ve inanan kişinin taşınmaz üzerinde inançlı işlem sebebiyle geri isteme hakkını kaybettiğini, sözleşmenin tarafı olan inanılan kişi diğer davalı ... tarafından taşınmazın 3. kişilere devri sebebiyle talep hakkının tükendiğini, dolayısıyla davacının davası ve talebi zamanaşımına uğradığını, bu nedenle zamanaşımı itirazında bulunduklarını, 08.05.2008 tarihinde düzenlendiği iddia edilen ve müvekkilinin tarafı olmadığı protokol uyarınca davacı ...'un, davalılardan ...'ya olan borçları sebebi ile teminat amaçlı olarak 1 05... parselde kain taşınmazı diğer davalı ...'ya devrettiğini iddia ettiğini, iddia edilen sözleşmenin şartlı olmasından kaynaklı olarak davacının borçlarını 01.10.2008 tarihine kadar ödememesi halinde ...'nın bu taşınmazı istediği başka bir kişiye devretme tasarruf hakkının başlamış olup, bu tarihten sonra ...'nın yapmış olduğu devirlerin hukuka ve iyi niyete uygun tasarruf olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile,davanın ispatlandığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; Metin Tarı'nın tanık olarak dinlenilmesini talep ettiklerini ancak ilgili kişiye tebligat çıkarılmadığını, Mahkemece dinlenilmediğini, bu nedenle usulen eksik yargılama yapıldığını, savunma haklarının kısıtlandığını, davada zamanaşımının söz konusu olduğunu, sözleşmede belirtilen ve tarafların imzasını taşıyan vade tarihi zamanaşımının başladığını ve Yargıtay içtihatlarına inananın inancını kaybettiği sürenin başlangıcı olduğunu, İlk Derece Mahkemesinin hüküm gerekçesinde sözleşme üzerinde vade tarihi olmadığından bahisle vadeyi dikkate almadığını, UYAP kayıtlarında sözleşmenin taramasına bakıldığında taramanın silik olduğu ve net şekilde tarihin olduğu kısmının görülemediğinin açık olduğunu, vade tarihinin dikkate alınmadığını, ödemenin bu tarihe kadar yapılıp yapılmadığının araştırılmadığını, davacının ödeme yaptığını iddia etmesi halinde diğer davalı ... tarafından tahsil edildiği iddia edilen çeklere ait bir banka kaydının dosyaya sunması gerektiğini beyan ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, inançlı işlemden kaynaklanan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Somut olayda; kayıt sahibinin mülkiyeti, satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan hakkın bertaraf edilmesi kastiyle ve kötüniyetle kazandığı ileri sürüldüğünden, malikin ayni hakkın yolsuz olarak tescil edildiğini bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi olup olmadığının araştırılması zorunludur. Burada, satış vaadi sözleşmesinin tapuya şerh edilip edilmediğinin önemi yoktur. Önemli olan, mülkiyet hakkı sahibinin satış vaadi sözleşmesini bilmesi gereken kişilerden olup olmadığının saptanmasıdır. Bilindiği üzere hukukumuzda, diğer çağdaş hukuk sistemlerinde olduğu gibi kişilerin huzur ve güven içerisinde alışverişte bulunmaları, satın aldıkları şeylerin ileride kendilerinden alınabileceği endişelerini taşımamaları, dolayısıyla toplum düzenini sağlamak düşüncesiyle, alan kişinin iyiniyetinin korunması ilkesi kabul edilmiştir. Bu amaçla 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesinin genel hükmü yanında, menkul mallarda 9 88... , tapulu taşınmazların el değiştirmesinde ise 1023. maddesinin özel hükümleri getirilmiştir. Öte yandan bir devleti oluşturan unsurlardan biri insan unsuru ise, bunun kadar önemli olan öteki unsur ise topraktır. İşte bu nedenle Devlet, nüfus sicilleri gibi tapu sicillerinin de tutulmasını üstlenmiş, bunların aleniliğini (herkese açık olmasını) sağlamış, iyi ve doğru tutulmamasından doğan sorumluluğu kabul etmiş, değinilen tüm bu sebeplerin doğal sonucu olarak da tapuya itimat edip, taşınmaz mal edinen kişinin iyi niyetini korumak zorunluluğunu duymuştur. Belirtilen ilke 4721 sayılı Kanun'un 1023. maddesinde aynen "tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka ayni hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur" şeklinde yer almış; aynı ilke tamamlayıcı madde niteliğinde bulunan 1024. maddede başka bir ifade ile tekrarlanarak, iyiniyetli olmayan üçüncü şahısların kazanımını hükümsüz saymıştır. Anılan yasal düzenlemeye göre, tapu sicilinde ismi geçen kişinin gerçek hak sahibi olduğuna inanan veya kendinden beklenen tüm özeni göstermesine rağmen gerçek malik olmadığını, tapu sicilinde yolsuzluk bulunduğunu bilmesi imkansız olan kişinin iktisabı geçerlidir. Bu nedenle tapulu taşınmazların intikallerinde, huzur ve güveni koruma, toplum düzenini sağlama uğruna, tapu kaydında ismi geçmeyen ama asıl malik olanın hakkı feda edildiğinden iktisapta bulunan kişinin iyiniyetli olup olmadığının tam olarak tespiti büyük önem taşımaktadır. Gerçekten bir yanda tapu sicilinin doğruluğuna inanarak iktisapta bulunduğunu ileri süren kimse; diğer yanda ise kendisi için maddi, hatta bazı hâllerde manevi büyük değer taşıyan ayni hakkını yitirme tehlikesi ile karşı karşıya kalan önceki malik bulunmaktadır. Bu nedenle yüzeysel ve şekilci bir araştırma ve yaklaşımın büyük mağduriyetlere yol açacağı, kişilerin Devlete ve adalete olan güven ve saygısını sarsacağı ve yasa koyucunun amacının ilk bakışta, şeklen iyiniyetli gözükeni değil, gerçekten iyiniyetli olan kişiyi korumak olduğu hususlarının daima göz önünde tutulması, bu yönde tüm delillerin derinliğine irdelenmesi ve değerlendirilmesi gerekmektedir. Nitekim bu görüşten hareketle "kötüniyet iddiasının def'i değil itiraz olduğu, iddia ve müdafaanın genişletilmesi yasağına tabii olmaksızın her zaman ileri sürülebileceği ve Mahkemece kendiliğinden ( re'sen )nazara alınacağı" ilkeleri 08.11.1991 tarihli 1990/4 Esas, 1991/13 Karar sayılı İnançları Birleştirme Kararı'nda kabul edilmiş, bilimsel görüşler de aynı doğrultuda gelişmiştir. Somut olayda; davacı ile davalı ... arasında yapılan inanç sözleşme ile dava konusu taşınmazın borç ödendikten sonra iade edilmek koşulu ile teminat olarak davalı ...'ya devredildiği, 10.06.2019 tarihli protokol içeriğine göre davacının borcunu ödemiş olduğu anlaşılmıştır. Dava konusu taşınmaz davalı ... tarafından İsmail Tarı'ya devredildiği, İsmail Tarı tarafından da taşınmazın diğer davalı ...'e devredildiği dosya içerisindeki tapu kayıtlarından tespit edilmiştir. Mahkemece taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu, tapu kaydında malik olan davalı ...'in taşınmaza ilişkin bu durumu bilebilecek konumda olduğu bu nedenle iyiniyetli üçüncü kişi konumunda olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de davalı ...’in iyiniyetli olmadığı davacı tarafından ispat edilememiştir Bu duruma göre; Mahkemece, 4721 sayılı Kanun'un 3. ve 1023. maddeleri gereği davalı ...'in iyiniyetli olduğu kabul edilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davanın kabulü yönünde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, Yargıtay duruşma vekâlet ücreti 28.000,00 TL'nin davacıdan alınarak davalı ...’e verilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.10.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy çokluğuyla karar verildi. K A R Ş I O Y Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya münderecatına göre Mahkemece kurulan hüküm usul ve yasaya uygun olduğundan onanması görüşünde olduğumdan kararın bozulması yönündeki çoğunluğun görüşüne katılamamaktayım. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! e57e4e89d313c45f 017a464cff81d006