Yargıtay Kararları › Yargıtay 7. Hukuk Dairesi › Nisan 2025 › 2024/3319 E., 2025/2116 K.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2024/3319 E., 2025/2116 K. (17.04.2025)

Mahkeme
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/3319
Karar No
2025/2116
Karar Tarihi
17.04.2025

7. Hukuk Dairesi 2024/3319 E. , 2025/2116 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/566 E., 2024/1085 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Beykoz 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/23 E., 2023/292 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, asıl dava davalısı/birleştirilen dava davacısı vekili ve asıl dava davacısı/birleştirilen dava davalısı vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA 1. Asıl dava davacısı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalının dava konusu 520 ada 41 parsel sayılı taşınmazda paydaş olduğunu, müvekkilinin taşınmaz ile ilgili ortaklığın giderilmesi davası açtığını, müvekkiline eldeki davayı açmak için sürenin verildiğini, davalı ile önceden sözleşme yapıldığını ve bu sözleşmede taraflara ait muhdesatların belirlendiğini, sözleşme gereğince ekinde yer alan krokinin sol arka bölümünün ön tarafında bulunan komple binanın, otoparkın ve kömürlük ile bahçenin müvekkilinin kullanıcısı ve sahibi olduğunu ileri sürerek sözleşmede belirtildiği üzere taşınmaz üzerindeki muhdesatların müvekkili adına aidiyetinin tespitini talep etmiştir. 2. Birleştirilen dava davacısı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında yapılan sözleşmeye göre ortak yol olarak bırakılan yerin karşı tarafça duvar örülmek suretiyle ihlal edildiğini, karşı tarafça bu bölümün bir kısmının kendi bahçesi olarak kullanıldığını, bu nedenle ortak alanda kalması gereken kiraz ve dut ağaçlarının karşı tarafın çevrelediği alan içinde kaldığını ileri sürerek sözleşme ve eki olan krokilerde belirtildiği üzere sol arka bölümdeki dubleks bağımsız bölüm ile giriş kapısı önünün müvekkiline ait olduğunun ve davalının sözleşmeye aykırı olarak bahçe alanını genişlettiğinin tespit edilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP 1. Asıl dava davalısı/birleştirilen dava davacısı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında yapılan sözleşmenin fiili taksim sözleşmesi niteliğinde olduğunu, bu sözleşmenin kendisi tarafından kabul edildiğini, bu nedenle davanın açılmasında hukuki yararın bulunmadığını, aksi hâlde sözleşmeye göre ortak yol olarak bırakılan yerin karşı tarafça ihlal edildiğini ve buna göre incelemenin yapılmasının gerektiğini belirterek asıl davanın reddini savunmuştur. 2. Birleştirilen dava davalısı/asıl dava davacısı vekili cevap dilekçesinde; birleştirilen davanın reddedilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Beykoz 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 20.11.2023 tarihli ve 2022/23 Esas, 2023/292 Karar sayılı kararındaki “...ortaklığın giderilmesi davasında davacının muhdesat iddiasında bulunduğu, davalının gerek muhdesat iddiasında gerekse davacının muhdesat iddiasına yönelik itirazda bulunmadığı, davaya konu muhdesatların taraflar arasında çekişme konusu olmadığı, tarafların taleplerinin özü itibariyle sözleşme hukukundan kaynaklandığı, tarafların eda davası açmaları gerekirken muhdesatın tespiti davası açmalarında hukuki yararlarının bulunmadığı...” gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davaların hukuki yarar yokluğundan ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, asıl dava davalısı/birleştirilen dava davacısı vekili ve katılma yoluyla asıl dava davacısı/birleştirilen dava davalısı vekili tarafından ayrı ayrı istinaf başvurusunda bulunulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin 23.05.2024 tarihli ve 2024/566 Esas, 2024/1085 Karar sayılı kararındaki; "...asıl dava davacısı vekiline gerekçeli kararın 14.01.2024 tarihinde tebliğ edildiği, birleştirilen dava davacısının birleştirilen davaya yönelik istinaf talebi üzerine asıl davaya ilişkin katılma yolu ile istinaf başvurusunun 15.02.2024 tarihinde yapıldığı, buna göre asıl dava yönünden istinaf başvurusunun hükmün tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde yapılmadığı, birleştirilen dava davacısının asıl davaya yönelik katılma yoluyla istinaf talebinde bulunamayacağı, taraflar arasında 27.01.2014 tarihli fiili paylaşım sözleşmesinin imzalandığı, taşınmaz üzerindeki muhdesatların paylaşıma göre kullanıldığı ve esasen sözleşme uyarınca muhdesatlara ilişkin taraflar arasında uyuşmazlığın bulunmadığı..." gerekçesiyle asıl dava davalısı/birleştirilen dava davacısı vekilinin başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.1 hükmü gereğince esastan reddine; asıl dava davacısı/birleştirilen dava davalısı vekilinin asıl davaya ilişkin başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 352. maddesi gereğince süre yönünden ve katılma yoluyla asıl dava bakımından istinaf talebinde bulunulamayacağından reddine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri 1.Asıl dava davacısı / birleştirilen dava davalısı vekili, a.İstinaf dilekçesinin müvekkiline tebliğ edilmesinden sonra katılma yoluyla istinaf yoluna başvurulmasının hukuka uygun olduğunu, b.Bilirkişi raporu ile tespit edilen yol, duvar ve ağaçların kimin kullanımı ve hakimiyetinde olduğu noktasında ihtilafın bulunduğunu, c.Kararın hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek hükmün bozulmasını talep etmiştir. 2.Birleştirilen dava davacısı /asıl dava davalısı vekili, a. Karşı tarafın fiili taksim sözleşmesine aykırı kullanımının bulunduğunu, b.Bu nedenle davanın açılmasında hukuki yararın bulunduğunu, c.Karşı tarafça yapılan kaçak yapı ile ilgili muhdesatın aidiyeti konusunda karar verilmediğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Asıl ve birleştirilen davalardaki uyuşmazlık, muhdesatın tespiti istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl dava davalısı/birleştirilen dava davacısı vekili ve asıl dava davacısı/birleştirilen dava davalısı vekili tarafından ayrı ayrı verilen temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.04.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! d0d7fd7203e8ae28 827fa7a37ae89a93

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi – Nisan 2025 kararlarının tamamı