Yargıtay Kararları › Yargıtay 7. Hukuk Dairesi › Şubat 2025 › 2024/2247 E., 2025/756 K.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2024/2247 E., 2025/756 K. (13.02.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2247
Karar No
2025/756
Karar Tarihi
13.02.2025
Konu
Tapu

7. Hukuk Dairesi 2024/2247 E. , 2025/756 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/988 E., 2024/525 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/4 E., 2022/77 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin 175 ada 3 parsel sayılı taşınmazın paydaşı olduğunu, bu taşınmaz üzerine davalı şirket tarafından prefabrik bina yapmak, araç park etmek ve araç bakımları yapmak suretiyle işgal edildiğini, müvekkillerinin bu nedenle taşınmazdan yararlanamadığını, mülkiyet haklarının kısıtlandığını, davalının kullanım sebebiyle müvekkillerine herhangi bir bedel de ödemediğini, davalının işgalinin tüm uyarılara rağmen devam ettiğini ileri sürerek el atmanın önlenmesini, taşınmaz üzerindeki binanın yıkılmasını ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 01.03.2011 ile 01.03.2016 tarihleri arasında ilişkin olarak şimdilik 5.000,00 TL ecrimisilin her tahakkuk dönemi sonlarından başlatılacak yasal faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacıların iddialarının gerçeği yansıtmadığını, 2013 ile 2014 yılları arasında birtakım kadastro ölçüm çalışmalarının yapıldığını, sonunda müvekkiline ait olan taşınmazda % 55 oranında küçülmenin meydana geldiğinin tespit edildiğini, yeni tapu senedinin 23.06.2014 tarihinde tanzim edildiğini, bu nedenle davacılara ait taşınmazın kasten işgal edilmesinin söz konusu olmadığını, müvekkilinin belediye tarafından yapılan imar değişikliği sebebiyle istenmeden işgal eden konumuna geldiğini ve müvekkilinin bu sebeple sorumlu tutulamayacağını belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 12.06.2018 tarihli ve 2016/87 Esas, 2018/278 Karar sayılı kararıyla davanın kısmen kabulü ile "... ili, ... ilçesi, Çayırköy Mahallesi, Elzem Sokak 175 ada 3 parsel sayılı 2.672,86 m² yüzölçümündeki taşınmazın kadastro bilirkişi ... ... tarafından düzenlenen 25.07.2017 tarihli krokili raporda (A) harfi ile işaretli 717,87 m² kısmına davalının haksız el atmasının önlenmesine; uyuşmazlık konusu olan 717,87 m² tecavüzlü kısım üzerinde bulunan yapının yıktırılmasına; davacı tarafın 30.12.2013-30.12.2015 dönemini için belirlenen toplam 27.050,00 TL ecrimislin her dönem sonundan itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine; hesap edilen 29.037,14 TL karar ilâm harcından peşin alınan 7.750,44 TL düşüldükten sonra noksan olan 21.286,70 TL karar ilâm harcının davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına" karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF 1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 29.11.2019 tarihli ve 2018/2070 Esas, 2019/1707 Karar sayılı kararında "...çekişme konusu 175 ada 3 parsel sayılı taşınmazın kayden davacılara ait olduğu, davalının anılan imar parselinde kayıttan ve mülkiyetten kaynaklanan bir hakkının bulunmadığı, taşınmaz üzerinde davalıya ait ofis olarak kullanılan tek katlı yapı bulunduğu, yapılan imar uygulaması sonrası yapının tecavüzlü hâle geldiği, bir kısım alanın da araç park yeri olarak kullanıldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece savunma üzerinde durulmuştur. Ancak keşfe dayalı rapor düzenleyen bilirkişilerin, taşınmaz üzerindeki yapı ile ilgili birbiriyle çelişen tespitleri olduğu gibi bilirkişi raporlarından yapının sabit ve müteharrik tesis niteliğinde olup olmadığının anlaşılamadığı..." davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile "... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 12.06.2018 tarihli ve 2016/87 Esas, 2018/278 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, yukarıda açıklanan gerekçeler gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine" karar verilmiştir. 2. ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 10.02.2022 tarihli ve 2020/4 Esas, 2022/77 Karar sayılı kararında "...çekişme konusu 175 ada 3 parsel sayılı taşınmazın kayden davacılara ait olduğu, davalının anılan imar parselinde kayıttan ve mülkiyetten kaynaklanan bir hakkının bulunmadığı, taşınmaz üzerinde davalıya ait ofis olarak kullanılan tek katlı yapının bulunduğu, yapılan imar uygulaması sonrası yapının tecavüzlü hâle geldiği, bir kısım alanın da araç park yeri olarak kullanıldığı, taraflara ait taşınmazların imar öncesinden itibaren tedavül kayıtlarının ve krokilerinin getirtildiği, gelen kayıtlar ile yapılan incelemeye göre davalının imar öncesinde hukuken korunmaya değer hakkının bulunduğu, bu sebeple de davacıya kaim bedel depo ettirilmek suretiyle el atmanın önlenmesi ile yıkım kararının verilmesinin gerektiği, haksız el atma imar uygulaması sonucunda oluştuğundan davalının kötüniyetli olmadığı, davacıların ecrimisil talebinin reddine karar verilmesinin gerektiği..." gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile "davacıların malik oldukları ... ili, ... ilçesi, ... Köyü, ... mevki, 175 ada 3 parsel sayılı 2.672,86 m² yüzölçümündeki taşınmazın kadastro bilirkişi ... Ekinci tarafından düzenlenen 25.09.2020 tarihli kroki ekli raporda sarı renkle boyalı (A) harfi ile gösterilen 717,87 m²'lik kısmına davalının haksız el atmasının önlenmesine; davalı tarafından el atılan 717,87 m² tecavüzlü kısım üzerinde bulunan 212,75 m²'lik yapının yıkımına, yıkımına karar verilen yapının muhik (haklı) karşılığı olan ve davacılar tarafından depo edilen 16.594,50 TL'nin davalı tarafa ödenmesine; davacıların ecrimisil taleplerinin reddine" karar verilmiştir. 3.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalı vekili tarafından ayrı ayrı istinaf başvurusunda bulunulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 01.03.2024 tarihli 2022/988 Esas, 2024/525 Karar sayılı kararında "...davacı tarafa ait 175 ada 3 parsel ile davalı tarafa ait 175 ada 1 parselin 30.12.2013 tarihi itibari ile tapuya tescil edilen ve imar uygulaması sonucu oluşan parsel olup 3 parselin geldisinin Durhasan Köyü 8878, 8893, 8902 ve 8907 No.lu kadastro parselleri olduğu, 175 ada 1 No.lu parselin geldisinin ise ... Köyü 3500, 4367, 8881 ve 9069 No.lu kadastro parselleri olduğu, şu an 175 ada 3 No.lu imar parseli üzerinde yer alan ve davalı tarafa ait yapı ve araç otoparkı olarak kullanılan alanın imar uygulaması öncesinde var olup davalı şirkete ait 9069 No.lu kadastro parselinin içerisinde kaldığı, dolayısıyla davalının imar öncesinde hukuken korunmaya değer bir hakkının bulunduğu, imar uygulamasıyla tecavüzlü hâle gelen kısmın toplam alanı 717,87 m² olup yapı alanının 212,75 m² olduğu, yapının 178.37 m²'lik kısmının dava konusu 3 parsel sayılı taşınmaza taşkın olduğu, yapının sabit yapı niteliğinde olduğu ancak ruhsatsız olduğu, bu nedenle hurda değerinin depo ettirilerek bu bedelin ödenmesiyle birlikte yapının yıkımına karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, imar uygulaması sonucu yapıların haksız veya taşkın durum yaratmasının kamusal bir tasarruf olduğu, tecavüzlü durumun yapıyı yapan kişinin iradesi dışında meydana gelmesi nedeniyle davanın açılmasına sebebiyet vermediğinin kabulünün gerektiği, taşkın yapıyı kullananın kötüniyetli sayılamayacağı ve kendisine kusur izafe edilemeyeceği gözetildiğinde taşkın bina alanı yönünden davalı tarafın yargılama giderlerinden ve bu giderlerden sayılan vekâlet ücretinden sorumlu tutulmayacağı, yapının kapladığı alan yönünden ecrimisile hükmedilemeyeceği değerlendirilmekle birlikte tecavüzlü yapı alanı dışında kalan 539,50 m²'lik alanın garaj ve park yeri olarak kullanıldığı, bu kısım yönünden imar uygulaması sonrası kullanımının iyiniyetli sayılamayacağı..." gerekçesiyle davalı vekilinin başvurusunun esastan reddine; davacılar vekilinin başvurusunun kabulü ile "... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 10.02.2022 tarihli ve 2020/4 Esas, 2022/77 Karar sayılı kararının yukarıda açıklanan nedenlerle kaldırılmasına; davanın kısmen kabulü ile davacıların malik oldukları ... ili, ... ilçesi, ... Köyü, ... mevki, 175 ada 3 parsel sayılı 2.672,86 m2 yüzölçümündeki taşınmazın fen bilirkişisi ... ... tarafından düzenlenen 25.09.2020 tarihli rapor ekindeki ölçekli krokide belirlendiği üzere sarı renkle boyalı (A) harfi ile gösterilen 717,87 m²'lik kısmına davalının el atmasının önlenmesine; davalı tarafından elatılan 717,87 m² tecavüzlü kısım üzerinde bulunan ve fen bilirkişisi ... ... tarafından düzenlenen 25.09.2020 tarihli rapor ekindeki ölçekli krokide belirlendiği üzere sarı renkle boyalı (B) harfi ile gösterilen 178,37 m²'lik alan üzerindeki yapının yıkımına, yıkım ile birlikte davacılar tarafından depo edilen 16.594,50 TL'nin davalı tarafa ödenmesine; davacıların ecrimisil taleplerinin kısmen kabulü ile; 30.12.2013-31.12.2014 tarihleri arası dönem için 14.400,00 TL, 01/01/2015-31/12/2015 tarihleri arası dönem için 15.360,00 TL, 01.01.2016-29.02.2016 tarihleri arası dönem için 2.025,00 TL olmak üzere ... için 14.162,65 TL; ... için 3.952,33 TL, ... için 6.230,02 TL'den toplam 24.345,00 TL ecrimisilin dönem sonlarından itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine; fazlaya ilişkin istemin reddine" karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde, 1. Müvekkilinin kötüniyetli olmadığını, 2. Bu nedenle ecrimisile hükmedilmesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu, 3. Yargılama aşamasında imar planında yeniden bir değişikliğin yapıldığını, 4. Yapı değeri olarak depo edilen bedel yönünden hurda değerine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, 5. Yapının kötüniyetli olarak yapılmadığını, 6. Müvekkilinin kusuru bulunmadığından davacı lehine yargılama gideri ile vekâlet ücretine hükmedilmesinin de hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, el atmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil istemlerine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.02.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 4e8c575b32933a64 88dbea412fc21f40

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi – Şubat 2025 kararlarının tamamı