Yargıtay Kararları › Yargıtay 7. Hukuk Dairesi › Şubat 2025 › 2024/2412 E., 2025/776 K.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2024/2412 E., 2025/776 K. (13.02.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2412
Karar No
2025/776
Karar Tarihi
13.02.2025
Konu
Tapu, Miras

7. Hukuk Dairesi 2024/2412 E. , 2025/776 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/552 E., 2024/695 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Sandıklı 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/295 E., 2023/212 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; bundan yüz sene evvel 117 parsel sayılı taşınmaz ile 118 parsel bir bütün iken tarafların murislerince taşınmazın ikiye parça olarak taksim edildiğini, devam edip gelen kullanım gereğince şu an 117 parseli davacının zilyet olarak kullandığını, 118 parseli ise davalı ...'ın tek başına zilyet olarak tasarruf ettiğini, fiili kullanım böyle iken 1970 yılında yapılan kadastro çalışmasında her iki parselin tek parça 118 parsel sayılı olarak davalı ... adına tespit edildiğini, oysa 117 parsel sayılı taşınmazı davalı ...'ın hiçbir zaman zilyet olarak kullanmadığını, 117 parselin kendi adına kayıtlı olmadığının müvekkili tarafından 1995 yılında öğrenilmesi üzerine açılan tapu iptali ve tescil davasında (Sandıklı Asliye Hukuk Mahkemesi 1995/296 Esas, 1996/559 Karar) davalı ...'un satın aldığı hissenin (50/144) ipkasına, kalan kısmın müvekkili ... adına tesciline dair verilen kararın kesinleşme üzerine tapuda hükmen tescil edildiğini, ancak 117 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydında müvekkilinin payının 94/144 olarak eksik yazıldığını ileri sürerek; davalı adına kalan 50/144 hissenin de iptali ile müvekkili adına tescilini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı ... cevap dilekçesi sunmamış, yargılama sırasında vefat etmiş, tek mirasçısı dâhili davalı ... vekili ise; katıldığı celsede davacının davasını ispatlar nitelikte delil sunamadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince yukarıda esas ve karar sayısı belirtilen 23.03.2023 tarihli kararı ile; "...Davacının, aynı mahkemenin 1995/296 Esas, 1996/559 Karar sayılı dosyasında dava konusu 117 parselin 96/144 hissesinin zilyetliğinde bulunduğunu iddia etmekteyken işbu davada ise tamamının zilyetliğinde bulunduğu, iddiaların çelişkili ve hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olup hukuk düzeni tarafından korunmayacağı, kaldı ki tapuya kayıtlı taşınmazın zilyetlikle kazanımının mümkün olmadığı..." gerekçesiyle; davanın reddine miktar itibariyle kesin olmak üzere 23.03.2023 tarihinde karar verilmiş ve davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİNİN EK KARARI Davacı vekilince 23.03.2023 tarihli karara karşı istinaf başvurusunda bulunulması üzerine İlk Derece Mahkemesince; "...Davacı ... vekilinin yaptığı istinaf başvurusunun süresinin geçtiği ve miktar açısından kesin nitelikte karar olduğu gerekçesiyle 07.07.2023 tarihli ek karar ile, istinaf başvuru dilekçesinin reddine..." karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen 23.03.2023 tarihli kararına ve 07.07.2023 tarihli ek karara karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "... Mahkemenin 07.07.2023 tarihli ek kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı tarafın istinaf talebinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine..." karar verilmiştir.

V. TEMYİZ Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; kararın kesin nitelikte olmadığını, gerekçeli kararın öğrenilmesinden bir gün sonra verilen istinaf dilekçesinin süresinde olduğunu taşınmazın gerçek piyasa değerinin dikkate alınması gerektiğini, gerekçenin hatalı olup müvekkilinin kullanımına bugüne kadar kimsenin karşı çıkmadığını, tanıkların da bu yönde beyanda bulunduklarını, tapuda yanlış parsel üzerinden satış yapıldığının ortaya çıktığını, 117 parsel sayılı taşınmazda davalının hakkı olmadığını belirterek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, kazanmayı sağlayan zilyetlik iddiasına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Kanun'un 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın temyiz kesinlik sınırının altında kalması ve davacı vekilinin yaptığı istinaf başvurusunun süresinin geçmiş olduğu belirtilerek 6100 sayılı Kanun'un 341, 346 ve 352. maddeleri gereğince, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf talebinin usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Temyizen incelenen karar; dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.02.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 9391f9f82b67fef4 2c8a580aa9514df2 This XML file does not appear to have any style information associated with it. The document tree is shown below. 7. Hukuk Dairesi 2024/2412 E. , 2025/776 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/552 E., 2024/695 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Sandıklı 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/295 E., 2023/212 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; bundan yüz sene evvel 117 parsel sayılı taşınmaz ile 118 parsel bir bütün iken tarafların murislerince taşınmazın ikiye parça olarak taksim edildiğini, devam edip gelen kullanım gereğince şu an 117 parseli davacının zilyet olarak kullandığını, 118 parseli ise davalı ...'ın tek başına zilyet olarak tasarruf ettiğini, fiili kullanım böyle iken 1970 yılında yapılan kadastro çalışmasında her iki parselin tek parça 118 parsel sayılı olarak davalı ... adına tespit edildiğini, oysa 117 parsel sayılı taşınmazı davalı ...'ın hiçbir zaman zilyet olarak kullanmadığını, 117 parselin kendi adına kayıtlı olmadığının müvekkili tarafından 1995 yılında öğrenilmesi üzerine açılan tapu iptali ve tescil davasında (Sandıklı Asliye Hukuk Mahkemesi 1995/296 Esas, 1996/559 Karar) davalı ...'un satın aldığı hissenin (50/144) ipkasına, kalan kısmın müvekkili ... adına tesciline dair verilen kararın kesinleşme üzerine tapuda hükmen tescil edildiğini, ancak 117 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydında müvekkilinin payının 94/144 olarak eksik yazıldığını ileri sürerek; davalı adına kalan 50/144 hissenin de iptali ile müvekkili adına tescilini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı ... cevap dilekçesi sunmamış, yargılama sırasında vefat etmiş, tek mirasçısı dâhili davalı ... vekili ise; katıldığı celsede davacının davasını ispatlar nitelikte delil sunamadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince yukarıda esas ve karar sayısı belirtilen 23.03.2023 tarihli kararı ile; "...Davacının, aynı mahkemenin 1995/296 Esas, 1996/559 Karar sayılı dosyasında dava konusu 117 parselin 96/144 hissesinin zilyetliğinde bulunduğunu iddia etmekteyken işbu davada ise tamamının zilyetliğinde bulunduğu, iddiaların çelişkili ve hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olup hukuk düzeni tarafından korunmayacağı, kaldı ki tapuya kayıtlı taşınmazın zilyetlikle kazanımının mümkün olmadığı..." gerekçesiyle; davanın reddine miktar itibariyle kesin olmak üzere 23.03.2023 tarihinde karar verilmiş ve davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİNİN EK KARARI Davacı vekilince 23.03.2023 tarihli karara karşı istinaf başvurusunda bulunulması üzerine İlk Derece Mahkemesince; "...Davacı ... vekilinin yaptığı istinaf başvurusunun süresinin geçtiği ve miktar açısından kesin nitelikte karar olduğu gerekçesiyle 07.07.2023 tarihli ek karar ile, istinaf başvuru dilekçesinin reddine..." karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen 23.03.2023 tarihli kararına ve 07.07.2023 tarihli ek karara karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "... Mahkemenin 07.07.2023 tarihli ek kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı tarafın istinaf talebinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine..." karar verilmiştir.

V. TEMYİZ Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; kararın kesin nitelikte olmadığını, gerekçeli kararın öğrenilmesinden bir gün sonra verilen istinaf dilekçesinin süresinde olduğunu taşınmazın gerçek piyasa değerinin dikkate alınması gerektiğini, gerekçenin hatalı olup müvekkilinin kullanımına bugüne kadar kimsenin karşı çıkmadığını, tanıkların da bu yönde beyanda bulunduklarını, tapuda yanlış parsel üzerinden satış yapıldığının ortaya çıktığını, 117 parsel sayılı taşınmazda davalının hakkı olmadığını belirterek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, kazanmayı sağlayan zilyetlik iddiasına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Kanun'un 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın temyiz kesinlik sınırının altında kalması ve davacı vekilinin yaptığı istinaf başvurusunun süresinin geçmiş olduğu belirtilerek 6100 sayılı Kanun'un 341, 346 ve 352. maddeleri gereğince, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf talebinin usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Temyizen incelenen karar; dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.02.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 9391f9f82b67fef4 2c8a580aa9514df2 ... ...

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi – Şubat 2025 kararlarının tamamı