Yargıtay Kararları › Yargıtay 7. Hukuk Dairesi › Şubat 2025 › 2024/1951 E., 2025/738 K.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2024/1951 E., 2025/738 K. (13.02.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1951
Karar No
2025/738
Karar Tarihi
13.02.2025
Konu
Tazminat, Tapu

7. Hukuk Dairesi 2024/1951 E. , 2025/738 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/463 E., 2024/675 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ordu 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/25 E., 2023/308 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin Ordu ili, ... ilçesi, ... Mah., Akyazı Mevkii, 5 pafta, 247, 278 ve 294 parsel sayılı taşınmazlarda hisselerinin bulunduğunu, dava konusu taşınmazlarda payı bulunan ...'un, Ordu 2. Noterliğinin 05.09.1964 tarihli 04875 yevmiye numaralı vekaletname ile adına kayıtlı veya henüz intikal etmese de hak sahibi olduğu, özellikle Terzilide ve ... mevkiinde bulunan 247, 278 ve 294 parsel sayılı taşınmazları satması için ... ve ...'ye vekaletname verdiğini, ...'un Ordu 2. Noterliği'nin 05.09.1964 tarihli 04876 yevmiye numaralı borç senedi ile mezkur gayrimenkulların satış bedellerine mahsuben 8000 lira aldığını şahitler huzurunda beyan ettiğini, ...'un 15.07.2008 tarihinde vefat ettiğini, dava konusu taşınmazların müvekkillerinin murisleri ... ve ... tarafından satın alındığını, müvekkillerinin bu taşınmazlarda uzun yıllardır malik sıfatıyla zilyet konumunda olduklarını ileri sürerek, dava konusu taşınmazın ...'a ait payının satış nedeniyle, olmadığı takdirde TMK 713/2 maddesi uyarınca iptali ile müvekkilleri lehine tapuda tesciline, tescil taleplerinin kabul olmaması durumunda bu yerin dava tarihindeki değerinin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; ortada geçerli bir satış vaadi sözleşmesi bulunmadığını, somut olayda bahsi geçen sözleşmede tarafların irade beyanlarının olmadığı, yalnızca müvekkillerinin murisi ...'un tek taraflı beyanının olduğunu, ne satış için vekalet verdiği ... ile ...'nin ne de taşınmazı aldığı iddia edilen ... ve ...'nin beyanları ve imzalarının bulunmadığını, davaya konu satış sözleşmesinin zamanaşımına uğradığını, davacı tarafın zilyetlik iddialarını kabul etmediklerini belirterek, davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 10.07.1940 gün ve 2/7 sayılı İçtihadı Birleştirme kararına göre geçersiz taşınmaz satışında verilen satış bedeline alıcı faiz, taşınmazın kullanılmasından dolayı da satıcı ecrimisil veya kira bedeli isteyemeyeceğinden; somut uyuşmazlıkta da davaya konu taşınmazlar bakımından satış sözleşmesi geçersiz olup her geçersiz satışta olduğu gibi taraflar aldıklarını sebepsiz iktisap hükümleri dairesinde iade ile yükümlü olduğundan ve taşınmaz dava tarihi itibariyle davacıların zilyetliğinde ve tasarrufunda olarak zilyetlik devam ettiği sürece faize de hükmedilemeyeceğinden; buna göre ancak taşınmazın iade anından itibaren faize hükmedilebileceği gözetilerek tapu iptali ve tescil isteğinin reddine ve kademeli istek olan tazminat isteği yönünden ise davanın kabulüne; 35.851,05 TL'nin davalılardan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varıldığından; davacılar vekili ile davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; mahkemece hükmedilen tazminat bedelinin düşük hesaplandığını, ortalama alınarak bulunan değerin hükme esas alınması hatalı olduğunu, dava konusu taşınmazın değerinin de yapılacak hesaplamada dikkate alınması gerektiğini, uzun yıllar boyu yüksek oranlarda seyreden enflasyon nedeni ile belli bir miktar paranın verildiği tarihteki alım gücü ile aynı miktar paranın aradan geçen zamana bağlı olarak iade günündeki alım gücünün farklı ve çok daha az olduğu gerçeği göz önünde bulundurularak, denkleştirici adalet kuralı göz ardı edilmeden uygun bir tazminata hükmedilmesi gerektiğini, tazminat talebine faiz hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. 2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; taşınmazın güncel bedeli talep edilemeyeceğinden tazminat talebinin reddi gerektiğini, denkleştirici adalet ilkesine uygun bir değer tespit edilebilmesi açısından, istatistiksel bağlamda aykırı veya uç değerler olarak ifade edilen kalemlerin dışlanarak bir hesaplama yapılmasını, dava dilekçesinde de ... "azil veya satışa engel olması halinde parayı iade edeceğini beyan etmiştir" şeklinde ifade edildiğinden davanın zamanaşımına uğradığını, kaldı ki, 05.09.1954 tarihli vekaletname üzerinde "12.08.1997 tarihli ve 8890 sayı ile Azil edildi" şeklinde şerh olduğunu, lehlerine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, satış vaadi sözleşmesi ve TMK madde 713/2'ye dayalı tapu iptal ve tescil, ikinci kademede tazminat istemlerine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.02.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi – Şubat 2025 kararlarının tamamı