7. Hukuk Dairesi 2024/1550 E. , 2025/294 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/2622 E., 2022/966 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2015/165 E., 2018/314 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin annesi ve davalının eşi ...'ın 22.02.2003 tarihinde öldüğünü, muris ...'ın sağlığında ... ve ... isimli kişilerden İzmir 13. Noterliğinin 30.07.1980 tarihli ve 18872 yevmiye sayılı satış vaadi sözleşmesi ile 603 (sonraki imar uygulamasıyla 7569) parsel sayılı taşınmazdaki 400 m² hisseyi satın aldığını, muris ...'ın aynı taşınmazdaki hissesini İzmir 7. Noterliğinin 11.07.2000 tarihli ve 23984 yevmiye sayılı satış vaadi sözleşmesi ile davalıya sattığını, davalının murisin ölümünden sonra bu hisseyi İzmir 13. Noterliğinin 01.10.2003 tarihli ve 18766 yevmiye sayılı işlemi ile dava dışı kişiye sattığını, muris ile davalı arasındaki işlemin müvekkilinden mal kaçırmak amacıyla yapılan muvazaalı bir işlem olduğunu belirterek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 3/4 miras payının karşılığına tekabül eden 150.000,00 TL'nin davalıdan yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava zamanaşımı süresi içinde açılmadığından usulden ve esastan reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; muris muvazaası hükümlerinin menkullerde uygulanma olanağının bulunmadığı, tapuda kayıtlı olmayan taşınmazların temlikinin şekle bağlı olmayıp zilyetliğin devri ile mülkiyeti karşı tarafa geçtiğinden artık muvazaa nedenine dayalı iptal davası açma olanağının kalmadığı ve davacının iddiasını yazılı delil veya yazılı delil başlangıcı ile desteklemediği gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; devirlerin tapuda yapılmadığı, yer teslimi suretiyle satış vaadi sözleşmesi ile devredildiği, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davalının, taşınmaz hissesinin kendisi tarafından alındığı, o zamanki durumları gereği taşınmazın muris adına alındığı ve murisin hiçbir bedel ödenmeksizin İzmir 7. Noterliğinin 11.07.2000 tarihli satış vaadi sözleşmesi ile kendisine devrettiği, bu nedenle tescil haklarından feragat ettiğine dair beyan dilekçesi sunduğunu, 2. Davaya konu taşınmaz hissesinin tapusuz olmadığını, 3. Tanık beyanları ile de muvazaalı devredildiğinin ispatlandığını, 4. Bilirkişi raporunun değer yönünden eksik olduğu, hem bina değerinin hesaplanmadığı hem de rayiç değerlere uymadığından yeniden rapor alınarak davanın kabulüne karar verilmesini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, tazminat istemine ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Somut olayda, davacı, muris ile davalı arasında yapılan işlemlerin müvekkilinden mal kaçırmak amacıyla yapılan muvazaalı bir işlem olduğunu belirterek, 3/4 miras payının karşılığı olarak 150.000,00 TL'nin davalıdan yasal faiziyle birlikte tahsili talebinde bulunmuş, İlk Derece Mahkemesince muris muvazaası hükümlerinin menkullerde uygulanma olanağının bulunmadığı, tapuda kayıtlı olmayan taşınmazların temlikinin şekle bağlı olmayıp zilyetliğin devri ile mülkiyeti karşı tarafa geçtiğinden artık muvazaa nedenine dayalı iptal davası açma olanağının kalmadığı ve davacının iddiasını yazılı delil veya yazılı delil başlangıcı ile desteklemediği gerekçesiyle benzer gerekçe içeren Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir. Somut olayda, her ne kadar Mahkemece taşınmazın tapusuz olduğu ve tapusuz taşınmazda muris muvazaası olgusunun gerçekleşemeyeceği kabul edilerek dava reddedilmiş ise de, dava konusunun, tapulu taşınmazla ilgili yapılan satış vaadi sözleşmesi gereğince oluşan tescil isteme hakkının devrinin muvazaalı olduğu iddiasına dayandığı, bu yön itibariyle tapulu taşınmaz devri yapılmadığı için 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı kapsamında muris muvazaasına konu olamayacağı kuşkusuz ise de 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 19. maddesi uyarınca genel muvazaaya konu olabilecek bu devir işlemi yönünden davacının muvazaa iddiasını ispatlayamadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile ret kararı verilmesi doğru görülmediğinden bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, sonucu itibarıyla doğru bulunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinin değiştirilerek ve düzeltilerek onanması, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/4 hükmü gereğidir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. Davacı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesince yapılan değerlendirmeye yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile sonucu itibarıyla doğru olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinin değiştirilerek ve düzeltilerek ONANMASINA, İstek hâlinde peşin alınan temyiz harcının ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.01.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.