7. Hukuk Dairesi 2024/1058 E. , 2025/283 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/758 E., 2023/1881 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Cide Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/265 E., 2020/416 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacılar vekili; muris ... tarafından Cide Noterliğinde 12.12.2006 gün ve 2497 yevmiye ile 07.02.2012 gün ve 342 yevmiye numarasıyla düzenlenen vasiyetnamelerin Cide Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/179 Esas ve 2019/12 Karar sayılı kararıyla tenfizine karar verildiğini; ancak karara konu 17 parsel sayılı taşınmaz için kroki çizilmeden hüküm kurulduğundan infazının yapılamadığını ileri sürerek aynı vasiyetnamenin infaza elverişli şekilde tenfizini talep etmiştir.
II. CEVAP 1.Davalı ..., 11.12.2020 tarihli dilekçe ile davayı kabul etmiş, 17.09.2020 tarihli duruşmada kabul beyanından döndüğünü ve davanın reddini talep ettiğini beyan etmiştir. 2.Davalı ...’e dava dilekçesi usulüne uygun tebliğ edildiği halde cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile aynı vasiyetname ile ilgili dava konusu ve tarafları aynı olan Mahkemenin 2018/179 Esas ve 2019/12 Karar sayılı dava dosyasıyla verilen hükmün 23.07.2019 tarihinde kesinleştiği gerekçesiyle ve kesin hüküm nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; taraflar arasında görülen önceki kararın keşif yapılmadan, kadastro teknik bilirkişisinden rapor ve kroki alınmadan verildiği için tapu müdürlüğünce infaz edilemediğini, kesin hüküm bulunmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. B.Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, vasiyetnamenin tenfizi istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.01.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Davacılar vekilinin, vasiyetnamenin tenfizi talebi ile açtığı dava, Cide Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 24.12.2020 tarihli 2020/265 Esas, 2020/416 Karar sayılı kararı ile kesin hüküm nedeniyle usulden reddedilmiş, davacılar vekilinin kararı istinaf etmesi üzerine istinaf incelemesini yapan Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi 21.12.2023 tarihli ve 2021/758 Esas, 2023/1881 Karar sayılı kararı ile davacılar vekilinin istinaf başvurusunu reddetmiş, davacılar vekilinin temyiz talebi de, Dairemizin çoğunluk görüşü ile red edilerek, kararın onanmasına karar verilmiştir. HMK'nun 303/1-2. maddesi: "(1) Bir davaya ait şeklî anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir. (2) Bir hüküm, davada veya karşılık davada ileri sürülen taleplerden, sadece hükme bağlanmış olanlar hakkında kesin hüküm teşkil eder." şeklindedir. Hükmün hangi hususları kapsaması gerektiği ise, HMK'nun 297. maddesinde gösterilmiş olup, HMK'nun 297/2. maddesi "Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir." şeklindedir. Bu Yasa hükümleri somut uyuşmazlığa uygulandığında; kesin hüküm oluşturduğu kabul edilerek, bu davanın usulden reddine dayanak olarak kabul edilen Cide Asliye Hukuk Mahkemesinin 04.02.2019 tarihli ve 2018/179 Esas, 2019/12 Karar sayılı kararında davalılar ... ve ... davayı kabul ettiklerini beyan etmişler, davalıların, müteveffanın vasiyetnamesini ve davayı kabul ettiklerini beyan etmeleri nedeniyle mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, ancak gerekçeli kararın hüküm fıkrası, infaza elverişli olarak kurulmamış, bu nedenle vasiyetnamenin tenfizi mümkün olmamıştır. Bu durumda, ortada infaza elverişli, davanın tarafları lehine usuli kazanılmış hak oluşturmuş, kesin bir hükmün varlığından söz edilmesi mümkün değildir. Bu nedenle işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken, davanın kesin hüküm nedeniyle usulden reddine karar verilmiş olması HMK'nun 297/2. ve 303. maddesine aykırı olduğundan temyiz incelemesine konu kararın bozulması gerektiği kanaati ile, sayın çoğunluğun onama yönündeki görüşüne iştirak etmiyoruz. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! da770c4839bee245 b366d3f2d96a19b7