6. Hukuk Dairesi 2025/453 E. , 2025/3044 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1362 E., 2024/1835 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Düzce 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/278 E., 2024/230 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekilince duruşmalı, davacı vekilince duruşmasız olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 23.09.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde davalı vekili Avukat ... ile davacı vekili Avukat ...'ın gelmiş olmalarıyla, duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı arsa sahibi vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı şirket arasında, Düzce ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 47 ada 149 parsel sayılı taşınmazdaki payına ilişkin olarak ... . Noterliği’nin 27.03.2017 tarih ve ... yevmiye numaralı arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi akdedildiğini, bu sözleşme gereğince yapılacak binanın müvekkilinin tapu payına düşen kısmının %32’sinin müvekkiline, %68'in davalı şirkete ait olacağını, tevhit ve ifraz işlemleri nedeni ile müvekkilinin zarara uğradığını, davacıya hem payından daha az arsa tapusu hem de kat irtifakı kurulurken hakkından daha az bağımsız bölüm tapusu verildiğini belirterek HMK m. 107 gereğince müvekkilinin taşınmaz yüzölçümündeki kaybı için 1.000,00 TL, hakkından az almış olduğu bağımsız bölümlerdeki kaybı için 99.000,00 TL tazminatın ticari faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı yüklenici vekili cevap dilekçesinde özetle; tevhit işlemlerinin sözleşmeye uygun şekilde gerçekleştirilmesi nedeniyle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulü ile 1.691.431,50 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraflar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. Denkleştirici adalet ilkesi uyarınca alacağın hesaplanması, b. Hükmedilen miktara ticari faiz uygulanması gerektiğini beyan etmektedir. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; a. Yola terk işlemlerinin belediye tarafından yapıldığını, davalı tarafça belirlenmediğini, m2 hesabının yanlış yapıldığını beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca eksik bağımsız bölüm ve arsa payı devri nedeniyle oluşan zararların tazmini talebine ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Uyuşmazlık konusu olan imâl ve inşa işi tarafların ticari faaliyetleri ile ilgili olduğundan, TTK'nın 19. maddesi gereğince ticari iştir. Aynı maddenin ikinci fıkrası gereğince taraflardan birisi için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler kanunda aksine hüküm bulunmadıkça diğeri içinde ticari iş sayılır. 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un 2/II. maddesi hükmünce davacı arsa sahibi avans faizi talep edebileceğinden ve bu davada da ticari faiz istenildiğinden, mahkemece yasal faiz uygulanması bozmayı gerektirir. Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 370/2 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ile İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 3. Davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinde yer alan “yasal” kelimesinin çıkartılarak yerine “avans” kelimesinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dairemizdeki duruşmada davacı vekille temsil olunduğundan takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Peşin alınan harçların istek halinde temyiz eden taraflara iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.09.2025 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi. KARŞI OY YAZISI 3095 sayılı Kanun'nun 1. maddede yasal faiz düzenlenmiş olup, maddede; TBK ve TTK'ya göre faiz ödenmesi gereken hallerde, miktarı sözleşme ile tespit edilmemişse yıllık %24 oranında faiz ödenir hükmü bulunmaktadır. Buradaki faiz TTK’ya tabi işler yönünden ticari faizdir. Ticari faiz ve ticari temerrüt faizi farklı olduğundan temerrüt tarihinden önce bile faiz uygulanan hallerde ticari iş olsa da yasal faiz uygulanır. Örneğin ticari karz akdinde oran belirlenmemişse temerrüt tarihine kadar yasal faiz uygulanır. Talep edilse dahi temerrüt faizi için istenebilecek avans faizi uygulanmaz. Temerrüt faizi ise bir ayırım yapılmaksızın önce 3095 sayılı Kanun'un 2/1. maddesinde düzenlenmiş ve oranın, 1. maddede düzenlenen yasal faiz oranında olduğu belirtilmiştir. Bu kural, adi işler yanında ticari işlerdeki temerrüt faizini de kapsayan bir düzenlemedir. Bu düzenlemeye 2. fıkra ile bir istisna getirilmiş ve ticari işlerde temerrüt faizinin maddedeki tarih ve oranlara göre belirlenecek avans faizi oranında istenebileceği düzenlenmiştir. Böylece yasa ticari temerrüt faizinde uygulanacak oran yönünden ikili ayırım yapmıştır. Birincisi açıkça ek imkan olarak getirilen avans faizi istenmişse uygulanabilecek avans faizi oranı, ikincisi ise avans faizi talebi yoksa uygulanacak yasal faiz oranıdır. Ticari işlerde temerrüt faizinin avans faizi oranında uygulanması için bu konuda açık talep olması gerekir. Maddedeki istenebilir kelimesinin başkaca yorumlanması mümkün değildir. Avans faizi olarak veya bu anlama gelecek şekilde oran belirtilerek açık talep yoksa; taleple bağlılık ilkesinin düzenlendiği 6100 sayılı HMK'nın 26/1. maddeye göre talepten fazlaya hükmedilemeyeceğinden 3095 sayılı Kanun'un 2/1. madde belirtildiği şekilde ancak yasal faiz uygulanabilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 1997/11-278 Esas, 1997/529 Karar sayılı 11.06.1997 tarihli kararında bu husus, yasada temerrüt faizi yönünden ticari iş, ticari olmayan iş ayrımı yapılmadığı, ancak ticari işler yönünden ek imkan tanındığı, ek imkana konu oran yönünden alacaklının bu konuda açıkça talepte bulunması gerektiği, "Kanuni faiz" "Kanuni temerrüt faizi", "ticari temerrüt faizi" veya "Kanunda öngörülen faiz" gibi soyut ibareler kullanarak talepte bulunulmuşsa, bu isteklerin yasada ticari işler için öngörülen farklı ticari temerrüt faizini kapsamadığı, öğretiye ve HGK'nın 1991/1130 Esas, 1991/567 Karar sayılı 13.11.1991 tarihli kararına da atıf yapılarak belirtilmiştir. Ticari faiz isteminin yasal faiz anlamında olduğuna dair Yargıtay hukuk dairelerinin de kararları bulunmaktadır. (Örnekler: Yargıtay 19. HD.17.06.2010 T. 2010/3618 E. 2010/7683 K. Yargıtay 12. HD. 18.09.2019 T. 2018/10087 E. 2019/12940 K. Yargıtay 15. HD. 18.06.2014 T. 2014/2188 E. 2014/4210 K. Yargıtay 12. HD. 12.11.2019 T. 2018/12547 E. 2019/16412 K. Yargıtay 13. HD. 03.02.2003 T. 2002/12143 E. 2003/1022 K.) Somut olayda, avans faizi isteme hakkı olan davacı, dava dilekçesinde açıkça avans faizi istenmeyip ticari faiz istenmiş olduğundan mahkemece yasal faize hükmedilmesi isabetli olup bu yönden hükümde bir yanlışlık bulunmamaktadır. Yukarıda açıkladığım nedenlerle hükmün onanması gerektiği görüşünde olduğumuzdan avans faizine hükmedilmesi gerekirken yasal faize hükmedilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle düzelterek onama yönünde oluşan değerli çoğunluk görüşüne katılamıyoruz. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! d1cebf2c00353a57 7e21db43a497816a