Yargıtay Kararları › Yargıtay 6. Hukuk Dairesi › Ekim 2025 › 2025/3012 E., 2025/3429 K.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/3012 E., 2025/3429 K. (15.10.2025)

Mahkeme
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3012
Karar No
2025/3429
Karar Tarihi
15.10.2025

6. Hukuk Dairesi 2025/3012 E. , 2025/3429 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/545 E., 2025/768 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/521 E., 2024/775 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıdan cari hesap mutabakatı kapsamında alacaklı olmasına rağmen davalının borcunu ödemediğini, müvekkilinin alacağını kısmi dahi olsa tahsil etmek amacı ile 569.884,93 USD üzerinden iflas yolu ile ilamsız takip başlattığını, davalının takibe itiraz ettiğini, müvekkili ile davalı arasında ticari ilişkinin varlığının borçlu vekili tarafından icra takip dosyasına ibraz edilen itiraz dilekçesi içeriği ile ikrar edildiğini, taraflar arasında tutulan ticari defterlerin incelenmesi halinde müvekkilinin davalı borçludan alacaklı olduğunun kolayca tespit edilebileceğini ileri sürerek itirazın kaldırılmasına ve davalı şirketin iflasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili, şartları oluşmayan davanın reddinin gerektiğini, 13.11.2019 tarihli cari hesap mutabakatnamesindeki imzaya itiraz ettiklerini, bu konuda bilirkişi incelemesi talep ettiklerini, usulüne uygun ihtar ile temerrüde düşürmemesi nedeniyle faize ve ferilerine itiraz ettiklerini, taraflar arasındaki ticari defterler incelendiğinde müvekkili şirketin davacı şirkete USD cinsinden bir borcu olmadığının tespit edileceğini savunarak davanın reddini istemiştir

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf şirketlerin ticari defter ve kayıtları birbirleriyle tam uyumlu olduğu, bu halde takip konusu alacak ile ilgili davalı şirketin uyuşmazlık konusu alacak ile ilgili faturalara dair vergi dairesi müdürlüğüne dahi yapılmış olduğu bildirimlerin davalı aleyhine, davacı lehine sonuç doğurduğu, davalı şirketin ticari defterlerinin tamamı Kanun'a ve usulüne uygun tutulmamış olsa bile içermiş olduğu kayıtların davacı iddiasını doğrulaması halinde bu kayıtlar dahi sahibi aleyhine delil teşkil edeceği, bu durumda davalı tarafın, mutabakatnamedeki borçlu şirkete atfedilen kaşe üzerindeki imzanın yönetici imzasına benzemediği, yöneticinin imza tarihi itibariyle kesin olarak hatırlayamamakla birlikte şehir dışında olduğunu anımsadığı yönündeki beyanların öncelikle imzaya ilişkin açık, kesin ve mutlak bir inkar niteliğinde görülmediği, ancak somut olayda bu durumun uyuşmazlık konusuna etkisinin de artık bulunmadığı, bu suretle davacı takip tarihi itibariyle alacaklı olduğunu ispatladığı, davalının bu noktada savunmasını ispatlayamadığı, davalı vekilinin yemin teklifi hakkını kullanmayacağını açıkça belirttiği, 22.11.2019 tarihli ihtarnamede miktarın ödenmesi için açık ve belirli bir süre verilmediği, bu kalem yönünden temerrüdün en erken takip tarihi itibariyle oluşması mümkün olacağı, o halde davacının işlemiş faiz alacağının bulunmadığı, kök ve ek raporların ara karar içeriklerine uygun gerekçeli, açık ve denetime elverişli, uyuşmazlık konularını muhasebesel açıdan tek tek ele alan nitelikte olduğu, mahkemece yapılan yargısal yorumlar dikkate alındığında bilirkişi raporuna itibar etmeye engel ve somutlaştırılmış bir itiraz ise olmadığı, genel hükümlere göre davacının takip tarihi itibariyle takip konusu edilen 500.000,00 USD miktarı talep etmekte haklı olduğu gerekçesiyle itirazın kaldırılmasına, takibe konu alacağın süresi içinde depo edildiği gerekçesiyle konusu kalmayan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; depo emrine mahsus bedelin İİK'nın 158. maddesi uyarınca 7 gün içerisinde mahkeme veznesine depo edildiği anlaşıldığı, iflas davasının reddine ve yargılama giderlerinin davanın açılma tarihindeki haklılık durumuna göre değerlendirilerek kesinleşen takip nedeniyle davacının dava açmasında haklı olması da dikkate alınarak davacı lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine karar verilmesi gerekirken dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar vermesi hatalı olduğu gerekçesiyle yeniden karar verilmek suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; mahkemenin öncelikli itirazları olan imza itirazları da dahil birçok itirazlarına yönelik bir araştırma yapmadığını, müvekkili şirket yetkilisinin 18.01.2024 tarihli celsedeki beyanının mahkemece yanlış yorumlandığını, dosya kapsamında imzanın mutabakattaki tarihte yönetici olan...'ye ait olmadığının kesin olarak ispatlandığını, uzman mütalaasının aksinin ispat edilemediğini, müvekkilinin krom satışı yapar iken döviz borçlusu konumunda olmasının hayatın olağan akışı ile uyuşmadığını, davacı tarafın işlemiş faiz yönünden de itirazın kaldırılması talebinin reddedilmiş olmasına rağmen taraflarına karşı vekalet ücreti takdir edilmesinin usul ve yasalara aykırı olduğunu beyan ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iflas yoluyla adi takipte itirazın kaldırılması ve borçlunun iflasına karar verilmesi istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA, Alınması gereken temyiz harcı peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.10.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 6e54ab466018bcee 3b343d84a13f659f

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi – Ekim 2025 kararlarının tamamı