Yargıtay Kararları › Yargıtay 6. Hukuk Dairesi › Kasım 2025 › 2025/2770 E., 2025/3684 K.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/2770 E., 2025/3684 K. (03.11.2025) – Dolandırıcılık

Mahkeme
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/2770
Karar No
2025/3684
Karar Tarihi
03.11.2025
Konu
Dolandırıcılık, Miras

6. Hukuk Dairesi 2025/2770 E. , 2025/3684 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI: 2023/757 E., 2025/191 K. BİRLEŞEN ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN 2004/762 ESAS SAYILI DOSYASINDA BİRLEŞEN ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN 2004/394 ESAS SAYILI DOSYASINDA Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA 1. Asıl davada davacı yüklenici vekili; taraflar arasında 07.06.2000 tarihinde, "....(...) 2. Kısım Kalıcı Konutlar ...İnşaatı" sözleşmesi imzalandığını, sözleşmede gösterilen işlerin eksiksiz olarak tamamlandığını, 16.12.2002-20.12.2002 tarihlerinde kesin kabul yapıldığını, 21.01.2003 tarihinde onaylandığını, ... Yapım İşleri Genel Şartnamesi'nin sözleşmenin eki olduğunu, Şartname'nin 45. maddesinde kesin hesap tasdik edilip müteahhit tarafından SSK'dan alınan ilişiksiz belgesinin ibrazından sonra kesin teminatın yarısı, kesin kabul tutanaklarından onaylanmasından sonra da diğer yarısı iade edilir denildiğini, SSK'dan ilişiksiz belgesinin alınıp idareye sunulduğunu, teminat mektuplarının iade edilmediğini, davalı idarede 420.827,75 YTL bedelli teminat mektuplarının bulunduğunu, bunlardan dolayı komisyon ücreti ödendiğini, davalının teminat mektuplarını iade etmemesinin haklı nedene dayanmadığını belirterek, 9 adet teminat mektubunun geçersizliğine ve iadesine, 5.651,01 YTL komisyon bedelinin 24.01.2003 tarihinden itibaren reeskont faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında teminat mektuplarının nakde çevrilmesi nedeniyle teminat mektuplarının iadesi talebi istirdada dönüşmüştür. 2.Birleşen Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2004/394 Esas sayılı dosyasında davacı iş sahibi vekili; taraflar arasında düzenlenen 07.06.2000 tarihli, 1.250.000,00 YTL bedelli işin yapılan müfettiş incelemesinde, genel olarak kazı artığı malzemelerin taşınmadığı veya cüz'i bir miktar taşınarak taşınmış gibi gösterildiğinin tespit edildiğini, kesin depo mahalline taşındığı iddia edilen kazı artığı miktarların milyon metreküpleri aşan boyutlara varması nedeniyle hazırlanan tahkikat raporunda banka çalışanları hakkında görevlerini yerine getirmekte kusurlu davranmaları nedeniyle disiplin cezası verilmesinin ve haklarında suç duyurusunda bulunulmasının, banka hakkı yönünden de 28.373.543,00 YTL fazla ödemenin yasal faiziyle birlikte yüklenicilerden tahsil edilmesinin istenildiğini, 3 ayrı yüklenici tarafından toplam 1.682,060 m³ kazı artığı malzemenin yerel yönetim yetkilileri ve kontrol teşkilatınca belirlenen kesin depo yerlerine taşınmaması nedeniyle kontrol teşkilatı üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, yüklenicilerin bu yolla haksız kazanç elde ettiklerini, 44 yüklenici hakkında işlem yapıldığını, davalı şirketin de toplam 472.469 m³ kazı artığı malzemeyi kesin depoya taşımadığını, 488.352,78 YTL haksız kazanç elde ettiğini, fazla ödemenin bankaya iadesi için ihtarname gönderildiğini, ancak ödenmediğini belirterek, haksız olarak ödenen 488.352,78 YTL'nin 05.01.2004 tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 05.04.2005 tarihli ıslah dilekçelerinde, temerrüt tarihinin 29.10.2001 olarak, faiz cinsinin ise avans faizi ve % 5 ... olarak belirlenmesini istemiştir. 3. Birleşen Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2004/762 Esas sayılı dosyasında davacı iş sahibi vekili; asıl ve birleşen davada dava konusu olan işten dolayı sözleşmenin eki olan Kanalizasyon İşlerine Ait Özel ve Teknik Şartname'nin 26. maddesi ile İçme Suyu İnşaatlarına Ait Özel ve Teknik Şartname'nin 9. maddesine aykırı olarak yüklenicinin kazı artığı malzemelerin taşıma mesafesine ve kesin depoya dökülmesi şartına uygun davranmayarak kazı artığı malzemeleri kesin depo yerlerinden farklı yerlere döktüğünün tespit edildiğini, davalı yüklenicinin toplam 472.469 m³ kazı artığı malzemeyi kesin depoya taşımadığını, bankadan 488.352,78 YTL haksız kazanç elde ettiğini, asıl alacağın tahsili için daha önce dava açıldığını, kesin depo mahallinin ... Köyü İlköğretim Okulu olduğunu, ancak buraya dökülen malzemenin 10.000 m³ miktarında olduğunun belirlendiğini belirterek, önceki davaya ilave olarak 231.090,29 YTL alacağın, 29.10.2001 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ve % 5 ...’si ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP Asıl ve birleşen davalarda davalı vekilleri özetle davaların reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 20.09.2007 tarihli ve 2003/582 Esas, 2007/369 Karar sayılı kararı ile Mahkemece kabul gören bilirkişi raporu ve dayanak belgeleri, gerekçeleri dikkate alınarak, yüklenicinin iş sahibi bankaya fazla ödemeden dolayı borçlu olduğu anlaşıldığından, teminatın iadesi şartları gerçekleşmediğinden, asıl davada davanın reddine, birleşen davalarda kazı artığı malzemenin idarenin gösterdiği yere dökülmeyerek, dökülmüş gibi gösterilmek suretiyle yapılan fazla ödeme miktarları hesap edildiğinden, bu rapor uyarınca tespit edilen banka alacağının birleşen davalarda asıl alacak olarak yükleniciden tahsiline, alacağa temerrüt tarihinden itibaren avans faizi yürütülmesine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1.Mahkemenin 20.09.2007 kararının süresi içerisinde asıl davada davacı-birleşen davalarda davalı yüklenici vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi'nin 26.02.2009 tarihli ve 2008/1592 Esas, 2009/1031 Karar sayılı ilâmı ile banka görevlileri hakkında açılan ceza dosyasının sonucunun beklenmesi gerektiği, depoya yapılan taşımalar için açılan davanın reddi gerektiğinden depoya yapılan yüklenici taşımalarının saptanması gerektiği, miktar kesin olarak saptanamıyorsa, depoda fiilen mevcut toprağın kaç kamyon taşımaya tekabül ettiği, bu depoya hangi yüklenicilerin taşıma yaptıkları ve iş kapasiteleri dikkate alınarak Borçlar Kanunu'nun 42. maddesi uyarınca adalete uygun bir karar verilmesi gerektiği, raporlar arasındaki çelişki giderilmeden karar verilmesinin hatalı olduğu, çelişkinin giderilmesi için yeniden uzman bilirkişi heyetine inceleme yaptırılması, davacının taşıdığı gerçek toprak miktarı bulunarak bedelinin alacaklı idare isteminden tenzili ile birleşen davalarda hüküm kurulması gerektiği, diğer yandan birleşen 2004/394 Esas sayılı davada oranı belirtilmeden ticari faiz istenilmiş olup, bu durumda bu durumda istemin yasal faiz olduğu kabul edilerek hükme varılması gerektiği, yine birleşen 2004/762 Esas sayılı davada reeskont faizi istenildiği halde avans faizine hükmedilmesinin de talebe aykırı olduğu, ayrıca 2004/762 Esas sayılı davada, alacağın 30 gün içinde ödenmesi 26.08.2004 tarihli yazıyla istenildiği halde, bunun tebliğ tarihi araştırılarak buna verilen 30 günlük ödeme süresi eklendikten sonra bulunacak temerrüt tarihine göre faizin başlatılması yerine daha önceki bir tarihten faiz başlatılmasının da doğru olmadığı gerekçeleriyle karar bozulmuştur. 2.Mahkemenin bozmaya uyarak verdiği 04.11.2021 tarihli ve 2014/662 Esas, 2021/762 Karar sayılı kararı ile dosyadaki mevcut delil durumuna göre ve Yargıtay bozma kararı gereği, ... Köyü İlköğretim Okulu civarı olarak belirlenen depolama sahasına davacı ile birlikte toplam 3 yüklenicinin 10.000 m³ kazı artığı taşıdıkları kabulüyle bundan davacıya isabet eden miktar minha edilerek sonuca gidilmesi gerektiği buna göre asıl dava yönünden, davalı yüklenicinin kazı malzemelerini sözleşme ve ekleri uyarınca taşıyıp kesin depoya götürmediği halde götürmüş gibi yaparak sözleşme bedelini aldığı, bu şekilde edimini yerine getirmediğinden teminatın iadesi şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine, birleşen Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2004/394 Esas sayılı dosyasında; iş sahibi ...'nın, yüklenici ...-... İnşaat'tan 488.352,79 TL'nin 06.03.2008 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsilini talep edebileceği gerekçesiyle davanın kabulü ile 488.352,79 TL'nin 06.03.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, birleşen Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2004/762 Esas sayılı dosyasında; iş sahibi ...'nın yüklenici ...-... İnşaat'tan 231.090,29 TL'yi ve 169.875,48 TL faiz alacağını, asıl alacağa 06.03.2008 tarihinden itibaren işletilecek reeskont faizi ile birlikte tahsilini talep edebileceği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 231.090,29 TL asıl alacağın ve 169.875,48 TL faiz alacağının, asıl alacağa 06.03.2008 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Mahkemenin 04.11.2021 tarihli kararının taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 28.12.2022 tarihli ve 2022/3071 Esas, 2022/6160 Karar sayılı ilâmı ile asıl davada davalı-birleşen davalarda davacı iş sahibi vekilinin tüm, asıl davada davacı-birleşen davalarda davalı yüklenici vekilinin ise sair itirazlarının reddi ile hükme esas alınan 11.11.2020 tarihli bilirkişi kurulu raporu ve ek raporunun bozma ilâmı öncesi alınan raporlar arasındaki çelişkileri gidermediği gibi, kendi içinde de çelişkili olduğu dikkate alınmadan hüküm kurulduğu, öte yandan 06.03.2008 tarihinde nakde çevrildiği anlaşılan teminat mektubu bedelinin birleşen davalarda talep edilen asıl alacak miktarından mahsubu gerekirken, işlemiş faiz miktarından mahsup edilmesi ve birleşen davada ayrıca bakiye faize hükmedilmesine de doğru olmadığı gerekçeleriyle hükmün asıl davada davacı-birleşen davalarda davalı yüklenici yararına bozulmasına karar verilmiştir. 3.Mahkemenin ilâm başlığında tarih ve sayılı belirtilen kararı ile asıl dava yönünden, davacı yüklenicinin davaya konu altyapı inşaatında, kazıdan çıkan toplam 473.404,936 m³ kazı artığı malzemeyi ... Köyü İlköğretim Okulu mevkiindeki kesin depoya nakletmesi gerekirken 4.347,62 m³ malzemeyi naklettiği, 469.057,32 m³ malzemeyi kesin depo yerine nakletmemesine rağmen, kesin hakedişte nakletmediği malzemenin parasal tutarı olan 470.296,10 TL'yi idareden tahsil ettiği, bu şekilde davacı yükleniciye kesin hakedişle 470.296,10 TL fazla ödeme yapıldığından idareye borçlu olduğu, bu nedenle davacı yüklenicinin toplam 420.827,75 TL tutarındaki 9 adet teminatın iadesi talebinin yerinde olmadığı yine iade edilmemesi sebebiyle ödediğini öne sürdüğü teminat mektubu komisyon bedellerini de davalı-karşı davacı idareden talep edemeyeceği gerekçesiyle asıl davanın reddine, Birleşen Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2004/394 Esas sayılı dosyası yönünden davalı yüklenicinin bedelini kesin hakedişte tahsil ettiği kazı artığı malzemelerin tamamını kesin depo yerine nakletmemesi nedeniyle davacı idareden fazla tahsil ettiği 470.296,10 TL'sinden, davacı banka tarafından irad kaydedilen toplam 420.827,75 TL kesin teminat mektubu bedelinin mahsubu sonucu davacının davalıdan talepte haklı olduğu alacak tutarının 49.468,35 TL olduğu, davacıya gönderilen ödeme ihtar yazısının 05.01.2004 tarihinde tebliğ edildiği ve 30 günlük ödeme süresinin 05.02.2004 tarihinde dolduğu, temerrüt tarihinin de 06.02.2004 olduğu, istenebilecek faiz oranının Yargıtay bozması gereği yasal faiz olduğu, belirtilen miktara davalı yüklenicinin temerrüde düştüğü 06.02.2004 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasının gerekeceği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 49.468,35 TL'nin 06.02.2004 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, Birleşen Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2004/762 Esas sayılı dosyası yönünden; davacı bankanın, davalı yükleniciden talepte haklı bir alacağının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Asıl davada davacı-birleşen davalarda davalı yüklenici mirasçıları vekili temyiz dilekçesinde özetle; A-Asıl dava yönünden; a. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi’nin 2008/1592 Esas-2009/1031 Karar sayılı kararında asıl dava yönünden Ağır Ceza Mahkemesi kararının beklenmesi dışında herhangi bir değerlendirme bulunmadığını, bu nedenle Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 2022/3071 Esas, 2022/6160 Karar sayılı kararında temyiz itirazlarının reddedildiği kabul edilse bile Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararı gereği işbu hatalı ve hukuka aykırı karardan dönülerek asıl davanın kabulünü talep ettiklerini, b. Kesin depo mahallinin sadece ... İlkokulu bahçesi değil, bu ilkokulun çevresi olduğunu, bilirkişi heyetinin sadece ... İlkokulu bahçesindeki hafriyata göre hesaplama yaptığını, okul çevresine taşınan kazı artığı malzemenin dikkate alınmadığını, İdarenin onayladığı aynı mesafedeki 10 ayrı yere döküm yapıldığını, fotoğrafları sunulan bu alanların hiçbirinde ölçüm yapılmadığını, ....'nın isteği üzerine 30.000 m³ toprağın 2 km mesafedeki geçici depoya nakledildiğini ve peyzaj yapılmak üzere geri nakledildiğini, bu taşınan miktarın da hiç hesaba katılmadığını, c. Malzemenin ... Mevkiine taşındığı iddiasının doğru olmadığını, d. Yalova 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2019/24 Tal. sayılı dosyasında 57.000 m³ kazı artığı toprağın alınıp park alanında kullanıldığının tespit edildiğini, bilirkişi heyetinin ... Belediyesi'nin aldığı toprağı hesaba katmadığını ve ilgili bilirkişi raporunu da dikkate almadığını, e. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 2008/1592 Esas, 2009/1031 Karar sayılı ilamında sözü edilen ceza davasında müvekkilinin yetkilisi olan ...ve diğer bütün sanıkların beraat ettiklerini, bu durumda, iş ile ilgili tutanak, hakediş, kesin kabul tutanakları v.b belgelerin sahte olmadıkları, dolandırıcılık fiilinin de olmadığı mahkeme kararıyla sabit olduğundan sözleşme gereği olan işin sözleşmeye uygun yapıldığının ve kazı artığı malzemenin kesin depo mahalline taşındığının kabulü gerektiğini, f. Müvekkilinin kazı alanına taşınan malzemeyi muhafaza mecburiyeti olmayıp, tamamen varsayımsal, hakkaniyete aykırı ve hatalı olan tespitin kabulünün mümkün olmadığını, g. Emsal dosyada müvekkili davacı ile birlikte yüklenici olarak görev yapan şirketin benzer bir dosyada borçlu olmadığının tespit edildiğini, yargıda güven ilkesinin dikkate alınması gerektiğini, B-Birleşen Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2004/394 Esas sayılı dosyası yönünden; Asıl dava yönünden izah edildiği üzere müvekkili davacının şartname gereği bütün yükümlülüklerini yerine getirmiş olup, 470.296,10 TL borçlu olmadığını, bu nedenle açılan haksız davanın tümden reddi gerektiğini, ayrıca davalı-birleşen davalar davacısı tarafından 10.07.2024 tarihli rapor ve 22.11.2024 tarihli ek rapora karşı itirazda bulunulmadığından lehlerine usuli kazanılmış hak oluştuğunu, bu hususun gözetilmesini talep ettiklerini beyan etmektedir. 2.Asıl davada davalı-birleşen davalarda davacı iş sahibi vekili temyiz dilekçesinde özetle; Asıl davada davacı-birleşen davalarda davalı yüklenicinin kendisine kesin depo mahalli olarak bildirilen kesin depo yerine kazı artığı malzemeyi taşımadığı sabit olup, bilirkişi raporları ile de bu hususlarda haklılıklarının ortaya konulduğunu, Mahkemenin tüm bu hususların aksine sundukları somut delilleri ve beyanları dikkate almayarak taleplerini ayrı ayrı kısmi ve tamamıyla reddettiğini, bu durumun aksine Mahkemece dosyada yer alan bütün deliller aracılığı ile mevzuat çerçevesinde vicdani kanaate ulaşarak karar verilmesi, sundukları delillerin, beyanların taleplerinin kabul görmemesi halinde bu durumun gerekçesinin kararda açıklanması gerektiğini beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmaların mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, 07.06.2000 tarihli eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, asıl davada teminat mektubunun iadesi ile uğranılan zararın tahsili; birleşen davalarda, kazı artığı taşıması iş sahibi idare tarafından gösterilen yere yapılmadığından davalıya yapılan tüm taşıma ücreti ödemelerinin iadesi istemine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlere yükletilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 03.11.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 2d775bc2a4eff098 74efbd088126245f

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi – Kasım 2025 kararlarının tamamı