6. Hukuk Dairesi 2025/2506 E. , 2025/3446 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/209 E., 2025/47 K. Mahkeme kararı davacı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü :
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; ... Kaplıcaları ile davacı firma arasında yap işlet devret modeli ile 16.05.2003 tarihinde yapılan sözleşme sonucunda, mülkiyeti ...Kaplıcalarına ait kaplıca ve tesislerin davacı firmaya kiralandığını, davacı firmanın sözleşme tarihinden itibaren sözleşmede belirtilen inşaat işlerinin yapımına başladığını, inşaatla ilgili resmi işlemlerin ve inşaat faaliyetlerinin yapıldığını ve kaplıca binasının belli bir konuma getirildiğini, Sağlık Bakanlığı tarafından kiralanan tesislerin depreme dayanıklılık raporunun getirilmesinin talep edildiğini ve .... Üniversitesinden rapor alındığını, alınan raporda binanın güçlendirilmesi gerektiğinin belirtildiğini, söz konusu binanın temel ve taşıyıcı sistem inşaatının.... Kaplıcalar Birliği tarafından yapıldığını, bu durumda taraflar arasında yapılan sözleşmeden önce yapılan binanın vasıflarının yürürlükteki inşaat mevzuatına aykırılık içerdiğini, bu hali ile kaplıca olarak kullanılmasının ve hizmet vermesinin mümkün olmadığını, davacı firmanın davalı birlikten inşaat süresinin 7,5 ay, kira sözleşmesinin de 10 yıl uzatılmasını talep ettiğini, Babas Kaplıcalarının inşaat süresinin 7,5 ay, kira sözleşmesinin de 10 yıl uzatılmasını davacı firmaya faks çekerek yazılı olarak kabul ederek davacı firmayı da sözleşmeye davet ettiğini, daha sonra davalının süre uzatım talebini reddettiğini, davalı tarafın 04.02.2005 tarih ve 2005/3 sayılı kararla taraflar arasında yapılan sözleşmenin feshi kararı aldığını, davalının sözleşmenin feshinde haksız olduğunu, sözleşmeyi haksız olarak fesheden iş sahibinin tüm zararları tanzim etmek zorunda olduğunu, davacı tarafın sözleşme konusu otel inşaatına yapılan faydalı masrafları ve sözleşme süresince yoksun kalınan kârı ticari avans faizi ile birlikte talep ettiğini, bu nedenlerle sözleşmenin haksız feshi nedeniyle 400.000,00 TL faydalı masraflar ve 1.100.000,00 TL yoksun kalınan kâr talebinin sözleşmenin fesih tarihinden (10.04.2005) itibaren ticari avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde;davacı tarafın 400.000,00 TL tazminat talebinde hiç açıklamada bulunmadığını, davacı tarafın kesinleşen mahkeme kararlarını hiçe sayarak bu davayı açmasının kötü niyetli olduğunu, Mudurnu Sulh Hukuk Mahkemesinde 2005/134 Esas ile sözleşmeye aykırılık nedeni ile sözleşmenin feshi ve tahliye davası açıldığını, mahkemece davalının edimlerini yerine getirmediğinin saptandığını, sözleşmeye aykırı davranması nedeniyle sözleşmenin feshine karar verildiğini ve bu kararın Yargıtay 6. Hukuk Dairesi tarafından onandığını, yine davacı tarafından Mudurnu Asliye Hukuk Mahkemesine 2005/55 Esas no ile açılan muarazının men'i, sözleşmesinin yeni şartlara uyarlanması ve teminat mektubu bedelinin iadesine dair davanın mahkemece reddedildiğini, Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesince kararın kısmen onanıp teminat senedi yönünden bozulduğunu, davacının dilekçesinde sözleşmeyi vasıflandırmada da yasal bir hataya düştüğünü, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin yap işlet devret tabir olunan karma bir akit olduğunu, sözleşmenin 16.05.2003 tarihinde imzalandığını, depremin ise, 1999 tarihinde olduğunu, sözleşmeyi sonradan etkileyecek olağanüstü bir durum olmadığını, davacının 1.100.000,00 TL yoksun kalınan kâr talebinde bulunduğunu, 10.04.2005 tarihinden itibaren taraflar arasında yapılan 16.05.2003 tarihli sözleşmenin yap işlet devret modeline tabi bir sözleşme olduğunu, 10.06.2009 da tesislerin icra kanalı ile teslim edildiğini, sözleşmenin fesih tarihi olan 10.04.2005 tarihinden tesisin icraca taraflarına teslimine kadar geçen 4 yıllık sürede davacı tarafın tesisleri işgal etmiş olduğunu ve yapılmakta olan otel kısmı hariç diğer tesisleri çalıştırarak haksız kazanç elde ettiğini, davacının 2003'ten itibaren işletmenin faal olan kısımlarını çalıştırdığını ve Maliyeye gelir beyanında da bulunmadığını, tüm bu nedenlerle haksız ve yersiz olan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 16.02.2016 tarihli kararı ile faydalı masraflar yönünden davanın kısmen kabulüne, 43.627,00 TL faydalı masrafın sözleşmenin feshi tarihi olan 14.03.2005 tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte davalı kurumdan tahsili ile davacıya verilmesine, yoksun kalınan kâr istemi yönünden ıslah ile arttırılan miktar da dikkate alınarak, davacı şirketin kâr mahrumiyetinin 34.837.496,48 TL olduğunun tespitine, ancak talepte bağlı kalınarak 2.400.000,00 TL kâr mahrumiyeti bedelinin sözleşmenin feshi tarihi olan 14.03.2005 tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte davalı kurumdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Mahkemenin 16.02.2013 tarihli kararının süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi'nin 26.12.2017 tarihli, 2017/1913 Esas, 2017/4553 Karar sayılı ilamı ile; davalı iş sahibi fesihte haksız olduğundan davacı yüklenicinin kâr kaybını istemekte haklı olduğu, kâr kaybı hesabı ile ilgili hukukçu bilirkişiden 20.09.2014 tarihli rapor alınmış ise de; 6100 sayılı HMK'nın 266/1. maddesi hükmü gereğince çözümü hukuk dışında özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verileceği ve bilirkişinin konusunda uzman olması gerektiği, somut olayda çözümü hukuk dışında özel ve teknik bilgiyi gerektirdiğinden hukukçu bilirkişinin meslek ve sıfatı itibariyle bu konuda özel ve teknik bilgiye haiz olduğunun kabulü ve raporunun hükme esas alınmasının mümkün olmadığı belirtildikten sonra,"mahkemece yeniden oluşturulacak konusunda uzman otel muhasebesinden anlayan mali müşavir, otel işletmecisi, kaplıca turizmi işi konusunda uzman meslek mensubu, inşaat, elektrik ve makine mühendisinden oluşturulacak bilirkişiler kurulundan, dosyadaki mevcut delil, tutanak ve belgeler, delil tesbit dosyasındaki bulgulara göre sözleşmenin feshi tarihinden itibaren sözleşmeye göre davacı yüklenicinin kira ödemek suretiyle tesisleri işletebileceği süre sonuna kadar, fesih nedeniyle bu işi yapamadığı ve tesisleri işletemediğinden mahalli piyasa rayiçlerine göre elde edebileceği gelir miktarı, bu miktardan sözleşme ifa ile sonuçlanmış olsaydı tesisin tamamlanması için gereken %80 seviyesinden sonraki inşaat ve imalât için yapması gereken masraf ve harcamalar, sözleşmenin 1-b maddesine göre sözleşmenin yapıldığı tarihten fesih tarihine kadar bu madde hükmünce D.İ.E. tarafından yayınlanan toptan eşya fiyat endekslerine göre artış da yapılarak iş sahibine ödemesi gereken miktar, yine göre sözleşmenin 8. maddesi hükmü dikkate alınarak ve son cümlesi gereğince inşaat bitirilip hizmete alınmış olsaydı o tarih itibariyle günün şartlarına göre oluşan kira bedeli yıllara göre %25 arttırılarak yüklenicinin iş sahibine ödeyeceği kira bedeli ve yine sözleşme tarihinden kullanım ve işletme süresinin sonuna kadar davacı yüklenicinin yapması gereken personel, işletme, amortisman giderleri, vergi, SGK gibi ödemeler hesaplattırılıp, sözleşmenin feshinden itibaren işletme ve kira süresi sonuna kadar yüklenicinin boşta kalması sebebiyle başka bir işten elde ettiği kazanç, başka bir iş bulmaktan kasten kaçınmışsa kazanabilceği miktar tesbit ettirilip, bulunan gelir miktarından çıkartılarak kalan miktar konusunda gerekçeli ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınıp değerlendirilirek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerektiği" açıklanmış ve mahkemece faydalı masraflar yönünden kabul edilen alacağın dava tarihi yerine fesih tarihinden ve yine kabul şekli itibariyle kâr mahrumiyeti alacağı yönünden dava dilekçesinde talep edilen miktar için dava tarihinden, ıslahla arttırılan bölüm için ıslah harcının yatırıldığı tarihten faiz yürütülmesi gerekirken bu ayrım yapılmaksızın kâr kaybı alacağının tamamına da fesih tarihinden faiz uygulanmasının da hatalı olduğu belirtilerek, anılan gerekçelerle kararın bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemenin 22.03.2022 tarihli kararı ile bozma ilamına uyularak, davacı şirketçe talep edilen faydalı masrafa ilişkin talebin kısmen kabulü ile, 43.627,00 TL faydalı masrafın dava tarihi olan 04.02.2010 tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacı tarafından talep edilen kâr mahrumiyetine ilişkin talebin kabulü ile, 1.100.000,00 TL'nin dava tarihi olan 04.02.2010 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir. Mahkemenin 22.03.2022 tarihli kararının süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece,13.06.2024 tarihli ilam ile, "Davacı vekili dava dilekçesinde 1.100.000,00 TL olarak talep ettiği kâr mahrumiyeti alacağını, 12.04.2010 tarihli ıslah dilekçesi ile 2.400.000,00 TL'ye yükseltmiştir. Mahkemece ıslahla artırılan miktara ilişkin ıslah harcının yatırılmadığı, ıslah harcının yatırıldığına dair dosya kapsamında her hangi bir belge ve makbuz olmadığı gerekçesiyle ıslah yapılmamış sayılarak kâr mahrumiyeti alacağı yönünden dava dilekçesinde talep edilen ve harçlandırılan miktar üzerinden hüküm kurulmuştur. Davacı vekili tarafından ıslah dilekçesi, mahkemenin bozulmasına karar verilen 16.02.2016 tarihli ilk kararından önce 12.04.2010 tarihinde verilmiştir. Mahkemece verilen ilk kararda, davacının kâr mahrumiyeti talebi yönünden ıslahla artırılan miktar da dikkate alınarak 2.400.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiş, kararın hüküm fıkrasının 3. bendinde davalıdan alınacak harç hesaplanırken "ıslah için alınan 35.640,00 TL" de alınması gereken harçtan mahsup edilmiştir. Kararın hüküm fıkrasında "ıslah için alınan 35.640,00 TL'nin" mahsubuna karar verildiğinden ıslah harcının yatırıldığının kabulü gerekir. Bu durumda, mahkemece kâr mahrumiyeti alacağı bakımından davacı tarafından verilen ıslah dilekçesi dikkate alınarak gerekli inceleme ve değerlendirme yapılıp, oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde ıslah yapılmamış sayılarak hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir" gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemenin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamına uyularak, davacı şirketce talep edilen faydalı masrafa ilişkin talebin kısmen kabulü ile, dosya kapsamında bulunan 06.10.2015 tarihli teknik bilirkişi kurulu tarafından düzenlenen raporun faydalı masrafa ilişkin kısmının hükme esas alınarak 43.627,00 TL faydalı masrafın dava tarihi olan 04.02.2010 tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacı tarafından talep edilen kâr mahrumiyetine ilişkin talebin kabulü ile, 2.400.000,00 TL'nin dava tarihi olan 04.02.2010 tarihinden, itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacı tarafın sunmuş olduğu 22.03.2022 tarihli dilekçe hakkında usulüne uygun açılmış bir dava bulunmadığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a.04.02.2010 tarihinde dava açılırken 1.100.000,00 TL kâr mahrumiyeti alacağının karşılığı yatırılan 22.275,00 TL harç ve 12.04.2010 tarihinde ıslah miktarı olan 2.400.000,00 TL kâr mahrumiyeti alacağının karşılığı yatırılan 35.640,00 TL ıslah harcı dikkate alındığında toplam alacağın 3.500.000,00 TL olduğunu, fakat mahkemenin ıslah tarihini dikkate almadığı gibi, her iki alacağı birbirine kardığını ve eksik toplanmış tek alacak oluşturduğunu, b.Bilirkişi raporunda belirlenen davacı firmanın zararı üzerinden başvurma harcı yatırarak HMK'nın 30. maddesinde kabul edilen usul ekonomisi uyarınca mahkemeye ek dava açtıklarını, mahkeme devam ederken başka bir mahkemede ek dava açılmasının ve açılan bu davanın neticede asıl dava ile birleşecek olmasının hem zaman bakımından hem iş yükü bakımından menfi etkiye yol açacağını, mahkemenin başvurma harcı yatırılan ek davada nispi harcın yatırılması için HMK'ya göre süre vermesi gerekirken ek davanın usulüne uygun açılmamasını gerekçe göstererek haksız olarak reddine karar verdiğini beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosyanın içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre uyuşmazlık, taraflar arasında imzalanan yap-işlet-devret modelli eser sözleşmesinin feshi nedeniyle faydalı masraflar ve yoksun kalınan kâr kaybının sözleşmenin feshi tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte tahsili istemine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekilince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Alınması gereken harç peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 15.10.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! bfd4f6b81ac75a54 64dba18608004aab