6. Hukuk Dairesi 2025/1087 E. , 2025/3125 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2024/166 E., 2024/387 K. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü :
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında 25.02.2010 tarihinde lojistik malzeme satış ve montaj sözleşmesi imzalandığını, sözleşme gereği müvekkilinin sabit bir dijital telekomünikasyon şebekesi temin etmek, kurmak, test etmek, tamamlamak ve bu şebeke ile diğer hizmetleri sağlamayı üstlendiğini, müvekkili tarafından sözleşmenin tam ve eksiksiz yerine getirildiğini, yapılan işlerin ücret (artırım yapılmadan) düzenli ödendiğini, sözleşmede “bir yılın sonunda fiyatlara enflasyon oranında artış yapılacaktır” hükmü yer almasına rağmen, bu artışın uygulanmadığını, bu sürecin yaklaşık 4 yıl devam ettirildiğini, müvekkilinin bu hususu defaetle dile getirdiğini, talebinin reddedildiğini ileri sürerek, şimdilik 10.000,00 TL’nin faiziyle tahsilini talep etmiş, 14.11.2017 tarihinde ıslah yoluyla talebini 430.884,70 TL’ye artırmıştır.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı taleplerinin yasaya ve sözleşmeye aykırı olduğunu, taraflar arasında imzalanan sözleşmede enflasyon artışlarına ilişkin tek ibarenin, sadece sorumlulukların paylaşılmasını düzenleyen Ek-3'te muhatap firmanın bir öngörüsü olarak yer aldığını, sözleşme kapsamında davacıdan özel teklif alınarak gerçekleştirilmiş olan bazı işlerde bazı mal ve hizmet kalemleri için davacının teklif ettiği birim fiyatların sözleşmede kararlaştırılan birim fiyatlar ile aynı ya da daha düşük olduğunu, enflasyon oranında artırılmasına ilişkin kesin ve kararlaştırılmış bir madde olmadığından fiyat artışının sadece davacının bir öngörüsü olarak sözleşmede yer aldığından ve sözleşme süresince bu konuda davacının bir talepte bulunulmayıp, müvekkilince düzenlenen sipariş emirleri ve ödenen ücretlere herhangi bir ihtirazi kayıt öne sürülmeksizin kabul edildiğinden ve aksine bazı kalemler için davacı tarafından daha düşük ücret teklifi dahi yapıldığından, sözleme sona erdikten yaklaşık bir yıl sonra davacı tarafından öne sürülen fiyat artışı talebinin haklı ve iyiniyetten uzak bir talep olduğunu, sözleşmenin 9. maddesi ve 3. maddesi kapsamında enflasyon artışı adı altında bir bedel talep edemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 28.02.2019 tarihli kararı ile taraflar arasında 25.02.2010 tarihli hizmet sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşmenin ekinde sayfa 5-5'te bulunan "sorumluluk matrisi iş kapsamı, taşeron sorumluluk öngörüleri" başlıklı belgede tedarikçi öngörüleri bölümünde " bir yılın sonunda fiyatlara enflasyon oranında artış yapılacaktır." hükmünün bulunduğu ve bu sayfanın da taraflarca imzalandığı, davacının enflasyon oranında artış yapılmasını talep edebileceği, davacıya 2012-2014 yılları arasında düzenlediği faturalara karşılık yapılan 5.300.874,68 TL için 430.884,70 TL enflasyon artışının yapılması gerektiği ve davacının bu miktar alacaklı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. IV.İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 28.02.2019 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 03.11.2022 tarihli kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 03.11.2022 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin Ek-3 sayfa 5-5’te “Tedarikçi Öngörüleri” başlığı altında “Bir yılın sonunda fiyatlara enflasyon oranında artış yapılacaktır.” düzenlemesi yazılmış olup, bu ifadenin “yeni malzemenin fiyatını belirlemede” kullanılacağı, o halde, davacının bu hükme dayanarak eldeki davadaki iddialarla enflasyon farkı talebinde bulunamayacağı, kaldı ki devam eden yıllarda davacının yeni fiyat belirleyerek yeni fiyatlara göre fatura düzenlediği, davalı tarafından yapılan ödemeleri de ihtirazi kayıt ileri sürmeden kabul ettiği, bu nedenle sözleşmenin 32.3 maddesine dayanarak bu bedeli isteyemeyeceği, bu durumda mahkemece, açıklanan gerekçelerle davanın reddi gerekirken yanılgılı gerekçeye dayalı olarak davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmediği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamındaki gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. Enflasyon oranındaki yıllık artış konusunun taraflar arasındaki sözleşmede açıkca yazdığını, ödemeler düzenli olmadığından ihtirazi kayıt konulamadığını, fatura kesildiği yönündeki gerekçenin hatalı olduğunu, ödenmeyen miktar için fatura kesilemeyeceğini, b. Müvekkili şirketin her yıl sonunda talepte bulunduğunu, buna rağmen ödeme yapılmadığını, kaldı ki sözleşmede açıkca yazan bir hüküm için müvekkilinin herhangi bir ihtirazi kayıt düşmesine yahut talepte bulunmasına ihtiyaç olmadığını, c. Yazılı sözleşmenin değiştirilmesinin yazılı belgeyle/işlemle mümkün olduğunu, müvekkilinin sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmeye devam etmesinin dava konusu fiyat artışından vazgeçtiği anlamına gelmeyeceğini, d. İşin başından işin bitişine kadar fiyatta hiçbir artış yapılmadan müvekkilinin kar amacı gütmeden aynı fiyat üzerinden iş yapamayacağını, dosya kapsamında yapılan incelemeler ile davanın sübut bulduğunu beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, taraflar arasındaki hizmet sözleşmesine dayalı alacak istemine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Davacı alınması gereken harç peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine 25.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 4a4f9b952fc695ca c5afa3263642d464