6. Hukuk Dairesi 2024/3714 E. , 2025/1356 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1120 E., 2024/1144 K. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA 1. Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında güvenlik hizmet işine ilişkin sözleşme imzalandığı, davalı kurumun 2009-2010 yıllarını kapsayan dönemde hazinece yapılan kanundan doğan indirimi müvekkil şirketin hakedişinden kestiğini, 5510 sayılı Kanun'la sağlanan %5’lik indirimin işverene sağlanan hazine yardımı olduğunu, bu kesintinin yasal olmadığını ileri sürerek hakedişlerinden kesilen 418.628,78 TL alacağın her bir kesinti tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 2. Birleşen Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/1209 Esas ve Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/603 Esas sayılı dosyalarında davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında imzalanan güvenlik hizmet alım sözleşmesine konu işin bir bölümünü taşeronlara verdiğini, davalı idarenin davacı hakedişlerinden 5510 sayılı Yasa'nın 81/1-ı maddesine dayanılarak haksız kesintiler yaptığını, davalının yaptığı %5'lik kesinti nedeniyle bu kesintiyi davacının da kendi taşeronlarına yansıttığı ve bu nedenle aleyhine açılan davalar sonunda verilen mahkeme kararları ve bu doğrultuda aleyhinde yapılan icra takipleri neticesinde, dava konusu asıl alacak dışında, ilam vekalet ücreti, yargılama gideri, icra tahsil harcı, icra avukatlık ücreti ödemek zorunda kaldığını ileri sürerek asıl alacak dışında yapılan bu ödemelerin davalıdan ödeme tarihlerinden itibaren faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP 1. Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu talebin zamanaşımına uğradığını, müvekkili idarece yapılan kesintinin Kamu İhale Genel Tebliğine göre haklı ve yerinde olduğunu, Sayıştay tarafından yapılan denetimde hakedişlerden kesilmeyen tutarların kamu zararı olarak nitelendirildiğini savunarak davanın reddini istemiştir. 2. Birleşen davalarda davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımından reddi gerektiğini, husumet itirazları bulunduğunu, taşeron firmaların dava açmasından davacı tarafın sorumlu olduğunu, açılan dava sonuçları beklenmeden taşeronların hak edişlerinden kesinti yapıldığından taşeron firmaların açtıkları davadan tamamen davacının sorumlu olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 12.04.2017 tarihli kararıyla; 1. Asıl dava yönünden; taraflar arasında akdedilen hizmet alım sözleşmelerine istinaden davalı kurumca davacı şirketin hakedişlerinden 5510 sayılı Kanun'un 81/1-ı bendi gereğince % 5 lik SGK prim indirimi kesintisinin yapılmasının 5510 sayılı Kanun ve 4753 Kanun kapsamında haksız ve yersiz olduğu, davacının davalıyı temerrüde düşürdüğüne ilişkin ihtarname ve bu yönde iddiası da olmadığından dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiği, taraflar tacir olup davacı dava dilekçesinde avans faizi istediğinden 3095 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca avans faizine hükmedilmesi gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 2. Birleşen her iki dava yönünden; davacının istihkaklarından kesilen %5 lik indirimin davacı tarafından alt taşeronlarına yansıtılması ve aleyhine açılan davaların kabul ile sonuçlanması üzerine bu yargılama masraflarını, haksız eylemi nedeniyle bu işleme sebebiyet veren davalı kurumdan talep etmesi haklı ve yerinde olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 12.04.2017 tarihli kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 10.11.2021 tarihli kararı ile; 1. Asıl dava yönünden; istinaf (kesinlik) sınırı belirlenirken, yalnızca asıl talebin nazara alınacağı, faiz, icra tazminatı ve (ihtarname, delil tespiti ve yargılama giderleri gibi) giderlerin hesaba katılmayacağı, asıl dava kabul edilmiş olup davacı vekilinin istinaf başvurusunun fer'i nitelikteki faizin başlangıcına yönelik olduğu, kesin olan kararlara yönelik istinaf istemleri yönünden davacı vekilinin istinaf dilekçesinin reddine, dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine aykırılığın da tespit edilmemesine göre İlk derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. 2. Birleşen davalar yönünden; davacının, davalının 5510 Sayılı Yasa'nın 81/1-ı maddesine dayanılarak hakedişlerinden kesinti yapması nedeniyle dava dışı alt taşeronların hakedişlerinden bu nedenle kesinti yapması haklı bir nedene dayanmadığından davacı vekili yapmış olduğu kesintiler nedeniyle maruz kaldığı icra takiplerinden dolayı ödemek zorunda kaldığı yargılama giderlerini davalıdan talep edemeyeceği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının düzeltilerek esas hakkında yerinden karar verilmesine, birleşen davaların ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Bölge Adliye Mahkemesinin 10.11.2021 tarihli kararının süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizce, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile İlk Derece Mahkemesince davacının asıl davası yönünden davanın 418.628,78 TL asıl alacak yönünden kabulüne, faiz başlangıcına yönelik talebinin reddine karar verildiği, davacı tarafça asıl dava bakımından kesintilerin yapıldığı tarihten itibaren faize hükmedilmesi gerektiğinden faiz başlangıcı yönünden hükmün istinaf edildiği, Bölge Adliye Mahkemesince asıl davada kesin olan karara yönelik istinaf istemi yönünden davacı tarafın istinaf dilekçesinin reddine karar verildiği, Bölge Adliye Mahkemesinin kesinlik sınırı belirlenirken yalnızca asıl talebin nazara alınacağı, faiz, icra tazminatı ve (ihtarname, delil tespiti ve yargılama giderleri gibi) giderlerin hesaba katılmayacağı yönündeki gerekçesi yerinde olmakla birlikte davacının asıl talebi olan 418.628,78 TL alacağa ilişkin olarak faiz başlangıcı yönünden istinaf itirazları olduğu ve kabul edilen bu miktar üzerinden istinaf sınırı belirlenmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile dava asıl alacak yönünden kabul edildiğinden bahisle kesinlik sınırı altında kaldığından istinaf dilekçesinin reddine karar verilmesinin doğru olmadığı, bu durumda Bölge Adliye Mahkemesince asıl davada kesinlik sınırının üzerinde olan ve kabul edilen asıl alacağa bağlı olan faiz istemi yönünden istinaf eden davacı tarafın faiz başlangıcına yönelik istinaf başvurusunun esastan incelenerek sonuca göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiş, bozma nedenine göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir. 2. Bölge Adliye Mahkemesi'nin 17.10.2023 tarihli kararıyla; somut olayda asıl dava yönünden davacı vekilinin dava değerine dâhil olmayan feri nitelikteki faiz başlangıcının her bir kesinti tarihinden itibaren başlatılmasına ilişkin isteminin reddine karşı istinaf başvurusunda bulunduğu, asıl davada davacının talep ettiği miktarın tamamının kabulüne karar verildiği ve reddedilen bir kısmın bulunmadığı, istinaf başvurusunun katılma yoluyla da yapılmadığı, alacak davalarında istinaf kesinlik sınırı belirlenirken yalnız alacağın aslının (asıl talebin) nazara alınacağı, faiz, icra tazminatı, ihtarname, delil tespiti ve yargılama giderleri gibi giderlerin hesaba katılmayacağı, asıl davada talep edilen alacak tümden kabul edildiğinden, kabulüne karar verilen alacak tutarı yönünden davacının istinaf yoluna başvurmakta hukuki yararının bulunmadığı, talebin fer'î niteliğindeki faiz başlangıç tarihi yönünden ise istinaf hakkının bulunmadığı, öte yandan davacı vekilinin dayandığı temerrüt ihtarlarının birleşen davaya konu alacak kalemlerine ilişkin olduğu ve asıl dava konusu alacak talebi yönünden davadan önce davalının temerrüde düşürüldüğüne dair ihtarnamesinin bulunmadığı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir. 3. Bölge Adliye Mahkemesinin 17.10.2023 tarihli direnme kararının süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 29.05.2024 tarihli, 2024/6-118 E., 2024/289 K. sayılı kararı ile Bölge Adliye Mahkemesince davacının asıl davada istinaf kesinlik sınırının üzerinde olan ve kabul edilen 418.628,78 TL tutarındaki asıl alacağa bağlı fer'î nitelikteki faiz başlangıç tarihine yönelik istinaf başvurusunun esastan incelenerek hâsıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle direnme kararının Dairemiz bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı bozulmasına karar verilmiştir. 4. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her ne kadar davacı vekili dava konusu haksız kesintilerin dava tarihinden değil her bir kesinti tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiğini bildirmiş ise de dosyanın tetkikinde, davacı tarafça dava konusu haksız kesintilere ilişkin herhangi bir temerrüt ihtarının düzenlenmediği, davacı vekili tarafından dosyaya ibraz edilen ve ihtar niteliğinde olduğu bildirilen yazıların ise dava konusu kesintilere ilişkin olup olmadığının belirlenemediği, farklı dava dosya numaralarının yazıldığı, kesinti tarihlerinden öncesine ait bir kısım yazışmaların ise temerrüt ihtarı niteliğinde olmadığı, zira iadesi istenen kesinti miktarını ve ödeme süresini açıkça içermediği, yargılama sırasında alınan bilirkişi raporlarında da aynı yönde belirleme yapıldığı, davacı vekilinin bu yöne ilişkin itirazlarının mahkemece de giderildiği, bu durumda davacı vekilinin her bir kesinti tarihinden itibaren faize hükmedilmesi yönündeki itirazları yerinde olmayıp bu yöne ilişkin talebin esastan incelenmesi sonucu yerinde olmadığı gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulü ile 418.628,78 TL davacı alacağının 03.12.2012 dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davacının faizin başlangıcına yönelik talebinin reddine, birleşen davaların ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; asıl davada hakedişlerden yapılan haksız kesintilerin yapıldığı tarihten itibaren avans faizine karar verilmesi gerektiğini, haksız kesinti yapılması üzerine davacı 12.04.2011 ve 27.07.2012 tarihinde kesintilerle ilgili davalıya başvuruda bulunduğunu, bu başvurular ile davalının temerrüde düşürüldüğünü, birleşen davalar yönünden yönünden davacının taşeronlarına yansıttığı kesintiye, bu kesintiler dolaysıyla aleyhinde davalar açılmasına ve davalar sonunda fer'ileri ile birlikte ödeme yapmak zorunda kalmasına davalının sebebiyet verdiğini, müvekkilin uğramış olduğu bu zarar ile davalı işlemi arasında uygun illiyet bağı olduğunu beyan etmektedir. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; talebin zamanaşımına uğradığını ve hakedişlere ihtirazi kayıt konulmadığını, yükleniciye yapılacak ödemelerde Hazinece karşılanan tutarların dikkate alınması ve hakediş ödemelerden mahsup edilmesi gerektiğini, avans faizine hükmedilmesinin de hatalı olduğunu beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, arasında hizmet sözleşmelerinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkan bulunmadığı anlaşılmakla; taraf vekillerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.04.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! db4a8da1c29f9cf9 be4cec4ad3945ddb