Yargıtay Kararları › Yargıtay 6. Hukuk Dairesi › Nisan 2025 › 2024/2908 E., 2025/1763 K.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2024/2908 E., 2025/1763 K. (29.04.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2908
Karar No
2025/1763
Karar Tarihi
29.04.2025
Konu
Tapu

6. Hukuk Dairesi 2024/2908 E. , 2025/1763 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/44 E., 2024/371 K. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 29.04.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde davacı asil ... ve vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... ...’nın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan davacı asil ve avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; ... Göleti inşaatı yapım işinin davacı tarafından 09.10.2001 tarihinde eksiksiz ve kusursuz olarak tamamlandığını, buna rağmen davalı kurumun kusurlu olarak işin kabulünü geciktirerek 01.05.2007 tarihinde gerçekleştirdiğini, davalı kurumun tamamen kendi kusuru sebebiyle 6 yıllık bir gecikmeyle işin kabulünü yapıp, davacının mağduriyetine sebebiyet verdiğini, davacının kesin hesap alacağının 01.05.2007 tarihindeki birim fiyatları üzerinden 2007 yılı mali yılı içinde ödenmesi gerekirken davalı kurum tarafından usul ve yasaya aykırı olarak 04.05.2011 tarihinde 2001 yılı birim fiyatları üzerinden ödendiğini, davacının tüm yasal haklarını korumak ve kullanmak için davalı kurumca 2001 yılı birim fiyatlarına göre hazırlanan hakedişi ihtirazi kayıt ile imzaladığını, böylece davalı idare tarafından davacıya ihtirazi kayıt ile 05.04.2011 tarihinde yaklaşık 10 yıllık gecikmeyle bir baraj inşaatının %23,50 mertebesindeki ödenmeyen kısmı için 328.499,57 TL ödendiğini, davacıya 2001 yılı birim fiyatları üzerinden yapılan bu bedel yönünden ödeme tarihine kadar en azından 2011 yılına göre doğan eskalasyon farkının ödenmesi gerektiğini, bu yönden davacının zararı bulunmakta olup, ödenen 328.499,57 TL açısından bu bedelin 05.04.2011 tarihinde ve faizsiz olarak ödenmesi sebebiyle uğranılan munzam zararın tazmini gerektiğini, yine davacı tarafından davalı aleyhine Samsun 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/278 E. sayılı dosyasında açılan davada geçici kabulün işin fiilen tamamlanmasından 6 yıl sonra yapılmasında hiçbir kusuru olmayan davacıya 2007 yılı yerine 2001 yılı birim fiyatları üzerinden ödeme yapılmasının davacı yüklenicinin aleyhine sonuç doğuracağı belirtilip davacının kesin hakedişinin 2007 yılı birim fiyatlarına göre hesaplanıp eskalasyon fiyat farkı alacağı ve KDV olarak 760.476,51 TL'nin davalı kurumdan tahsiline karar verilip, verilen kararın Yargıtay onaması ile kesinleştiğini, kararın Samsun 5. İcra Dairesinin 2013/6289 Esas sayılı dosyasında 02.10.2014 tarihinde ödendiğini, ancak davacının zararının geçmiş günler faizinden çok fazla olduğu gibi faizle karşılanamayacak zararının da söz konusu olduğunu, davalı idarenin birçok defa davacının başvurusuna rağmen sözleşme ve yasal düzenlemelere aykırı davranıp davacının telafisi mümkün olmayacak derecede munzam zararına sebebiyet verdiğini, Samsun 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açılan davada mahkemece eskalasyon kat sayısı kullanarak 2007 yılı fiyatlarına dönüştürülen alacağın 2014 yılında ödendiğini, eskalasyon kat sayısının esasen basit bir faiz uygulaması olup, devam eden işlerde yıllar içinde meydana gelebilen fiyat artışı ve eksilişlerini ara hakedişlere yansıtılmasına yönelik uygulama olup, davacının aşkın zararının telafi etmesinin mümkün olmadığını, yüksek orandaki kesin hesap alacağının ödenmemesiyle zora düşen davacının bozulan banka ilişkileri ödenemeyen vergi borçları ve diğer piyasa borçları nedeniyle iş yapamaz duruma düşüp bütün ticari kredileri bankalar ve piyasa nezdinde ticari itibarının yok olduğunu, tüm araçlarının haciz edildiğini, banka vergi borçlarının katlanıp iş ve inşaat makinalarının haciz ve satış yoluyla elinden çıktığını geçim sıkıntısı nedeniyle aile birliğinin bozulduğunu ve davacının hak ettiği alacakları zamanında alamamaktan dolayı açıkça acze düştüğünü, yine davacının Samsun 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin kararı ile ödenmesine karar verilen alacağından çok fazla faiz ile karşılanamayacak bir munzam zararının söz konusu olduğunu, davacının bağlı bulunduğu vergi dairelerindeki vergi borçları, 2001 yılından 2014 yılına kadar ki SGK borçları ayrıca vasıtalar ve tapu kaydında görülen borçların munzam zararını oluşturduğunu, davalı idarenin kusuru nedeniyle, davacının elindeki tüm makine parkını kaybettiğini, makine parkı elinde olsaydı iş yapabilecek ihalelere girebilecek araçları kiraya vererek gelir elde edebilecekken bunlardan yoksun kaldığını, bütün bu makine parkının elinden çıkması ve kaybının munzam zararı olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere HMK 107 maddesi gereği bilirkişi incelemesiyle alacağın tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda artırılmak üzere şimdilik 25.000,00 TL munzam zararın ait olduğu dönem tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından aynı konu ve sebebe dayanılarak davalı idare aleyhine Samsun 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/278 Esas sayılı dosyasında 25.06.2013 tarihli ve 2013/296 Karar sayılı karar ile davacının davasının kısmen kabulüne karar verilip kararın kesinleştiğini, davacının tüm talep ve iddialarını söz konusu davada da ileri sürdüğünü savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 11.04.2023 tarihli, 2020/579 E., 2023/180 K. sayılı kararı ile Samsun 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2011/718 E., 2013/296 K. sayılı ilamına göre borçlu idarenin temerrüt tarihleri, 15.000,00 TL için 27.05.2011 tarihi, 745.476,51 TL içinse 29.01.2013 tarihi olduğu nazara alınarak, munzam zararın tespitinde öncelikle borçlunun temerrüde düştüğü tarihten ödemenin gerçekleştiği 02.10.2014 tarihi tarihe kadar geçen süre içinde, her yıl itibariyle gerçekleşen yıllık enflasyon artış oranı, bu oranın eşya fiyatlarına yansıma durumu, mevduat ve Devlet Tahvillerine uygulanan faiz oranları, Türk Lirası karşısında döviz kurlarında meydana gelen değişikliklere ilişkin listelere göre ve istinaf ilamında belirtilen hususları kapsayacak şekilde ve hükme esas alınan 13.01.2023 tarihli ek raporda davacının munzam zararının 27.670,73 TL olarak hesap edildiği, eldeki davada davacıya yüklenilebilecek herhangi bir kusur bulunmadığı, davalı kurumun ise kamu kurumu olduğu nazara alındığında, mevcut durumda 13.01.2023 tarihli bilirkişi raporu ile belirlenen miktardan, bahsedilen maddeler çerçevesinde davacı aleyhine olacak şekilde indirim yapılmaması gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 27.670,73 TL munzam zarar alacağının 02.10.2014 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı taraf ödenmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 14.06.2023 tarih ve 2023/1765 E., 2023/1645 K. sayılı kararı ile dosya içeriğine, toplanan delillere, hükme esas alınan usul ve yasaya uygun bilirkişi raporuna, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmesinde ve hükmün fer'ilerinde usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin 14.06.2023 tarihli kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 11.12.2023 tarihli ve 2023/2935 E., 2023/4187 K. sayılı ilamıyla, Samsun 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2011/278 E. sayılı dosyasında, davanın açıldığı tarihe kadar davacının sözleşmeden kaynaklanan munzam zararının talep edildiği, işbu davada ise zararının Samsun 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen dava ile karşılanamayacak derecede fazla olduğunu ve bu zararın talep edildiği, bu suretle her iki davanın talep sonucunun ve dava konularının aynı olması nedeni ile tarafları, dava sebebi ve dava konusu aynı olan ve kesin hükme bağlanan Samsun 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2011/278 E. sayılı davasından verilen hükmün HMK’nın 330/1 maddesi gereğince işbu dava yönünden kesin hüküm teşkil ettiği, Samsun 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2011/278 E. sayılı dosyasından verilen fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile eksik yapılan ödemeden yıllara göre fiyat artışının uygulanmayışından dolayı zararlarının saklı tutulması ile ilgili taleple ilgili olarak fazlaya dair davacı talebinin reddine ilişkin kararının da bu anlamda kesin hüküm niteliğinde olduğu değerlendirilerek davanın reddinin gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, Samsun 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2011/278 E. sayılı davasından verilen hükmün kesin hüküm niteliğinde olduğu, bu hali ile HMK'nın 114/1-i maddesindeki dava şartına aykırılık bulunduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. Samsun 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/278 E. sayılı dosyasında verilen hüküm ile bu davadaki talep ve yargılama konusunun ilişiğinin bulunmadığını, b. Yüksek Mahkemece eksik tahkikatla karar verildiğini, c. Davalı tarafın kesin hükümle ilgili itirazının mahkemenin 17.12.2015 tarihli ön inceleme tutanağında reddedildiğini, d. Samsun 3.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/278 E. sayılı dosyanın munzam zarara ilişkin olmadığını beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanan munzam zarar alacağının tahsili istemine ilişkindir. Para borçlarında borçlunun temerrüdünün bir sonucu niteliğindeki munzam (aşkın) zarar taraflar arasındaki eser sözleşmesinin düzenlendiği tarihte yürürlükte bulunan 818 sayılı BK’nın 105. (T.B.K. 122) maddesinde düzenlenmiştir. BK'nın 105/1 maddesi ‘Alacaklının düçar olduğu zarar geçmiş günler faizinden fazla olduğu surette borçlu kendisine hiç bir kusur isnat edilemiyeceğini ispat etmedikçe bu zararı dahi tazmin ile mükelleftir’ hükmünü içermektedir. Anılan madde hükmüne göre alacaklının borçludan munzam zararını isteyebilmesi için; para borcunun ifasında borçlunun temerrüde düşmüş olması, temerrüt faizini aşan bir zararının bulunması, söz konusu zararla borçlunun temerrüdü arasında uygun illiyet bağının bulunması ve borçlunun kusurunun bulunması gerekmektedir. Samsun 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2011/278 E., 2013/296 K. sayılı dosyasında davacının, 09.01.2001 tarihinde edimlerin yerine getirildiği, işin geçici kabulünün 01.05.2007 yapıldığı, kesin hesabın 2001 yılı birim fiyatları ile çıkarılarak ödemenin 04.05.2011 tarihinde yapıldığı iddiasıyla 2001-2007 tarihleri arasındaki eskalasyon fiyat farkı alacağının ödenmesini talep ettiği, mahkemece, davacının geçici kabulün yapıldığı 2007 yılının fiyatlarıyla fiyat farkı alacağına hak kazandığı kabul edilerek KDV dahil 760.476,51 TL fiyat farkı alacağının davalıdan tahsiline karar verildiği, taraf vekillerinin temyiz istemi üzerine Dairemizin (Kapatılan 15. Hukuk Dairesi) 03.07.2014 tarihli ilamıyla, alacağın 15.000,00 TL’sine 27.05.2011 dava tarihinden, 745.476,51 TL’sine de 29.01.2013 ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline şeklinde mahkeme kararının değiştirilmiş bu şekliyle düzeltilerek onanmasına karar verildiği, kararın 16.02.2015 tarihinde kesinleştiği görülmüştür. Dairemizin 11.12.2023 tarihli bozma ilamında, Samsun 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2011/278 E. sayılı dava dosyasının işbu dava yönünden kesin hüküm teşkil ettiği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiş ise de, işbu davada davacı, 2011/278 E. sayılı davada talep edilip hükmedilen eskalasyon fiyat farkı alacağını aşan zararını ve hükmedilen bedelin 02.10.2014 ödenmesinden dolayı dava tarihi ile ödeme tarihi arasında temerrüt faizini aşan zararını talep ettiğinden işbu davadaki talep ile anılan davadaki talep aynı olmadığından işbu davanın kesin hüküm teşkil etmeyeceği görülmüştür. Bu durumda mahkemece, 2011/278 E. sayılı davada hükmedilen bedelin 02.10.2014 tarihinde ödendiği göz önünde bulundurularak, 2011/278 E. sayılı davada talep edilip hükmedilen eskalasyon fiyat farkı alacağını aşan zarar ile dava ve ıslah tarihlerinden itibaren yasal faiziyle birlikte hükmedilen bedeller yönünden ödeme tarihine kadar yasal faizle karşılanamayan zararın hesaplattırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden eksik inceleme ve yanlış değerlendirme ile karar verilmesi doğru olmamış, HMK’nın 373/6 maddesi de dikkate alınarak kararın bozulması uygun görülmüştür.

VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının davacı yararına BOZULMASINA, 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak Yargıtaydaki duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davacıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 29.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 38e9ef2ffe6e016e 0e335f10ff848971 This XML file does not appear to have any style information associated with it. The document tree is shown below. 6. Hukuk Dairesi 2024/2908 E. , 2025/1763 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/44 E., 2024/371 K. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 29.04.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde davacı asil ... ve vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... ...’nın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan davacı asil ve avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; ... Göleti inşaatı yapım işinin davacı tarafından 09.10.2001 tarihinde eksiksiz ve kusursuz olarak tamamlandığını, buna rağmen davalı kurumun kusurlu olarak işin kabulünü geciktirerek 01.05.2007 tarihinde gerçekleştirdiğini, davalı kurumun tamamen kendi kusuru sebebiyle 6 yıllık bir gecikmeyle işin kabulünü yapıp, davacının mağduriyetine sebebiyet verdiğini, davacının kesin hesap alacağının 01.05.2007 tarihindeki birim fiyatları üzerinden 2007 yılı mali yılı içinde ödenmesi gerekirken davalı kurum tarafından usul ve yasaya aykırı olarak 04.05.2011 tarihinde 2001 yılı birim fiyatları üzerinden ödendiğini, davacının tüm yasal haklarını korumak ve kullanmak için davalı kurumca 2001 yılı birim fiyatlarına göre hazırlanan hakedişi ihtirazi kayıt ile imzaladığını, böylece davalı idare tarafından davacıya ihtirazi kayıt ile 05.04.2011 tarihinde yaklaşık 10 yıllık gecikmeyle bir baraj inşaatının %23,50 mertebesindeki ödenmeyen kısmı için 328.499,57 TL ödendiğini, davacıya 2001 yılı birim fiyatları üzerinden yapılan bu bedel yönünden ödeme tarihine kadar en azından 2011 yılına göre doğan eskalasyon farkının ödenmesi gerektiğini, bu yönden davacının zararı bulunmakta olup, ödenen 328.499,57 TL açısından bu bedelin 05.04.2011 tarihinde ve faizsiz olarak ödenmesi sebebiyle uğranılan munzam zararın tazmini gerektiğini, yine davacı tarafından davalı aleyhine Samsun 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/278 E. sayılı dosyasında açılan davada geçici kabulün işin fiilen tamamlanmasından 6 yıl sonra yapılmasında hiçbir kusuru olmayan davacıya 2007 yılı yerine 2001 yılı birim fiyatları üzerinden ödeme yapılmasının davacı yüklenicinin aleyhine sonuç doğuracağı belirtilip davacının kesin hakedişinin 2007 yılı birim fiyatlarına göre hesaplanıp eskalasyon fiyat farkı alacağı ve KDV olarak 760.476,51 TL'nin davalı kurumdan tahsiline karar verilip, verilen kararın Yargıtay onaması ile kesinleştiğini, kararın Samsun 5. İcra Dairesinin 2013/6289 Esas sayılı dosyasında 02.10.2014 tarihinde ödendiğini, ancak davacının zararının geçmiş günler faizinden çok fazla olduğu gibi faizle karşılanamayacak zararının da söz konusu olduğunu, davalı idarenin birçok defa davacının başvurusuna rağmen sözleşme ve yasal düzenlemelere aykırı davranıp davacının telafisi mümkün olmayacak derecede munzam zararına sebebiyet verdiğini, Samsun 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açılan davada mahkemece eskalasyon kat sayısı kullanarak 2007 yılı fiyatlarına dönüştürülen alacağın 2014 yılında ödendiğini, eskalasyon kat sayısının esasen basit bir faiz uygulaması olup, devam eden işlerde yıllar içinde meydana gelebilen fiyat artışı ve eksilişlerini ara hakedişlere yansıtılmasına yönelik uygulama olup, davacının aşkın zararının telafi etmesinin mümkün olmadığını, yüksek orandaki kesin hesap alacağının ödenmemesiyle zora düşen davacının bozulan banka ilişkileri ödenemeyen vergi borçları ve diğer piyasa borçları nedeniyle iş yapamaz duruma düşüp bütün ticari kredileri bankalar ve piyasa nezdinde ticari itibarının yok olduğunu, tüm araçlarının haciz edildiğini, banka vergi borçlarının katlanıp iş ve inşaat makinalarının haciz ve satış yoluyla elinden çıktığını geçim sıkıntısı nedeniyle aile birliğinin bozulduğunu ve davacının hak ettiği alacakları zamanında alamamaktan dolayı açıkça acze düştüğünü, yine davacının Samsun 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin kararı ile ödenmesine karar verilen alacağından çok fazla faiz ile karşılanamayacak bir munzam zararının söz konusu olduğunu, davacının bağlı bulunduğu vergi dairelerindeki vergi borçları, 2001 yılından 2014 yılına kadar ki SGK borçları ayrıca vasıtalar ve tapu kaydında görülen borçların munzam zararını oluşturduğunu, davalı idarenin kusuru nedeniyle, davacının elindeki tüm makine parkını kaybettiğini, makine parkı elinde olsaydı iş yapabilecek ihalelere girebilecek araçları kiraya vererek gelir elde edebilecekken bunlardan yoksun kaldığını, bütün bu makine parkının elinden çıkması ve kaybının munzam zararı olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere HMK 107 maddesi gereği bilirkişi incelemesiyle alacağın tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda artırılmak üzere şimdilik 25.000,00 TL munzam zararın ait olduğu dönem tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından aynı konu ve sebebe dayanılarak davalı idare aleyhine Samsun 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/278 Esas sayılı dosyasında 25.06.2013 tarihli ve 2013/296 Karar sayılı karar ile davacının davasının kısmen kabulüne karar verilip kararın kesinleştiğini, davacının tüm talep ve iddialarını söz konusu davada da ileri sürdüğünü savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 11.04.2023 tarihli, 2020/579 E., 2023/180 K. sayılı kararı ile Samsun 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2011/718 E., 2013/296 K. sayılı ilamına göre borçlu idarenin temerrüt tarihleri, 15.000,00 TL için 27.05.2011 tarihi, 745.476,51 TL içinse 29.01.2013 tarihi olduğu nazara alınarak, munzam zararın tespitinde öncelikle borçlunun temerrüde düştüğü tarihten ödemenin gerçekleştiği 02.10.2014 tarihi tarihe kadar geçen süre içinde, her yıl itibariyle gerçekleşen yıllık enflasyon artış oranı, bu oranın eşya fiyatlarına yansıma durumu, mevduat ve Devlet Tahvillerine uygulanan faiz oranları, Türk Lirası karşısında döviz kurlarında meydana gelen değişikliklere ilişkin listelere göre ve istinaf ilamında belirtilen hususları kapsayacak şekilde ve hükme esas alınan 13.01.2023 tarihli ek raporda davacının munzam zararının 27.670,73 TL olarak hesap edildiği, eldeki davada davacıya yüklenilebilecek herhangi bir kusur bulunmadığı, davalı kurumun ise kamu kurumu olduğu nazara alındığında, mevcut durumda 13.01.2023 tarihli bilirkişi raporu ile belirlenen miktardan, bahsedilen maddeler çerçevesinde davacı aleyhine olacak şekilde indirim yapılmaması gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 27.670,73 TL munzam zarar alacağının 02.10.2014 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı taraf ödenmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 14.06.2023 tarih ve 2023/1765 E., 2023/1645 K. sayılı kararı ile dosya içeriğine, toplanan delillere, hükme esas alınan usul ve yasaya uygun bilirkişi raporuna, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmesinde ve hükmün fer'ilerinde usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin 14.06.2023 tarihli kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 11.12.2023 tarihli ve 2023/2935 E., 2023/4187 K. sayılı ilamıyla, Samsun 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2011/278 E. sayılı dosyasında, davanın açıldığı tarihe kadar davacının sözleşmeden kaynaklanan munzam zararının talep edildiği, işbu davada ise zararının Samsun 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen dava ile karşılanamayacak derecede fazla olduğunu ve bu zararın talep edildiği, bu suretle her iki davanın talep sonucunun ve dava konularının aynı olması nedeni ile tarafları, dava sebebi ve dava konusu aynı olan ve kesin hükme bağlanan Samsun 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2011/278 E. sayılı davasından verilen hükmün HMK’nın 330/1 maddesi gereğince işbu dava yönünden kesin hüküm teşkil ettiği, Samsun 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2011/278 E. sayılı dosyasından verilen fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile eksik yapılan ödemeden yıllara göre fiyat artışının uygulanmayışından dolayı zararlarının saklı tutulması ile ilgili taleple ilgili olarak fazlaya dair davacı talebinin reddine ilişkin kararının da bu anlamda kesin hüküm niteliğinde olduğu değerlendirilerek davanın reddinin gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, Samsun 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2011/278 E. sayılı davasından verilen hükmün kesin hüküm niteliğinde olduğu, bu hali ile HMK'nın 114/1-i maddesindeki dava şartına aykırılık bulunduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. Samsun 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/278 E. sayılı dosyasında verilen hüküm ile bu davadaki talep ve yargılama konusunun ilişiğinin bulunmadığını, b. Yüksek Mahkemece eksik tahkikatla karar verildiğini, c. Davalı tarafın kesin hükümle ilgili itirazının mahkemenin 17.12.2015 tarihli ön inceleme tutanağında reddedildiğini, d. Samsun 3.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/278 E. sayılı dosyanın munzam zarara ilişkin olmadığını beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanan munzam zarar alacağının tahsili istemine ilişkindir. Para borçlarında borçlunun temerrüdünün bir sonucu niteliğindeki munzam (aşkın) zarar taraflar arasındaki eser sözleşmesinin düzenlendiği tarihte yürürlükte bulunan 818 sayılı BK’nın 105. (T.B.K. 122) maddesinde düzenlenmiştir. BK'nın 105/1 maddesi ‘Alacaklının düçar olduğu zarar geçmiş günler faizinden fazla olduğu surette borçlu kendisine hiç bir kusur isnat edilemiyeceğini ispat etmedikçe bu zararı dahi tazmin ile mükelleftir’ hükmünü içermektedir. Anılan madde hükmüne göre alacaklının borçludan munzam zararını isteyebilmesi için; para borcunun ifasında borçlunun temerrüde düşmüş olması, temerrüt faizini aşan bir zararının bulunması, söz konusu zararla borçlunun temerrüdü arasında uygun illiyet bağının bulunması ve borçlunun kusurunun bulunması gerekmektedir. Samsun 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2011/278 E., 2013/296 K. sayılı dosyasında davacının, 09.01.2001 tarihinde edimlerin yerine getirildiği, işin geçici kabulünün 01.05.2007 yapıldığı, kesin hesabın 2001 yılı birim fiyatları ile çıkarılarak ödemenin 04.05.2011 tarihinde yapıldığı iddiasıyla 2001-2007 tarihleri arasındaki eskalasyon fiyat farkı alacağının ödenmesini talep ettiği, mahkemece, davacının geçici kabulün yapıldığı 2007 yılının fiyatlarıyla fiyat farkı alacağına hak kazandığı kabul edilerek KDV dahil 760.476,51 TL fiyat farkı alacağının davalıdan tahsiline karar verildiği, taraf vekillerinin temyiz istemi üzerine Dairemizin (Kapatılan 15. Hukuk Dairesi) 03.07.2014 tarihli ilamıyla, alacağın 15.000,00 TL’sine 27.05.2011 dava tarihinden, 745.476,51 TL’sine de 29.01.2013 ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline şeklinde mahkeme kararının değiştirilmiş bu şekliyle düzeltilerek onanmasına karar verildiği, kararın 16.02.2015 tarihinde kesinleştiği görülmüştür. Dairemizin 11.12.2023 tarihli bozma ilamında, Samsun 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2011/278 E. sayılı dava dosyasının işbu dava yönünden kesin hüküm teşkil ettiği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiş ise de, işbu davada davacı, 2011/278 E. sayılı davada talep edilip hükmedilen eskalasyon fiyat farkı alacağını aşan zararını ve hükmedilen bedelin 02.10.2014 ödenmesinden dolayı dava tarihi ile ödeme tarihi arasında temerrüt faizini aşan zararını talep ettiğinden işbu davadaki talep ile anılan davadaki talep aynı olmadığından işbu davanın kesin hüküm teşkil etmeyeceği görülmüştür. Bu durumda mahkemece, 2011/278 E. sayılı davada hükmedilen bedelin 02.10.2014 tarihinde ödendiği göz önünde bulundurularak, 2011/278 E. sayılı davada talep edilip hükmedilen eskalasyon fiyat farkı alacağını aşan zarar ile dava ve ıslah tarihlerinden itibaren yasal faiziyle birlikte hükmedilen bedeller yönünden ödeme tarihine kadar yasal faizle karşılanamayan zararın hesaplattırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden eksik inceleme ve yanlış değerlendirme ile karar verilmesi doğru olmamış, HMK’nın 373/6 maddesi de dikkate alınarak kararın bozulması uygun görülmüştür.

VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının davacı yararına BOZULMASINA, 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak Yargıtaydaki duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davacıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 29.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 38e9ef2ffe6e016e 0e335f10ff848971 ... ...

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi – Nisan 2025 kararlarının tamamı