Yargıtay Kararları › Yargıtay 6. Hukuk Dairesi › Eylül 2025 › 2024/2434 E., 2025/3025 K.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2024/2434 E., 2025/3025 K. (22.09.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2434
Karar No
2025/3025
Karar Tarihi
22.09.2025
Konu
Tazminat, Tapu

6. Hukuk Dairesi 2024/2434 E. , 2025/3025 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Van Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1784 E., 2024/358 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Van 5. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/660 E., 2022/507 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; ... devlet yolu çalışmaları sırasında yolun üzerine toprak örtülmesi sonucunda zarara uğradığı iddiası ile vekil eden aleyhine idare mahkemesinde açılan davanın kabul edildiğini, başlatılan icra takibi üzerine ödeme yapıldığını, vekil eden ile davalı arasında imzalanan sözleşme uyarınca söz konusu yolun yapım işinin davalı tarafından üstlenildiğini, davalının zarardan sorumlu olduğunu beyanla fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla 403.746,46 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan rücuen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalının cevap dilekçesinde; vekil edenin ihaleyi 2008 Ekim ayında kazandığını, acil eylem planı kapsamında yaptırılmış olan söz konusu yol güzergahının davacı kurum tarafından belirlendiğini, daha sonra bu güzergahın değiştirildiğini, yeni güzergahın tapulu arazilerden geçmediğini, yolun kamulaştırma zorluğu olmayan ve maliyetin düşük olması sebebiyle tercih edildiğini, müvekkili firma tarafından verilen talimat ve proje çerçevesinde yol çalışması yapıldığını, davacı idarenin bahse konu yerin orman arazisi olduğunu belirttiğini, müvekkili firmanın, davacı idarenin var olan projesini uyguladığını, kadim sulama kanalının yol platformunun altında kaldığını ve bu konu hakkında davacı idareden resmi yazıyla görüş sorduğunu, ancak yeterli cevap alamadığını, köylü vatandaşın kanal yapılmasına müsaade etmediğini, akabinde davacı idarenin tespitinde anılan sorunun kanalların bahar aylarında dolmasından kaynaklandığını, buna rağmen müvekkili firma tarafından koruge boru döşendiğini, davacı idareye göre su geldiği takdirde tarlalara suyun akacağını, hemen yakında bir menfez imalatı bulunduğunu ve vatandaşın tarlasına su verildiğinin tespit edildiğini, ağaçlarda sulamadan dolayı herhangi bir zarar oluşmadığını ve bu sebeple yol çalışması sebebiyle oluşmayan zarar için ağaçların incelenmesine gerek görülmediğinin belirtildiğini, tüm bu hususlar dikkate alındığında müvekkilinin kusurlu sayılmasının hukuken mümkün olmadığını, neticeten müvekkilinin davacı idarenin verdiği proje uyarınca işini yaptığını belirterek açıklanan nedenlerle davacı tarafından açılan haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı idare her ne kadar anılan idare mahkemesi dosyasında dava dışı tarla sahiplerinin ağaçların kurumasından hizmet kusuru nedeniyle sorumlu tutulmuş ise de, meydana gelen, gelmesi beklenen ve idari yargı davasına konu zarar konusunda davacı idarenin en başından beri haberdar ve sürecin içerisinde olduğu, davalının üzerine düşen tüm sorumlulukları yerine getirdiği, ihaleye ilişkin dosyada bulunan bila tarihli dilekçede, davalı şirketin eseri meydana getirdiği sırada davacı idareyi davaya konu su arkı ile ilgili meseleden haberdar ettiği, nitekim davacı idarenin bu ihbar üzerine su arkına zarar vermeden yolun nasıl inşa edileceği konusunda bizzat olay yerinde kendi kontrol memurları vasıtasıyla keşif yaptığı, ilgili keşifte davacı idare kontrol memurları tarafından tutulan 25.06.2009 ve 14.07.2009 tarihli tutanaklardan idarenin su kanalının tamiri için teşebbüste bulunduğu, fakat köylülerin yapılan çalışmalara engel olduğuna dair tutanak tutulduğu 25.06.2007, 14.07.2009 tarihli tutanakta ise tarlalara su akışı yapımamasının yol çalışmalarından ziyade su kanalının dolmasından kaynaklandığı, su geçişinin sağlanması için 600 çapında koruge boruların döşendiği tarlalara su geçişinin sağlandığı fakat suyun tarlalara köylülerce aktarılmadığına dair açıkça tutanak tutulduğunun görüldüğü, idarenin su arkının onarılması için davalı vasıtasıyla gerekli çalışmaları yaptığını fakat köylülerin engel olduğunu, bunun üzerine kanal imalâtına son verildiğini, fakat yine de suyun geçişinin sağlanması için koruge boruların döşendiğini ve boruların kış aylarında donmaması için vatandaşlara izocam temin edildiğini beyan ettiği, aynı şekilde davacı tarafından idare mahkemesi dosyasına verilen cevap dilekçelerinde de köylülerin mağdur olmaması için tamamen proje alanı dışında olan kesimde kanal çalışması yapıldığı ve koruge borularla suyun mevcut platforma ulaşmasının yüklenci firma tarafından sağlandığı, fakat köylülerin kanal çalışmasının durdurulmasını talep etmeleri ve müracaatları nedeniyle yüklenici firmaya bilgi verilerek kanal çalışmalarının durdurulduğu, sonrasında verilen dilekçelerle suyun geçici olarak aktarılması hususunun istenilmesi nedeniyle idare tarafından yüklenici firmaya koruge boru temin ettirilerek su yolunun platforma kadar olan kısmının yeniden onarıldığı ve koruge borularla aktarımın tamamlandığı, sonrasında köylülerin sulama yapmadığını, yüklenici firma tarafından iş makinesi verilmesine rağmen köylülerin suyun aktarımı için çaba göstermediklerini beyan ettiğinin anlaşıldığı, esasen davalı idarenin yazılı tutanak ve belgeleriyle davalının her türlü önlemi almaya yönelik işlemler yaptığı hususunun davacı idarece kabul edilmiş bulunduğu, davacı tarafından davalı aleyhine işbu davanın konusu ile aynı minvalde olan seri dosyalar ikame edilmiş olduğunu ve bu hususta 35 dosya bulunduğunu, bu nedenle AAÜT'nin ilgili hükmü uyarınca davalı lehine, huzurdaki davanın rücuen tazminat istemine ilişkin olduğu hususu da gözetilerek karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca tespit edilen maktu vekalet ücretinin % 50'si oranında avukatlık ücreti takdir edildiği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; uyuşmazlığın çözümünde Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu ve bu kanunda hüküm bulunmaması halinde Türk Borçlar Kanunu hükümlerinin uygulandığını, davalının iş yerinin yöneticisi olduğunu, iş yerinin denetleyicisinin ise idare tarafından görevlendirilen yapı denetim görevlileri olduğunu, yapı denetim görevlileri tarafından tutulan tutanakların sözleşme ve eklerine aykırı olduğunu, davalının 4735 sayılı Yasa ve şartname hükümleri gereğince sorumlu olduğunu, davalının yapım işleri genel şartnamesi gereğince ... Sigortası yaptırması gerekirken yaptırmadığını beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, eser sözleşmesinin ifası sırasında meydana gelen zararın rücuen tazmini talebine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu, taraflar arasında imzalı 25.06.2009 ve 14.07.2009 tarihli tutanaklar değerlendirildiğinde, davalı firmanın davacı idarenin talimatlarına harfiyen uyduğu ve görevini yerine getirdiği, işi sözleşmesine ve projesine göre eksiksiz ve hatasız olarak teslim ettiği tespit edildiğinden davalı firmanın bu hususta herhangi bir ihmali veya kusuru olmadığı anlaşıldığından, mahkemece verilen kararda isabetsizlik görülmemiştir. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA, Temyiz eden harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 5668ffb507549420 bf99f99543de28aa

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi – Eylül 2025 kararlarının tamamı