Yargıtay Kararları › Yargıtay 6. Hukuk Dairesi › Eylül 2025 › 2024/2343 E., 2025/2983 K.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2024/2343 E., 2025/2983 K. (18.09.2025)

Mahkeme
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2343
Karar No
2025/2983
Karar Tarihi
18.09.2025

6. Hukuk Dairesi 2024/2343 E. , 2025/2983 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/69 E., 2023/37 K. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirket ile davalı arasında alüminyum ısı yalıtımları ısı yalıtımsız cam ve aksesuar cam ve aksesuar elemanları, dış cephe ön kısım imalatının yapımı konusunda sözleşme imzalandığını, müvekkili şirketin sözleşmede yapımı kararlaştırılan işe karşılık malzeme bedeli, banka havalesi, çek bedeli olarak toplam 83.060,00 TL ödeme yapıldığını, 25.000,00 TL çekin ise davalı ... Yapı Mühendisliği adına ...'a verildiğini, sözleşmede işin teslim tarihinin 01.12.2016 tarihi olarak belirtildiğini, teslim tarihinde işin çok az bir kısmının tamamlandığını, sözleşmenin feshedilerek kalan işin başka yükleniciye yaptırıldığını, davalıya fazladan yapılan ödemenin iadesi ve davalının sözleşmeye aykırı davranması nedeniyle uğranılan zararın tazmini için fazlaya ilişkin dava talep hakları saklı kalmak kaydı ile 10.000,00 TL alacağın ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, 28.12.2022 tarihli dilekçesi ile davasını ıslah ederek talebini 65.349,59 TL’ye çıkarmıştır.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı iş sahibinin sözleşme gereği üzerine düşen sadakat ve özen görevini yerine getirmediğini, davanın haksız ve hukuka aykırı olarak açıldığını belirterek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 05.03.2020 tarihli kararı ile; davanın kısmen kabulü ile 1.880,99 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 05.03.2020 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 09.11.2020 tarihli, 2020/1231 Esas, 2020/1459 Karar sayılı ilamı ile davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 09.11.2020 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 08.12.2021 tarihli, 2021/450 Esas, 2021/2122 Karar sayılı ilamı ile eser sözleşmesinin tek taraflı irade beyanıyla feshi mümkün olup, davacı işsahibi 30.01.2017 tarihli ihtarname ile sözleşmeyi feshetttiğinden bundan sonra yapılan işlerin davacı tarafından tamamlandığı/tamamlatıldığına bir karine olduğu, sözleşmenin götürü bedelli olduğu ve karinenin aksinin davalı tarafından ispatlanamadığı, bu durumda yüklenici tarafından yapılan işin tüm işe göre fiziki oranı hesaplattırılıp bulunacak bu fiziki oranın, götürü bedele oranlanması suretiyle yüklenicinin hakettiği iş bedelinin bulunup, kanıtlanan ödemenin mahsubuyla fazla ödenmenin bulunup bulunmadığı belirlenip, alacak davasının sonuçlandırılması gerekirken bu hususlar gözetilmeden, işin sözleşme tarihindeki Çevre ve Şehircilik Bakanlığı birim fiyatlarına göre tespiti ile bu birim fiyatlar üzerinden yapılan hesaplama dikkate alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle karar bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda inşaat mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen 30.06.2022 tarihli bilirkişi raporunda; tanık beyanları ve davacı tarafından davalının işin yapımında kullandığına dair dosyaya sunulan faturalar değerlendirilerek davalı tarafından işin yapım oranına dair üç alternatifli hesaplama yapıldığı, üçüncü alternatif hesaplamanın dosya kapsamındaki delil, taraf defter ve belgelerine uygun olduğu, üçüncü alternatife göre davalı tarafın işi %39,187 fiziki oranında tamamladığı, davalı tarafından yapılan imalatların götürü bedeli üzerinden bedelinin 50.864,726 TL tutarında olduğu, 02.12.2022 tarihli SMMM bilirkişi raporuna göre davacının, davalıya 89.990,00 TL ödeme yaptığı, bu ödeme düşüldüğünde davacının, davalıdan 39.125,27 TL alacağının bulunduğu, eser sözleşmesinden doğan alacakların beş yıllık zamanaşımına tabi olduğu, sözleşme tarihinin 15.10.2016 olduğu, davacı tarafından davalıya keşide edilen ihtarname tarihinin 30.01.2017 olduğu, dava tarihinin 24.03.2017 olduğu, ıslah tarihinin 28.12.2022 olduğu, ıslah tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolduğundan davanın kısmen kabulü ile 10.000,00 TL'nin dava tarihi olan 24.03.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; yüklenicinin ağır kusurla işi hiç ya da gereği gibi ifâ etmediği durumlarda 20 yıllık zamanaşımı süresinin geçerli olduğunu, dava konusu olayda davalının ağır kusurlu olduğunu, yapması gereken işin %88'lik kısmını yapmadığını, işi süresinde tamamlamayarak temerrüde düştüğünü, bu hususun yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporları ve tüm delillere sabit hale geldiğini, diğer yandan dava konusunun alacak eser sözleşmesi nedeniyle fazladan ödenenen paranın sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca tahsiline yönelik olduğunu, Borçlar Kanunu'nun 82. maddedesinde sebepsiz zenginleşmeden doğan alacaklar için 10 yıllık zamanaşımı süresi öngörüldüğünü, Borçlar Kanun'un 478 ve 82 maddeler dikkate alındığında dava konusu alacaklar açısından zamanaşımı süresinin dolmadığını, 02.12.2022 tarihli bilirkişi raporunda; 2. alternatife göre davacının, davalıdan 65.349,59 TL alacağının bulunduğunun tespit edildiğini, bu hesaplamanın hükme esas alınması gerektiğini, bu doğrultuda 28.12.2022 tarihli ıslah dilekçesi ile taleplerini 65.349,59 TL olarak ıslah ederek eksik ıslah harcını yatırdıklarını, dosya kapsamında dinlenen tanık beyanları ile mevcut delillere göre davalı taraf sözleşme konusu işlerden sadece dış cephe işini yaptığını, kalan tüm işlerin müvekkili şirket tarafından başka firmaya yaptırıldığını, bu işlerle ilgili fatura düzenlendiğini ve tarafların ticari defterlerine bu faturaların kaydedildiğini beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, eser sözleşmesi nedeniyle fazla ödenen iş bedelinin iadesi istemine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 18.09.2025 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi KARŞI OY YAZISI İlk Derece Mahkemesince eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın 5 yıllık zamanaşımı süresine tabii olduğu dava tarihinin 24.03.2017, ıslah tarihinin ise 28.12.2022 tarihi olduğu 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle ıslah edilen miktar yönünden davanın reddine ilişkin kararı onayan çoğunluk görüşüne aşağıdaki gerekçelerle katılmıyoruz. Öncelikle kısmi dava açılması halinde ilk açılan davanın alacağın tümü yönünden zamanaşımının kesilmesi sonucunu doğurup doğurmayacağı konusunun değerlendirilmesi gerekir. 818 sayılı BK'nın 133. (TBK 154) maddede dava yoluyla mahkemeye başvurulmuş ise yani dava açılmışsa zamanaşımının kesileceği düzenlenmiştir. Bu maddenin de yorumunun sonucu olarak yerleşik yargısal uygulamalarda dava açılmakla ancak dava dilekçesindeki miktar için zamanaşımının kesileceği ve sadece dava açılan miktar için dava tarihinde temerrüt olgusunun gerçekleşeceği kabul edilmektedir. Yargısal uygulamalar bu yönde süregelmiş ise de 24.05.2019 tarihinde verilen 2017/8 esas, 2019/3 karar sayılı bir içtihadı birleştirme kararı çıkmış olup yerleşik uygulamadan dönülmesi gerekip gerekmediğinin bu karar kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. Sözünü ettiğimiz 24.05.2019 tarihli içtihadı birleştirme kararında "kısmi davada, dava konusu miktarın kısmi ıslahla faiz talebi belirtilmeksizin artırılması halinde, artırılan miktar bakımından dava dilekçesindeki faiz talebine bağlı olarak faize hükmedileceği belirtilmiştir. Bu karar zamanaşımı ile ilgili değilse de İçtihadı Bileştirme Kararlarının konularıyla sınırlı, sonuçlarıyla bağlayıcı olmakla birlikte gerekçeleriyle de yol gösterici olduğu unutulmamalıdır. Bu yol göstericilik kararın sonuç kısmının yorumlanması, kapsamının belirlenerek uygulanması için gerekli olduğu kadar, dayandığı esasların başka müesseselerin yorumlanıp uygulanabilmesinde de geçerli olacaktır. Yol göstericilik konusunda kararın tüm gerekçeleri değil; ana sonuçla bağlantılı ve bu sonuca hangi hukuksal nedenlerle varıldığını gösteren temel gerekçeler esas alınmak suretiyle bir sınırlama getirilmesi de içtihadı birleştirme kararlarının mahiyetine uygun bir sonuç olacaktır. Kaldı ki Yargıtay Kanunu 45/5. maddede içtihadı birleştirme kararlarının benzer hukukî konularda Yargıtay Genel Kurullarını, dairelerini ve adliye mahkemelerini bağlayacağı düzenlenmiş olduğundan benzer konular için de bu içtihadı birleştirme kararının uygulanması bir zorunluluktur. 24.05.2019 tarihli içtihadı birleştirme kararında varılan sonucun temel gerekçesi; ıslahla miktar artırımının ek dava niteliğinde olmayıp dava dilekçesindeki miktarın değiştirilmesi olduğudur. Bu temel gerekçenin varlığı; kararda yer verilen "...Ek dava ile kısmi dava arasında paralellik mevcut ise de ıslahla ilgili sorunların yine ıslah müessesi kapsamında sonuçlandırılarak değerlendirilmesi gerekir. Bu nedenle dava değerinin artırılması kısmi ıslah kapsamında olduğundan süregelen davanın devamıdır ki yeni bir dava ve ek dava olarak kabul edilemez. Artırılan tutar için harç yatırılması bir usul işlemidir; yeni bir dava açıldığı şeklinde yorumlanamaz..." biçimindeki açıklamalarda ve "...bu amaçla verilen bir ıslah dilekçesi dava dilekçesindeki istem ve ferilerini ortadan kaldırmayacak, sadece istenilen alacak rakamını değiştirecektir. Hal böyle olunca ıslahla artırılan tutar, yeni bir dava olmadığından, ilk dava dilekçesinde yer alan bütün unsurlar faiz istemi de dahil olmak üzere, ıslahla artırılan kısım için de uygulanabilir olmalıdır..." şeklinde yapılan açıklamalarda açıkça görülmektedir. Bu ifadeler kararın; sonuç kısmıyla da uyumlu ana ve en temel gerekçeleridir Bu karar temel gerekçesinden soyutlanarak yorumlanıp uygulanamayacağına göre, ıslahla miktarın artırılması halinde, bu miktar değişikliğinin, zamanaşımının kesilmesine neden olup olmadığı, zamanaşımını kesecek bir işlem ise hangi tarihte zamanaşımının kesileceği konusunda da kararın bu ana gerekçesinden yararlanılmalıdır. Bu yararlanmanın gerekliliği uygulama ve öğretide de kabul edilmekte ve şöyle açıklanmaktadır: İçtihadı birleştirme kararları bakımından her ne kadar sadece sonuç kısmı bağlayıcı olsa da sonuç kısmı ile gerekçenin sıkı irtibatı nedeni ile kararda varılan bağlayıcı sonucun anlamlandırılabilmesi, bağlayıcılığın gerekçeye genişletilmesi ile mümkündür. (Baki Kuru, İçtihatların Birleştirilmesi (Sevinç 1977), s. 33-34; Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü (Demir 2001) C. V, s. 4961. Aynı yönde Yargıtay HGK, 24.11.1965 T., 685/428, Baki Kuru, İçtihatların Birleştirilmesi, s. 34. Benzer şekilde Yargıtay 4. HD, 06.02.1973 T., 1972/5259 E., 1973/1036 K., Saim Üstündağ, Medeni Yargılama Hukuku (Nesil 2000) s. 65.; Nurbanu Erzurumlu Işık, Mahkeme İçtihatları Yoluyla Medenî Usûl Hukukunun İnşası, Doktora Tezi sf: 216). İçtihadı birleştirme kararlarının bağlayıcılığının kapsamının belirlenmesinde de karara etki eden gerekçenin dikkate alınması gerekir. Zira, içtihadı birleştirme kararları somut bir olayın çözümü bakımından değil; hukuk dünyasında anlamlandırılması ya da uygulanması bakımından soruna yol açan kurala yönelik soyut bir ilkenin ortaya konulmasına hizmet eder (Nurbanu Erzurumlu Işık, Mahkeme İçtihatları Yoluyla Medenî Usûl Hukukunun İnşası, Doktora Tezi sf: 216). Bu içtihadı birleştirme kararı ile ıslahla miktar artırımı ek dava olarak görülmemiş ve sadece dava dilekçesinde yazan miktarın değiştirilmesi, diğer bir ifadeyle bu miktarın düzeltilmesi olarak görülmüştür. Bu kararın sonucu olarak miktar artırımına ilişkin yapılan ıslahın da artık ek dava olarak görülmesi mümkün olmayıp dava dilekçesindeki miktar kısmının düzeltilmesi olarak kabul edilmesi gerekir. Düzeltilen dava dilekçesi olduğuna göre davacı tarafından ıslahın teşmil edildiği tarih de ilk dava tarihi olacaktır. Dava tarihine teşmil edilecek şekilde bir ıslah gerçekleştiğine göre, ıslahla artırılan miktar için de dava tarihinin artık ilk dava tarihi kabul edilmesi ve dava açılmakla zamanaşımının kesileceğine dair BK'nın 133/1 bent 2 (TBK 154/1-bent 2) hükmünün ıslah edilen miktar için de ilk dava tarihi esas alınarak uygulanması gerekir. Islahla miktar artırımı dava veya ek dava sayılmadığı için BK'nın 133/1 bent 2. madde gereğince zamanaşımı kesilmez ise de yukarıda da belirttiğimiz üzere bu ıslah dava dilekçesindeki miktarın değiştirilmesi ve düzeltilmesi olduğundan ıslahla artırılan yeni istem için de zamanaşımının ilk dava tarihinde kesilmiş sayılması gerektiği sonucuna varılmalıdır. Dava konusunun tümüyle değiştiği tam ıslahta zamanaşımının ilk dava tarihine göre hesaplananacağı doktrin ve uygulamada tümüyle kabul edilir iken dava konusunun dahi değişmediği ek dava dahi sayılmadığı konusunda açık gerekçe içeren ve bu gerekçeyle sonuca giden içtihadı birleştirme kararına rağmen, ıslahla miktar artırımında zamanaşımının ilk dava tarihine göre hesaplanmaması da çelişkili bir uygulama ve yorum olacaktır. Diğer yandan aynı usul işlemi olan ıslahla miktar artırımı temerrüt faizi yönünden ek dava sayılmaz iken diğer yandan zamanaşımı için ek dava sayılmış olacaktır. Bu ise aynı usul kurallarının değişik maddi hukuk taleplerinde farklı uygulanması, farklı yorumlara tabi tutularak farklı sonuçlara varılması anlamını taşıyacak ve başka bir boyutta olmak üzere ayrı bir çelişki oluşturacaktır. Açıkladığımız nedenlerle ıslahla artırılan kısım için zamanaşımının ıslah tarihine göre hesaplanması gerektiği şeklindeki yerleşik uygulamadan 24.05.2019 tarihinde verilen 2017/8 esas, 2019/3 karar sayılı bir içtihadı birleştirme kararında varılan sonucun temel gerekçesini oluşturan medeni usul yorumları karşısında artık dönülmesi ve zamanaşımının dava veya ek dava sayılmayan ıslahla miktar artırım tarihine göre değil, davanın açıldığı ilk tarihe göre hesaplanması gerekir. Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; işin teslim tarihinin 01.12.2016 tarihi olduğu, davanın zamanaşımı süresi içerisinde 24.03.2017 tarihinde açıldığı, ıslah tarihinin ise 28.12.2022 tarihi olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda yukarıda açıklandığı üzere 24.05.2019 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararı karşısında ıslahla miktar artırımı ek dava sayılmadığı ve dava dilekçesindeki miktarın düzeltilmesi niteliğinde olduğu kabul edildiği için, artırılan kısım için zamanaşımının ilk dava tarihine göre belirlenmesi gerekirken, ıslah tarihinin zamanaşımı başlangıcına esas alınması yerinde değildir. Dava tarihi esas alındığında ıslah ile artırılan kısım için zamanaşımı süresi dolmamıştır. Bu durumda zamanaşımı definin reddi ile ıslah edilen miktarın da hüküm altına alınması gerekirken ıslah edilen miktar yönünden davanın reddine ilişkin İlk Derece Mahkemesi kararının onanmasına dair çoğunluk görüşüne katılmıyoruz. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 04316baa5ea0a2bc 89eaebd4f9e076ec

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi – Eylül 2025 kararlarının tamamı