Yargıtay Kararları › Yargıtay 6. Hukuk Dairesi › Mart 2025 › 2024/1865 E., 2025/809 K.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2024/1865 E., 2025/809 K. (03.03.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1865
Karar No
2025/809
Karar Tarihi
03.03.2025
Konu
Tazminat

6. Hukuk Dairesi 2024/1865 E. , 2025/809 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/193 E., 2024/608 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/423 E., 2023/872 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli ve davalı vekili tarafından duruşmasız temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, duruşma isteminin miktar itibariyle reddine, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; yüklenici olarak davalı ile 16 adet yürüyen merdivenin yapımı ve montajının yapımı karşılığında 870.000USD+KDV ödeneceği konusunda anlaşma yaptıklarını, anlaşmaya göre bedelin 4 çek halinde ilk 3 çek sözleşme imzasından hemen sonra 4. çek merdivenler şantiyeye indiği gün ve KDV'si de gümrük sahasına indikten bir gün sonra nakit olarak ödeneceğine karar verdiklerini, 16 adet merdivenin yurtdışından siparişi verildikten sonra davalı tarafından sayının 15'e düşürüldüğünü ve 4 adet merdivenin de uzunluğunda değişiklik yapmak istediğinin bildirdiğini, bunun üzerine 04.12.2009 tarihinde zeyilname yapılarak teslim tarihini 28.02.2010 olarak anlaştıklarını, edimin tam ve eksiksiz olarak ifa edildiğini, 21.04.2010 tarihli ihtar ile son kez ödeme yapılması için süre verildiğini ve 09.04.2010 tarihinde teslim tutanağı düzenlendiğini, bunun karşılığı olarak artık ödemelerin yapılması gerektiğini beyan etmesine rağmen ödemelerin yapılmadığını belirterek alacağın tahsili kapsamındaki başlatmış olduğu icra takibine yapılan itirazın iptali için davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında 11.09.2009 tarihli taşeron sözleşmesinin imzalandığını, taraflar arasında imzalanan 04.12.2010 tarihli zeyilname ile 11.09.2009 tarihli sözleşmenin teslim süresinin 28.02.2010 olarak belirlendiğini ve gecikilen her gün için % 06 oranında tazminat öngörüldüğünü, belirlenen bu süreye rağmen davacının yürüyen merdivenleri çalışır durumda teslim etmediğini, Karşıyaka 3. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2010/26 D.İş sayılı dosyasında işin tamamlanmadığına ilişkin delil tespiti yaptırıldığını, 15 adet merdivenin 09.04.2010 tarihli tutanakla teslim edildiğini, verilen ek süreye rağmen 40 günlük bir gecikmenin söz konusu olduğunu, bununla ilgili olarak İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde 2010/259 Esas sayılı davayı açtıklarını, derdest olduğunu, davacının sözleşmenin diğer koşullarına da uymadığını, idare, teknik şartnamede değişiklikler yaparak işi azaltmasına rağmen davacının haksız olarak aynı bedeli istediğini belirterek, İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2010/259 Esas sayılı dava sonucunun beklenmesine ve açılan bu davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tarafından, davacı adına düzenlenen 22.03.2010 tarihli, 006144 seri numaralı faturanın KDV dahil 330.382,48 TL bedelli olduğu, açıklamasında “15.03.2010 tarihli, 136031 seri numaralı fatura fiyat farkıdır” yazılı olduğu, teslime ilişkin 09.04.2010 tarihli tutanakta “dava konusu işin gerekli testlerinin yapılarak çalışır durumda tesliminin yapıldığı” hususunun karşılıklı olarak kabul edilmiş olması nedeniyle teslimin eksiksiz yapıldığı, davacı yüklenicinin iş bedeline hak kazandığı, bilirkişilece davacının yaptığı imalât tutarının 1.026.600,00 USD olarak, davalı ödemelerinin ise 817.834,30 USD olarak belirlendiği, her ne kadar bilirkişiler 330.382,48 TL bedelli faturanın cezai şart bedeline ilişkin olduğunu belirtmiş iseler de; cezai şart bedeli İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 19.11.2014 tarihli, 2014/436 Esas, 2014/413 Karar sayılı kararı ile hüküm altına alınmış olduğundan, mükerrer tahsilat yapılamayacağından, davacı alacağından bu yüzden mahsup yoluna gidilemeyeceği, davalı defterlerinde 330.382,48 TL bedelli “fiyat farkı” açıklamalı fiyat farkı faturası da ödeme olarak kaydedilmiş ise de; taraflar arasında imzalanan sözleşmede fiyat farkı faturası düzenleneceğine ilişkin bir düzenleme bulunmadığı ve fiyat farkı faturasının davacıya tebliğ edildiğine ilişkin herhangi bir belge sunulmadığı, fiyat farkı faturasının davacı defterlerinde de kayıtlı olmadığı, bu miktar ödemenin varlığı konusunda mahkemede kanaat oluşmadığı, davacının imalât bedelinden davalının ödemesi düşüldüğünde (1.026.600,00USD - 817.834,30 USD) davacının kalan alacağının 208.765,70USD olduğu, takipte sözleşmenin 25. maddesine göre faiz başlangıcı 01.02.2010 olarak alınmış ise de; bu maddede merdivenlerin sahaya indirilmesi koşulunun da birlikte arandığı ve teslim tarihinin 09.04.2010 olduğu faiz başlangıcı için ihtara itibar edilmesi gerektiği, davalının ihtarnamesinin tebliğ tarihine 3 iş gününün eklenmesi sonucu 02.05.2010 tarihinde temerrüte düştüğü gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. 09.04.2010 tarihli teslim tutanağı kapsamında edimlerini tam ve eksiksiz yerine getirdiklerini davanın bu sebeple tam kabulüne karar verilmesi gerektiğini, b. Temerrüt faizinin başlangıç tarihinin yanlış hesaplandığını, temerrüt başlangıcının iş teslim tarihi 09.04.2010 olması gerektiğini, c. İcra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, d. Vekalet ücreti hesabının yanlış olduğunu, USD üzerinden başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali talepli bu davalarda yabancı para alacağının, karar tarihi itibariyle TC Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden TL'ye çevrilerek hesaplanacak vekalet ücretine karar verilmesi gerekirken dava tarihindeki kur dikkate alınarak vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu beyan etmektedir. 2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde; a. Raporda 20.10.2013 tarihli SMMM ...'ın davalının beyanlarının defterle uyumlu olduğunu, 8.421,87 TL alacağının olduğunu, herhangi bir borcunun olmadığı şeklinde tespitinin teyit ve tekrar edildiğini, yeminli mali müşavirce ve vergi dairelerince resmin incelendiğini, müvekkili defterlerinin raporda belirtildiği gibi savunmalarının da uyumlu olduğunu, b. Kök raporda, 08.12.2014 tarihli SMMM ...'nin .....A.Ş'nin defterlerinin kapanış tasdiki bulunmadığından kendisi lehine delil niteliği taşımadığı yönündeki tespitine de katılmadıklarını, davanın ispat külfeti davacıya ait olduğunu, usulüne uygun tutulan defter ve kayıtlardan davalının 8.421,87 TL alacağının olduğunu, daha önceki mali müşavir bilirkişilerin tespitinin de bu yönde olduğunu, bilirkişi raporunda belirlenen davalı şirketin takipten önce 252.169,79 TL ödediği hususunda defterlerle sabit olduğunu, c. 08.08.2023 tarihli bilirkişi ek raporunun bölge adliye mahkemesinin raporlar arasındaki çelişkiyi giderme işlevini yerine getirme işlevine sahip olmadığını, bilirkişi raporunda 330.382,48 TL tutarındaki faturanın gecikme bedeli olabileceği hususundaki ifade afaki olduğunu, dosyada mevcut tarafların defter ve kayıtlarına uygun olmadığını beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davalı vekili ve davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! a5996b86cf6f5d18 8734245a609b59b1

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi – Mart 2025 kararlarının tamamı