Yargıtay Kararları › Yargıtay 6. Hukuk Dairesi › Nisan 2025 › 2024/1623 E., 2025/1353 K.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2024/1623 E., 2025/1353 K. (07.04.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1623
Karar No
2025/1353
Karar Tarihi
07.04.2025
Konu
Tazminat, Tapu, Miras

6. Hukuk Dairesi 2024/1623 E. , 2025/1353 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/42 E., 2023/991 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili yüklenici ile davalı arsa sahipleri arasında arsa payı karşılığı inşaat sözleşmeleri bulunduğunu, sözleşmeler gereğince müvekkilinin davalılardan olan alacağının tahsili amacıyla Tuzla İcra Müdürlüğü'nün 2009/16269 Esas sayılı icra dosyası ile icra işlemlerine başladığını, davalıların vekilleri aracılığıyla borcun tamamına itiraz ettiklerini, itiraz üzerine icra takibinin durduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile % 40 icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; müvekkillerinin arsa malikleri olarak 1995 senesinde dava dışı ... Ltd. Şti. ile kat karşılığı inşaat sözleşmesi yaptıklarını, ... Ltd. Şti. inşaatları yapmadığını ve sözleşmenin 2004 senesinde feshedildiğini, davacının natamam inşaatı yapmak için talip olduğunu ve B blok için anlaşma yapıldığını, davacının inşaatları tamamlamadığını, alacağı arsa paylarını daire adı altında 3. şahıslara satmayı vaat ettiğini, bilahare davacının D bloktaki dairelere talip olduğunu, müvekkillerin A ve E bloktaki eksik işleri için bu satış vaadine istinaden senet verdiğini, daha sonra ilk senet protesto olunca ödeyemeyeceğini söyleyerek senetlerin bankadan alınıp kendisine iade edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI Tuzla 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 28.12.2011 tarihli ve 2009/1491 Esas, 2011/1024 Karar sayılı kararı ile alınan bilirkişi ek raporu doğrultusunda itirazın kısmen iptaline karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Mahkeme kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi'nin 08.02.2013 tarihli ve 2012/6059 Esas, 2013/885 Karar sayılı kararıyla; davalılardan ...'nın dava ehliyeti ile ilgili gerekli araştırma ve incelemenin yapılıp elde edilecek sonuç dairesinde karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. 2. Mahkemenin 13.05.2014 tarihli ve 2013/187 Esas, 2014/187 Karar sayılı kararı ile davalılardan ...'nın ölümü üzerine mirasçılar davaya dahil edilerek bilirkişi ek raporu doğrultusunda itirazın kısmen iptaline karar verilmiştir. Mahkeme kararına karşı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesi'nin 11.10.2016 tarihli ve 2016/2122 Esas, 2016/4449 Karar sayılı kararıyla; dava dilekçesinde davacı tarafca sözleşmeye aykırılıklar nedeniyle uğradığı zararların giderilmesi ve ödediği 423.400,00 TL'nin istirdatı amacıyla icra takibi başlatıldığı ileri sürülerek takibe yönelik itirazın iptali talep edilmiş ise de, yargılama sırasında alınan yazılı beyanlardan ve yapılan bilirkişi incelemesinden icra takibine konu bedelin taraflar arasındaki sözleşmeler uyarınca tanzim edilen bonolara ilişkin olduğunun, diğer bir anlatımla takibin bono bedellerinin istirdatına yönelik olduğunun değerlendirildiği, taraflar arasındaki tarihsiz sözleşmenin 3. maddesinde sayılan çek ve bonoların arsa sahiplerinin zararlarına karşılık ödendiğinin, 5. maddesinde sayılan bonoların ise yükleniciye devredilecek bağımsız bölümler karşılığı verildiğinin belirtildiği, 16.07.2007 ve 13.11.2007 tarihli sözleşmelerde ise bono ve çeklerle ilgili bir düzenlemeye yer verilmediği, taraflar arasında tanzim edilen bu sözleşmelere, sözleşmelerin yapıldığı tarihlerde arsa maliki olan kişilerin tamamının taraf olup olmadığı, taraf olmayanların sözleşmelere onay verip vermedikleri ya da onlarla ayrı sözleşmeler yapılıp yapılmadığı, bu sözleşmelere dayalı olarak hangi bağımsız bölümlerin inşa edildiği, takibin dayanağı olduğu ileri sürülen bonoların tam olarak ne için tanzim edildiği, bedellerinin ödenip ödenmediği, yükleniciye hangi bağımsız bölümlerin düştüğü, bağımsız bölümlerin tapu devirlerinin yapılıp yapılmadığı, hangi bağımsız bölümlerle ilgili anlaşmazlık bulunduğu, davacı yüklenicinin takibe konu alacağı kapsamında imalât bedeli alacağının da bulunup bulunmadığı gibi davanın aydınlatılmasını sağlayacak hususlarda yeterli araştırma ve inceleme yapılmadığı, taraflardan bu hususlarda açıklama alınmadığı, kısaca dava konusu uyuşmazlığın mahkemece tam olarak aydınlatılmadığı, bu durumda mahkemece izah edilen hususlarla ilgili olarak inceleme ve araştırma yapılıp taraflardan gerekli açıklamalar da alınarak, taraflar arasındaki hukuki ilişki ve olaylar ile birlikte uyuşmazlık konuları tam olarak belirlendikten sonra, gerekirse keşif ve bilirkişi incelemesi de yapılarak oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken uyuşmazlık aydınlatılmadan yetersiz gerekçeler içeren bilirkişi raporuna dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. 3. Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı vekilinin bozma ilamı gereğince müvekkili davacının işler karşılığı teminat olarak verdiği senetleri daireleri teslim ettiği halde alamadığını beyan ettiği, davacı yüklenici ile davalılar murisi ve diğer arsa sahipleri arasında, anahtar teslimi inşaat sözleşmesi düzenlendiği, sözleşme gereğince davacının yapacağı işlere karşılık bir kısım bağımsız bölümün davacıya devredileceğinin kararlaştırıldığı, dava konusu taşınmazda tapu kayıtlarına göre kat irtifakı tesis edildiği, kat mülkiyeti kurulmadığı, davacının 9 adet arsa payı satışı gerçekleştirdiği, bu satışların kat irtifakı tesisinden önce gerçekleştirilmiş olması nedeniyle bağımsız bölümlere karşılık gelen hisse satışı olduğunun kabul edilmesinin sözleşme kapsamına uygun olduğu, bilirkişi raporuyla satışların daire satışı olarak kabul edilmesi halinde davacının alacağının bulunmadığının tespit edildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; bozma kararında da açıkça anlatıldığı üzere dava ve talepleri davalılara ödenen bono bedelleri olduğundan yargılamanın bu bono bedellerinin araştırılması şeklinde olması gerektiğini, Yargıtay'ın tüm dosyada denetim yaparak müvekkilinin davasındaki talebinin bonoların istirdatı yönünde olduğunu değerlendirdiğini, müvekkilin yüklenici olarak inşaat karşılığı daire veya para alması gerekirken para ödemiş durumda olduğunu, yani ortada bir satış sözleşmesinin söz konusu olduğunu, müvekkilin iş karşılığı olarak daire aldığı gibi parası ile de daire aldığını, mahkemenin bozma kararına uymayarak ihtilafa bir de iskân sorunu ekleyerek ihtilafı çözmeden bıraktığını, müvekkilinin iskândan sorumlu olmadığını beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, taraflar arasındaki arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine dayalı alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 427 nci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince inceleme yapılarak hüküm verilmiş olduğu anlaşılmakla; davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Fazla yatırılan temyiz harcının talep halinde davacıya iadesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 07.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 9841f5f223629b3e a1ba2793d3554c73

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi – Nisan 2025 kararlarının tamamı