Yargıtay Kararları › Yargıtay 6. Hukuk Dairesi › Nisan 2025 › 2024/1335 E., 2025/1574 K.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2024/1335 E., 2025/1574 K. (17.04.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1335
Karar No
2025/1574
Karar Tarihi
17.04.2025
Konu
Tazminat

6. Hukuk Dairesi 2024/1335 E. , 2025/1574 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1129 E., 2024/90 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/573 E., 2023/541 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekilince duruşmasız, davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 17.04.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde davacı vekili avukat ... geldi. Tebligata rağmen karşı taraftan gelen olmadığı anlaşılmakla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı ile arasında 07.06.2021 tarihinde uzaktan interaktif fatura tahsilatı ve ön ödemeli sayaçlar için kontör yükleme sistemi işine ilişkin sözleşme düzenlendiğini, mevcut yazılıma entegre eklentilerin davalı tarafından tedarik edilmesi gerektiği halde bu eklentilerin dava dışı firmadan alınması gerektiğinin müvekkiline bildirildiğini, sözleşmenin bu şekilde ifasının imkansız hale geldiğini ileri sürerek, sözleşmenin davalı kusuruna dayanılarak haklı nedenlerle feshine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; sözleşme konusu işin tamamlanma süresinin 90 gün olduğunu, sözleşmenin esaslı unsuru olan data-veri tabanlarının tedarik edilmemesinden kaynaklı işin bitim tarihi gelmiş olmasına rağmen halihazırda sözleşme konusu mal alımlarının ve kurulum hizmetinin gerçekleştirilememesinde davacının kendi ihmal ve kusurunun bulunduğunu, davacının teklif verirken idari ve teknik şartnameyi yeterince incelemediğini, kendi sorumluluğundaki işlerden davalıyı sorumlu tuttuğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın davacı vekilinin dava dilekçesinde belirttiği sözleşmenin feshi talebi olarak görülmesi halinde eda davası açılacak hallerde tespit davası açılamayacağı, davacının tespit davası açmasında hukuki yararı bulunmadığı gözetilerek davanın usulden reddi gerektiği, davacı vekilinin davasına alacak davası olarak devam ettiğinin kabulü halinde de arabuluculuğun dava şartı olduğu, dava dilekçesi kapsamında arabulucuya başvurulmadığı sabit olduğundan dava şartı noksanlığı sebebiyle usulden reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesi'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda davacının talebi sözleşmesinin feshine karar verilmesi istemine ilişkin olup, dava dilekçesinde davacının eda davası niteliğinde bir istemi de bulunmadığı, tek taraflı beyan ile sözleşmenin feshinin mümkün olması nedeniyle davacının sözleşmenin mahkemece feshini istemekte hukuki yararı bulunmadığı, mahkemece davanın reddine karar verilmesi sonucu itibariyle yerinde ise de gerekçede davanın sözleşmenin feshi talebi olarak görülmesi halinde davacının tespit davası açmasında hukuki yararının bulunmadığı, davanın alacak davası olarak kabul edilmesi halinde ise arabuluculuğun dava şartı olduğu açıklanarak çelişki oluşturulması usul ve yasaya aykırı olup gerekçedeki çelişki nedeniyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü gerektiği gerekçesiyle, İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince düzelterek yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davacının dava açmakta hukuki yararı bulunmadığından dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1-Davacı vekili temyiz dilekçesinde; sözlemenin feshinin mahkemeden istenmesinin mümkün olduğunu, kanunda bunu yasaklayan bir madde bulunmadığını, davanın sözleşmenin feshi davası olduğunu, davalı üstüne düşen edimleri yerine getirmediğinden müvekkilinin sözleşme konusu işi yapamadığını, bilirkişi raporlarının da aynı doğrultuda olduğunu beyan etmektedir. 2-Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davacının süresi geçtikten sonra dosyaya delil ibraz ettiğini, sunulan delillerin kabul edilemeyeceğini, ek beyan dilekçesinde istenen maddi tazminatın kapsamının belli olmadığını, davanın esastan reddi gerektiğini beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanan sözleşmenin feshi istemine ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, taraf vekillerinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353. maddesine göre bölge adliye mahkemesi davanın esası ile ilgili olarak üç türlü karar verebilir. Bunlardan ilki başvurunun esastan reddi, ikincisi yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında, üçüncüsü ise yargılamada bulunan eksiklikler duruşma yapılmaksızın tamamlanacak nitelikte ise bunların tamamlanmasından sonra başvurunun esastan reddine veya yeniden esas hakkında karar vermektir. Bölge Adliye Mahkemesince, yukarıda belirtildiği üzere 6100 sayılı Kanunun 353/1-b-2 maddesi gereği, kararın gerekçesinde hata edilmiş ise istinaf başvurusunun kabulü ve yerel mahkeme kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulması gerekirken, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmeden düzelterek yeniden hüküm kurulması doğru olmamıştır. Kararın bu nedenle bozulması gerekirse de, yapılan bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/2 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.

VI. KARAR 1- Değerlendirme bölümünün 1. bendinde açıklanan sebeplerle taraf vekillerinin tüm temyiz itirazlarının reddine, 2- 2. bent uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının 1. bendinde yer alan “DÜZELTEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA HÜKÜM KURULMASINA” kelimelerinin karardan çıkarılmasına, yerine “KALDIRILMASINA” kelimesinin eklenmesine, kararın değiştirilmiş bu şekliyle re'sen DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 28.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalıdan alınarak Yargıtaydaki duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine, Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden taraflara iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 2c0e0f67dd81e908 6d64efca8583e6fa

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi – Nisan 2025 kararlarının tamamı