Yargıtay Kararları › Yargıtay 5. Hukuk Dairesi › Kasım 2025 › 2025/5506 E., 2025/13989 K.

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/5506 E., 2025/13989 K. (03.11.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5506
Karar No
2025/13989
Karar Tarihi
03.11.2025
Konu
Tazminat, Tapu

5. Hukuk Dairesi 2025/5506 E. , 2025/13989 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/657 Esas, 2025/600 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 11. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/335 Esas, 2023/750 Karar Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Ankara ili, ..., ... Mahallesi 261 65... parsel sayılı taşınmazın “okul alanı” olarak ayrıldığını, taşınmaza fiilen de el atılmış olduğundan tazminat alacağının davalı idareden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı idare cevap dilekçesinde özetle; husumet ve zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, taşınmaz üzerinde Bakanlığa ait tesis ve yapı bulunmadığını, idari yargının görevli olduğunu, başkaca hissedar tarafından açılan davanın kazanılmış hak teşkil etmeyeceğini, 3194 sayılı İmar Kanunu (3194 sayılı Kanun) değişikliğinin dikkate alınması gerektiğini ileri sürmüştür.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaza emsale göre düşük değer biçildiğini, Ankara 10. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2023/321 Esas sayılı dosyasının konusu olan ..., ... Mahallesi 267 96... parsel sayılı taşınmazın metrekare değerine Mayıs 2023 tarihi itibarıyla 23.060,00 TL/m² değer biçildiğini ve bu kararın istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiğini, aynı Mahkemenin 2023/320 Esas sayılı dosyasının konusu olan ..., ... Mahallesi 263 74... parseldeki taşınmazın metrekaresinin ise 19.350,00 TL olarak belirlendiğini, güçlü delil niteliğindeki bu taşınmazlara nazaran bedelin düşük tespit edildiğini, her bir davacı yararına hükmedilen alacak miktarı üzerinden ayrı ayrı vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. 2. Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaza iadece el atılmadığını, kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini, bedelin yüksek belirlendiğini ve davanın reddi gerektiğini ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın 2001 onay tarihli 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı değişikliği ile "Lise Alanı" olarak ayrıldığı, taşınmazın boş arsa görünümünde olup üzerinde herhangi bir yapı ve tesis bulunmadığını, uzun yıllar programa alınmayan imar planının hayata geçirilmemesi nedeniyle kamulaştırma ya da takas cihetine gitmeyen davalı idarece, pasif ve suskun kalınmak ve işlem tesis edilmemek suretiyle taşınmaza müdahale edildiği, bu haliyle idarenin mülkiyet hakkının özüne dokunan ve bu eylemi ile kamulaştırmasız el koyma olgusunun gerçekleştiğinin kabulü gerekmekte olup, kamulaştırmasız el koyma olgusunun varlığının doğal sonucu, idarenin hukuka aykırı eylemi nedeniyle mülkiyet hakkı engellenen taşınmaz mal sahibi davacının, dava yoluyla kamulaştırmasız el koyma hükümleri doğrultusunda mülkiyetin bedele çevrilmesini, eş deyişle idareden değer karşılığının verilmesini isteyebileceği açık olup arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılmak suretiyle bedelinin tespit edilip davalı idareden tahsiline, taşınmazdaki davacı taraf payının iptali ile Hazine adına tapuya tesciline ve yerleşik Yargıtay içtihatları ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davanın konusunun para olması nedeniyle hükmedilen miktar üzerinden davacı lehine nispi vekâlet ücreti verilmesine dair kararda, Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığından taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesini tekrar etmiş, ayrıca tespit edilen bedele kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faiz uygulanması gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; taşınmazın bedelin yüksek belirlendiğini ve vekâlet ücretinin maktu belirlenmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacı tapu malikleri ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin idareden tahsili istemine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Dava konusu taşınmaza fiilen el atılmadığı anlaşılmakla birlikte, taşınmazın 24.01.1989 onaylı imar planında “ Okul Yeri (Lise)” alanı olarak ayrılmış olduğu ve en son 25.09.2001 onaylı 1/1000 ölçekli plan değişikliğinde de “Lise Alanı” olarak düzenlenmiş olduğu gözetildiğinde, makul süre içinde imar planına uygun herhangi bir işlem tesis edilmediğinden, idarenin mülkiyet hakkının özüne dokunan bu eylemi ile kamulaştırmasız el koyma olgusunun gerçekleştiğinin kabulü doğrudur. 3. Bölge Adliye Mahkemesince 6100 sayılı Kanun'un 355 inci maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak inceleme yapıldığından ve istinaf sebebi olarak ileri sürülmeyen bir konunun temyiz yolunda ileri sürülmesi hâlinde incelenmesi mümkün olmadığından davalı idare vekilinin vekâlet ücretine ilişkin talebi konusunda inceleme yapılmamıştır. 4. Dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde yöntem itibarıyla bir isabetsizlik görülmemiştir. 5. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukukî nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 6. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda emsal alınan taşınmazın satış tarihinin dava tarihinden 13 yıl öncesi olması sebebiyle bu satışın emsal alınması doğru olmadığı gibi bilirkişi kurulunca somut emsal alınan taşınmazın satışına ilişkin akit tablosu Tapu Müdürlüğünden istenilip, dava konusu taşınmaz ile somut emsal taşınmazın 2023 yılında Arsa Metrekare Rayiç Bedeli Takdir Komisyonu tarafından resen belirlenen emlak vergisine esas olan metrekare değerleri ilgili Belediye Başkanlığı Emlak Müdürlüğünden getirtilip, dava konusu taşınmazın değerlendirme tarihi itibarıyla; hükme esas alınan bilirkişi raporunda somut emsal kabul edilen taşınmazın ise bilirkişilerce değerlendirmeye esas alınan satış tarihi itibarıyla fiili imar uygulaması sonucu oluşan imar parselleri mi, yoksa imar planına dahil olmakla birlikte olduğu gibi bırakılan kadastro parselleri mi oldukları ilgili Belediye İmar Müdürlüğü ile Tapu Müdürlüğünden ayrı ayrı sorulup alınacak cevaplara göre bilirkişi kurulu raporu denetlenmeden ve dava konusu taşınmazın dava dışı paydaşı tarafından açılan ve davalı idarenin temyizi üzerine Dairemizin 2023/12462 Esas, 2024/5117 Karar sayılı kararı ile denetimden geçen dosyada yapılan yargılamada Aralık 2021 değerlendirme tarihi itibarıyla taşınmazın metrekaresine sine takdir edilen 6.785,00 TL'nin onandığı, dava konusu taşınmaza yakın konumda ve benzer özellikte bulunan aynı yer 261 49... parsel sayılı taşınmaza Ağustos 2022 değerlendirme tarihi itibarıyla Ankara 12. Asliye Hukuk Mahkemesinin 08.05.2023 tarihli ve 2022/340 Esas, 2023/380 Karar sayılı kararı ile 17.000,00 TL/m² birim bedeli üzerinden değer biçildiği ve iş bu kararında Dairemizin 2024/9604 Esas, 2025/5368 Karar sayılı kararı ile onandığı gözetildiğinde bilirkişi kurulundan dava konusu taşınmaza yakın konumda bulunan taşınmaz için tespit edilen metrekare değerinden ayrılma nedenleri de açıklanmadan eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir. 7. Bu durumda; taraflara, dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için imkan tanınması, lüzumu hâlinde resen emsal celbi yoluna gidilmesi, taşınmazın, değerlendirme tarihi itibarıyla, emsal alınacak taşınmazın ise satış tarihi itibarıyla imar ya da kadastro parselleri olup olmadığı ilgili Belediye Başkanlığı ve Tapu Müdürlüğünden sorulması, ayrıca dava konusu taşınmazın; imar planındaki konumu, emsallere ve değerini etkileyen merkezi yerlere olan uzaklığını da gösterir krokisi ve dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazların resen belirlenen vergi değerleri ve emsal taşınmazların satış akit tablosu getirtilerek dava konusu taşınmazın değerlendirmeye esas alınacak emsallere göre ayrı ayrı üstün ve eksik yönleri ve oranları açıklanmak suretiyle yapılacak karşılaştırma sonucu değerinin belirlenmesi bakımından, yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi bozmayı gerektirmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Taraf vekillerinin temyiz isteminin kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Davacılardan peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! e878f4301d864a06 da73251165df2dcb This XML file does not appear to have any style information associated with it. The document tree is shown below. 5. Hukuk Dairesi 2025/5506 E. , 2025/13989 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/657 Esas, 2025/600 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 11. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/335 Esas, 2023/750 Karar Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Ankara ili, ..., ... Mahallesi 261 65... parsel sayılı taşınmazın “okul alanı” olarak ayrıldığını, taşınmaza fiilen de el atılmış olduğundan tazminat alacağının davalı idareden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı idare cevap dilekçesinde özetle; husumet ve zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, taşınmaz üzerinde Bakanlığa ait tesis ve yapı bulunmadığını, idari yargının görevli olduğunu, başkaca hissedar tarafından açılan davanın kazanılmış hak teşkil etmeyeceğini, 3194 sayılı İmar Kanunu (3194 sayılı Kanun) değişikliğinin dikkate alınması gerektiğini ileri sürmüştür.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaza emsale göre düşük değer biçildiğini, Ankara 10. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2023/321 Esas sayılı dosyasının konusu olan ..., ... Mahallesi 267 96... parsel sayılı taşınmazın metrekare değerine Mayıs 2023 tarihi itibarıyla 23.060,00 TL/m² değer biçildiğini ve bu kararın istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiğini, aynı Mahkemenin 2023/320 Esas sayılı dosyasının konusu olan ..., ... Mahallesi 263 74... parseldeki taşınmazın metrekaresinin ise 19.350,00 TL olarak belirlendiğini, güçlü delil niteliğindeki bu taşınmazlara nazaran bedelin düşük tespit edildiğini, her bir davacı yararına hükmedilen alacak miktarı üzerinden ayrı ayrı vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. 2. Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaza iadece el atılmadığını, kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini, bedelin yüksek belirlendiğini ve davanın reddi gerektiğini ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın 2001 onay tarihli 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı değişikliği ile "Lise Alanı" olarak ayrıldığı, taşınmazın boş arsa görünümünde olup üzerinde herhangi bir yapı ve tesis bulunmadığını, uzun yıllar programa alınmayan imar planının hayata geçirilmemesi nedeniyle kamulaştırma ya da takas cihetine gitmeyen davalı idarece, pasif ve suskun kalınmak ve işlem tesis edilmemek suretiyle taşınmaza müdahale edildiği, bu haliyle idarenin mülkiyet hakkının özüne dokunan ve bu eylemi ile kamulaştırmasız el koyma olgusunun gerçekleştiğinin kabulü gerekmekte olup, kamulaştırmasız el koyma olgusunun varlığının doğal sonucu, idarenin hukuka aykırı eylemi nedeniyle mülkiyet hakkı engellenen taşınmaz mal sahibi davacının, dava yoluyla kamulaştırmasız el koyma hükümleri doğrultusunda mülkiyetin bedele çevrilmesini, eş deyişle idareden değer karşılığının verilmesini isteyebileceği açık olup arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılmak suretiyle bedelinin tespit edilip davalı idareden tahsiline, taşınmazdaki davacı taraf payının iptali ile Hazine adına tapuya tesciline ve yerleşik Yargıtay içtihatları ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davanın konusunun para olması nedeniyle hükmedilen miktar üzerinden davacı lehine nispi vekâlet ücreti verilmesine dair kararda, Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığından taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesini tekrar etmiş, ayrıca tespit edilen bedele kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faiz uygulanması gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; taşınmazın bedelin yüksek belirlendiğini ve vekâlet ücretinin maktu belirlenmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacı tapu malikleri ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin idareden tahsili istemine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Dava konusu taşınmaza fiilen el atılmadığı anlaşılmakla birlikte, taşınmazın 24.01.1989 onaylı imar planında “ Okul Yeri (Lise)” alanı olarak ayrılmış olduğu ve en son 25.09.2001 onaylı 1/1000 ölçekli plan değişikliğinde de “Lise Alanı” olarak düzenlenmiş olduğu gözetildiğinde, makul süre içinde imar planına uygun herhangi bir işlem tesis edilmediğinden, idarenin mülkiyet hakkının özüne dokunan bu eylemi ile kamulaştırmasız el koyma olgusunun gerçekleştiğinin kabulü doğrudur. 3. Bölge Adliye Mahkemesince 6100 sayılı Kanun'un 355 inci maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak inceleme yapıldığından ve istinaf sebebi olarak ileri sürülmeyen bir konunun temyiz yolunda ileri sürülmesi hâlinde incelenmesi mümkün olmadığından davalı idare vekilinin vekâlet ücretine ilişkin talebi konusunda inceleme yapılmamıştır. 4. Dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde yöntem itibarıyla bir isabetsizlik görülmemiştir. 5. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukukî nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 6. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda emsal alınan taşınmazın satış tarihinin dava tarihinden 13 yıl öncesi olması sebebiyle bu satışın emsal alınması doğru olmadığı gibi bilirkişi kurulunca somut emsal alınan taşınmazın satışına ilişkin akit tablosu Tapu Müdürlüğünden istenilip, dava konusu taşınmaz ile somut emsal taşınmazın 2023 yılında Arsa Metrekare Rayiç Bedeli Takdir Komisyonu tarafından resen belirlenen emlak vergisine esas olan metrekare değerleri ilgili Belediye Başkanlığı Emlak Müdürlüğünden getirtilip, dava konusu taşınmazın değerlendirme tarihi itibarıyla; hükme esas alınan bilirkişi raporunda somut emsal kabul edilen taşınmazın ise bilirkişilerce değerlendirmeye esas alınan satış tarihi itibarıyla fiili imar uygulaması sonucu oluşan imar parselleri mi, yoksa imar planına dahil olmakla birlikte olduğu gibi bırakılan kadastro parselleri mi oldukları ilgili Belediye İmar Müdürlüğü ile Tapu Müdürlüğünden ayrı ayrı sorulup alınacak cevaplara göre bilirkişi kurulu raporu denetlenmeden ve dava konusu taşınmazın dava dışı paydaşı tarafından açılan ve davalı idarenin temyizi üzerine Dairemizin 2023/12462 Esas, 2024/5117 Karar sayılı kararı ile denetimden geçen dosyada yapılan yargılamada Aralık 2021 değerlendirme tarihi itibarıyla taşınmazın metrekaresine sine takdir edilen 6.785,00 TL'nin onandığı, dava konusu taşınmaza yakın konumda ve benzer özellikte bulunan aynı yer 261 49... parsel sayılı taşınmaza Ağustos 2022 değerlendirme tarihi itibarıyla Ankara 12. Asliye Hukuk Mahkemesinin 08.05.2023 tarihli ve 2022/340 Esas, 2023/380 Karar sayılı kararı ile 17.000,00 TL/m² birim bedeli üzerinden değer biçildiği ve iş bu kararında Dairemizin 2024/9604 Esas, 2025/5368 Karar sayılı kararı ile onandığı gözetildiğinde bilirkişi kurulundan dava konusu taşınmaza yakın konumda bulunan taşınmaz için tespit edilen metrekare değerinden ayrılma nedenleri de açıklanmadan eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir. 7. Bu durumda; taraflara, dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için imkan tanınması, lüzumu hâlinde resen emsal celbi yoluna gidilmesi, taşınmazın, değerlendirme tarihi itibarıyla, emsal alınacak taşınmazın ise satış tarihi itibarıyla imar ya da kadastro parselleri olup olmadığı ilgili Belediye Başkanlığı ve Tapu Müdürlüğünden sorulması, ayrıca dava konusu taşınmazın; imar planındaki konumu, emsallere ve değerini etkileyen merkezi yerlere olan uzaklığını da gösterir krokisi ve dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazların resen belirlenen vergi değerleri ve emsal taşınmazların satış akit tablosu getirtilerek dava konusu taşınmazın değerlendirmeye esas alınacak emsallere göre ayrı ayrı üstün ve eksik yönleri ve oranları açıklanmak suretiyle yapılacak karşılaştırma sonucu değerinin belirlenmesi bakımından, yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi bozmayı gerektirmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Taraf vekillerinin temyiz isteminin kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Davacılardan peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! e878f4301d864a06 da73251165df2dcb ... ...

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi – Kasım 2025 kararlarının tamamı