4. Hukuk Dairesi 2025/4320 E. , 2025/5928 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/492 D.İş, 2022/492 K. SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU İTİRAZ HAKEM HEYETİ SAYISI : 2022/İHK- 22963 SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ SAYISI : K-2022/49042 İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 23.04.2014 tarihinde meydana gelen kazada zorunlu trafik sigortası bulunmayan aracın davacıya çarptığını ve müvekkilinin yaralandığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 5.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 250,00 TL geçici bakıcı gideri tazminatının, 250,00 TL tedavi giderinin davalıdan tahsilini talep etmiş, ıslah ile talebini 47.675,30 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; başvurunun usulüne uygun olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; başvuru sahibinin talebinin ıslah edilen hali ile kabulüne, 46.705,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 720,30 TL bakıcı gideri, 250,00 TL tedavi gideri olmak üzere toplam 47.675,30 TL maddi tazminatın 21.10.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İTİRAZ Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince itiraz edilmesi üzerine; ... vekilinin yapmış olduğu itirazların kısmen kabulüne, itiraza konu Hakem Heyeti kararının kaldırılarak hüküm kurulmasına, 6.1.Başvuru sahibinin talebinin kısmen kabulü ile 46.705,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 250,00 TL tedavi gideri olmak üzere toplam 46.955,00 TL maddi tazminatın 21.10.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte Güvence Hesabından tahsili ile başvuru sahibine ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, başvuru sahibi kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 5.100,00 TL Avukatlık Ücretinin Güvence Hesabından tahsili ile başvuru sahibine ödenmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; başvurunun usulüne uygun olmadığını, maluliyet raporunun hükme esas alınabilecek nitelikte olmadığını, kusur oranları arasındaki çelişkinin giderilmediğini, tazminat hesaplamasının TRH 2010 Yaşam Tablosu ve % 1,8 teknik faiz dikkate alınarak yapılması gerektiğini, anne ve babanın denetim ve gözetim yükümlülüğü ihlali sebebiyle en az %20 müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, geçici bakıcı gideri ve tedavi gideri tazminatının Sosyal Güvenlik Kurumu'nun (SGK) sorumluluğunda olduğunu, temerrüt gerçekleşmediğini, gerekçede faizin dava tarihinden itibaren işletilmesi gerektiğine karar verilmişse de hüküm kısmında faiz başlangıç tarihinin hatalı olarak belirlendiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2-Dava, trafik kazası sonucu oluşan bedensel zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir. Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının tespiti açısından varsa geçici iş göremezlik süresi ile sürekli iş göremezlik oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Bu belirleme için ise ilgili mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastanelerin adli tıp anabilim dalı başkanlıkları ve benzeri kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre sağlık kurulu raporu alınmalıdır. Somut olayda hükme esas alınan ... Eğitim Araştırma Hastanesi Adli Tıp birimi tarafından düzenlenen 25.01.2022 tarihli sağlık kurulu raporunda, davacının trafik kazası sonrası meydana gelen skarla birlikte nöbeti olmayan ancak nöbet geçirme riski bulunan epilepsi nedeniyle sürekli iş göremezlik oranı %7,2 olarak hesaplanmış, İtiraz Hakem Heyetince bu rapor hükme esas alınmıştır. Davacının sürekli iş göremezliğinin dava konusu kaza sonucu oluştuğunun, yani illiyet bağı bulunduğunun belirlenmesi sorumluluk açısından zorunludur. Dosya içerisindeki sağlık kurulu raporu hüküm kurmaya elverişli olmayıp eksik inceleme ile karar verilemez. Bu durumda, davacının tedavisine ilişkin tüm tedavi evrakı temin edildikten sonra muayenesi de yapılarak kaza tarihinde yürürlükte bulunan Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre yetkili sağlık kurulundan rapor alınmalıdır. Raporda; davacının vücudunda oluşan yara izlerinin yeri ve niteliği ile belirlenen maluliyet oranı göz önüne alındığında yönetmelikte belirlenen kriterleri karşılamadığı anlaşılmakta ayrıca kazadan sonra oluştuğu belirtilen “nöbeti olmayan ancak nöbet geçirme riski olanlar” olarak nitelendirilen rahatsızlık nedeniyle davacıda sürekli iş göremezliğin oluşup oluşmadığı bu rahatsızlıkla ilgili tedavi olup olmadığı, kaza ile illiyet bağının bulunup bulunmadığı, ömür boyu sürüp sürmeyeceği, sürekli değilse ne kadar devam edeceği hususlarına yer verilerek ve bizzat muayene edilmek suretiyle yukarıda açıklandığı üzere içerisinde nöroloji uzmanı, skar yönünden ise uzman dermatolog ve plastik cerrahi uzmanı da bulunan yetkili sağlık kurulundan gerekçeli, denetime elverişli rapor alınıp (davacı tarafından kararın temyiz edilmediği göz önüne alındığında davalının usuli kazanılmış hakları gözetilerek) sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir. Kararın açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir. 3. HMK'nın 294 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği, sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde, infazı kabil olarak kurulması ve en önemlisi; sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş olacaktır. Kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olmaması gerektiği gibi, gerekçe ile hüküm fıkrası arasında da çelişki bulunmaması yasal bir zorunluluk olup Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 297 nci maddesinin 2 nci fıkrası ve 298 inci maddesinin 2 nci fıkrasında, gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı düzenlenmiştir. Kararların bu hususlara aykırı oluşturulması mahkeme kararlarına duyulan güveni sarsacağı gibi verilen kararların hukuki denetiminin yapılmasını da imkansız kılmaktadır. Somut olayda; İtiraz Hakem Heyeti kararının gerekçe kısmında faiz başlangıç tarihi hususunda '' başvuru sahibi tarafın kaza tarihindeki yönetmeliğe göre düzenlenen rapor sunulmaması nedeniyle geçerli bir başvuru bulunmamakta ise de ilk Hakem Heyeti yargılamasında alınan maluliyet raporu ile başvuru şartı sağlanmış olduğundan tahkim başvuru tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.'' denilmiş ancak hüküm kısmında Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararında hükmedildiği gibi 21.10.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faize hükmedilmiştir. Bu durumda gerekçe ile hüküm kısmı arasında çelişki oluşmuş ve infazda tereddüt oluşturacak şekilde karar verilmiştir. Bu itibarla, İtiraz Hakem Heyeti'nce Yargıtay denetimine elverişli ve infazda tereddüt oluşturmayacak şekilde gerekçeli bir karar verilmek üzere de kararın bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Değerlendirme bölümünün (2) ve (3) numaralı bentlerinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,15.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.