Yargıtay Kararları › Yargıtay 4. Hukuk Dairesi › Nisan 2025 › 2025/3081 E., 2025/5505 K.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2025/3081 E., 2025/5505 K. (10.04.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3081
Karar No
2025/5505
Karar Tarihi
10.04.2025
Konu
Tazminat

4. Hukuk Dairesi 2025/3081 E. , 2025/5505 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI: 2025/209 Değişik İş – 2025/198 Karar SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU İTİRAZ HAKEM HEYETİ SAYISI : KIT/2025-199 SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ SAYISI : K-2021/15111 İtiraz Hakem Heyeti kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesi bulunmayan araç ile davacı motosiklet sürücüsü arasında meydana gelen çift taraflı trafik kazası sonucunda davacının yaralandığını ve % 14,5 oranında malul kaldığını, davalı şirket tarafından yapılan ödemenin ise yeterli olmadığını belirterek 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 107. maddesi uyarınca bakiye sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlik tazminatı ile geçici bakıcı gideri zararı nedeniyle 5.001,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; yargılama sırasında davacı vekili bedel artırım dilekçesi ile sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 111.932,86 TL'ye, geçici iş göremezlik tazminatı talebini 5.975,56 TL'ye ve geçici bakıcı gideri talebini 2.987,78 TL'ye olmak üzere toplam talebini 120.896,02 TL'ye yükseltmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından yapılan başvuru üzerine davacıya gerekli ödemenin yapıldığını ve bakiye zararı kalmadığını, davacı tarafından dosyaya sunulan maluliyet raporunun kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmediğini, bu nedenle usulüne uygun başvuru yapılmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davalının geçici iş göremezlik tazminatı ve geçici bakıcı gideri talebi yönünden sorumluluğunun bulunmadığını ve davacının müterafik kusuru nedeniyle belirlenen tazminat tutarından indirim yapılması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir. III.UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından sunulan maluliyet raporunda davacının % 14,5 oranında sürekli maluliyeti olduğunun tespit edildiği, meydana gelen olayda sigortalı araç sürücüsünün %75 oranında, davacının %25 oranında kusurlu olduğu, davacının zararının PMF 1931 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre belirlendiği, her ne kadar kaza tespit tutanağında davacının kaskının takılı olup olmadığının belirsiz olduğu belirtilmiş ise de davacının baş ve yüz bölgesinden yaralandığı göz önünde alındığında davacının müterafik kusuru nedeniyle hesaplanan tazminattan % 20 oranında indirim yapıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü 96.716,96 TL maddi tazminatın 25.09.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

IV. İTİRAZ Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetinin 22.06.2021 tarih ve İHK-2021/19294 sayılı kararı ile davacının yaralanmasının niteliği göz önüne alındığında Uyuşmazlık Hakem Heyetince tazminat tutarından % 20 oranında müterafik kusur indirimi yapılmasının yerinde olduğu, maluliyet raporunun olay tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümleri gözetilerek ve davacının muayenesi de yapılmak suretiyle düzenlendiği, davacı için hesap edilen geçici iş göremezlik tazminatının ve geçici bakıcı gideri talebinin hüküm altına alınmasının usul ve yasaya uygun olduğu, TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemi esas alınarak tazminat hesabı yapılmak üzere dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği ve toplam tazminat tutarının 166.068,69 TL olarak belirlendiği, her ne kadar tazminat hesabının TRH 2010 Yaşam Tablosu kullanılarak, % 1,8 teknik faiz uygulanmadan ve progresif rant yöntemine göre yapılması gerektiği kanaatine varılmışsa da Uyuşmazlık Hakem Heyetince alınan raporda hesaplanan tutardan ve hükmedilen tazminattan daha fazla tutarda sürekli iş göremezlik tazminatı hesaplanmış olduğundan, davalının itirazının reddine karar verildiği, temerrüt tarihinden itibaren faize hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmadığı ve davacı yararına takdir edilen vekalet ücretinin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekili ve davalı vekilinin itirazlarının reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 12.10.2023 tarihli ve 2023/4088 Esas, 2023/10719 Karar sayılı ilamıyla; ''...5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 253 üncü maddesinin birinci fıkrasının (17) ve (19) numaralı bentleri şöyledir: “(17) Cumhuriyet savcısı, uzlaşmanın, tarafların özgür iradelerine dayandığını ve edimin hukuka uygun olduğunu belirlerse raporu veya belgeyi mühür ve imza altına alarak soruşturma dosyasında muhafaza eder.” “(19) Uzlaşmanın sağlanması hâlinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz; açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılır. Şüphelinin, edimini yerine getirmemesi halinde uzlaşma raporu veya belgesi, 09/06/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 38'inci maddesinde yazılı ilam mahiyetini haiz belgelerden sayılır.” Anılan düzenlemelere göre uzlaşmanın sağlanması hâlinde davacının soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açma hakkı ortadan kalkar. Uzlaşma tutanağı da ilam mahiyetinde olacağından aksinin aynı kuvvetteki belge ile ispatlanması gerekir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 166 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında alacaklının, borçlulardan biriyle yaptığı ibra sözleşmesinin diğer borçluları da ibra edilen iç ilişkideki borca katılma payı oranında borçtan kurtaracağı düzenlenmiştir. İbranın diğer müteselsil borçlulara etkisine ilişkin bu özel hükümle alacaklının sadece bir borçluyu ibra etmesi üzerine, ibra ettiği borçlunun iç ilişkideki payı kadar, diğer borçlulara karşı da alacak hakkını kaybedeceği hükme bağlanmıştır. Somut olayda; 06.03.2019 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davacının yaralandığı, Yahyalı Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/362 soruşturma numaralı dosyasında, davacının zorunlu mali mesuliyet sigortası bulunmayan aracın sürücüsü ile CMK’nın 253 üncü maddesi kapsamında uzlaştığı, kazadaki yaralanma nedeniyle tarafların uzlaştıklarına dair uzlaşma tutanağı düzenlendiği, Yahyalı Cumhuriyet Başsavcılığınca araç sürücüsü hakkında uzlaşma nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği anlaşılmıştır. Yukarıda açıklanan nedenlerle uzlaşma tutanağının ilam mahiyetinde olduğu ve tutanağın aksinin de aynı kuvvetteki delillerle ispat edilemediğinin anlaşılmasına göre soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamayacağının kabulü ile davacının tazminat talebinin tümden reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçeyle talebin kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.'' gerekçesiyle karar bozulmuştur. B. İtiraz Hakem Heyetince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; her ne kadar soruşturma aşamasında taraflar arasında uzlaşma sağlanmış ise de uzlaşma tarihi itibariyle davacının zararının belli olmadığını, davacının sürekli iş göremezlik oranının belirlenmesi için iyileşme süresinin dahi tamamlanmadığını, edimsiz olarak tamamlanan süreçte davacının amacının aslında şikayetten vazgeçmek olduğunu, uzlaşmaya ilişkin olarak Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen kanun hükmüne dayanılarak bozma kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, zorunlu mali sorumluluk sigortası bulunmayan araç ile davacının sevk ve idaresindeki aracın karıştığı trafik kazası sonucunda davacının yaralanmasından kaynaklanan bakiye sürekli iş göremezlik tazminatı ve geçiçi iş göremezlik tazminatı ile geçici bakıcı gideri talebine ilişkindir. Dosya kapsamından; Uyuşmazlık Hakem Heyeti'nce davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen karara karşı taraf vekillerinin itiraz üzerine İtiraz Hakem Heyetince taraf vekillerinin itirazının reddine karar verildiği ve kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 12.10.2023 tarihli ve 2023/4088 Esas, 2023/10719 Karar sayılı ilamı ile dava konusu trafik kazasında davacının yaralandığı, Yahyalı Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/362 soruşturma numaralı dosyasında, davacının zorunlu mali sorumluluk sigortası bulunmayan aracın sürücüsü ile CMK’nın 253 maddesi kapsamında uzlaştığı, kazadaki yaralanma nedeniyle tarafların uzlaştıklarına dair uzlaşma tutanağı düzenlendiği, Yahyalı Cumhuriyet Başsavcılığınca araç sürücüsü hakkında uzlaşma nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, bu nedenle uzlaşma tutanağının ilam mahiyetinde olduğu ve tutanağın aksinin de aynı kuvvetteki delillerle ispat edilemediğinin anlaşılmasına göre soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamayacağının kabulü ile davacının tazminat talebinin tümden reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçeyle talebin kısmen kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle kararın bozulduğu, mahkemece bozmaya uyularak davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Yargıtay’ın bozma kararına uyulması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK). Ancak Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usuli kazanılmış hak” olgusunun, birçok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Örneğin, mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili yeni bir kanun çıkması halinde Yargıtay bozma kararına uyulmuş olmakla oluşan usuli kazanılmış hak ortadan kalkar. Benzer şekilde, uygulanması gereken bir kanun hükmünün hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilmesi durumunda da usuli kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra oluşan yeni duruma göre karar verilir. (Hukuk Genel Kurulunun 21.01.2004 gün ve 2004/10-44 E., 2004/19 K.; 20/12/2013 gün ve 2013/23-131 E,. 2013/1681 K. sayılı kararları). Bu sayılanların dışında görev, hak düşürücü süre, kesin hüküm itirazı ve harç gibi kamu düzeni ile ilgili konular da usuli kazanılmış hakkın ististanalarıdır (Kuru, B.: s: 4738 vd). Somut olayda; Dairenin bozma ilamından sonra 18.10.2023 tarihli ve 32343 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 26.07.2023 tarihli ve 2023/ 43... /141 Karar sayılı kararı ile 04.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 06.12.2006 tarihli ve 5560 sayılı Kanun’un 24. maddesiyle değiştirilen 253. maddesinin (19) numaralı fıkrasının beşinci cümlesinin “Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz;…” bölümünün Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir. O halde; bozma ilamından sonra 5271 sayılı CMK'nın 253/19. maddesi uyarınca uzlaşmanın sağlanması hâlinde soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamayacağına dair hüküm, Anayasa Mahkemesinin 26.07.2023 tarihli ve 2023/43-141 E-K. sayılı kararıyla iptal edilmiş ve Anayasa Mahkemesinin iptal kararı üzerine 14.11.2024 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7531 sayılı Kanun'un 16. maddesiyle CMK'nın 253. maddesinin 19. fıkrasının beşinci cümlesinin başına “Uzlaşmanın sağlanması halinde, uzlaşma anında tespit edilemeyen veya uzlaşmadan sonra ortaya çıkan zararlar hariç, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz;" ibaresi eklenmiş olması karşısında oluşan yeni hukuki duruma göre tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi gerekir. Şu durumda İtiraz Hakem Heyetince, yukarıda açıklanan iptal hükmü ve 7531 sayılı Kanun'un 16. maddesiyle yapılan yasal düzenleme uyarınca işin esasının incelenmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi doğru görülmemiş ve kararın açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir.

VII. KARAR Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,10.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi – Nisan 2025 kararlarının tamamı