Yargıtay Kararları › Yargıtay 4. Hukuk Dairesi › Mart 2025 › 2024/8017 E., 2025/4837 K.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2024/8017 E., 2025/4837 K. (24.03.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/8017
Karar No
2025/4837
Karar Tarihi
24.03.2025
Konu
Tapu

4. Hukuk Dairesi 2024/8017 E. , 2025/4837 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/332 E., 2024/390 K. İLK DERECE MAHKEMESİ :..... Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/397 E., 2022/265 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili bankanın dava dışı .... San. A.Ş.'ye kredi kullandırdığını, davalı ...'nın kefil olduğunu, kredi borcunun ödenmediğini, borçlular hakkında ...İcra Müdürlüğü'nün 2015/20201 esas sayılı dosyası üzerinden takip başlattıklarını, davalı ...'nın 03.11.2014 tarihinde üzerine kayıtlı ... ilçesi, 284 ada, 7 nolu parsel sayılı taşınmazı diğer davalı şirkete satarak devrettiğini, borçlunun aciz halinde olduğunu, haciz tutanaklarının geçici aciz belgesi vasfında olduğunu, mal kaçırmak ve borçluyu ızrar kastı ile devrin yapıldığını, yapılan tasarrufun İİK'nın 280/1-2.maddeleri gereğince iptale tabii olduğunu belirterek tasarrufun iptali ile cebri icra hakkı tanınmasına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz vesikasının mevcut olmadığını, davacı bankanın icra takibini başlattıktan sonraki dönemde asıl borçlu tarafından verilen çek-senetlerin tümünü tahsil etmiş olup, davacı bankanın alacağının dava dilekçesinde yazan tutardan çok daha düşük olduğunu, müvekkilinin maliki olduğu davaya konu taşınmazı 03.11.2014 tarihinde 1.130.000,00 TL mukabilinde sattığını ve tüm satış bedelini tahsil ettiğini, tasarrufun iptali davası açılabilmesi için kanunun aradığı "zarar verme" ve "mal kaçırma" kastı ile yapılmış bir işlem bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. 2.Davalı ... San. Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde; davalı şirketin üzerinde fabrika binası inşa etmek amacıyla arsa arayışı içinde olduğu sırada emlakçı aracılığıyla dava konusu arsayı bulduğunu, müvekkili şirket ve hissedarları ile davalı ... arasında herhangi bir ilişki bulunmadığını, taraflar arasında kararlaştırılan ve ödemesi yapılan tutarın 1.130.000,00 TL olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; borçlu ... tarafından dava konusu taşınmazın 03.11.2014 tarihinde diğer davalı şirkete devredildiği, davalı şirketin yine aynı devir tarihi olan 03.11.2014 tarihli ve 500.000,00 TL bedelli çeki taşınmaz bedeline mahsuben davalı malik olan ... lehine düzenlediği ve çekin borçlu tarafından tahsil edildiği, borçlu şirketin söz konusu taşınmazın alımı için çek dışında yine 03.11.2014 tarihli kredi kullandığı, kredinin davalı şirket tarafından ödenerek 05.11.2018 tarihinde kapatıldığı, bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere kredi tutarı 500.000,00 TL ise de 03.11.2014 tarihinde 550.000,00 TL olarak borçlu Mustafa hesabına havale edildiği, borçlu ...'nın sonraki hesap hareketleri incelendiğinde borçlu şirket ile herhangi bir ilgisi tespit edilemeyen kişilere havaleler yapıldığı, böylelikle satış bedeline ilişkin olarak 500.000,00 TL çek ile 550.000,00 TL kredi havale tutarına karşılık gelen ödemelerin banka kayıtlarıyla belli olduğu, borçlu ile 3.kişi şirket arasında önceye dayalı ticari ilişki olduğuna dair delil bulunmadığı gibi satışın emlakçılık hizmeti veren şirket aracılığıyla gerçekleştiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı .... San. Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taşınmazın rayiç değeri ile satış bedeli arasında misli fark bulunmadığı, 28.03.2017 tarihli haciz tutanağı tarihinden geriye doğru 2 yıllık sürenin dışında tasarruf yapılmış bulunduğundan İİK'nın 278/3-2. ve 279. maddeleri gereğince iptal kararı verilmesinin mümkün olmadığı; davalı devir alan... San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin devir karışılığında satış bedelini ödediğini ticari defter ve sunduğu dekontlar ile ispat ettiği, davacı tarafça davalı devir alanın, borçlunun mali durumu ile alacaklıları ızrar kastını bilen veya bilmesi gereken konumda olduğu, alacaklılardan mal kaçırmak için devir yapıldığının ispat edilemediği, bu nedenle davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı ancak tasarrufun iptali davasının kabulü halinde harç ve vekalet ücreti hakkında, takip konusu alacak ile iptal edilen tasarruf konusu şeyin değerinden hangisi az ise o değer üzerinden hükmedileceği, tasarrufa konu taşınmazın satış tarihindeki rayiç değeri alacak miktarından daha az olduğundan ve eksik peşin harç da tamamlandığından taşınmaz değeri olan 1.549.800,00 TL üzerinden davalı lehine nispi vekalet ücreti hükmedilmesi gerekirken dava değeri üzerinden belirlenen vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine, davalı ... San. ve Tic. Ltd. Şti. vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; taşınmazın devir tarihindeki bedeli 1.549.800,00 TL olarak tespit edilmişse de tapu resmi senedinde gösterilen devir bedelinin 500.000,00 TL olduğunu, tasarrufa konu taşınmazın tapu resmi senedindeki satış bedeli ile satış tarihindeki rayiç değeri arasında üç misliden fazla fark bulunduğunu, davalıların ödemeye ilişkin iddialarını ispat edemediğini, davalı alıcı tarafından davalı satıcının vekiline teslim edildiği iddia edilen 625.000,00 TL'lik ödemenin 550.000,00 TL'sinin davalı alıcıya havale edildiğini gösterir banka havalesinin hangi işleme istinaden gönderildiğinin tespitinin mümkün olmadığını, tasarrufun gerçek bir satış işlemi olmadığının dosya içeriği, tanık beyanları ve bilirkişi raporuyla sabit olduğunu, davalı borçlunun taşınmazını diğer davalıya alacaklısını ızrar ve mal kaçırma gayesiyle devrettiğini, malvarlığını sun'i şekilde eksilttiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,24.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi – Mart 2025 kararlarının tamamı