Yargıtay Kararları › Yargıtay 4. Hukuk Dairesi › Nisan 2025 › 2024/3968 E., 2025/5863 K.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2024/3968 E., 2025/5863 K. (15.04.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/3968
Karar No
2025/5863
Karar Tarihi
15.04.2025
Konu
Tazminat

4. Hukuk Dairesi 2024/3968 E. , 2025/5863 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1318 Esas 2024/93 Karar İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/241 Esas, 2023/503 Karar Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket ile davalı ... arasında Hendek / Sakarya adresinde bulunan fabrikadaki malvarlığının poliçedeki rizikolara karşı sigortalandığını, riziko adresinde 06.06.2014 tarihinde doğal afet (sel) sonucu hasar meydana geldiğini, davalı şirket tarafından tam olarak hasar tespitinin yapılmadığını, 09.06.2014 tarihinde Hendek Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/4 D.İş sayılı dosyası ile hasar tespiti yaptırıldığını, yasada belirtilen gecikmeden dolayı müvekkili şirketin telafisi imkansız zararlara uğradığını, 07.11.2014 tarihinde Hendek Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/12 D.İş sayılı dosyası ile hasar tespiti yaptırıldığını, keşif sırasında firmanın hala üretim sürecine geçememiş olduğunu, firmanın maddi kayıplarının fabrikanın üretime alınacağı tarihe kadar devam edeceğinin anlaşıldığını, müvekkili firmanın tespiti yapılabilen ve sunulan fatura ve belgeler ile acil maddi zarar toplamının 4.462.867,91 TL olduğunu, davalı şirkete 19.12.2014 tarihinde noter ihtarının tebliğ edildiğini, 10.000.000,00 TL zararın şirket hesabına ödenmesinin ihtar edildiğini, olaydan yaklaşık 6 ay geçmesine rağmen henüz hasar raporunun tebliğ edilmediğini, davalı ... ile yapılan sözleşmenin devam ettiğine ve teminat altına alınan rizikolar gerçekleştiğine göre sözleşme gereğince muaccel hale gelen tazminatın davalı ... şirketince ödenmesi gerektiğini iddia ederek, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla, müvekkilinin üretim tesisinde bulunan makinelerde, üretim tesisinde bulunan hammadde ve ürünlerde meydana gelen maddi zararın tespitini, iş gücü kaybının tespitini, eski hale getirmenin ne kadar zaman alacağını, bunun için gerekecek işçilik ve malzeme bedelinin tespitini, bu sürede üretim süresinin durması nedeniyle müvekkilinin ne kadar kazanç kaybı olacağının tespitini, zararın tespiti uzman bilirkişi raporu gerektirdiğinden şimdilik en az 310.000,00 TL tazminatın rizikonun gerçekleşme tarihi olan 06.06.2014 tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili, 09.10.2017 tarihli dilekçe ile davanın belirsiz alacak davası olarak kabulü ile HMK'nın 107/2 maddesi gereği 19.02.2017 tarihli sunulan bilirkişi raporu ile belirlenen alacak miktarlarını arttırdıklarına dair dilekçe sunduklarını belirterek, toplam zararları 3.452.161,48 TL‘den, müvekkilinin talebinin 1.832.161,48 TL artırılarak davalı tarafça ödenen 1.374.712,00 TL bedel düşülerek dava dilekçesinde talep edilen 310.000,00 TL tazminatla birlikte toplam 2.077.449,48 TL ‘nin HMK'nın 107 ve 176. maddeleri gereğince bedel artırım mahiyetindeki iş bu dilekçenin ek bir dava mahiyeti taşıması sebebi ile ihtarname tarihinden itibaren ticari işlerde uygulanan temerrüt faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesini istemiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; 06.06.2014 tarihindeki yağışlar sebebiyle meydana gelen dere taşması ile sigortalı işyerinde sel hasarı meydana geldiğini, davacı tarafın müvekkilini kötü niyetli olmakla itham etmesini anlamadıklarını, sigortalının mağdur olmaması nedeniyle sel hadisesi üzerinden bir ay geçmeden 04.07.2014 tarihinde 500.000,00 TL akabinde 20.07.2014 tarihinde 500.000,00 TL olmak üzere toplam 1.000.000,00 TL avans ödemesi yapıldığını, yani hasar tutarının tamamına yakınının henüz hasar tespiti yapılmadan avans olarak ödendiğini, olay tarihinden 25.11.2014 rapor tanzim tarihine kadar davacı sigortalı işyerindeki bütün gelişmelerin en ince ayrıntılarına kadar bütün tafsilatı ile an ve an yazıldığını, Hendek Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/6 D.İş sayılı dosyasında metalürji uzmanı raporları karşısında davacının sigorta teminatlarına giren toplam zararının 1.374.712,00 TL olduğunun tespit edildiğini bakiye 374.712,00 TL ise 28.11.2014 tarihinde sigortalıya ödenerek tüm hasarın en iyi şekilde karşılandığını, müvekkili şirketin kanunun kendisine tanıdığı süreye ilişkin hakkını bile kullanmadan derhal hasarın %75’i ödediğini, sigortacının yükümlülüğünün meydana gelen gerçek hasarı gidermek olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nin 2022/140 Esas, 305 Karar sayılı kararla, davalının mazeret dilekçesindeki ifadesinin açık olmadığı, mazeret konusunda olumlu olumsuz bir karar vermeden, HMK'nın 184, 186. maddelerine ilişkin prosedürlerin usulünce işletilmeden karar verildiği gerekçesiyle esasa ilişkin hususlara değinilmeden kararın kaldırıldığı, toplam zararın 3.452.161,48 TL olduğunu hesaplayan raporun benimsendiği, davadan önce yapılan 1.374.712,00 TL'nin düşüldüğü, bakiye 2.077.449,00 TL'ye temerrüt tarihinden itibaren ticari faiz işletilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne; 2.077.449,48 TL’nin 02.10.2014 temerrüt tarihinden itibaren ticari temerrüt faiz ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;davanın açıkça, belirsiz alacak davası türünde açıldığının belirtilmediği, 03.02.2015 tarihli dava dilekçesinin 2. sayfası 9. bendinde tespit ettikleri zarar miktarının 4.462.867,91 TL olduğunun belirtildiği, davacının tespit ettiği zarar tutarını dava dilekçesinde açıklayarak davalıya ihtar konusu yaptığı, dolayısıyla davacının davanın açıldığı tarih itibariyle uyuşmazlığa konu alacağın miktar veya değerinin belirlenebildiği bu nedenle eldeki davanın, belirsiz alacak davası değil kısmi dava olduğunun, hasar tarihinin 06.06.2014, ihbar tarihi ise 07.06.2014 tarihi olduğunu, davacı tarafça 09.10.2017 tarihinde ıslah dilekçesinin sunulduğu, davalı vekili, davacının ıslah dilekçesine karşı süresinde zamanaşımı definde bulunulduğu, TTK'nın 1427/2. maddesi gereğince ihbar tarihi olan 07.06.2014 tarihine 45 gün eklenmesiyle muacceliyet tarihinin 23.07.2014 olduğu ve 2 yıllık zamanaşımı süresinin bu tarihten başladığı gözetildiğinde, kısmi dava olan eldeki davada, davacının ıslahla artırdığı tutarın, ıslah tarihi olan 09.10.2017 tarihi itibariyle TTK'nın 1420 ve TTK 1427/2. maddesi gereğince 2 yıllık zamanaşımına uğradığı, davalı tarafça en son 28.11.2014 tarihinde kısmi ödeme yapıldığı ve bu tarihte zamanaşımı kesildiği, anılan tarihten itibaren davanın ıslah edildiği 09.10.2017 tarihine kadar yeniden işlemeye başlayan 2 yıllık zamanaşımı süresinin de dolduğu, ıslah ile artılan alacak yönünden TTK'nın 1420. maddesinde öngörülen iki yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, mahkemece, davanın kısmi dava türünde olduğu kabul edilerek sonuca gidilmesi doğru olmuşsa da, TTK'nın 1472. maddesinde belirtilen 6 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı belirtilerek ıslahla artırılan tutarın zamanaşımına uğramadığı gerekçesi ile davanın kabulünün doğru olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/241 Esas, 2023/503 Karar ve 14.06.2023 tarihli kararının HMK'nın 353/1b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile, 310.000,00 TL’nin 02.10.2014 temerrüt tarihinden itibaren ticari temerrüt faiz ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davanın kısmi mi belirsiz alacak davası mı olduğu zamanaşımı süresi göz önüne alındığında davanın kabulüne yönelik bir etkisi olmadığını, huzurdaki davanın belirsiz alacak davası olarak kabul edilmesi gerektiğini, davanın açıldığı tarihte tazminat/alacağın miktarı (dava değeri) tam ve kesin olarak belirlenmesi mümkün olmadığından yapılacak yargılama ve alınacak bilirkişi raporlarından sonra dava değerinin belirlenebilmesi objektif açıdan mümkün olacağından her ne kadar davanın sonucu açısından bir farklılık göstermeyecek olsa da huzurdaki davanın belirsiz alacak davası olduğunu belirtmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı ... tarafından İşyeri Sigorta Poliçesi ile teminat altına alınan işyerindeki su hasarı sebebiyle tazminat talebini ilişkindir. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, davanın kısmi dava olarak kabul edilmesinin doğru olmasına göre karar usul ve kanuna uygun olup bir usulsüzlük bulunmadığından davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda dökümü yazılı harcın davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! dcb2dcfe3374263c 021e7f43fcd49c4a

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi – Nisan 2025 kararlarının tamamı