4. Hukuk Dairesi 2024/3846 E. , 2025/7787 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ: Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI: 2022/1875 E- 2024/218 K Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin murisi davalı borçlu tarafından bıçak ile yaralandığı sonrasında da vefat ettiği, davalı borçlu aleyhine tazminat davası açıldığı, davanın derdest olduğu, davalı borçlunun mal kaçırma gayesi ile adına kayıtlı gayrımenkulleri diğer davalılara devrettiği beyan edilerek davalılar arasındaki tasarrufların iptalini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP 1.Davalılar vekili cevap dilekçesinde; Müvekkili ... herhangi icra tehdidi altında kalmadan önce taşınmazlarını ticari amaçla önce davalılara sattığını, taşınmaz bedelleri banka aracılığıyla ...'un yakınlarına ödendiğini, aradaki farkın elden ödendiğini, satış işlemleri tarafların gerçek iradelerini yansıtarak tamamlandığını, ...'un ailesi satmış olduğu dairede kira karşılığı oturmakta olduğunu, taşınmazlar yargılama giderleri ve kendi geçimleri için satıldığını belirtilerek davanın reddini savunmuştur. 2.Davalılardan ... vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde; Müvekkilinin diğer davalılardan ... adına kayıtlı olan taşınmazı bedelini ödeyerek satın aldığını, muvazaa iddiasını kabul etmediklerini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk derece mahkemesinin 04.01.2022 gün, 2018/213 E- 2021/1 K sayılı ilamı ile "Her ne kadar alınan bilirkişi raporu ile taşınmazın satış tarihindeki gerçek değeri ve tapudaki satış bedeli arasında fark bulunduğu görülüyor ise de; uygulamada taraflar arasında yapılan satış işlemlerinde tapu harçlarının az ödenmesi amacıyla satış bedelinin düşük gösterildiği, davalılar ..., ... ve ...'ın, davalı ...'un icraya konu borçlardan dolayı "mal kaçırma kastını" bilen veya bilmesi gereken kişilerden olmadığı, bu nedenlerle davacıların; dava konusu taşınmazların satış işleminde, davalı-üçüncü kişilerin davalı-borçlunun mali durumunu ve ızrar kastını bilen/bilmesi gereken/gerekecek durumda olduğunu ispatlayamamış olması dikkate alındığında, davacının ispatlanamayan davasının reddine" karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 26.01.2024 gün, 2022/1875 E- 2024/218 K sayılı kararı ile "Davalı ...'un ailesinin dava konusu gayrımenkullerden birinde halen oturdukları, taşınmazların satış değerleri ile gerçek değerleri arasında misli fark olduğu, davalıları tapudaki satış bedeli dışında ödeme yaptığına dair belge dahi sunmadıkları, yapılan işlemlerin muvazaalı olduğu anlaşıldığından davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddedilmesi hatalı olup davacılar vekilinin istinaf isteminin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeni hüküm kurulmasına, davanın kabulüne" karar verilmiştir. Karar davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davalı ... vekili ve davalı ... vekili temyiz dilekçesinde kararın bozulmasını talep etmiştir. 2.Davalı ... vekili 05.04.2024 tarihli dilekçesi ile dava konusu icra dosyasının tahsil ve tasfiye edildiğini, dosyanın infazen kapatıldığını beyan etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, mahiyeti ve kapsamına göre uyuşmazlık, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. İİK'nun 277 ve devamı maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun borcun doğumundan sonra, aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da "iyi niyet kurallarına aykırılık" nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır. Bu davaların görülebilmesi için diğer dava koşulları yanında kesinleşmiş bir alacağın varlığı ve yargılama boyunca da alacağın varlığının devam etmesi gereklidir. Davacının alacağının yargılama sırasında tamamen ödenmesi halinde konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekir. Somut olayda, davalı ... vekilinin 05.04.2024 tarihli dilekçesi ile dava dayanağı takip dosyasındaki borcun tahsil ve tasfiye edildiği belirtilmiştir. Bu halde, davanın dayanağı olan icra dosyasının tahsil edilip edilmediği hakkında davacının da beyanı alınarak ve ilgili icra dosyası da dosya içerisine alınarak davanın konusunun kalıp kalmadığının belirlenmesi, dava konusuz kalmış ise konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davanın açılması sırasında haklılık durumuna göre vekalet ücreti ve yargılama masraflarının nasıl ödeneceğinin belirlenmesi için kararın bozulması gerekmiştir. 2.Bozma ilamının kapsam ve şekline göre, davalı ... vekilinin ve davalı ... vekilinin diğer temyiz nedenleri şimdilik incelenmemiştir.
VI. KARAR Değerlendirme ve gerekçe bölümünün (1) nolu bendinde yer alan sebeplerle davalı ... vekilinin ve davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA; (2) nolu bendinde yer alan sebeplerle de davalı ... vekilinin ve davalı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalılar ... ve ...'a iadesine, HMK nun 373/2 hükmü gereğince; dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.05.2025 tarihinde oybirlliği ile karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! b6a10fa54276dccc 909e6211e8936c68