Yargıtay Kararları › Yargıtay 4. Hukuk Dairesi › Haziran 2025 › 2024/3418 E., 2025/10236 K.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2024/3418 E., 2025/10236 K. (30.06.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/3418
Karar No
2025/10236
Karar Tarihi
30.06.2025
Konu
Tazminat, Miras

4. Hukuk Dairesi 2024/3418 E. , 2025/10236 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/565 E., 2023/348 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar asıl davada davalı ... vekili ve davalı ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Asıl ve birleşen davada davacı dava dilekçesinde;Emekli Sandığı iştirakçisi ...'in 12.03.2005 tarihinde trafik kazası sonucu vefat ettiğini, ölüm olayı nedeni ile iştirakçinin hizmet yılı 10 yıldan az olduğu için yetimlere aylık bağlandığını, hak sahibi eşine ise toptan ödeme yapıldığını belirtmiş, fazlaya ilişkin talep ve dava haklarını saklı tutarak 5434 sayılı Kanun’un 129. maddesi uyarınca 30.000,00 TL peşin sermaye değerinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile, 3.630,43 TL toptan ödemenin, 16.02.2006-19.02.2007 tarihleri arasında ödenen aylıklar ve faizi olan 15.597,31 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek faizinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini etmiş; 23.10.2013 tarihli ıslah dilekçesiyle talebini 126.340,64 TL'ye yükselterek ... ile ... mirasçılarından tahsiline karar verilmesini talep etmiş, davalılar ... ve ...'ın kusursuz bulunmaları nedeniyle bu davalılar yönünden ıslah talebinde bulunulmadığını beyan etmiştir.

II. CEVAP Davalılar ve vekilleri, davanın reddini savunmuştur.

III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 22.04.2014 tarihli ve 2007/84 Esas, 2014/103 Karar sayılı kararı ile davalı ... dava açılmadan önce ölmüş olduğundan ölü kişi hakkında dava açılamayacağından davanın reddine, davalılardan ..., ... ve ... Sigorta A.Ş yönünden olayda kusurları bulunmadığından pasif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle davanın reddine, asıl dava dosyası ile ilgili olarak davalılardan ... Sigorta A.Ş. poliçe limiti ile sınırlı sorumlu olarak 50.000,00 TL'yi 05.05.2005 tarihinde ... mirasçılarına ödemiş bulunduğundan bu sigorta şirketi hakkındaki davanın reddine, asıl dava dosyasındaki davalılardan ... ile birleşen Ankara 23. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2008/394 esas sayılı dava dosyasındaki davalı ... mirasçıları ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkındaki davanın dava dilekçesi ve 23.10.2013 tarihli ıslah dilekçesi göz önüne alınmak suretiyle kabulü ile 49.227,74 TL'nin 01.03.2007 dava tarihinden itibaren, 77.112,90 TL'nin 23.10.2013 ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte bu davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Mahkemenin 22.04.2014 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 01.02.2018 tarihli ve 2015/6454 Esas, 2018/505 Karar sayılı ilamıyla; iş mahkemesinin görevli olması nedeniyle görevsizlik kararı verilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına, bozma neden ve şekline göre tarafların temyiz itirazlarının şu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Mahkemenin 29.09.2020 tarihli ve 2019/417 Esas, 2020/204 Karar sayılı kararı ile bozmaya uyularak iş mahkemesinin görevli olması nedeniyle asıl ve birleşen davanın usulden reddine karar verilmiş; karar, asıl ve birleşen davada davacı vekilince temyiz edilmiştir. Dairenin 08.11.2021 tarihli ve 2021/2409 Esas, 2021/8383 Karar sayılı ilamı ile somut olayda 01.01.2008 tarihinden önce (12.03.2005 tarihinde) gerçekleşen trafik kazası sonucu vefat eden Emekli Sandığı iştirakçisinin hak sahiplerine 5434 sayılı Kanun döneminde aylık bağlandığı, uyuşmazlığın aynı Kanun’un 129. maddesi hükmüne tabi olduğu, 5510 sayılı Kanun’un yürürlük tarihi ve 5510 sayılı Kanun’un geçici 4. maddesi hükmü nazara alındığında iş mahkemesi görevli olmayıp davanın genel mahkemede görülmesi gerektiği, Yargıtay 17. Hukuk Dairesince evvelce verilen karar mahkemenin görevine ilişkin olup taraflar açısından usuli kazanılmış hak oluşturmayacağı gözetilerek, somut uyuşmazlık bakımından iş mahkemesi görevli mahkeme olmayıp genel mahkemenin görevli olması nedeniyle bozma ilamı doğrultusunda verilen görev yönünden usulden ret kararının bozulması gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalıların talebi ile davaya konu alacak yapılandırmaya tabi tutulmuş olup davalılar tarafından 133.451,52 TL'nin davacıya ödendiği, yapılandırma işlemi başladığında davalı SGK tarafından davalılara gönderilen 30.09.2021 tarihli yazı ile mahkeme vekalet ücreti ve masraflarının yapılandırmaya tabi olmadığının bildirildiği, davalıların bu yazıya göre ödeme yaptığı, dava konusu alacak yargılama devam eder iken davalılarca ödendiğinden dava konusuz kaldığı ve dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair hüküm kurulduğu, ilgili yasal mevzuat gereğince dava açıldığı tarihte davacının dava açmakta haklı olduğu dikkate alınarak yargılama giderinin davalılar üzerinde bırakıldığı ve davacı lehine vekalet ücreti takdir edildiği gerekçesiyle asıl ve birleşen dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Asıl davada davalılar ... vekili ve ... temyiz dilekçesinde; kazanın meydana gelmesinde asıl davada davalı sürücü ... ve işleten ...'ın kusuru olmadığından ceza yargılamasında verilen beraat kararının onanarak kesinleştiğini, haklarındaki dava reddedilen bu davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken tüm davalılar yönünden davacı lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 12.03.2005 tarihinde meydana gelen çift taraflı kazada yolcu olan Emekli Sandığı iştirakçisinin ölümü nedeniyle 5534 sayılı Kanun'un 129. maddesi uyarınca tazminat talebine ilişkindir. Asıl davada davalı ... davaya konu çift taraflı trafik kazasında karşı araç sürücüsü olup ceza mahkemesince yapılan yargılama sonucunda kazanın meydana gelmesinde kusursuz bulunarak beraatine karar verilmiş, eldeki yargılamada alınan 24.09.2021 tarihli kusur raporunda da anılan davalı sürücünün kusursuz olduğu belirlenmiş, açıklanan nedenle mahkemece verilen 22.04.2014 tarihli ilk kararda karşı araç sürücüsü ..., karşı aracın işleteni ... yönünden davanın pasif husumet yokluğundan reddine ve bu davalılar lehine tek maktu vekalet ücretine hükmedilmiştir. Usule ilişkin Daire bozmasından sonra davalı malik/vefat eden ... mirasçısı olan birleşen davanın davalılarının yapılandırma talep ederek ödeme yapması üzerine, vekalet ücreti ve yargılama giderinin yapılandırma kapsamında olmadığı belirtilerek kurulan hükümde asıl ve birleşen davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, davacı lehine hükmedilen yargılama gideri ve vekalet ücretinin ise asıl ve birleşen davada davalıların tümünden müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş ise de kazanın meydana gelmesinde karşı araç sürücüsü ...'un kusursuz olması nedeniyle asıl davada davalılar ... ve ... yönünden davanın pasif husumet yokluğundan reddine ve ret sebebi ortak olan bu davalılar yararına (ilk karara karşı vekalet ücretine ilişkin davalıların temyizinin olmadığı, karar tarihindeki değişiklik nedeniyle vekalet ücretinin davacı aleyhine yükseltilmesinin davacı yanın usuli kazanılmış hakkını ihlal edeceği, davacının bu davalılar yönünden ıslah talebinde de bulunmadığı gözetilerek) ilk kararda hükmedilen miktarda vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, bu davalılar yönünden de asıl davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına ve davacı lehine hükmedilen yargılama gideri ve vekalet ücretinden asıl davada davalılar ... ve ...'ın da sorumlu tutulmasına karar verilmiş olması bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na eklenen Geçici Madde 3 atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 438. maddesinin yedinci fıkrası uyarınca temyiz olunan mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Asıl davada davalılar ... ve ...'ın temyiz itirazının kabulü ile mahkeme kararının, hüküm fıkrasının (1) nolu bendine "asıl davada davalılardan ... ve ... hakkındaki davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine" cümlesinin eklenmesi, hüküm fıkrasının (3) nolu bendinde yer alan "giderinin" ifadesinden sonra gelmek üzere "... ve ... dışındaki" ibaresinin eklenmesi, hüküm fıkrasının (4) nolu bendinde yer alan "davalılardan" ifadesinden önce gelmek üzere "... ve ... dışındaki" ibaresinin eklenmesi, hüküm fıkrasının (5) nolu bendinden sonra gelmek üzere bent eklenerek (6) numaralı bent olarak "Davalılar ... ve ... davada kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden 1.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak bu davalılara verilmesine" ibaresinin yazılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalılar ... ve ...'a iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 30.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 173017eb8bcc85f5 51c070a783477c61

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi – Haziran 2025 kararlarının tamamı