Yargıtay Kararları › Yargıtay 4. Hukuk Dairesi › Haziran 2025 › 2024/2803 E., 2025/10194 K.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2024/2803 E., 2025/10194 K. (30.06.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2803
Karar No
2025/10194
Karar Tarihi
30.06.2025
Konu
Tapu

4. Hukuk Dairesi 2024/2803 E. , 2025/10194 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/105 E., 2023/232 K. Mahkeme kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 10.12.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen gün ve saatte davacı vekili Avukat ..., davalı ... vekili Avukat ... geldiler. Diğer davalı adına gelen olmadı. Tarafların vekillerinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 30.06.2025 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalılardan ... İnşaat Otomotiv Nak.San ve Tic. Ltd. Şti.'nin düzenleyen sıfatında olduğu, 15.07.2008 düzenleme tarihli, 15.09.2008 vade tarihli 1.150,000 TL'lik bonoya istinaden davacının alacağının tahsili amacıyla hem bu şahsa hem de senet üzerindeki dava dışı cirantalara karşı .... İcra Müdürlüğü'nün 2013/23643 sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, üzerinde rehin ve birçok haciz bulunan bir araç dışında borçlu şirketin herhangi bir malvarlığına rastlanmadığını, akabinde borçlu şirketin ticaret sicilinde kayıtlı adresine hacze gidildiğini, söz konusu adreste haczi kabil mal bulunamadığını, buna müteakip tapu kayıtlarının incelenmesi sonucunda borçlu şirketin alacaklı müvekkiline zarar verme kastıyla Silivri ilçesi, ... Mahallesi, ... mevkiinde bulunan 20... pafta, 1476 ada 1 parsel nolu 948,24 m² lik arsa üzerindeki B girişi 2.kat 14 ve 13 nolu, 1.kat 12 ve 11 nolu, zemin kat 10 ve 9 nolu, 1. bodrum 8 nolu A giriş 2. kat 7 ve 6 nolu 1. kat 5 ve 4 nolu zemin kat 3 ve 2 nolu 1. bodrum 1 nolu bağımsız bölümleri 01.12.2008 tarihinde muvazaalı olarak diğer davalı ...'ya devrettiğini öğrendiklerini, tapu kayıtlarına bakıldığında gerçek değeri tapuda gösterilen değerin onlarca katı olan söz konusu bağımsız bölümlerin toplamda 365.360,00 TL'ye satıldığını, bu durumun taraflar arasındaki muvazaanın varlığına işaret ettiğini, borçlu şirketin söz konusu taşınmazların devrinde müvekkiline zarar verme kastı taşıdığını belirterek davalılar arasında 01.12.2008 tarihinde yapılan bahse konu taşınmazlara ilişkin satış ve devir işleminin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP 1.Davalı borçlu şirket; davaya cevap vermemiştir. 2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; aciz belgesi sunulmadığını, davanın süresinde açılmadığını, tasarrufun borçtan önce yapıldığını, taşınmazın bir bütün olarak iyiniyetle ve 2.123.636,00 TL bedelle alındığını ve bütün olarak kullanıldığını, alacağın muvazaalı olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 26.02.2015 tarihli ve 2013/185 Esas, 2015/29 Karar sayılı kararı ile; borçlunun tasarruf döneminde bir çok borçlarının olması ve ayrıca tasarruf konusu taşınmazların ticari işletmesinin önemli ve büyük bir miktarını oluşturması, yine davaya konu edilen 14 adet taşınmazın satış bedelleri ile saptanan gerçek bedelleri arasında fark bulunmaması hususunun İİK 280/3 maddesinin uygulanmayacağı anlamına gelmeyeceği, borçlu şirket hakkında yapılan hacizlerde borcu karşılayacak derecede mal varlığına rastlanmaması, borçlu ticari şirkete ait bu 14 adet taşınmazın ticari işletmesine dahil olduğuna ilişkin kuşkunun olmaması ve ayrıca bu taşınmazların İİK nın 280/4 maddesinde bahsedilen işyerinde mevcut ticari işletmenin mühim bir kısmını teşkil ettiği gerekçesiyle davanın kabulü ile; İstanbul ili, Silivri ilçesi, ... Mahallesi, ... Mevkiinde bulunan 20 ... pafta 1476 ada, 1 parsel (B Girişi: 2.Kat. 14 ve 13 nolu 1. Kat 12 ve 11 nolu zemin kat 10 ve 9 nolu, 1 bodrum 1 nolu bağımsız bölüm) sayılı taşınmazların davalı ... İnşaat Otomotiv Nak. San. ve Tic. Şti.'den diğer davalı ...'ya satışına ilişkin tasarrufun, İstanbul .... İcra Müdürlüğünün 2013/23643 sayılı dosyasındaki alacak ile sınırlı olmak üzere iptali ile davacı alacaklıya dava konusu taşınmazın haciz ve satışını isteme yetkisi tanınmasına karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 07.03.2017 tarih ve 2015/10146 Esas, 2017/2457 Karar sayılı ilamı ile; "...Somut olayda, davalı 3.kişi ... vekili, diğer savunmaları yanında takip konusu alacağın gerçek bir alacak olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece davalının bu yöndeki savunması üzerinde durularak takip konusu alacağın gerçek bir alacak olup olmadığı belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı hüküm tesisi isabetli görülmemiştir. O halde davalının bu yöndeki savunması doğrultusunda davacı ve davalı delillerinin toplanması, gerektiğinde takip konusu alacaklı ve borçluların banka hesap hareketleri, ticari ve vergi kayıtları istenerek ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılması, Anadolu Cumhuriyet Savcılığınca takip konusu senetle ilgili yürütülen 2015/143817 hazırlık dosyası; dava açılmış ise dava dosyası, İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/180 Esas sayılı dava dosyasının sonucu da beklenerek tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetli görülmemiştir. Kabule göre de; dava kabul edildiği halde talep konusu 14 adet bağımsız bölüm yönünden (1476 ada 1 parsel A giriş 1,2,3,4,5,6,7 nolu bağımsız bölümler ile B Giriş 8,9,10,11,12,13,14 nolu bağımsız bölümler dava konusu olup) hüküm kurulması gerekirken yedi adet bağımsız bölüm yönünden hüküm kurulup yedi adet bağımsız bölüm yönünden olumlu olumsuz karar verilmemesi isabetli görülmemiştir." gerekçesi ile karar bozularak dosya kararı veren Mahkemeye gönderilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamında bulunan soruşturma aşamasında alınan bilirkişi raporunda; senedin keşideci imzasının altındaki sadece imzanın şirket yetkilisi ...'e ait olduğu, senedin önyüzündeki tanzim ile ilgili el yazılarının ve arka yüzündeki ikinci ciranta ile üçüncü ciranta imzalarının ...'ın eli ürünü olduğu, birinci cirantanın imzasının ...'ın eli ürünü olduğunun tespit edildiği, senet metnindeki keşideci imzasının dışındaki kısımların keşideci ... İnşaat A.Ş. yetkilisi tarafından doldurulmadığı, dosya kapsamındaki bilirkişi raporlarında; şirket kayıtları ve tüm dosya kapsamında yapılan inceleme neticesinde iptal iddiasının gerekçesi olarak gösterilen senedin davalı ... İnş. Otom. Nakl. San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından dava dışı ... İnş.Yapı Malz. Mad. Orm. Ürün. San. ve Tic. Ltd. Şti.'ne herhangi bir ticari borca karşılık verilmediğinin tespit edildiği, bilirkişi raporu ile de eldeki davada davacının dayanağı olan icra takibine konu alacağın gerçek bir alacak ilişkisine ait olmadığı kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; takibe konu senedin sonradan muvazaalı olarak düzenlenmediğinin bekletici mesele yapılması istenilen ceza yargılaması ile açıkça ortaya konmuşken yerel mahkemece zorlama bir gerekçe ile alacağın muvazaalı olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verildiğini, takibe konu alacağın muvazaalı bir alacak olmadığı açıkça ortadayken mahkeme hakiminin bir muhasebecinin düzenlediği ve hukuki hiçbir değeri olmayan rapordan yola çıkarak gerekçe oluşturmasının zorlama ve ısmarlama bir karar olduğunu, ceza soruşturması neticesinde beraat kararı verildiğini ve söz konusu ceza davasının gerekçesinde takibe konu senedin sonradan muvazaalı olarak düzenlenmediği aksine senedin sahteliği iddia edilmeyen taşeron sözleşmesine dayalı olarak sözleşmenin sonucu olarak düzenlendiğini, düzenlenen raporda senet keşidecisi ile lehtarının ticari defter ve kayıtlarına ulaşılamadığı, hatta söz konusu defter ve kayıtların saklama sorumluluğunun süresinin dolduğunun açıkça görüleceğini, takibe konu senedin taraf kayıtlarında olmadığını, bu suretle bu senedin herhangi bir alacak-borç karşılığı verilmediği sonucuna varıldığını, senet keşidecisi ile lehtarının olmayan defterlerinin aleyhe yorumlanmasının hukuk mantığına uygun olmadığını, bir senedin borç ilişkisi yaratması için kimin tarafından doldurulduğunun hukuken bir önemi bulunmadığını, davalı ...'nın, takip konusu senedin kendisini dolandırmak amacıyla alacaklı ve takip borçluları tarafından sonradan sahte olarak düzenlendiği iddiası ile tüm takip borçlularını ve davacıyı şikayet ettiğini, ancak beraat kararı verildiğini, davaya konu taşınmazların yüklenicisinin borçlu ... İnşaat Şirketi, tedarikçi firmaların ise ... İnşaat Şirketi ve ... Petrol Şirketleri olduğunu, dava konusu taşınmazların inşaat işlerinin dava dosyasında bulunan 05.01.2008 tarihli belge içeriğinden de anlaşılacağı üzere borçlular tarafından inşa edildiğini, takibe konu senedin bu sözleşme kapsamında oluşturulduğunu, vergi dairesinden gelen BA/BS formlarına bakıldığında da senedin düzenlendiği tarihlerde senet keşidecisi ile ... İnşaat Şirketi ile ... İnşaat Şirketlerinin aralarında ticari ilişki olduğunu, yine senedin düzenlendiği tarihlerde her iki borçlu firmanın da takip konusu senedi düzenleyecek ticari kapasitelerinin olduğunun açıkça görüleceğini belirterek yerel mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri. 3. Değerlendirme İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz ya da iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da "iyiniyet kurallarına aykırılık" nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır. Bu özelliği nedeniyle iptal davasının dinlenebilmesi için, öncelikle davacının borçludaki alacağının gerçek olması, tasarrufta bulunan kişinin de gerçekten borçlu olması gerekir. Bu nedenle iptal davasında davalı 3. kişi aciz belgesine bağlanan alacağın gerçekte olmadığını savunabilir ve ispat edebilir. İlk Derece Mahkemesince; dosya kapsamında bulunan soruşturma aşamasında alınan bilirkişi raporunda; senedin keşideci imzasının altındaki sadece imzanın şirket yetkilisi ...'e ait olduğu, senedin önyüzündeki tanzim ile ilgili el yazılarının ve arka yüzündeki ikinci ciranta ile üçüncü ciranta imzalarının ...'ın eli ürünü olduğu, birinci cirantanın imzasının ...'ın eli ürünü olduğunun tespit edildiği, senet metnindeki keşideci imzasının dışındaki kısımların keşideci ... İnşaat A.Ş. yetkilisi tarafından doldurulmadığı, dosya kapsamındaki bilirkişi raporlarında; şirket kayıtları ve tüm dosya kapsamında yapılan inceleme neticesinde iptal iddiasının gerekçesi olarak gösterilen senedin davalı ... İnş. Otom. Nakl. San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından dava dışı ... İnş. Yapı Malz. Mad. Orm. Ürün. San. ve Tic. Ltd. Şti.'ne herhangi bir ticari borca karşılık verilmediğinin tespit edildiği, bilirkişi raporu ile de eldeki davada davacının dayanağı olan icra takibine konu alacağın gerçek bir alacak ilişkisine ait olmadığı kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de varılan sonuç, dosya kapsamına ve mevcut delil durumuna uygun düşmemektedir. Davacının davalı borçlu şirketten olan alacağına dair hakkında başlattığı İstanbul .... İcra Müdürlüğü’nün 2013/23643 sayılı dosyasında takip dayanağı olarak 15.07.2008 düzenleme ve 15.09.2008 vade tarihli 1.150.000,00 TL bedelli bono sunulduğu, bononun davalı borçlu ... İnş. Oto. Nak. San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından ... İnş. Yapı Malz. Ltd. Şti. lehine düzenlendiği, ... İnş. tarafından ... Şti.'ne, ... Şti.'nden ... Petrol Ürünleri Paz. San. Ve Tic. Ltd. Şti.'ne, onun tarafından bu şirketin yetkilisi ...'a, onun tarafından da son olarak davacı ...'a ciro edildiği, takibin itiraz edilmeden kesinleştiği ve hacizler yapıldığı anlaşılmıştır. Davacının icra takibine konu alacağı kambiyo senedine dayanmaktadır. 6102 sayılı TTK'nun 687. maddesi "Poliçeden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def'ileri başvuran hamile karşı ileri süremez; meğerki, hamil, poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun." hükmünü içermekte olup, bu durumda eldeki davada önem arz eden hususun alacaklı davacı ...'ın senedi kendisinden ciro yoluyla devraldığı ...'dan alacaklı olması olduğundan, davacı cirantanın kötüniyetli olduğu yani senedi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olduğu da ispatlanamadığından davacının icra takibine konu alacağının gerçek olduğu anlaşılmış olup, alacağın gerçek olduğunun kabulü ile esasa girilmesi, İİK. 277 ve devamı maddelerinin tartışılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken İlk Derece Mahkemesince yazılı olduğu üzere hüküm tesisi doğru görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan mahkeme kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine, 32.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine, Dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 30.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! fdaab37b488e5a3b 561f7e0e477a6d38 This XML file does not appear to have any style information associated with it. The document tree is shown below. 4. Hukuk Dairesi 2024/2803 E. , 2025/10194 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/105 E., 2023/232 K. Mahkeme kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 10.12.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen gün ve saatte davacı vekili Avukat ..., davalı ... vekili Avukat ... geldiler. Diğer davalı adına gelen olmadı. Tarafların vekillerinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 30.06.2025 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalılardan ... İnşaat Otomotiv Nak.San ve Tic. Ltd. Şti.'nin düzenleyen sıfatında olduğu, 15.07.2008 düzenleme tarihli, 15.09.2008 vade tarihli 1.150,000 TL'lik bonoya istinaden davacının alacağının tahsili amacıyla hem bu şahsa hem de senet üzerindeki dava dışı cirantalara karşı .... İcra Müdürlüğü'nün 2013/23643 sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, üzerinde rehin ve birçok haciz bulunan bir araç dışında borçlu şirketin herhangi bir malvarlığına rastlanmadığını, akabinde borçlu şirketin ticaret sicilinde kayıtlı adresine hacze gidildiğini, söz konusu adreste haczi kabil mal bulunamadığını, buna müteakip tapu kayıtlarının incelenmesi sonucunda borçlu şirketin alacaklı müvekkiline zarar verme kastıyla Silivri ilçesi, ... Mahallesi, ... mevkiinde bulunan 20... pafta, 1476 ada 1 parsel nolu 948,24 m² lik arsa üzerindeki B girişi 2.kat 14 ve 13 nolu, 1.kat 12 ve 11 nolu, zemin kat 10 ve 9 nolu, 1. bodrum 8 nolu A giriş 2. kat 7 ve 6 nolu 1. kat 5 ve 4 nolu zemin kat 3 ve 2 nolu 1. bodrum 1 nolu bağımsız bölümleri 01.12.2008 tarihinde muvazaalı olarak diğer davalı ...'ya devrettiğini öğrendiklerini, tapu kayıtlarına bakıldığında gerçek değeri tapuda gösterilen değerin onlarca katı olan söz konusu bağımsız bölümlerin toplamda 365.360,00 TL'ye satıldığını, bu durumun taraflar arasındaki muvazaanın varlığına işaret ettiğini, borçlu şirketin söz konusu taşınmazların devrinde müvekkiline zarar verme kastı taşıdığını belirterek davalılar arasında 01.12.2008 tarihinde yapılan bahse konu taşınmazlara ilişkin satış ve devir işleminin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP 1.Davalı borçlu şirket; davaya cevap vermemiştir. 2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; aciz belgesi sunulmadığını, davanın süresinde açılmadığını, tasarrufun borçtan önce yapıldığını, taşınmazın bir bütün olarak iyiniyetle ve 2.123.636,00 TL bedelle alındığını ve bütün olarak kullanıldığını, alacağın muvazaalı olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 26.02.2015 tarihli ve 2013/185 Esas, 2015/29 Karar sayılı kararı ile; borçlunun tasarruf döneminde bir çok borçlarının olması ve ayrıca tasarruf konusu taşınmazların ticari işletmesinin önemli ve büyük bir miktarını oluşturması, yine davaya konu edilen 14 adet taşınmazın satış bedelleri ile saptanan gerçek bedelleri arasında fark bulunmaması hususunun İİK 280/3 maddesinin uygulanmayacağı anlamına gelmeyeceği, borçlu şirket hakkında yapılan hacizlerde borcu karşılayacak derecede mal varlığına rastlanmaması, borçlu ticari şirkete ait bu 14 adet taşınmazın ticari işletmesine dahil olduğuna ilişkin kuşkunun olmaması ve ayrıca bu taşınmazların İİK nın 280/4 maddesinde bahsedilen işyerinde mevcut ticari işletmenin mühim bir kısmını teşkil ettiği gerekçesiyle davanın kabulü ile; İstanbul ili, Silivri ilçesi, ... Mahallesi, ... Mevkiinde bulunan 20 ... pafta 1476 ada, 1 parsel (B Girişi: 2.Kat. 14 ve 13 nolu 1. Kat 12 ve 11 nolu zemin kat 10 ve 9 nolu, 1 bodrum 1 nolu bağımsız bölüm) sayılı taşınmazların davalı ... İnşaat Otomotiv Nak. San. ve Tic. Şti.'den diğer davalı ...'ya satışına ilişkin tasarrufun, İstanbul .... İcra Müdürlüğünün 2013/23643 sayılı dosyasındaki alacak ile sınırlı olmak üzere iptali ile davacı alacaklıya dava konusu taşınmazın haciz ve satışını isteme yetkisi tanınmasına karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 07.03.2017 tarih ve 2015/10146 Esas, 2017/2457 Karar sayılı ilamı ile; "...Somut olayda, davalı 3.kişi ... vekili, diğer savunmaları yanında takip konusu alacağın gerçek bir alacak olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece davalının bu yöndeki savunması üzerinde durularak takip konusu alacağın gerçek bir alacak olup olmadığı belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı hüküm tesisi isabetli görülmemiştir. O halde davalının bu yöndeki savunması doğrultusunda davacı ve davalı delillerinin toplanması, gerektiğinde takip konusu alacaklı ve borçluların banka hesap hareketleri, ticari ve vergi kayıtları istenerek ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılması, Anadolu Cumhuriyet Savcılığınca takip konusu senetle ilgili yürütülen 2015/143817 hazırlık dosyası; dava açılmış ise dava dosyası, İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/180 Esas sayılı dava dosyasının sonucu da beklenerek tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetli görülmemiştir. Kabule göre de; dava kabul edildiği halde talep konusu 14 adet bağımsız bölüm yönünden (1476 ada 1 parsel A giriş 1,2,3,4,5,6,7 nolu bağımsız bölümler ile B Giriş 8,9,10,11,12,13,14 nolu bağımsız bölümler dava konusu olup) hüküm kurulması gerekirken yedi adet bağımsız bölüm yönünden hüküm kurulup yedi adet bağımsız bölüm yönünden olumlu olumsuz karar verilmemesi isabetli görülmemiştir." gerekçesi ile karar bozularak dosya kararı veren Mahkemeye gönderilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamında bulunan soruşturma aşamasında alınan bilirkişi raporunda; senedin keşideci imzasının altındaki sadece imzanın şirket yetkilisi ...'e ait olduğu, senedin önyüzündeki tanzim ile ilgili el yazılarının ve arka yüzündeki ikinci ciranta ile üçüncü ciranta imzalarının ...'ın eli ürünü olduğu, birinci cirantanın imzasının ...'ın eli ürünü olduğunun tespit edildiği, senet metnindeki keşideci imzasının dışındaki kısımların keşideci ... İnşaat A.Ş. yetkilisi tarafından doldurulmadığı, dosya kapsamındaki bilirkişi raporlarında; şirket kayıtları ve tüm dosya kapsamında yapılan inceleme neticesinde iptal iddiasının gerekçesi olarak gösterilen senedin davalı ... İnş. Otom. Nakl. San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından dava dışı ... İnş.Yapı Malz. Mad. Orm. Ürün. San. ve Tic. Ltd. Şti.'ne herhangi bir ticari borca karşılık verilmediğinin tespit edildiği, bilirkişi raporu ile de eldeki davada davacının dayanağı olan icra takibine konu alacağın gerçek bir alacak ilişkisine ait olmadığı kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; takibe konu senedin sonradan muvazaalı olarak düzenlenmediğinin bekletici mesele yapılması istenilen ceza yargılaması ile açıkça ortaya konmuşken yerel mahkemece zorlama bir gerekçe ile alacağın muvazaalı olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verildiğini, takibe konu alacağın muvazaalı bir alacak olmadığı açıkça ortadayken mahkeme hakiminin bir muhasebecinin düzenlediği ve hukuki hiçbir değeri olmayan rapordan yola çıkarak gerekçe oluşturmasının zorlama ve ısmarlama bir karar olduğunu, ceza soruşturması neticesinde beraat kararı verildiğini ve söz konusu ceza davasının gerekçesinde takibe konu senedin sonradan muvazaalı olarak düzenlenmediği aksine senedin sahteliği iddia edilmeyen taşeron sözleşmesine dayalı olarak sözleşmenin sonucu olarak düzenlendiğini, düzenlenen raporda senet keşidecisi ile lehtarının ticari defter ve kayıtlarına ulaşılamadığı, hatta söz konusu defter ve kayıtların saklama sorumluluğunun süresinin dolduğunun açıkça görüleceğini, takibe konu senedin taraf kayıtlarında olmadığını, bu suretle bu senedin herhangi bir alacak-borç karşılığı verilmediği sonucuna varıldığını, senet keşidecisi ile lehtarının olmayan defterlerinin aleyhe yorumlanmasının hukuk mantığına uygun olmadığını, bir senedin borç ilişkisi yaratması için kimin tarafından doldurulduğunun hukuken bir önemi bulunmadığını, davalı ...'nın, takip konusu senedin kendisini dolandırmak amacıyla alacaklı ve takip borçluları tarafından sonradan sahte olarak düzenlendiği iddiası ile tüm takip borçlularını ve davacıyı şikayet ettiğini, ancak beraat kararı verildiğini, davaya konu taşınmazların yüklenicisinin borçlu ... İnşaat Şirketi, tedarikçi firmaların ise ... İnşaat Şirketi ve ... Petrol Şirketleri olduğunu, dava konusu taşınmazların inşaat işlerinin dava dosyasında bulunan 05.01.2008 tarihli belge içeriğinden de anlaşılacağı üzere borçlular tarafından inşa edildiğini, takibe konu senedin bu sözleşme kapsamında oluşturulduğunu, vergi dairesinden gelen BA/BS formlarına bakıldığında da senedin düzenlendiği tarihlerde senet keşidecisi ile ... İnşaat Şirketi ile ... İnşaat Şirketlerinin aralarında ticari ilişki olduğunu, yine senedin düzenlendiği tarihlerde her iki borçlu firmanın da takip konusu senedi düzenleyecek ticari kapasitelerinin olduğunun açıkça görüleceğini belirterek yerel mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri. 3. Değerlendirme İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz ya da iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da "iyiniyet kurallarına aykırılık" nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır. Bu özelliği nedeniyle iptal davasının dinlenebilmesi için, öncelikle davacının borçludaki alacağının gerçek olması, tasarrufta bulunan kişinin de gerçekten borçlu olması gerekir. Bu nedenle iptal davasında davalı 3. kişi aciz belgesine bağlanan alacağın gerçekte olmadığını savunabilir ve ispat edebilir. İlk Derece Mahkemesince; dosya kapsamında bulunan soruşturma aşamasında alınan bilirkişi raporunda; senedin keşideci imzasının altındaki sadece imzanın şirket yetkilisi ...'e ait olduğu, senedin önyüzündeki tanzim ile ilgili el yazılarının ve arka yüzündeki ikinci ciranta ile üçüncü ciranta imzalarının ...'ın eli ürünü olduğu, birinci cirantanın imzasının ...'ın eli ürünü olduğunun tespit edildiği, senet metnindeki keşideci imzasının dışındaki kısımların keşideci ... İnşaat A.Ş. yetkilisi tarafından doldurulmadığı, dosya kapsamındaki bilirkişi raporlarında; şirket kayıtları ve tüm dosya kapsamında yapılan inceleme neticesinde iptal iddiasının gerekçesi olarak gösterilen senedin davalı ... İnş. Otom. Nakl. San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından dava dışı ... İnş. Yapı Malz. Mad. Orm. Ürün. San. ve Tic. Ltd. Şti.'ne herhangi bir ticari borca karşılık verilmediğinin tespit edildiği, bilirkişi raporu ile de eldeki davada davacının dayanağı olan icra takibine konu alacağın gerçek bir alacak ilişkisine ait olmadığı kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de varılan sonuç, dosya kapsamına ve mevcut delil durumuna uygun düşmemektedir. Davacının davalı borçlu şirketten olan alacağına dair hakkında başlattığı İstanbul .... İcra Müdürlüğü’nün 2013/23643 sayılı dosyasında takip dayanağı olarak 15.07.2008 düzenleme ve 15.09.2008 vade tarihli 1.150.000,00 TL bedelli bono sunulduğu, bononun davalı borçlu ... İnş. Oto. Nak. San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından ... İnş. Yapı Malz. Ltd. Şti. lehine düzenlendiği, ... İnş. tarafından ... Şti.'ne, ... Şti.'nden ... Petrol Ürünleri Paz. San. Ve Tic. Ltd. Şti.'ne, onun tarafından bu şirketin yetkilisi ...'a, onun tarafından da son olarak davacı ...'a ciro edildiği, takibin itiraz edilmeden kesinleştiği ve hacizler yapıldığı anlaşılmıştır. Davacının icra takibine konu alacağı kambiyo senedine dayanmaktadır. 6102 sayılı TTK'nun 687. maddesi "Poliçeden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def'ileri başvuran hamile karşı ileri süremez; meğerki, hamil, poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun." hükmünü içermekte olup, bu durumda eldeki davada önem arz eden hususun alacaklı davacı ...'ın senedi kendisinden ciro yoluyla devraldığı ...'dan alacaklı olması olduğundan, davacı cirantanın kötüniyetli olduğu yani senedi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olduğu da ispatlanamadığından davacının icra takibine konu alacağının gerçek olduğu anlaşılmış olup, alacağın gerçek olduğunun kabulü ile esasa girilmesi, İİK. 277 ve devamı maddelerinin tartışılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken İlk Derece Mahkemesince yazılı olduğu üzere hüküm tesisi doğru görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan mahkeme kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine, 32.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine, Dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 30.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! fdaab37b488e5a3b 561f7e0e477a6d38 ... ...

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi – Haziran 2025 kararlarının tamamı